İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/1690 K.2025/1647
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1690 Esas
KARAR NO : 2025/1647 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2025/436 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 09/07/2025 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan), Tapu İptali Ve Tescil, Sözleşmenin İptali
KARAR TARİHİ: 09/10/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacılar vekili İstanbul 21 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/247 D.İş sayılı dosyasına sunduğu tedbir talep dilekçesinde özetle, Milletlerarası Tahkim Divanı MTO (ICC) 08/01/2018 TARİHLİ VE...dosya numaralı karar ve bu karara dair 03/05/2018 tarihli Zeyilname ile müvekkilleri aleyhine 09/10/2014 tarihinden başlayarak karar imzalanma tarihine kadar %7 faiziyle birlikte 388.000.000,00 ABD Doları tazminat, 698.750,00 ABD Doları tahkim gideri ve 7.656.872,76 ABD Doları yargılama giderine hükmedildiğini, müvekkili aleyhine toplam 396.355.622,76 ABD Doları tazminata hükmedildiğini, müvekkilleri ile ... Ltd. Şti. İle davacılardan Mahmut ..., Azi ... ... A.Ş. Ve ... Grup Enerji ... İnşaat Pet. Gaz. Tic. Nak. San. Ve Tic. A.Ş. Arasında 09/03/2012 tarihinnde "hisse alım sözleşmesi" başlıklı sözleşme imzalandığını, davalılardan ... ... ... ise alıcı ... Ltd. Şti. ' nin garantörü sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, esasında davalı ... merkezi Cayman adalarında bulunan ... ... ... tarafından sırf bu hisseleri devralmak amacıyla kurulmuş paravan bir şirket olduğunu, adına kayıtlı hiçbir malvarlığı yada ticari faaliyet bulunmadığını, davalı alıcı İnternotional söz konusu hisseleri ve malvarlıklarını devir ve teslim aldıktan sonra bir dönem maden ruhsatları ve tesisleri kullanmaya başlayıp elde gelir elde ettiğini, diğer taraftan da söz konusu madenlere bir yatırım yapması gerekirken devraldığı bazı tesisleri ve araçları da satmaya başladığını, ancak esası itibariyle sözleşmenin arkasında yer alan ve gizil yönetici konumundaki ... ... Holdingis hiçbir zaman bu madenleri işletme niyetinde olmadığını, üçüncü bir kişiye devir etmek niyeti ile bu sözleşme ilişkisine girdiğini, davalıların bu planlarından sonra müvekkillerine sahte delillere dayalı haksız bir tahkim davası açma yoluna girdiklerini, Fransa' da yürütülen yargılamada müvekkilleri satış bedeli olarak tahsil etmiş oldukları 181 milyon USD karşılığı olarak bu bedelin 4 katı tazminata mahkum edildiğini, ... Ltd' nin devralmış olduğu hisseler ve malvarlıklarını iade etmesi konusunda hiçbir karar verilmediğini, yani kararla birlikte ... Ltd ve ... ... ... ödedikleri alım bedelini 4 katıyla geri alırken aldıkları hiçbir hisse ve malı da iade etmediğini, nitekim tüm bu malvarlıkları ve ruhsatları muvazalı bir şekilde üçüncü kişilere devir ettiklerini, davalıların müvekkillerin olası tazminat talepleri karşısında muvazaalı şekilde hisse devir sözleşmeleri yaparak ... Ltd hisselerini hileli şekilde diğer davalıya devrettiğini, davalının eylemlerinin ahlaka aykırı olduğunu ve haksız fiil teşkil ettiğini, tazmin sorumluluğu doğurduğunu, satışa konu malların müvekkiline iadesi, iadesi mümkün değilse bu satış hiç olmasaydı elde edeceği değerin yaklaşık 4.000.000.000 USD olduğunu, tahkim yargılaması ile davalılar lehine hükmedilen tazminat ile müvekkillerinin satışa konu teslim ettiği mal değerlerinin mahsup edilmesi gerektiği ve malların davalılar elinde olması sebebiyle söz müvekkilleri zararının tespit edilip mahsup edilmesinin yargı sürecinin sonuna kadar Milletlerarası Tahkim Divanının...dosya numaralı kararının tanınması akabinde verilecek kararın icra edilmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davacı müvekkilinin adli yardım taleplerinin kabulünü, Milletlerarası Tahkim Divanı' nın MTO (ICC) 08/01/2018 TARİHLİ VE...dosya numaralı karar ve bu karara dair 03/05/2018 tarihli Zeyilname" nin icra takibine konu edilmemesi amacıyla İİK 72/2 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunun 389. Maddeleri uyarınca teminatsız olarak veya adli yardım sonucunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemenin 09/05/2025 tarihli 2025/247 Değişik iş - 2025/250 Karar sayılı kararı ile; " 1-Davacı vekilinin tedbir talebinin KABULÜ İLE; "Milletlerarası Tahkim Divanı' nın MTO (ICC) 08/01/2018 tarihli ve...dosya numaralı karar ve bu karar dair 03/05/2018 tarihli Zeyilname"ye dayanılarak başlatılacak takibin, İİK'nın 72/2. md uyarınca TEDBİREN DURDURULMASINA, 2-Adli yardım talebinin, davacı ... Enerji Gaz. A.Ş ve ... Enerji ... Şirketi için adli yardım taleplerinin reddine, diğer davacılar yönünden adli yardım talebinin teminat yönünden kabulüne, 3-Davacı ... Enerji Gaz. A.Ş ve ... Enerji ... Şirketi'nden %15 oranında hesaplanan 3.066.222.951,89 TL teminat alınmasına," karar verdiği anlaşılmıştır. Davacılar ... Enerji Gaz. A.Ş ve ... Enerji ... Şirketinin tarihli tedbirde teminata ilişkin itirazları üzerine ilk derece mahkemesinin 04/06/2025 tarihli 2025/247 Değişik iş - 2025/250 Karar sayılı EK kararı ile;"1-Sunulan belgeler, bilanço ve gelir tablosu ve Anayasa Mahkemesi'nin kararı nazara alınarak, teminata ilişkin talebin/itirazın kabulüne, talep eden ... Enerji ... ... Turizm İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi(VD:2480375852) ve ... Enerji İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi(VD:5240189735)'nin teminattan muaf tutulmasına, teminatsız olarak ihtiyati tedbirin uygulanmasına,2- Mahkememizin 09/05/2025 tarihli kararının 3. Bendinde yazılı "davacı ... Enerji Gaz. A.Ş ve ... Enerji ... Şirketi'nden %15 oranında hesaplanan 3.066.222.951,89 TL teminat alınmasına," kısmının kaldırılmasına," karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı ... ... ... vekili itiraz dilekçesinde özetle; müvekkilinin TTK hükümlerine göre 2012 yılında kurulmuş bir şirket olduğunu, Ülkemizde yabancı bir yatırımca olarak bulunan ... ... ..., müvekkilinin %100 hissedarı olduğunu, müvekkilinin Burdur' un Tefenni ilçesinde bulunan ... madenlerinin mandencilik haklarına sahip ... ailesi üyeleri ve şirketleri arasında 9 mart 2012 tarihinde İstanbul' da hisse alım sözleşmesi imzalandığını, ... uyarınca satıcıların Aziz ... ... şirketi ile ... Grup Enerji ... şirketindeki hisseleri ... tarafnıdan devir alındığınğı, böylece söz konusu ... madenleri ile ilgili ... haklarına Turchromenin sahip olduğunu, müvekkilinin satıcıların bir takım hileli davaranışlarıla maden kalitesini ve maden rezerv miktarını gerçekte olduğundan yüksek gösterdiklerini ve bu suretle dolandırıldığını anladığını, bunun üzerine ..., satıcıların hileli davranışlardan ve sözleşmesel ihlallerinden kaynaklanan zararlarının tazmini amacıyla uyuşmazlığı ...' ta yer alan tahkim şartı uyarınca 8 Ekim 2014 tarihinde Millerler arası Ticaret Odası Tahkim Divanı' na taşıdığını, MTO nezdinde Pariste gerçekleşen tahkim yargılması neticesinde satıcıların hileli eylemleri tespit edilmekle birlikte ... kapsamında verilen akdi güvenceleri ihlal ettiklerinin bundan doğan zararın tazminininden sorumlu oldukları sonucuna ulaşıldığını, müvekkili lehine sonuçlandığını, hakem kararının Paris istinaf mahkemesinde 11 Mayıs 2021 tarihli karar ile onanarak kesinleştiğini, müvekkilinin Hakem kararında ve Zeyilname de belirtilen alacaklarının ve haklarının tümünün 21 Mayıs 2021 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile hakim şirketi olan ...' e devrettiğini, böylece ... alacaklı sıfatını haiz olduğunu, hakem kararının ve Zeyilnamenin Türkiye' nin taraf olduğu Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi hükümleri uyarınca tenfizi için Borçlular aleyhine 25 Mart 2022 tarihinde İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2022/181 esas sayılı tanıma ve tenfiz davasının açıldığını, tenfiz davasının reddine karar verildiğini, İstinaf başvurusu ile istinaf inclemesine konu ilk derece mahkemesinin kaldırılarak davanın kabulüne karar verilidiğini, Milletlerarası Tahkim Divanı Hakem Heyeti' nin 8 Ocak 2018 tarihli, MTO dosya numaralı...numaralı kararının ve 3 Mayıs 2018 tarihli zeyilnamenin Tenfizine karar verildiğini, alacağın temliki ile temlike konu alacak yönünden dava ve takip hakkı temlik alana geçtiğini, bu anlamda davada taraf sıfatının da temlik alanda olduğunu, adli yardımlı olarak teminat alınmadığını, adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulunun ödeme gücünden yoksun olduğunu, ikinci koşulunun ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmaması olduğu son derece açık olduğunu, Tüzel kişilerin adli yardımdan yararlanmasının ise sadece kamuya yararlı dernek ve vakıflarla sınırlı olduğunu, gerçek kişilerin maaş bilgileri ile vekillerinin beyanı adli yardım talebinde bulunanların mali gücünün tam olarak ispatı için yeterli delil olmadığını, bu nedenlerle mahkemenin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, tüm davacılar bakımından adli yardımın teminat yönünden kabulü kararının kaldırılmasına talep etmiştir. Davalı ... ... vekili itiraz dilekçesinde özetle; ülkemizde yabancı bir yatırımcı olarak bulunan müvekkilinin Türkiye' de TTK hükümlerine göre 2012 yılında kurulmuş ... ... ... şirketinin %100 hissedarı olduğunu, müvekkilinin alacağını hüküm altına alan 08/01/2018 tarihli Hakem kararı ile 03/05/2018 tarihli Zeyilnamenin tenfizine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara karşı davalılarca yapılan temyiz başvurusunn murafasının 22/04/2025 tarihinde yapıldığını, Yargıtayca verilen gerekçeli kararın yazımının UYAP a yüklenmesinin henüz gerçekleşmediğini, Yargıtaydan alınan bilginin onama olduğuna ilişikin olduğunu, davalılarca temyiz incelemesinin sonucunun yani tenfiz kararının onanarak kesinleştiğinin öğrenildiğini, hemen akabinde mahkemeden ihtiyati tedbir talep eden davalılar vekili tarafından öncesinde 05/05/2025 tarihli bir ihtarname gönderilerek, hakem kararı ile hükmedilen tazminatın fahiş olduğunu, sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığını ve 977 milyon dolar tutarındaki zararlarının 06/05/2025 günü saat 17:00' ye kadar ödenmesi ihtar edildiğini, sonra da 09/05/2025 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, bu başvurunun tamamen kötü niyetle ve müvekkilinin başlatacağı ilama dayalı icra takibini geciktirmek ve de alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapıldığını, ihtiyati tedbire konu alacağın kesin hükme dayandığını, kesin hükme karşı menfi tespit davası açılamayacağı ve başlatılacak takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, ihtiyati tedbire ilişkin kanunda öngörülen koşulların oluşmadığını, bu nedenlerle ihtiyati tedbire ve adli yardım talebinin kabulü kararına karşı itirazlarının incelenerek karara bağlanmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 09/07/2025 (Ara Karar Tarihi) ve 2025/436 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "İhtiyati tedbire itiraz üzerine 09/07/2025 tarihli duruşma açılmış ve taraflar dinlenmiştir.Davacı vekilince 20/06/2025 tarihli talep dilekçesi ile, davalılara karşı ihtiyati tedbir kararına konu alacak yönünden esas dava açılacağından, açılacak alacak davasının sonuçsuz kalmaması adına ekte listesi sunulan araçlar, iş makineleri, taşınmazlar, ruhsat sicilleri kayıtlarına satılamaz- devredilemez şerhi konulmasına karar verilmesini talep etmiş, mahkememizce 20/06/2025 tarihli ve 2025/247 Değişik iş dosyası üzerinden; "2025/436 esas sayılı dosyası ile esas dava açıldığından ve mahkememizce zaten icraya konu edilmeme yönünden ihtiyati tedbir talebi kabul edilmiş olduğundan, davalıların faaliyetini zarara uğratma ihtimali bulunan mallara tedbir uygulanmasına dair iş bu talebin reddine, davacı tarafça mahkememiz 2025/436 esas dosyada esas davaya geçildiği anlaşıldığından, işbu dosyanın 2025/436 esas sayılı dosyasına gönderilmesine" karar verilmiştir.Esas dava açıldığı için mahkememizin 2025/247 Değişik iş sayılı dosyası esas dosya olan mahkememiz 2025/436 Esas dosyası içerisine alınmış ve bu dosya üzerinden ihtiyati tedbir ve adli yardım kararlarına itiraz değerlendirilmiştir.Dosyanın incelenmesinde, davanın, yabancı hakem kararının tenfizi nedeniyle sözleşmeden dönme koşulları oluştuğundan bahisle, sözleşmeden dönme ve tazminat ile takas mahsup talebine ilişkin olduğu, mahkememizin 2025/247 Değişik iş sayılı dosyasından da öncesinde , henüz kesinleşmemiş hakem kararının İİK'nın 72/2. Maddesi uyarıca icrasının durdurulması talebinde bulunulduğu, tedbir talebiyle birlikte davacıların adli yardım talebinde de bulunulduğu, mahkememizce ihtiyati tedbir talebinin 2025/247 Değişik iş üzerinden kabul edildiği, adli yardım talebinin ise gerçek kişi davacılar yönünden kabul edildiği, diğer iki davacı şirketin itiraz ve yeniden talepte bulunulması üzerine mahkememizce davacı şirketlerin finansal tablolarının istendiği, sunulan vergi beyannameleri ekindeki gelir tablosu ve bilançoların incelenmesinde, alınması gereken teminat miktarını karşılayacak nakde dönüşebilir varlığının görülmediğinin tespit edildiği, bunun üzerine ek karar ile davacı şirketler yönünden de, anayasa mahkemesi kararları gözetilerek adli yardım talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Davalı itiraz edenler, davacıların adli yardıma muhtaç olmadığını, teminatı ödemeye yeterli ekonomik imkana sahip olduklarını beyanla adli yardım kararının kaldırılmasını, tedbirin de haksız olduğunu, hakem kararının tenfizine dair bölge adliye mahkemesi kararının Yargıtay'da onandığını, ilama karşı İİK 72. Maddesi uyarınca tedbir kararı verilmesinin kanuna aykırı olduğunu bildirerek tedbir kararının da kaldırılmasını talep etmiştir. Adli yardım talebine itiraz HMK'da düzenlenmemiş ise de, davalı itiraz eden vekilinin talebi üzerine dosya inceleme mercii olan İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş, ancak mahkemece inceleme yapılmadan evrak iade edilmiştir.Tedbire konu Milletlerarası Tahkim Divanı Hakem Heyeti' nin 8 Ocak 2018 tarihli, MTO dosya numaralı...numaralı kararının ve 3 Mayıs 2018 tarihli zeyilnamenin Tenfizine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2023/1427 Esas, 2024/255 Karar sayılı kararın, mahkememizce verilen tedbir kararından sonra Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/2560 Esas ve 2025/2754 Karar sayılı ilamı ile onandığı ve kesinleştiği anlaşılmıştır.Tedbire konu Milletlerarası Tahkim Divanı Hakem Heyeti' nin 8 Ocak 2018 tarihli, MTO dosya numaralı...numaralı kararının ve 3 Mayıs 2018 tarihli zeyilnamenin Tenfizine dair kararın kesinleştiği ve artık infazının İİK'nın 72/2. Maddesi kapsamında durdurmanın mümkün olmadığı, takas mahsup defilerinin bu aşamada değerlendirilmesine de yer olmadığından itirazın kabulüne, tedbire dair karar ve ek kararın kaldırılmasına, tedbir kararları kaldırıldığından teminat alınmasına yer olmadığına, esas davada harç yönünden adli yardım talebinin kabul edilip edilmeyeceğinin bilirkişi incelemesi sonrasında değerlendirilmesine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.İtiraz edenlerin esasa dair tahkim şartı ve benzeri usuli itirazları esas davada cevap olarak ileri sürülmediğinden ve bunların esas dosyada değerlendirilmesi gerektiğinden, diğer itirazlar mahkememizce bu aşamada değerlendirilmemiştir."gerekçesi ile,"1-Davalı tarafın itirazının kısmen kabulüne, mahkememizin 2025/247 D.iş sayılı dosyasında verilen 09/05/2025 tarihli ve 04/06/2025 tarihli ek ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına, 2-Adli yardım talebi yönünden esas dosya üzerinden bilirkişi raporu alındıktan sonra harç açısından talebin değerlendirilmesine, 3-İhtiyati tedbir kararı kaldırıldığından, bu aşamada teminat alınmasına yer olmadığına, " karar verilmiş ve ara karara karşı davacılar vekili, davalı ... ... ... Sanayi Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi vekili ve davalı ... ... ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, ihtiyati tedbir talebinde bulunulabilmesi için talepte bulunanın gerçekten bir hakka sahip olunması gerektiğini, dava dilekçesinde de somut delillerle ortaya konulan vakıalar karşısında müvekkillerin haklı nedenle dönme yoluyla sözleşmeyi sona erdirdiklerini, dönmeye bağlı olarak davacı müvekkillerinin devrettikleri hisseleri geri alma ve geçen süre içerisinde davalılar tarafından elde edilen ve elde edilmesi ihmal edilmiş olan gelirler ile elde edilmesi ihmal edilen karları da talep haklarının bulunduğunu, ayrıca davalıların muvazaası ortaya konulan rakamlarla da açık olup ahlaka aykırılık nedeniyle de tazminat hak edildiğini, davalılardan ... ile ... Ltd arasında yapılmış olan muvazaalı temlik sözleşmesinde de bu durumun açıkça ikrar edildiğini, Davalıların hukuka aykırı eylemlerinin devam ettiğini, müvekkiller bakımından zararın arttığını, davalılar arasında muvazaalı hisse devirleri yapıldığını, ... Ltd'nin tüm alacaklarını diğer davalı International ... ...'e 20/1 bedel karşılığınd, ruhsatlara konu hisseleri de ... San. ve Tic. A.Ş.ye 250.000 USD gibi bir bedelle devrettiğinin sabit olduğunu, özellikle ... San. ve Tic. A.Ş.nin tüm maden ruhsatlarını pazarlama ve satma aşamasında olduğunun sektörde de bilindiğini, davalıların haksız eylemlerinden zarar gören müvekkilleri yargılama sonucunda davayı kazansa bile davalıların hileli devir işlemleri ve mal varlıklarını tasfiye gayretleri karşısında, huzurdaki dönme ve tazminat davasının geçici hukuki himaye sağlanmaksızın nihayete ermesinin beklenmesi ve bu sürede haksız eyleminin sonuçlarının devam etmesinin müvekkilleri bakımından telafisi mümkün olmayan zararlara neden olacağını, İstanbul 21. ATM'sinde görülmekte olan dava kapsamında dönme talebinin kabulü ve hüküm altına alınmasıyla birlikte müvekkilerin, sözleşme kapsamında tahsil ettiği 181.000.000 USD ile hakem kurulu tarafından hükmedilen 388.000.000 USD bedelleri ödeme borcu altına gireceğini, buna karşılık, sözleşmeden dönme halinde iadesi gereken varlıklar ve rezervlerin toplam değerinin en az 4 Milyar USD olduğunun davalıların kendi hazırlattıkları raporlarla sabit olduğunu, bu durumda, müvekkilinin hali hazırda davalılardan alacaklı konumda olduğunun, yargılama sonucunda ortaya çıkacak tazminat bedellerinin davalılar tarafından ve özellikle alacağı temlik alan şirket tarafından ödenmeyeceğinin alacağın tahsili halinde paranın Cayman Adalarına kaçırılacağının ve bir daha iadesinin mümkün olmayacağının tartışmasız olduğunu, bu nedenle takas ve mahsup talebinde bulunulduğu gibi söz konusu İstanbul 1.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından yürütülen alacak takibinin yargılama sonuna kadar durdurulmasının talep edildiğini, yargılama sonucunda hükmedilecek tazminat ile müvekkilin ödemesi gereken bedelin takas mahsubu talep edildiğinden, ihtiyati tedbir talebinin konusunu doğrudan davalı lehine hükmedilen tazminatın oluşturduğunu, bu nedenle söz konusu alacağın icraya konu edilmesinin önlenmesi yönünde tedbir isteminde hukuki yararları bulunduğunu, Dava dilekçesi ekinde; davalılardanTurchrome Ltd. tarafından yaptırılan değerleme raporları, davalılardan ... Madenciliğin ÇED raporları ve sigorta ekspertiz raporları, ... ve Enerji Bakanlığı'nın düzenlediği belgeler ile Cesitli Türk mahkemelerince verilmis olan benzer kararların sunulduğunu, uyuşmazlığa konu hisse, maden ruhsatları ve rezervlerin değerinin müvekkil aleyhine hükmedilen tazminatın en az beş katı olduğunu ve müvekkili tarafından açılacak dava sonucunda davalıların müvekkiline milyarlarca lira tazminat ödemek zorunda kalacağının davalıların delilleriyle de sabit olduğunu, yaklaşık ispat koşulunun oluştuğunu, İİK'nun 33 maddesinin kıyasen uygulanması gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ilamlı takipler bakımından dahi takas ve mahsup itirazlarının takibi durdurabileceğini, karşı alacağın alacağın kesinleşmiş olması gerekmediğini açıkça belirttiğini, derdest dosyada müvekkileri sözleşmeden döndükleri ve 181 Milyon USD karşılığı satmış oldukları taşınmazların, 29 adet maden ruhsatı ve yüzlerce araç ve makinenin iadesini talep ettikleri için, bir an için müvekkillerin dönme beyanında haksız oldukları dahi düşünülse bile bu durumun dahi davalıların iade borcunu ortadan kaldırmadığını, davalıların imzasını taşıyan muvazaalı temlik sözleşmesinde davalıların mallarını kaçırdıklarının ortaya konduğunu, İleri sürerek; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20257247 D. İş, sayılı dosyasında verilmiş olan tedbirin kaldırılması yönündeki kararın kaldırılmasını, İİK'nın 72/2. ve HMK'nın 389. maddesi uyarınca, Milletlerarası Tahkim Divanı'nın MTO (ICC) 08.01.2018 tarihli ve 20548/ZE/AYZ dosya numaralı karar ve bu karara dair 03.05.2018 tarihli Zeyilname”nin icra takibine konu edilmemesi ve bu kararlara dayalı olarak alınan ihtiyati haciz kararlarının ve akabinde açılan icra takibi uyarınca tüm icrai iş ve işlemlerin uygulanmasının önlenmesi amacıyla İcra ve İflas Kanunu'nun 72/2. Ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddeleri uyarınca İstanbul 1.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından tüm işlemlerin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... ... Sanayi Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin TTK hükümlerine göre 2012 yılında kurulmuş bir şirket olduğunu; ülkemizde yabancı bir yatırımcı olarak bulunan International ... ... (“1CH”), müvekkili ...'un %100 hissedarı olduğunu, Müvekkili ... ile, Burdur'un Tefenni ilçesinde bulunan Gökarık vd. ... madenlerinin ... haklarına sahip ... ailesi üyeleri ve şirketleri (Satıcılar” veya “Borçlular”) arasında 9 Mart 2012 tarihinde İstanbul'da bir Hisse Alım Sözleşmesi (...”) imzalandığını; ... uyarınca Satıcılar'ın, Aziz ... ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi ile ... Grup Enerji ... İnşaat Petrol Gaz Ticaret Nakliyat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ndeki hisselerinin ... tarafından devralındığını; böylece söz konusu ... madenleri ile ilgili ... haklarına ...'un sahip olduğunu, ..., ...'ın imzalanmasıyla sahip olduğu maden hakları çerçevesinde sahada çalışmaya başladığında, Satıcılar'ın hisse devri sürecinde maden sahalarına ilişkin sundukları raporun ve yaptıkları sunumların gerçeği yansıtmadığını, Satıcılar'ın birtakım hileli davranışlarla maden kalitesini ve maden rezerv miktarını gerçekte olduğundan yüksek gösterdiklerini ve bu suretle dolandırıldığını anladığını, Bunun üzerine ...'un, Satıcılar'ın hileli davranışlarından ve sözleşmesel ihlallerinden kaynaklanan zararlarının tazmini amacıyla uyuşmazlığı ...'ta yer alan tahkim şartı uyarınca, 8 Ekim 2014 tarihinde Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim Divanı'na taşıdığını, Milletlerarası Ticaret Odası (“MTO”) nezdinde Paris'te gerçekleşen tahkim yargılaması neticesinde, Satıcılar'ın hileli eylemleri tespit edilmekle birlikte, ... kapsamında verilen akdi güvenceleri ihlal ettikleri (kapasite ihlali), bundan doğan zararın tazmininden sorumlu oldukları sonucuna ulaşılarak ... lehine hüküm kurulduğunu, Milletlerarası Tahkim Divanı Hakem Heyetince bu doğrultuda oluşturulan 8 Ocak 2018 tarihli, MTO dosya no. 20548/ZF/AYZ numaralı karar (Hakem Kararı”) ve 3 Mayıs 2018 tarihli MTO dosya no. 20548/ZF/AYZ numaralı zeyilname (Zeyilname”) ile; ana tazminat 388 Milyon Amerikan Doları, tahkim masrafları 698.750,00 Amerikan Doları ile vekalet ücreti ve diğer masraflar 7.650.372,76 Amerikan Doları olmak üzere toplam 396.349.122,76 Amerikan Doları'nın davalı Satıcılar'dan tahsiline karar verildiğini, Hakem Kararı'nda ve Zeyilname'de, ayrıca %7 oranında faize hükmedildiğini; HakemKararı'nda aleyhlerinde tazminata hükmedilen satıcıların, işbu dosyada ihtiyati tedbir talep eden gerçek kişi ve tüzel kişiler olduğunu, Hakem Kararı, Paris İstinaf Mahkemesi'nce de 11 Mayıs 2021 tarihli karar ile onanarak kesinleştiğini ve icra edilebilir duruma geldiğini, Müvekkili ..., Hakem Kararı'nda ve Zeyilname'de belirtilen alacaklarının ve haklarının tümünü 21 Mayıs 2021 tarihli Alacağın Temliki Sözleşmesi ile hâkim şirketi olan ...'e devrettiğini; Böylece ..., alacaklı sıfatını haiz olduğunu, Müvekkili ...'un bildiği kadarıyla ..., Hakem Kararı'nın ve Zeyilname'nin Türkiye'nin de taraf olduğu Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi hükümleri uyarınca tenfizi için borçlular aleyhine 25 Mart 2022 tarihinde İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2022/181 Esas sayılı tanıma ve tenfiz davasını açtığını, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 22 Haziran 2023 tarihli ve 2022/181 E,, 2023/484 K. sayılı karar ile tenfiz davasının reddine karar verildiğini, ancak, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ret kararına karşı İCH'nin yapmış olduğu istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nce kabul edildiğini ve 2023/1427 E. 2024/255 K. sayılı ve 27.02.2024 tarihli karar ile; istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kabulüne, Milletlerarası Tahkim Divanı Hakem Heyeti'nin 8 Ocak 2018 tarihli, MTO dosya no. 20548/ZF/AYZ numaralı kararının ve 3 Mayıs 2018 tarihli zeyilnamenin tenfizine karar verildiğini, tenfiz davasının davalılarının (huzurdaki davada davacılar) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen söz konusu tenfiz kararına karşı temyiz yoluna başvurduğunu, dosyanın temyiz incelemesinin 22 Nisan 2025 tarihinde murafaalı olarak yapılmış olup Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 2024/2560 E, 2025/2754 K. sayılı ve 22.04.2025 tarihli karar ile, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın m. 370/11 hükmü uyarınca onanmasına, kesin olarak oy birliğiyle karar verildiğini; böylece, İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi'nce verilen tenfiz kararının 22.04.2025 tarihinde kesinleştiğini, Bunun üzerine ihtiyati tedbir isteyen davacılar vekili tarafından davadan önce 09.05.2025 tarihli dilekçe ile ihtiyati tedbir başvurusunda bulunulduğunu ve dilekçesinde özetle; müvekkillerine karşı haksız bir tahkim yürütüldüğü ve tahkim yargılaması neticesinde müvekkilleri aleyhine fahiş bir tazminata hükmedildiği, ancak devralınan hisselerin ve mal varlıklarının iadesi konusunda hiçbir karar verilmediği, müvekkillerinin 05.05.2025 tarihli ihtarname ile 2012 tarihli hisse alım sözleşmesinden dönerek devredilen malların iadesi ile 977 milyon USD tutarında tazminatın ödenmesinin istediği ancak bu taleplerinin yerine getirilmediği, açacakları takas mahsup talepli menfi tespit davasında hakem kararında hükmedilen tazminat ile müvekkillerinin zararının mahsup edilmesi gerektiği ve bu durumda müvekkillerinden talep edilebilecek bir bedelin söz konusu olmayacağı ileri sürülerek, hakem kararı ve zeyilnamenin icra takibine konu edilmemesi için İİK'nın 72/2. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiğini, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 2025/247 D. İş sayılı dosya üzerinden aynı gün yapılan incelemeyle oluşturulan 09.05.2025 tarihli ve 2025/247 D. İş 2025/250 K. sayılı karar ile önce; " İhtiyati Tedbir İsteyenler vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile; Milletlerarası Tahkim Divanı'nın 08.01.2018 tarihli ve...dosya numaralı Hakem Kararı ve bu karara dair 03.05.2018 tarihli Zeyilname'ye dayanılarak başlatılacak takibin, İİK m. 72/2 uyarınca TEDBİREN DURDURULMASINA, adli yardım talebinin, davacı ... Enerji A.Ş. ve ... Enerji A.Ş. Yönünden reddine; diğer davacılar yönünden ADLİ YARDIM TALEBİNİN TEMİNAT YÖNÜNDEN KABULÜNE, davacı ... Enerji A.Ş. ve ... Enerji A.Ş.'den 15 oranında hesaplanan 3.066.222.951,89-TL TEMİNAT ALINMASINA," karar verildiğini, İhtiyati tedbir isteyenler vekilinin karara karşı ... Enerji A.Ş. ve ... Enerji A.Ş. adına adli yardım taleplerinin reddi yönünden yapmış oldukları itiraz üzerine de; mahkemenin önce 21.05.2025 tarihli ara kararı ile; şirketlerin 2024 yılı sonu bilanço gelir tablosu ve mali durumunu gösterir belgelerin ve beyannamelerin sunulması için iki haftalık süre verildiğini, tedbir isteyenler vekilinin 03.06.2025 tarihli dilekçesi ile ... Enerji A.Ş. Ve ... Enerji A.Ş.'ye ait 2024 yılına ilişkin Kurumlar Vergisi Beyannameleri ekinde yer alan bilanço bilgilerini sunmasından sonra da, 04.06.2025 tarihli ek kararı ile adı geçen şirketler yönünden de adli yardım talebinin kabulüne ve 09.05.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının “... Enerji A.Ş. ve ... Enerji A.Ş. yönünden 9615 oranında teminat alınması” kısmının kaldırılmasına, karar verildiğini, İhtiyati tedbir kararından sonra, ihtiyati tedbir isteyen davacılar vekili tarafından esas davanın 19.06.2025 tarihinde açıldığını ve İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilerek 2025/436 Esas sayısını aldığını, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ihtiyati tedbire ilişkin söz konusu 09.05.2025 kararına ve 04.06.2025 tarihli ek kararına karşı itirazlarının 10 Haziran 2025 tarihli dilekçelerinde açıklanmış olup özetle; müvekkil ...'un, yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararıyla icrası durdurulan Hakem Kararı ile Zeyilnamede belirtilen alacağını ve tüm haklarını 21 Mayıs 2021 tarihli Alacağın Temliki Sözleşmesiyle International ... ...'e devrettiği, böylece, hakem heyeti kararı ile zeyilnameden doğan alacak ve tüm haklar yönünden alacaklı sıfatının ...'ye geçtiği ve dolayısıyla, alacaklı sıfatı kalmayan müvekkil ...'a söz konusu Hakem Kararı ve Zeyilnameye dayanılarak yönünden husumet yöneltilmesinin ve yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararında da taraf gösterilmesinin hukuken mümkün olmadığı, Hakem Kararı ve Zeyilname ile belirlenen alacağın Türk Hukuku'nda kesin hüküm halini aldığı ve kesinleşmiş bir ilama karşı menfi tespit davası açılması hukuken mümkün olmadığı, İcra ve İflas Kanunu m. 33'te sayılan (1) borcun zamanaşımına uğraması, (2) borçluya süre verilmesi (imhal) veya (3) borcun sona ermesi (itfa) hallerinin somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediği ve davacılar vekilinin de bu yönde bir itirazı olmadığı, dolayısıyla ihtiyati tedbire ilişkin HMK m. 389'da öngörülen şartların oluşmadığı, olayda, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için kanunda öngörülen şartların gerçekleşmemiş olduğu dikkate alındığında, adli yardımdan yararlanabilmek için HMK m. 334/1'de öngörülen taleplerinde yani ihtiyati tedbire başvurmada haklı olma koşulunun hem gerçek kişiler hem de tüzel kişiler için gerçekleştiğinden bahsedebilmenin mümkün olmadığı, ihtiyati tedbir isteyen davacıların oldukça varlıklı kişiler oldukları, hatta ... Grubu'na ait olan ya da organik bağının bulunduğu başkaca şirketlerin hissedarı veya yöneticisi. konumunda oldukları, dolayısıyla adli yardımdan yararlanabilmelerinin mümkün olmadığı, ihtiyati tedbir isteyenler vekilinin müvekkillerinin mali durumlarına ilişkin beyanlarının ve sunmuş olduğu belgelerin, adı geçenlerin gerçek mali durumlarını yansıtmadığı, Ayrıca Anayasa Mahkemesi'nce tüzel kişiler yönünden verilen 21.11.2024 tarihli iptal kararının henüz yürürlüğe girmediği ve tüzel kişilerin adli yardımdan yararlanmasının sadece kamuya yararlı dernek ve vakıflarla sınırlı olduğuna dair HMK m. 334/2 hükmü halen yürürlükte olduğu, dolayısıyla dosyadaki ticaret şirketleri yönünden adli yardımdan yararlanma kararı verilemeyeceği, hususlarında toplanmakta olduğunu, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesince, ihtiyati tedbir ve adli yardımın kabulü kararlarına karşı itirazlarının, esas dava dosyası üzerinden 09.07.2025 tarihli duruşma açılarak incelendiğini ve 2025/436 Esas sayılı ve 09.07.2025 tarihli gerekçeli ara kararı ile; "Davalı tarafın itirazının kısmen kabulüne, mahkemenin 2025/247 D. İş sayılı dosyasında verilen 09/05/2025 tarihli ve 04/06/2025 tarihli ek ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına, Adli yardım talebi yönünden esas dosya üzerinden bilirkişi raporu alındıktan sonra harç açısından talebin değerlendirilmesine, İhtiyati tedbir kararı kaldırıldığından, bu aşamada teminat alınmasına yer olmadığına," karar verildiğini; kararın taraflarına elektronik tebligat yoluyla 11.07.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, Mahkemenin 2025/247 D. İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbire dair 09.05.2025 kararın ve 04.06.2025 tarihli ek kararın kaldırılmasına ilişkin kararı isabetli olup bu yönde bir istinaf taleplerinin bulunmamakta olduğunu, Temlik ettiği alacak yönünden müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceği halde ... bakımından ihtiyat tedbir talebinin bu sebeple reddedilmemiş olması, yasal süre içerisinde tahkimde açılmış bir dava bulunmadığından ihtiyati tedbir kararının müvekkili şirket yönünden kendiliğinden kalktığının hüküm altına alınmamış olması ve adli yardım kararının kaldırılmamış olması yönünden usul ve kanuna aykırı olup, bu sebeplerle kısmi istinaf talebinde bulunmanın zorunlu olduğunu, Alacağını ... 'ye temlik etmesiyle ile birlikte taraf sıfatını yitiren ...'a karşı husumet yöneltilemeyeceğinin hüküm altına alınmamış olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkili ...'un, ihtiyati tedbir kararında belirtilen Milletlerarası Tahkim Divanı'nın MTO (ICC) 08/01/2018 tarihli ve...dosya numaralı karar ve bu karar dair 03/05/2018 tarihli Zeyilname ile hüküm altına alınan alacağının ve haklarının tamamını 21 Mayıs 2021 tarihli sözleşme ile ...'ye devrettiğini, alacağın devrini/temlikini düzenleyen Türk Borçlar Kanunu'nun 183 ve devamı maddeleri uyarınca, alacağın temliki ile, temlike konu alacak yönünden dava ve takip hakkının temlik alana geçtiğini; bu anlamda davada taraf sıfatının da temlik alanda olmakta olduğunu; bu durumda, Hakem Kararı ile Zeyilname'de belirtilen alacak ve haklarını temlik etmiş olan müvekkili ...'un söz konusu Hakem Kararı ile Zeyilname'ye dayanarak bir takip başlatmasının hukuken mümkün olmadığını, dolayısıyla, söz konusu Hakem Kararı ile Zeyilname'ye dayanılarak başlatılacak icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinde ve verilecek kararda müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceği sabit olmakla, bu yöndeki usuli itirazlarının öncelikle değerlendirilerek ihtiyati tedbir talebinin müvekkili yönünden reddi gerekirken, yerel mahkemenin 09.07.2025 tarihli ara kararında işin esasına girilerek ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesinin bozmayı gerektirdiğini, İhtiyati tedbir kararını takiben yasal süre içerisinde tahkimde açılmış bir dava bulunmadığından ihtiyati tedbir kararının müvekkili şirket yönünden kendiliğinden kalktığının hüküm altında alınmamış olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, Uyuşmazlığın özünün ihtiyati tedbir isteyen davacı satıcılar ile alıcı ... arasındaki 09.03.2012 tarihli Hisse Alım Sözleşmesinden kaynaklandığını, ihtiyati tedbir isteyen davacılar ile müvekkili ... arasında imzalanan 09.03.2012 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi'nin 13.5'nci maddesi, tahkim şartı ihtiva etmekte olduğunu ve sözleşmeden doğan veya bu Sözleşmeyle bağlantılı olan tüm ihtilafların tahkimde çözümleneceğinin açıkça belirtilmekte olduğunu; Müvekkili ...'un bu tahkim şartından yararlanacağı hususunda bir tereddüt bulunmadığını, HMK'nın 414/3. maddesinde, Hakem veya hakem kurulunun ya da taraflarca görevlendirilecek bir başka kişinin zamanında veya etkin olarak hareket edemeyecek olduğu hâllerde, taraflardan birinin ihtiyati tedbir veya delil tespiti için mahkemeye başvurabileceğinin düzenlendiğini, HMK m. 426/2 hükmünün ise; “Taraflardan biri, mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı almış ise iki hafta içinde tahkim davasını açmak zorundadır. Aksi hâlde ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kendiliğinden ortadan kalkar.” şeklinde olduğunu, olayda dosya içeriğinden; mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararından sonra, ihtiyati tedbir isteyenler tarafından esas davanın 19.06.2025 tarihinde tahkimde değil mahkemede açıldığı ve İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/436 Esas sayısına kayıt edildiğini; bir başka deyişle, ihtiyati tedbir isteyenler tarafından kanunda belirtilen iki haftalık süre içerisinde müvekkili aleyhine herhangi bir tahkim davası açılmadığını, Hal böyle olunca, HMK'nın 426/2. maddesinin emredici hükmü uyarınca, mahkemece davadan önce verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalktığının hüküm altına alınmasının zorunlu olduğunu, ancak, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.07.2025 tarihli gerekçeli ara kararının hüküm kısmından açıkça anlaşıldığı üzere, mahkemece ihtiyati tedbir kararının HMK'nın 426/2. maddesi uyarınca kendiliğinden kalktığına ilişkin bir hüküm kurulmadığını; dolayısıyla, mahkemenin kısmi istinafa konu kararının bu sebeple usul ve kanuna aykırı olup kaldırılması gerektiğini, İhtiyati tedbir isteyenlerin mali durumları hakkında mahkemeyi kasten yanıltması karşısında HMK m. 338 gereği adli yardım kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, yerel mahkemenin kısmi istinafa konu 09.07.025 tarihli gerekçeli ara kararının konuya ilişkin hüküm fıkrası aynen; “2- Adli yardım talebi yönünden esas dosya üzerinden bilirkişi raporu alındıktan sonra harç açısından talebin değerlendirilmesine, 3- İhtiyati tedbir kararı kaldırıldığından, bu aşamada teminat alınmasına yer olmadığına," şeklinde olduğunu, HMK m. 334/1 hükmüne göre adli yardımın kabulü için (1) ödeme gücünden yoksunluk ve (2) taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmaması şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerektiğini, yerel mahkemece ihtiyati tedbir kararının kaldırılmış olması karşısında, adli yardımdan yararlanabilmek için HMK m. 334/1'de öngörülen taleplerinde yani ihtiyati tedbire başvurmada haklı olma koşulunun hem gerçek kişiler hem de tüzel kişiler için gerçekleşmemiş olduğunu; dolayısıyla, ihtiyati tedbir aşamasında verilmiş olan adli yardım kararının hem gerçek kişiler hem de tüzel kişiler yönünden başkaca bir açıklamaya ve belgeye ihtiyaç duyulmaksızın öncelikle bu sebeple kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, böyle olmakla birlikte, davacıların mali durumuna ilişkin gerek 10.06.2025 tarihli itirazları gerekse diğer davalı İCH vekilinin sunduğu 19.06.2025 ve 08.09.2025 tarihli dilekçelerdeki kapsamlı itirazları karşısında da 09.07.2025 tarihli ara kararın; davacıların ödeme gücünden yoksun olduğundan söz edilemeyeceği sebebiyle de kaldırılmasının zorunlu olduğunu, dosyaya sunulu itiraz dilekçelerinde izah edildiği üzere, adli yardım talebinde bulunan davacıların gerçekte oldukça varlıklı kişiler olduğunu ve hatta Türkiye'nin zenginleri arasında Gösterilmekte olduklarını; kamuoyuna yansıyan haberlere göre de oldukça lüks bir hayat sürdürdüklerini, ihtiyati tedbir isteyen gerçek kişilerin, Türkiye'nin varlıklı iş insanları olarak bilinen ... (...) Grubu mensupları olduğunu; bu durumun, basit bir internet araştırmasıyla dahi ortaya çıkmakta ve anlaşılmakta olduğunu; ihtiyati tedbir isteyenlerin vekili Av. ...'ın da ... Maden şirketinin yönetim kurulu üyesi olduğunu ve müvekkillerinin gerçek mali durumlarını bilen birisi olduğunu, ihtiyati tedbir isteyenler vekili dilekçesinde, Hisse Alım Sözleşmesi kapsamında ... tarafından müvekkillerine 181 Milyon Amerikan Doları ödendiğini defalarca beyan ettiğini, (bkz. Talep Dilekçesi sf. 14, 15, 18, 23). Bu hacimde ticaret yapan kişilerin adli yardımdan yararlanamayacağının izahtan vareste olduğunu, Hakem Kararı borçlusu ... Grubu mensubu gerçek kişilerin, İstanbul Borsası'nda işlem gören ... Maden İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. COVK ...”) isimli halka açık bir şirketi bulunmakta olduğunu; bu şirketin 2025 yılı birinci çeyrek faaliyet raporuna göre toplam varlığının 16.758.249.835 TL değerinde olduğunu, İstanbulun en değerli konumlarından birinde bulunan ve değeri Yüz Milyon Amerikan Doları'nın üzerinde olan ... da ... Grubu'na ait olduğunu ... Grubu'nun İstanbul'da ... Taksim Hotel (4 yıldızlı) ve Kuşadası'nda ... ... Hotel (5 yıldızlı) olmak üzere iki lüks otelinin daha bulunmakta olduğunu, ... Grubu'n ayrıca İstanbul Kartal'da bulunan ... Tower isimli lüks gökdelenin de sahibi olduğunu, davacılardan Mahmut ...; 2011 yılında Forbes dergisinin Türkiye'nin en zengin 100 kişisi listesine 550 Milyon Dolar malvarlığı ile 73'inci sıradan girdiğini ve 2015 yılında Türkiye'nin en zengin 80'inci kişisi olduğunu (bkz. ...'nin 19.06.2025 tarihli Dilekçesi, Ek-9), davacılarından Halil İbrahim ...'in; yönetim kurulu başkanı olduğu Beştepeler Enerji Üretim Ticaret A.Ş. ile Aydın/Germencik'te bir jeotermal elektrik santralı kurduğunu; Halil İbrahim ...'in, 125 milyon dolar yatırım ile 24 megawatt kapasiteli kurulan santral için hedeflerinin; 5 yılda yeni kuyular açarak 100 megawata ulaşmak olduğunu ve bunun için de toplam 350 milyon dolarlık yatırım yapacaklarını basına beyan ettiğini, Halil İbrahim ...'in, müvekkili ...'un başlattığı tahkim yargılamasında verdiği 07.12.2016 tarihli yeminli ifadesinde, ... ile girdiği ticari ilişkiden kişisel olarak 101 Milyon Dolar kazandığını beyan ettiğini, (bkz. ...'nin 08.07.2025 tarihli Dilekçesi, Ek-5), Mahmut ... ile Halil İbrahim ...'in kardeşi olan Aziz ..., ...'un başlattığı tahkim yargılamasında verdiği 06.12.2016 tarihli yeminli ifadesinde, ... ile girdiği ticari ilişkiden kişisel olarak 107 Milyon Dolar kazandığını beyan ettiğini, (bkz. İCH'nin 08.07.2025 tarihli Dilekçesi, Ek-6), İhtiyati tedbir talep eden diğer gerçek kişilerden ..., ..., ... ailesi üyeleri olup, ... Grubu'nun patronları olan Halil İbrahim ... ve Aziz ...'in eş ve çocukları olduğunu, İhtiyati tedbir talep eden 12 gerçek kişi arasından yalnızca ..., ... ve ... isimli davacılar ... ailesi üyesi olmadığını; bu kişilerden ..., ... Grubu'na ait ... ... Hotel'in genel müdürü olduğunu, ...'ın da ... Grubu çalışanı olduğunu, tüm bu hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde, ihtiyati tedbir isteyen davacıların gerçekte varlıklı kişiler oldukları ve adli yardımdan yararlanamayacakları, ihtiyati tedbir isteyenlerin mali durumları hakkında mahkemeye kasten eksik ve yanlış bilgi verildiğinin son derece açık olduğunu, HMK'nın 338. maddesinde adli yardım kararının, kararı veren mahkemece kaldırılmasının düzenlendiğini ve “Adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiği ortaya çıkar veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği anlaşılırsa adli yardım kararı kaldırılır" hükmünü içermekte olduğunu, dolayısıyla, ihtiyati tedbir aşamasında verilmiş olan adli yardım kararının HMK m. 338 hükmü gereğince de kaldırılması zorunlu olmasına rağmen yerel mahkemece bu doğrultuda karar verilmemiş olmasının hatalı olduğunu ve bu sebeple de kaldırılması gerektiğini, yerel Mahkemece oluşturulan 04.06.2025 tarihli ek kararın gerekçesinden, tüzel kişiler yönünden verilen adli yardım kararının ihtiyati tedbir talep edenler vekilinin şirketler yönünden sonradan sunduğu finansal raporlar ve Anayasa Mahkemesinin HMK m. 334/2 hükmü ile ilgili 24/9/2024 Tarihli ve E. 2024/78, K. 2024/164 sayılı iptal kararına dayandırıldığının anlaşılmakta olduğunu, itirazlarımızın duruşmalı değerlendirilerek verilen kısmi istinafa konu 09.07.025 tarihli gerekçeli ara kararda “adli yardım talebi yönünden esas dosya üzerinden bilirkişi raporu alındıktan sonra harç açısından talebin değerlendirilmesine" denildiğini, oysa itirazlarını henüz ihtiyati tedbir aşamasında verilmiş olan yardım kararına karşı olması dikkate alındığında, tüzel kişiler yönünden verilmiş olan adli yardım kararının itirazları doğrultusunda kaldırılması veya reddedilmiş olması gerektiğini, her ne kadar yerel mahkemenin tüzel kişiler yönünden adli yardım kararı, Anayasa Mahkemesi'nin 24.9.2024 tarihli iptal kararına dayandırılmış ise de, söz konusu iptal kararı 21 Ağustos 2025 tarihinde yürürlüğe gireceğini; bir başka deyişle, yerel mahkeme kararının verildiği tarih itibariyle henüz yürürlüğü girmediğini; bir başka deyişle, tüzel kişilerin adli yardımdan yararlanmasının sadece kamuya yararlı dernek ve vakıflarla sınırlı olduğuna dair HMK m. 334/2 hükmü halen yürürlükte olduğunu, Dolayısıyla, ihtiyati tedbir aşamasında tüzel kişiler yönünden verilmiş olan adli yardım kararının da değerlendirilerek HMK m. 334/2'deki emredici düzenleme doğrultusunda kaldırılması gerekirken, yerel mahkemece bu aşamada değerlendirme yapılmamış olması hatalı olmuştur ve kısmi istinafa konu 09.07.2025 tarihli kararın bu sebeple de kaldırılması gerektirdiğini, İleri sürerek, açıklanan nedenlerle kısmi istinaf sebeplerinin kabulü ile; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 2025/247 D. İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbire dair 09.05.2025 kararın ve 04.06.2025 tarihli ek kararın kaldırılmasına ilişkin 2025/436 Esas sayılı ve 09.07.2025 tarihli gerekçeli ara kararının sadece kısmi istinaf talepleri yönünden kaldırılmasına, müvekkili ...'un Hakem Kararı ve Zeyilname'den doğan alacağını İCH'ye temlik etmesi sebebiyle somut uyuşmazlıkta taraf sıfatı bulunmaması sebebiyle ihtiyati tedbirin müvekkil yönünden usulden reddine, Tahkim şartı uyarınca HMK m. 426/2'de belirtilen iki haftalık süre içinde tahkimde açılan bir dava bulunmadığından ihtiyati tedbir kararının müvekkili şirket yönünden kendiliğinden ortadan kalkmış olduğuna, ihtiyati tedbir aşamasında verilmiş olan adli yardım kararının da hem gerçek kişiler hem de tüzel kişiler yönünden kaldırılmasına, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, İhtiyati tedbir kararını takiben yasal süre içerisinde tahkimde açılmış bir dava bulunmadığından ihtiyati tedbir kararının müvekkili şirket yönünden kendiliğinden kalktığının hüküm altına alınmamış olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu,Uyuşmazlığın özünün ihtiyati tedbir isteyen davacı satıcılar ile alıcı ... arasındaki 09.03.2012 tarihli hisse alım sözleşmesinden kaynaklandığını, ihtiyati tedbir isteyen davacılar ile diğer davalı ... arasında imzalanan 09.03.2012 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi'nin 13.5'nci maddesinin tahkim şartı ihtiva etmekte olduğunu ve sözleşmeden doğan veya bu sözleşmeyle bağlantılı olan tüm ihtilafların tahkimde çözümleneceğinin açıkça belirtilmekte olduğunu, ayrıca, söz konusu Hisse Alım Sözleşmesi'nin 11.4'inci maddesinde de, hisse alım bedellerinin ... tarafından sözleşmede belirlenen koşullarda ödenmesi konusunda müvekkili ...'nin garantörlüğü düzenlendiğini ve müvekkili ..., sadece hisse alım bedellerinin ... tarafından sözleşmeden belirlenen koşullarda ödenmesini garanti etmekle sınırlı olmak üzere sözleşmeyi garantör sıfatıyla imzaladığını; ancak alıcı ...'un hisse alım bedellerini ödediği ve tüm edimlerini yerine getirdiğinin sabit ve tartışmasız olup, bu konuda bir uyuşmazlık bulunmadığını, müvekkil ...'in uyuşmazlığın esasını teşkil eden Hisse Alım Sözleşmesini alıcının hisse alım bedellerini ödemesi yönünden garantör sıfatıyla imzalamış olması bir yana, olayda; ilgili tahkim şartı uyarınca alıcı ... ile Satıcılar (İhtiyati Tedbir İsteyenler) arasında çıkan uyuşmazlığın ... tarafından 08.10.2014 tarihinde Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim Divanı'na taşındığı, Hakem Heyetince verilen 08.01.2018 tarihli karar ve 03.05.2018 tarihli Zeyilname ile ... lehine tazminata hükmedildiği, ...'un Hakem Kararı'nda ve Zeyilname'de belirtilen alacakların ve hakların tümünü 21.05.2021 tarihli Alacağın Temliki Sözleşmesi ile müvekkil ...”e temlik ettiğinin sabit ve tartışmasız olduğunu, Yargıtay'ın ve Bölge Adliye Mahkemelerinin yerleşik uygulaması, alacağın temliki halinde sözleşmedeki tahkim şartının üçüncü kişiye (alacağı temlik alan) teşmil edeceği ve alacağı temlik alanın da tahkim şartından yararlanacağı yönünde olduğunu, buna ilişkin içtihatların 08.07.2025 tarihli dilekçenin 21 ila 24 no'lu eki olarak dosyaya sunulu olduğunu, bu durumda müvekkili ...'in 09.03.2012 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi'ni gerek ...'un hisse alım bedelini ödemesi yönünden garantör sıfatıyla imzalamış olması, gerekse Hakem Kararı'nda ve Zeyilname'de belirtilen alacakların ve hakların tümünü temlik almış olması sebebiyle, sözleşmedeki tahkim şartından yararlanacağının muhakkak olduğunu,HMK'nın 414/3. maddesinde, Hakem veya hakem kurulunun ya da taraflarca görevlendirilecek bir başka kişinin zamanında veya etkin olarak hareket edemeyecek olduğu hallerde, taraflardan birinin ihtiyati tedbir veya delil tespiti için mahkemeye başvurabileceğinin düzenlendiğini, olayda dosya içeriğinden, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararından sonra, ihtiyati tedbir isteyenler tarafından esas davanın 19.06.2025 tarihinde tahkimde değil mahkemede açıldığı ve İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/436 Esas sayısına kayıt edildiğini; ihtiyati tedbir isteyenler tarafından kanunda belirtilen iki haftalık süre içerisinde müvekkili aleyhine herhangi bir tahkim davası açılmadığını, HMK'nın 426/2 maddesinin emredici hükmü uyarınca mahkemece davadan önce verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalktığının hüküm altına alınmasının zorunlu olduğunu, İhtiyati tedbir kararının öncelikle HMK'nın 426/2. Maddesinin emredici hükmü uyarınca müvekkili şirket yönünden kendiliğinden kalktığının hüküm altına alınmasının talep edildiğini, mahkemece ihtiyati debir kararının HMK'nın 426/2. Maddesi uyarınca kendiliğinden kalktığına ilişkin bir hüküm kurulmadığını, İhtiyati tedbir isteyenlerin mali durumları hakkında mahkemeyi kasten yanıltması karşısında HMK m. 338 gereği adli yardım kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, İleri sürerek kısmi istinaf sebeplerinin kabulü ile, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 2025/247 D. İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbire dair 09.05.2025 kararın ve 04.06.2025 tarihli ek kararın kaldırılmasına ilişkin 2025/436 Esas sayılı ve 09.07.2025 tarihli gerekçeli ara kararının sadece kısmi istinaf taleplerimiz yönünden kaldırılmasına, Tahkim şartı uyarınca HMK m. 426/2'de belirtilen iki haftalık süre içinde tahkimde açılan bir dava bulunmadığından ihtiyati tedbir kararının müvekkil şirket yönünden kendiliğinden ortadan kalkmış olduğuna, ihtiyati tedbir aşamasında verilmiş olan adli yardım kararının da hem gerçek kişiler hem de tüzel kişiler yönünden kaldırılmasına, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacılar ile dava ... arasındaki hisse alım sözleşmesinden işlem temelinin çökmesi nedeni dönüldüğünün tespiti, karşılıklı ifa edilen edimlerin iadesi, kar kaybı nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın davalılardan tespit ve tahsili, davalılarca davacılar aleyhine açılan tahkim davası sonucu hükmedilen tazminat tutarından davacıların alacaklarının takas/mahsup edilmesi ve istemlerine ilişkindir. Davacılar vekilince esas dava açılmadan önce, ilk derece mahkemesinin 2025/247 D.İş sayılı dosyası üzerinden, Milletlerarası Tahkim Divanı'nın MTO (ICC) 08/01/2018 tarihli ve...dosya numaralı karar ve bu karar dair 03/05/2018 tarihli Zeyilnamesine dayalı takip yapılmasının tedbiren öncelenmesine dair talepte bulunulmuş, mahkemece istemin davacı gerçek kişilerin teminata yönelik adli yardım talepleri kabul edildiğinden, davacı şirketlerce denecek %15 teminat mukabilinde kabulüne ve anılan hakem heyeti kararı ile zeyilnameye dayalı yapılacak takiplerin tedbiren durdurulmasına karar verilmiş, davacı şirketlerin teminata ve adli yardım taleplerinin reddi kararlarına itiraz edilmesi üzerine, mahkemece değişik iş dosyası üzerinden verilen 04/06/2025 tarihli ek karar ile davacı şirketler yönünden de teminat alınmamasına karar verilmiş, tedbir kararına karşı davalılar ... ve ... ... şirketleri vekillerince itiraz edilmiş, bu arada esas davanın ikame edilmesi nedeniyle ilk derece mahkemesi tarafından itiraz esas dava üzerinden duruşmalı olarak incelenmiş ve 2025/436 esas sayılı 09/07/2025 tarihli ara karar ile davalıların itirazlarının kısmen kabulü ile mahkenin 2025/247 D.iş sayılı dosyasında verilen 09/05/2025 tarihli ve 04/06/2025 tarihli ek ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına, adli yardım talebi yönünden esas dosya üzerinden bilirkişi raporu alındıktan sonra harç açısından talebin değerlendirilmesine, ihtiyati tedbir kararı kaldırıldığından, bu aşamada teminat alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir. 09/07/2025 tarihli bu ara karara karşı davacılar vekili ile davalılar ... ve ... ... şirketleri vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacılar tarafından ileri sürülen istinaf sebebi, davacıların işlem temelinin çökmesi nedeniyle sözleşmeden haklı nedenle dönmüş olduklarına ve iade borcu kapsamında takas ve mahsuba konu alacaklarının bulunduğuna dair yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu ve bu nedenle hakem heyeti kararına dayalı ilamlı takibin tedbiren durdurulabileceği yönündedir. Davalı ... tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalı alacağını temlik ettiğinden hakkındaki tedbir talebinin husumetten reddi gerektiği, davacılar tedbir kararı aldıktan sonra sözleşmedeki tahkim şartı gereği usulüne uygun tahkim davası açmadıklarından tedbirin kendiliğinden kalktığının hüküm altına alınması gerektiği, davacıların adli yardım taleplerinin reddi gerektiği yönündedir. Davalı ... ... tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacılar tedbir kararı aldıktan sonra sözleşmedeki tahkim şartı gereği usulüne uygun tahkim davası açmadıklarından tedbirin kendiliğinden kalktığının hüküm altına alınması gerektiği, davacıların adli yardım taleplerinin reddi gerektiği yönündedir. 6100 Sayılı HMK'nun 341/1 fıkrasının a ve b bentleri uyarınca; ilk derece mahkemelerinin nihai kararlarına karşı ve ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararlarına, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Davalılar tarafından mahkemece verilen adli yardım talebinin teminat yönünden kabulüne dair karar, istinaf edilebilir kararlardan olmadıklarından bu yöndeki istinaf taleplerinin usulden reddi gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda; davacılar ile davalılardan ... arasındaki hisse devir sözleşmesinden işlem temelinin çökmesi nedeniyle haklı olarak dönüldüğü ileri sürülmektedir. Davalı ... tarafından davacılar aleyhine ayıba dayalı olarak ve tahkim şartı nedeniyle yapılan tahkim başvurusu sonucu yapılan hakem yargılaması neticesinde, Milletlerarası Tahkim Divanı'nın MTO (ICC) 08/01/2018 tarihli ve...dosya numaralı kararı ve bu karar dair 03/05/2018 tarihli Zeyilnamesi verilmiş olup, anılan kararın tenfizi için açılan davanın İstanbul 19 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/181 Esas, 2023/484 karar sayılı ilamı ile reddedildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 2023/1427 esas, 2024/255 Karar sayılı ve 27/02/2024 tarihli ilamı ile kabul edildiği, ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı ve hakem heyeti kararının tenfizine karar verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun ise Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2024/2560 esas, 2025/2754 karar sayılı ve 22/04/2025 tarihli ilamı ile reddedildiği, istinaf ilamının bu tarihte onama sonucu kesinleştiği, böylece kesinleşmiş mahkeme kararı ile tenfizine hükmedilen hakem heyeti kararının ilam niteliğini kazandığı anlaşılmış olup, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere ilamların icrasının tedbir yolu ile durdurulması mümkün olmadığı, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların esası hakkında ve takas def'i veya mahsup itirazına konu alacağın varlığı ve miktarı hususunda mevcut delil durumu ve yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı, değişen koşul ve delil durumuna göre her zaman yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceği gözönünde bulundurulduğunda mahkemece 09/07/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalılardan ... tarafından ileri sürülen eldeki davada pasif husumetleri bulunmadığından tedbir isteminin usulden reddi gerektiğine yönelik istinaf sebebi, bu davalının Hakem Heyeti kararına konu alacağın temliki nedeniyle, hisse devir sözleşmesine dayalı eldeki uyuşmazlık bakımından da husumetinin ortadan kalkmış sayılıp sayılmayacağı, diğer ifade ile bu davalı bakımından davada sıfat eksikliği bulunup bulunmadığı, ancak mahkemece yapılacak yargılama sonucu verilecek nihai karar ile tespit edilebileceğinden, henüz dilekçe teaitisi aşamasında bulunan yargılamada bu hususta verilmiş bir nihai karar mevcut olmayıp, husumet itirazı, tedbire itiraz üzerine verilen ek kararın istinaf incelemesinin kapsamında da bulunmadığından yerinde görülmemiştir. Davalılar Truchrome ve ... ... tarafından ileri sürülen, davacıların tedbir kararından sonra süresi içerisinde tahkim davası açmamaları nedeniyle, tedbirin kendiliğinden kalktığına yönelik istinaf sebebi; davacılar tarafından tedbir kararından sonra esas mahkemede süresi içerisinde eldeki davanın ikame edilmiş olması, bu davaya davalılar vekillerince ayrı ayrı sunulan cevap dilekçeleri ile ileri sürülen tahkim ilk itirazını değerlendirme görev ve yetkisinin ise henüz derdest olan dava bakımından ilk derece mahkemesine ait olması ve bu yönde henüz bir değerlendirme yapılmamış bulunması karşısında, yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; davalılar Truchrome ve ... ... vekillerinin adli yardım kararına yönelik istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'un 341/1 ve 352 maddeleri uyarınca usulden reddine, ilk derece mahkemesinin 09/07/2025 tarihli ara karar ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacılar ve davalılar Truchrome ve ... ... vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalılar ... ... ... Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi ve ... ... ... adli yardım kararına yönelik istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'un 341/1 ve 352 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Davacılar ve davalılar ... ... ... Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi ve ... ... ... vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harçların hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/10/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.