Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2023/1707 K.2025/1707
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1707 - 2025/1707
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2023/1707 (KABUL KALDIRMA)
KARAR NO : 2025/1707
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/09/2023
ESAS-KARAR NO : 2023/312 E 2023/538 K
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 29/12/2025
YAZILDIĞI TARİH : 20/01/2026
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 25/10/2016 tarihinde davalı ... Motorlu Araçlar San ve Tic. A.Ş.'den 2016 model ... marka ... plakalı aracı 154.251,00 TL bedelle satın aldığını, aracın bakımı için yetkili servise gittiğinde servisteki ustanın aracın 90 mikron boyalı olması gerekirken 200 mikron boyalı olduğunu söylediğini, müvekkilinin bu raporu davalı ... A.Ş.'ye bildirdiğini, verilen cevapta araçtaki boyanın kalınlık limitleri dahilinde bulunduğunun ve fabrika çıkışı orjinal boya olduğunun belirtildiğini, ancak mahkeme yoluyla alınan tespit raporunda aracın gizli ayıplı olduğu ve 23.137,80 TL değer kaybı oluştuğunun tespit edildiğini, davalılara ihtar gönderildiğini, sonuç alınamadığını belirterek 23.137,80 TL değer kaybının ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesiyle özetle; ayıbın süresi içerisinde ihbar edilmediğini, aracın ayıplı olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Motorlu Araçlar Tic. San. A.Ş. cevap dilekçesiyle özetle; aracın yetkili satıcısı olarak standartlara uygun olarak sorunsuz, çalışır ve herhangi bir eksik ve ayıp olmadan satıldığını, ayıp ihbar sürelerine uyulmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece 16/07/2018 Tarih, 2017/424 Esas, 2018/562 Karar sayılı ilamı ile dava konusu aracın ayıplı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 30/03/2023 Tarih, 2021/205 Esas, 2023/448 Karar sayılı ilamı ile raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesine yönelik yeni heyet rapor alınması için karar kaldırılmış, kaldırma kararı sonrasında mahkemece yapılan yargılama sonucunda, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, kaldırma kararına istinaden alınan bilirkişi raporunda
boya kalınlıkları sebebiyle aracın gizli ayıplı olduğu, aracın ikinci el piyasa rayiç bedelinde değer kaybına neden
olacağı, nispi metoda göre araç bedelinden 20.000,00 TL tutarında indirim yapılması gerektiğinin tespit edildiği, her ne kadar davalı tarafça zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de, davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı, sonuç olarak aracın ayıplı olduğu, ayıp nedeniyle davacının talep edebileceği indirim tutarının 20.000,00 TL olduğu, her iki davalının bu tutardan müştereken sorumlu oldukları, müteselsil sorumluluğa ilişkin kısa karardaki maddi hatanın gerekçeli kararda re'sen düzeltildiği belirtilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, araçta imalattan kaynaklı ayıp bulunmadığını, aracın standart değerleri içerisinde imal ve ithal edilerek satıldığını, eksik ve hatalı şekilde tanzim edilen son rapora göre karar verildiğini, üniversitelerin otomotiv ana bilim dalından seçilecek bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... Motorlu Araçlar Tic. San. A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ayıp ihbar sürelerine uyulmadığını, aracın ayıplı olmadığını, son alınan raporun eksik ve hatalı olduğunu, itiraz üzerine yeni rapor alınmadığını, aracın boya kalınlığının standartlar dahilinde orjinal boyalı olduğundan bu durumun ayıp olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, satıma konu aracın ayıplı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ayıplı araç satıldığı iddiasında dayalı değer kaybı istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 297/1-c maddesinde hükmün gerekçe bölümünün, 2.fıkrada ise hükmün sonuç bölümünün kapsayacağı hususlar düzenlenmiştir. Anılan 297/1-c maddesinde, hükmün, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği öngörülmüştür. HMK'nın 297/2. maddesinde, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir.
Mahkemece, HMK'nın 294/3. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. HMK'nın 298/2. maddesi uyarınca, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili ya da farklı olması, yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca, anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.12.2011 tarih 15-708 E, 737 K sayılı ilamında açıklandığı üzere; gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re'sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usûl Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK'na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler.
Somut olayda mahkemece kısa kararda,
"1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 20.000,00 TL'nin dava tarihi olan 06/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiş,
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise
"1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 20.000,00 TL'nin dava tarihi olan 06/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, " şeklinde karar verilmiştir.
Somut olayda, kısa karar ile gerekçeli kararda davalıların sorumluluğunun niteliği bakımından çelişki yaratılmıştır. Bu hal, HMK’nın 298/2 maddesine aykırılık oluşturmakta olup bu durumda maddi ve hukuki denetime elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez. HMK'nın 355/1.m.2.cümlesi: "...Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu re'sen gözetir.." hükmünü içermektedir.
Açıklanan nedenlerle Dairemizce, 10.04.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere önceki verilen kararla bağlı olmaksızın gerekçe ve hüküm arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde yeniden karar verilebilmesi için HMK'nın 355/1.m.2.cümle hükmü re'sen gözetilerek esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, kaldırma nedenine göre istinafa gelen tarafların istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekmemiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/312Esas, 2023/538Karar ve 14/09/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
2-HMK.'nin 355.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davalılara İADESİNE,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davalılar tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 29/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
¸e-imza
Üye
¸e-imza
Üye
¸e-imza
Katip
¸e-imza
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."