Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2023/342 K.2025/1197
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/342 Esas 2025/1197 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/342
KARAR NO : 2025/1197
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 14/09/2022
NUMARASI : 2021/138 Esas 2022/749 Karar
DAVA : Genel Kurul Kararları ile Yönetim Kurulu Kararlarının İptali/Tazminat
DAVA TARİHİ : 18/12/2020
KARAR TARİHİ : 31/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 31/10/2025
Taraflar arasındaki olağanüstü genel kurul kararları ile yönetim kurulu kararlarının iptali ile tazminat istemli davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karara karşı, taraflarca süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı; Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olup davalı şirketin pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, diğer yönetim kurulu üyesi olan ... isimli ortağın, sorularını yanıtsız bırakarak telefonlara çıkmadığını, Türkiye'de yaptığı araştırmada çalışılan işlerden tamamen soyutlanarak yönetim kurulu üyesi olduğu şirketten hukuksuz bir şekilde çıkartılıp şirketteki temsil yetkisine son verildiğini, paylarının hukuka aykırı bir şekilde elinden alındığını, davalı şirketin diğer yetkilisi ...'un tek başına hareket ederek yurt dışında iken 08/10/2020 tarihinde kanunsuz bir yönetim kurulu toplantısı düzenleyerek yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimini de kapsayan bir gündem ile 09/10/2020 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılması kararını aldığını, 08/10/2020 tarihli karar metni altında yönetim kurulu üyesi olarak adına imza açıldığını ancak, anılan tarihte Türkiye'de dahi olmadığından imzasının taklit edildiğini, 09/10/2020 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısında şirketteki yönetim kurulu üyeliğine davalı tarafından son verilip sahip olduğu payların elinden alındığını, bu suretle diğer yönetim kurulu üyesinin şirketin yönetim kurulunun tek üyesi ve şirketin tek pay sahibi olduğunu belirterek 08/10/2020 tarihli 2020 yılı olağanüstü genel kurul toplantısına ilişkin yönetim kurulu kararının imzasının taklit edilmesi suretiyle alınmış olması nedeniyle yok hükmünde sayılması ile anılan toplantı kararı neticesinde 09/10/2020 tarihinde yapılmış olan olağanüstü genel kurul toplantısında alınmış olan kararların iptali ile anonim şirkette bulunan haklarının iadesine, yok hükmündeki genel kurul kararı neticesi 19/10/2020 tarihinde alınmış yönetim kurulu kararının iptaline, yok hükmündeki kararlar nedeniyle uğradığı maddi zarar kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100-TL yoksun kalınan kar tazminatı ile müvekkilinin şirketteki hissesine karşılık gelen bedele ilişkin şimdilik 100,00 TL kar payının ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı; hisselerin devri ile davalı şirkette hiçbir payı kalmayan davacının dava dilekçesinde talep ettiği şirket ortaklığının iadesine yönelik talebinin geçersiz olduğunu, genel kurul kararının iptali ile dahi böyle bir hakka ulaşılamayacağını, alınan 09/10/2020 tarihli genel kurul kararının, tek paylı davalı şirkette TTK 408 gereğince pay sahibi tarafından her zaman yapılabileceğini ve bunun usule uygun olduğunu, davacının iddia ettiği 08/10/2020 tarihli evrakın bir genel kurul kararı olmadığını, sadece genel kurula çağrı olduğunun açık olup bu hususun hiçbir şekilde pay devrinin geçerlilik şartı olmadığını, genel kurulla pay devri olmadığını, bu nedenle genel kurul kararının iptal edilemeyeceğini belirterek, haksız ve kötüniyetli açılan davada, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davaya konu 08/10/2020 tarihli olağanüstü genel kurul yapılmasına ilişkin yönetim kurulu kararının, davacının imzasının sahte olması nedeniyle yoklukla geçersiz olduğunun kabulü gerektiğini, bu yönetim kuruluna bağlı yapılan 09/10/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlar ile 19/10/2020 tarihli yönetim kurulu kararlarının da geçersiz olduğunu, davalı taraf, 03/09/2020 tarihinde, davacının, hissesini dava dışı ...'a devrettiğini iddia etmiş ise de; kabule göre sahteliği iddia edilen yönetim kurulu toplantısında davacının ismi açılıp imzası taklit edildiğinden bu savunmanın dinlenemeyeceği, davacının, maddi zararlarına ilişkin de talepte bulunduğu, buna ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği ancak davacı tarafça gerekli giderlerin yatırılmadığını, dolayısıyla mevcut delillere göre davacı tarafın zararlarını kanıtlayamadığı gözetilerek bu talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabulü ile, davalı şirkete ait 08/10/2020 tarihli yönetim kurulu toplantısı, 09/10/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ve 19/10/2020 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan kararların iptaline, davacı tarafın tazminat taleplerinin reddine" dair karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda açıkça; 09/10/2020 tarihli 2020/2 sayılı yönetim kurulu kararı, 19/10/2020 tarihli 2020/03 sayılı yönetim kurulu kararı, 19/10/2020 tarihli 2020/04 sayılı yönetim kurulu kararı, yönünden de iptal kararı verilmesi gerektiği halde eksik bir şekilde 19/10/2020 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan kararların iptali şeklinde karar verilmesinin doğru olmadığını, mahkemece, tazminat taleplerinin ispat edilemediğinden bahisle reddine yönelik karar verilmişse de 22/06/2022 tarihli dilekçemizde anlaşıldığı üzere bu taleplerden feragat ettiklerini, söz konusu taleplerden hakkın kendisinden feragat ettikleri anlamına gelmemek üzere kısmi feragat edildiğini, bu talepler yönünden feragat nedeniyle ret kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; davacının hukuki menfaati olmayıp hisse devir sözleşmesindeki imzaların davacının eli ürünü olduğunun rapor kapsamı ile de sabit olduğunu, davalı şirketin, 03/09/2020 tarihli hisse devri ile tek ortaklı anonim şirkete dönüştüğünü, davacının artık şirket ortağı olmadığını, iptali istenen sonraki kararlarda bu nedenle zaten yer almasının mümkün olmadığını, bu kararların, davacının onayının zorunlu olarak bulunması gereken kararlardan olmadığını, zira hisse devri sonrası alınan kararlar olduğunu, davacının yönetim kurulu üyeliğinin süreli olup işbu dava açılmadan önce sona erdiğini, davacının kötüniyetli olduğunu, davalı şirketteki tüm payını 03/09/2020 tarihinde şirketin temsilcisi ve diğer ortağı olan ...'a bedeli karşılığında devrettiğini, pay devrinin geçerli olduğunu, pay devri sonrası şirketin tek ortaklı anonim şirkete dönüştüğünü bu nedenle tek ortaklı şirketin karar alması için tek ortağın onayının yeterli olduğunu, bu geçerliğe göre yönetim kurulunun toplantıya davet şeklinin durumu değiştirmeyeceğini, dava konusu edilen işlem ve kararların Eylül 2020 itibariyle şirketin tek ortağının imzalarını içermekte olduğundan geçerlilik için bu yeterli olup işlemlerin geçersizliğine karar verilemeyeceğini, bu yöne ilişkin mahkemece bir değerlendirme yapılmadığını, feragat edilen alacak yönünden aleyhe maktu vekalet ücreti takdiri gerektiğini, hatalı hesaplandığını ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, 08/10/2020 tarihli, 2020 yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına ilişkin yönetim kurulu kararının yok hükmünde sayılması, karar neticesinde 09/10/2020 tarihinde yapılmış olan olağanüstü genel kurul toplantısında alınmış olan kararların iptaline, şirkette bulunan haklarının iadesi ile yok hükmündeki genel kurul kararı neticesinde 19/10/2020 tarihinde alınmış olan yönetim kurulu kararının iptaline, yok hükmündeki kararlar nedeniyle davacının uğradığı maddi zarar kapsamında yoksun kalınan kar tazminatı ile davacı şirketteki hissesine karşılık gelen bedele ilişkin kar payının ödenmesi istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacı; davalı şirkette % 20 oranında pay sahibi olduğunu, yönetim kurulu kararı ile davalı şirketin 01/07/2022 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, ABD vatandaşı olması nedeniyle ABD ülkesinde bulunduğu sırada kendisini şirketten uzaklaştırmak isteyen diğer ortak ve yönetim kurulu üyesi ...'un, imzası taklit edilmek suretiyle 08/10/2020 tarihinde 2020 yılı olağanüstü genel kurul toplantısının 09/10/2020 günü saat 10:00 da yapılmasına ilişkin yönetim kurulu kararı aldığını, imzanın kendisine ait olmaması nedeniyle bu kararın yok hükmünde olduğunu, yok hükmünde olan bu karara dayalı yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında gündem maddeleri altında alınan tüm kararların, 2020/02 sayılı görev dağılımı ile temsil ve ilzama ilişkin kararın iptali gerektiğini, yine yok hükmündeki kararlara dayalı olarak 19/10/2020 tarihli yönetim kurulunda alınan, nama yazılı pay senetlerinin iptali ve hamiline yazılı pay senedi basımına ilişkin 2020/03 sayılı ve TTK 338. Maddesi hükmü uyarınca tek pay sahipliği bildirimi yapılmasına ilişkin 2020/04 sayılı kararların da iptali gerektiğini, böylelikle şirkette mevcut hissesinin bedelsiz şekilde diğer ortak ...'a geçirilmesi ile şirketin tek ortaklı anonim şirkete dönüştürüldüğünü, uğradığı maddi zarara karşılık olarak şimdilik 100-TL yoksun kalınan kar tazminatı ile 100-TL kar payının da ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı ise; davacının, 03/09/2020 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davalı şirkette bulunan tüm hisselerini bedeli karşılığında diğer ortak ...'a devrederek şirket ortaklığından ayrılmış olduğunu, 08/10/2020 tarihli kararın çağrı nitelikli olup altındaki imzanın davacıya ait olmamasının hisselerin devredilmiş olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiş, Mahkemece; yazılı olduğu üzere davanın kısmen kabulü ile 08/10/2020 tarihli yönetim kurulu toplantısı, 09/10/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ve 19/10/2020 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan kararların iptaline, davacının tazminat taleplerinin reddine yönelik karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki HMK'nun 307 vd. maddeleri uyarınca feragat davaya son veren ve davacının talep sonucundan vazgeçmesine ilişkin taraf işlemi olup karşı yanın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir. Aynı yasanın 309/4 maddesi hükmüne göre ise, feragat kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Davanın geri alınması ise, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 123 üncü maddesi uyarınca, karşı tarafın açık kabulüne bağlı olup hüküm kesinleşinceye değin yapılabilir.
Davacı vekilinin yargılama sırasında verdiği 22/06/2022 tarihli dilekçesi kapsamındaki beyanlarında; maddi zarara ilişkin talepleri yönünden davadan kısmen feragat ettiklerini, maddi zararları yönünden ayrı bir dava açacaklarını belirterek hakkın esasından vazgeçmediklerini belirttiği görülmüştür. Yargılama sırasında ve duruşmada alınan beyanlarında davalı tarafın, davanın geri alınması istemini kabul etmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, davacı tarafın, maddi tazminat talepleri yönünden davadan kısmen feragat ettiklerini belirtmesine karşın, hakkın esasından vazgeçmeyerek bu hususta yeni bir dava açacaklarını ifade etmesi göz önünde bulundurulup bu beyanın davanın geri alınması olarak nitelendirilmesi isabetli olup davalı tarafından, davanın geri alınmasına rıza gösterilmediğinden, anılan talep yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek bilirkişi ücreti ile gideri avansı yatırmak üzere davacı tarafa kesin süre verilmesi, verilen sürede söz konusu ücret ve giderlerin yatırılmaması üzerine, davacı tarafın, maddi zarara uğradığına yönelik iddiasının ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiş, bu hususlara ilişkin davacı istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.
Dosya kapsamında toplanan delillerden; davacının, 09/07/2019 tarihli TSG'nin 791. Sayfasında yer alan ilana göre, davalı şirkette 01/07/2022 tarihine kadar Yönetim Kurulu Üyesi olarak 01/07/2019 tarihli 08037 sayı ile tasdikli Genel Kurul Kararı, 01/07/2019 tarihli 08036 sayı ile tasdikli 2019/02 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile seçilmiş olduğu ve dava tarihi olan 18/12/2020 itibariyle halen Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptığı, davacı ile davalı arasında tanıklar huzurunda düzenlenerek imzalanan 03/09/2020 tarihli hisse devir sözleşmesi kapsamında, davacının, davalı şirkete ilişkin % 20 hissesini, dava dışı diğer ortak olan ...'a devrederek davalı şirket ortaklığından ayrıldığı, bu devir karşılığında davacıya, ... tarafından hisse bedeli açıklaması içerir banka hesap hareketleri dökümüne göre ödemeler yapıldığı, yine söz konusu 03/09/2020 tarihli bu hisse devir sözleşmesi ile davalı şirketin tek hissedarının (%100 pay ile) ... haline geldiği anlaşılmaktadır.
Somut dosya kapsamında davacı yanın; 08/10/2020 tarihli, 2020/01 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile bu karar uyarınca ve sonrasında gerçekleştirilen 09/10/2020 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısında 3- 4- 5- 6 numaralı gündem maddeleri altında alınan( yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin, yönetim kurulu üyesi seçimi ve huzur hakkı kararlaştırılmasına ilişkin, hisse devrine ilişkin ortaklık durumun görüşülmesine ilişkin, ana sözleşmenin sermaye maddesinin görüşülmesine ilişkin) tüm kararların, 09/10/2020 tarihli 2020/02 sayılı görev dağılımı ve temsil ile ilzama ilişkin Yönetim Kurulu kararının, 19/10/2020 tarihli 2020/03 sayılı nama yazılı pay senetlerinin iptali ve hamiline yazılı pay senedi basımına ilişkin Yönetim Kurulu kararının, 19/10/2020 tarihli 2020/04 sayılı Yönetim Kurulu toplantısında alınan TTK'nın 338. Maddesi uyarınca tek pay sahipliği bildirimi yapılmasına ilişkin kararların yok hükmünde olduklarını, belirtilen tüm bu toplantı ve alınan kararların dayanağı olan 08/10/2020 tarihli Yönetim Kurulunun, 2020/01 ve 2020/04 sayılı 2020 yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı kararındaki imzaların kendisine ait olmadığını, ABD ülkesinde bulunduğu sırada yokluğunda alınarak imzasının taklit edildiğini, böylelikle alınan kararlarla şirketin tek ortaklı Anonim Şirkete dönüştürülerek haklarının elinden alındığını, sahte imzayla alınan kararların yok hükmünde olup buna dayalı alınan kararların da iptali gerektiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Uyuşmazlık; 08/10/2020 tarihli, 2020/01 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile bu karar uyarınca ve sonrasında gerçekleştirilen 09/10/2020 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısında 3- 4- 5- 6 numaralı gündem maddeleri altında alınan( yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin, yönetim kurulu üyesi seçimi ve huzur hakkı kararlaştırılmasına ilişkin, hisse devrine ilişkin ortaklık durumun görüşülmesine ilişkin, ana sözleşmenin sermaye maddesinin görüşülmesine ilişkin) tüm kararların, 09/10/2020 tarihli 2020/02 sayılı görev dağılımı ve temsil ile ilzama ilişkin Yönetim Kurulu kararının, 19/10/2020 tarihli 2020/03 sayılı nama yazılı pay senetlerinin iptali ve hamiline yazılı pay senedi basımına ilişkin Yönetim Kurulu kararının, 19/10/2020 tarihli 2020/04 sayılı Yönetim Kurulu toplantısında alınan TTK'nın 338. Maddesi uyarınca tek pay sahipliği bildirimi yapılmasına ilişkin kararların yok hükmünde olup olmadıkları hususlarına ilişkindir.
Mahkemece, Grafoloji uzmanı bilirkişiler kurulundan alınan 09/05/2022 tarihli rapor kapsamında; " 1- İnceleme konusu; 08/10/2020 tarihli, 2020/01 sayılı 2020 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı Kararı, 08/10/2020 tarihli, 2020/04 sayılı 2020 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı Kararı, 2020 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı Gündemidir başlıklı 7 maddelik Gündem kararı altında ... isimli kişi adına atılan imzalarla, adı geçenin yukarıda sayılan belgelerindeki mukayese İmzaları arasında, mukayese tablosunda görüleceği üzere, gerek şeklen, gerekse tersİm tarzı, başlama özelliği, işleklik derecesi, içerik oluşumların tersimi, ebadı, bağlantı ve oranı, kalem yürütme ve dönüş hareketleri, istif, eğim, doğrultu, hız, baskı derecesi, bitirme özelliği ve grafolojik alışkanlıklar bakımından herhangi bir grafolojik ilişki kurulamadığından, 08/10/2020 tarihli, 2020/01 sayılı 2020 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı kararındaki imzanın, 08/10/2020 tarihli, 2020/04 sayılı 2020 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı kararındaki imzanın, 2020 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı Gündemlidir başlıklı 7 maddelik Gündem kararındaki imzanın, mevcut mukayese imzalarına kıyasla ... İsimli kişinin eli ürünü olmadığı, 2- İnceleme konusu; 03/09/2020 tarihli 200 adet Hisse Devri kararı, 03/09/2020 tarihli Şirket Hisse Devri kararı, 03/09/2020 tarihli 2020/01 sayılı Hisse Devri Sözleşmesinde ... isimli kişiye atfen atılan imzalarla adı geçenin mukayese imzaları arasında, sayılan grafolojik tanı unsurları bakımından uygunluk ve benzerlikler bulunduğu tespit edildiğinden, 03/09/2020 tarihli 200 adet Hisse Devri kararındaki imzanın, 03/09/2020 tarihli Şirket Hisse Devri kararındaki imzanın, 03/09/2020 tarihli 2020/01 sayılı Hisse Devri Sözleşmesindeki imzanın, ...'nin eli ürünü olduğu " hususunun kanaat olarak bildirildiği görülmüş, mahkemece, denetime ve hükme elverişli bulunan rapor kapsamının benimsenerek hükme esas alınmasında Dairemizce de bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacının şikayeti üzerine başlatılan savcılık soruşturması sonucunda; Ankara CBS'nin 2022/73615 Esas sırasında kayıtlı 2022/6385 sayılı, 28/12/2022 tarihli iddianamesi ile şüpheli ... aleyhine, " Resmi belgede sahtecilik, Tacir veya Şirket Yöneticileri ile kooperatif Yöneticilerinin Dolandırıcılığı " suçlamasıyla kamu davası açıldığı, davanın tevzi edildiği Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/264 sayılı, 09/01/2023 tarihli İddianame değerlendirme kararıyla, " taraflar arasındaki uyuşmazlığın neden hukuki uyuşmazlık teşkil etmediği, şüphelinin ne şekilde haksız menfaat temin ettiği ya da hileli hareketlerle müştekinin iradesini fesada uğrattığı, söz konusu imzanın şüpheliye ait olup olmadığı hususlarının araştırılmadığı..." gerekçesiyle iddianameyi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na iade ettiği, savcılık tarafından soruşturmanın sürdürüldüğü tespit edilmiştir.
Söz konusu savcılık soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ve ortağı olan ...'un beyanlarında; 03/09/2020 tarihinde davacının, davalı şirkette bulunan hisselerini bedeli karşılığında kendisine devrettiğini, şirketin böylelikle tek ortaklı şirkete dönüşmesi nedeniyle genel kurul yapılması gerektiğinden ancak kendisine devri gereken başka hisseler de bulunup o devirler henüz yapılmadığından, davacının, ABD ülkesine dönmeden önce 08/10/2020 tarihli Yönetim Kurulundaki Genel Kurul yapılmasına ilişkin hazırlanan karar altını imzaladığını, davacının imzaladığı belgenin genel kurulun toplantıya çağrısına ilişkin olduğunu, davacı yerine kendisinin imza atmadığını, davacının kasıtlı olarak sürekli farklı imzalar kullandığını belirttiği görülmüştür.
Taraflar arasında; 08/10/2020 tarihli, 2020/01 sayılı 2020 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı kararındaki imzanın, 08/10/2020 tarihli, 2020/04 sayılı 2020 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı kararındaki imzanın, 2020 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı Gündemlidir başlıklı 7 maddelik Gündem kararındaki imzanın, davacının eli ürünü olmadığının tespiti sonrasında davalı yanca, davacının eli ürünü olduğu aynı rapor kapsamında tespit edilen ve geçerli bulunduğu ileri sürülen 03/09/2020 tarihli 2020/01 sayılı Hisse Devri Sözleşmesi uyarınca davacı yanın, davalı şirkette bulunan tüm hisselerini bedeli karşılığında bu tarihte devretmesi dikkate alındığında, 03/09/2020 tarihi itibariyle davalı şirket tek ortaklı Anonim Şirkete dönüşmüş olup 08/10/2020 tarihli kararların sonraki tarihli olmaları nedeniyle altında ki imzalar davacı eli ürünü olmasa bile sonuca etkili olmayacağı savunulmaktadır. Ne var ki davacının, iddiaya konu yoklukla batıl olduğu ileri sürülen kararların alındığı ve toplantıların yapıldığı tarihler itibariyle (08/10/2020- 09/10/2020- 19/10/2020) halen davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olarak görevinin sürdüğü tarafların kabulünde olup bu hususta bir uyuşmazlık da bulunmadığına göre, yönetim kurulunun görevlerini düzenleyen TTK 375 maddesi hükümleri kapsamında devredilmez ve vazgeçilemez görevler arasında belirtilen " genel kurulun toplantıya çağrılması ve gündemin hazırlanması" hükmü göz önüne alındığında; 08/10/2020 tarihli, 2020/01 sayılı 2020 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı kararında, 08/10/2020 tarihli, 2020/04 sayılı 2020 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı kararında ve 2020 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı Gündemlidir başlıklı 7 maddelik Gündem kararında, "yönetim kurulu üyesi" sıfatıyla davacının yer alması gerekliliği karşısında davacının ad ve soyadı yazılarak altına sahte imza atılmış olmasının dosya kapsamında usulünce alınan bilirkişi raporu kapsamıyla sabit olması ve şirket ortaklığının sona ermesinin tek başına yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesine sebebiyet vermeyecek olması karşısında, davalının bu yönlere ilişkin tüm istinaf istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılarak reddi gerekmiştir.
Belirtmek gerekirse bir genel kurul toplantısından söz edebilmesi için ana sözleşme ve yasanın öngördüğü yeter sayılarla alınmış bir kararın varlığı gerekli olup ortaklarca yasal bir genel kurul gerçekleştirilmemiş ise, bu toplantıda alınan kararlar yok hükmünde olacaktır. Ayrıca, toplantı veya karar yeter sayılarının sağlanamadığı, bakanlık temsilcisinin katılmasının zorunlu olduğu genel kurula katılmadığı toplantılar da yine aynı şekilde yok hükmünde sayılması gerekecektir. Bir genel kurul usul ve şekil kurallarına uygun olarak yapılmış olsa da konusu imkansız ya da Yasa'nın veya ana sözleşmenin emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına, şirketin temel yapısına ve sermayenin korunmasına dair hükümlere aykırı olan kararlar da batıl sayılacaktır. Yokluğun veya batıllığın tespiti hususunda dürüstlük kurallarına aykırı düşmedikçe olumlu oy vermiş paydaşlar da dahil olmak üzere menfaat sahibi tüm ilgililer herhangi bir süreye tabi olmaksızın dava açabileceklerdir.
Hal böyle olunca mahkemece, davaya konu olan 08/10/2020 tarihli olağanüstü genel kurul yapılmasına ilişkin yönetim kurulu kararının davacının imzasının sahte olması nedeniyle yoklukla geçersiz olduğunun kabulünün gerekerek bu yönetim kuruluna bağlı olarak yapılan 09/10/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlar ile 19/10/2020 tarihli yönetim kurulu kararlarının da geçersiz olduğuna işaret edilmek suretiyle; davalı şirkete ait 08/10/2020 tarihli yönetim kurulu toplantısı, 09/10/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ve 19/10/2020 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan kararlarının iptaline yönelik karar verildiği görülmüş ise de; dosyada alınan ve hükme elverişli olduğu anlaşılan bilirkişi raporu kapsamında 08/10/2020 tarihli, 2020/01 sayılı 2020 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı kararındaki imzanın, 08/10/2020 tarihli, 2020/04 sayılı 2020 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı kararındaki imzanın, 2020 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı Gündemlidir başlıklı 7 maddelik Gündem kararındaki imzanın, davacının eli ürünü olmadığının, sahte olduğunun tespiti karşısında, yukarıda sayılan ve davacının ön inceleme duruşması kapsamında belirlenen taleplerine konu edilen kararların, hüküm yerinde HMK'nın 297/2 maddesi çerçevesinde eksiksiz bir şekilde belirtilmesi ve tüm taleplerin karşılanması suretiyle yok hükmünde olduklarının tespitine yönelik karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı olduğu üzere tüm talepler yönünden eksiksiz bir şekilde karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı dır. Davacının, belirtilen bu hususlara ilişkin istinaf isteminin, kamu düzeni de göz önünde bulundurulmak suretiyle yerinde görülmesi ile kabulü gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle, davalı tarafın yerinde görülmeyen istinaf isteminin esastan reddine, davacı tarafın istinaf isteminin ise kısmen kabul sair yönlerden reddiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
B)1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun kamu düzeni de gözetilerek KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/09/2022 tarih ve 2021/138 Esas, 2022/749 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
C)Davanın KISMEN KABULÜ ile,
a- 08/10/2020 tarih 2020/01 sayılı Yönetim Kurulu kararının,
b-09/10/2020 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında belirtilen gündem maddeleri altında alınan tüm kararlar; Yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin (3) numaralı gündem maddesi altında alınan, Yönetim kurulu üyesi seçimi ve huzur hakkı kararlaştırılmasına ilişkin (4) numaralı gündem maddesi altında alınan, Hisse devrine ilişkin ortaklık durumun görüşülmesine ilişkin (5) numaralı gündem maddesi altında alınan ve Ana Sözleşmenin sermaye maddesinin görüşülmesine ilişkin (6) numaralı gündem maddesi altında alınan kararlar,
c-09/10/2020 tarih 2020/02 sayılı Yönetim Kurulu kararı (Görev dağılımı ve temsil ile ilzama ilişkin),
d-19/10/2020 tarih 2020/03 sayılı Yönetim Kurulu kararı (Nama yazılı pay senetlerinin iptali ve hamiline yazılı pay senedi basımına ilişkin),
e-19/10/2020 tarih 2020/04 sayılı Yönetim Kurulu toplantısında alınan TTK m. 338 hükmü uyarınca tek pay sahipliği bildirimi yapılmasına ilişkin kararların,
Yok hükmünde olduklarının TESPİTİNE,
f-Davacı tarafın tazminat talebinin REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 80,70-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin harç, 54,40-TL başvuru harcı ve 7,80-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 116,60-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince ve verilen kararın niteliğine göre hesap ve takdir edilen 9.200-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davanın reddedilen kısmı yönünden takdir edilen ve daha fazla olamayacağından 200-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından sarf edilen 2.250-TL bilirkişi ücreti, 310,75-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 2.560,75-TL yargılama giderinin, davanın kabul/ red oranı gözetilerek takdiren 2.500-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından sarf edilen gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Karar kesinleştiğinde artan gider avansı olması halinde yatıran taraflara iadesine,
D)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 179,90-TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
2-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan 220,70-TL istinaf başvuru gideri ve 48,00-TL dosya gönderme ücreti olmak üzere toplam 268,70-TL istinaf giderinin, davanın kabul/ red oranı gözetilerek takdiren 262,33-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/10/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi