İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2024/412 K.2024/570

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/412 📋 K. 2024/570 📅 04.04.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/412
KARAR NO: 2024/570
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30.11 2023 tarihli ara karar.
NUMARASI: 2023/471Esas
DAVA: Genel Kurul Kararının İptali İstemli
BİRLEŞEN DOSYA İSTANBUL 10.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/865
ESAS NO: 2018/865
DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali İstemli
Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali istemli davanın İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 30.11.2023 tarihli ara karara karşı birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2017 yılına ilişkin olağan genel kurulun 20.03.2018 tarihinde toplandığını, TTK'nın 420.maddesine göre ve davacının talebi gereğince gündemin 2,3,4 ve 6.maddelerinin görüşülmesinin ertelendiğini, gündemin 5,7 ve 8 no'lu maddelerinin görüşülmesinin ertelenmediğini, davacının muhalefetinin tutanağa geçirilmesi suretiyle oy çokluğu ile karar alındığını, erteleme talebine rağmen görüşülerek karara bağlanan 5,7 ve 8 no lu maddelerin iptali hususunda İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesine açılan davanın 2018/533 Esas sayılı dosya ile görülmekte olduğunu, ertelenen konular görüşülmek üzere olağan genel kurulun 28.06.2018 tarihinde toplandığını, ikinci genel kurulda alınan kararlara davacının olumsuz oy kullanarak muhalefet ettiğini, daha önce sorulan ve cevaplanmayan soruların yeniden sorulup özel denetçi talep edildiğini, ancak genel kurulun sorulara cevap verildiğinden bahisle soruların cevaplanmadığını ve özel denetçi tayini talebinin reddedildiğini, şirketin bağlılık raporunun TTK'nın 199.maddesinde aranan sürede hazırlanmadığını, bu nedenle yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporuna yansımadığını, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporunun incelenmesinin yapıldığı bağımsız denetim raporunda da bu eksikliğin dile getirildiğini, bağlılık raporunun kanuni şartları taşımadığını, ayrıca bağlılık raporunun 15 gün önce pay sahiplerinin incelenmesine sunulması gerekirken genel kurullardan önce incelemeye sunulmadığını, 3.maddenin görüşmesi sırasında davacı tarafından şirkete borç olarak verilen USD cinsinde paranın şirket tarafından tek taraflı ve onay alınmaksızın TL'ye alındığı günki kur üzerinden çevrildiğini, ... Anonim Şirketi tarafından kabul edilmeyen, yok hükmünde görülen şirketin, bu şirkete olan 51.000.000,00 TL değerindeki borç erteleme sözleşmesinin mali tablolardan görülmediğini, buna yönelik soruların dürüst cevap verme ilkesi uyarınca cevaplanmaması nedeniyle mali tabloların gerçeği yansıtmadığını, buna rağmen onaylanmasına ilişkin kararın iptalinin gerektiğini, gündemde olmamasına rağmen bir kısım yönetim kurulu üyelerinin azline karar verilerek yeni yönetim kurulu üyelerinin seçildiğini, davacının bilgi alma, özel denetçi tayini ve işbu davalardaki temel talebinin şirkette önemli sayılacak tüm işlemlerin müvekkilinin bilgisi olmaksızın yapılmış ve yapılıyor olması nedeniyle finansallara güvensizlik olduğunu, bağlılık raporunun kanuni içeriğe sahip olmadan hazırlandığını, buradan şirketin finansal durumuna ilişkin bilgi sahibi olmanın mümkün olmadığını, bu nedenle de yıllık faaliyet raporunun eksik ve hatalı olduğunu, bunlara dayılı olarak hazırlanan bağımsız denetim raporunun da eksik inceleme ürünü ve yanıltıcı olduğunu, genel kurulda yapılan seçimin azlık menfaatlerine ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, önceki genel kurulda 5 nolu karar ile yönetim kurulu üyesi olarak ..., ..., ... Tic.AŞ ile ... seçildiğini, bu kararın iptali için açılan davanın derdest olduğunu, ikinci ikinci genel kurulda yapılan yeni yönetim kurulu üyesi seçiminin, birinci genel kuruldaki seçim kararının iptal edilebilirliğini dolanmak amacıyla yapıldığını ileri sürerek, 28.06.2018 tarihinde yapılan 2017 yılına ait genel kurul toplantısında alınan 2 sayılı kararının, 3 sayılı kararın bilanço ve kar zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin kısmının ve 4 sayılı kararın yönetim kurulu üyelerinin azli ve yenilerinin seçimine ilişkin kısmının iptaline, gerektirici sebeplerin varlığı halinde ise butlanına veya yok hükmünde olduklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; ... Grubunun 1961 yılında temellerinin atıldığını, davalı şirketin bu grupta gayrimenkul alanında faaliyet gösteren ana şirketi olduğunu, davacı ...'nin ilişkili diğer şirketlerde de pay sahibi olduğunu, bunların bir kısmında davacı veya birinci dereceden akrabalarının yönetim kurulu üyesi olduklarını, 2018 yılına kadar genel kurul toplantılarında davacının da katılımıyla finansal raporların oybirliğiyle onaylandığını, ancak davacının kötüniyetli olarak birinci genel kurulda müzakerelerin ertelenmesi talebinde bulunup ikinci genel kurulda alınan kararlar aleyhine iptal davası açtığını, şirketler hakkındaki tüm bilgilerin tüm hissedarlara ve yöneticilere her ay düzenli olarak gönderildiğini, davacının dava konusu ettiği hususlara ilişkin bilgilerin davacıya verildiğini, şirketin aile şirketi olması nedeniyle esasen pay sahiplerinin şirket hakkında zaten her türlü bilgiye sahip olduklarını, yalnızca 2017 yılı için gönderilen raporların 500 sayfayı bulduğunu, bu sebeple davacının bilgi sahibi olmadığını iddia edemeyeceğini, davacının genel kurul öncesinde şirkete ait çok sayıda bilgi ve belge talep ettiğini, bilgi verilip belgelerin de kendisine sunulduğunu, 2017 yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporu, bilanço ve finansal tabloların 09/03/2018 tarihi itibari ile şirket merkezinde pay sahiplerinin incelemesine hazır edildiğini, davacının şirkete gelerek inceleme talebinde bulunmadığını, bu nedenle bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiğinin söylenemeyeceğini, davacının genel kurullardaki sorularının cevaplandırıldığını, müzakerelerde oylama yapılmadığını, karar alınmadığını, sadece konunun tartışıldığını, kaldı ki davacının temsilcisinin sorularının cevaplandırıldığını, bu nedenle 2 nolu gündem maddesinin iptalinin söz konusu olmayacağını, önceki yıllara ait faaliyet raporu, denetçi raporu ve finansal tablolara davacının itiraz etmediğini, bağlılık raporunun talep edildiği zaman hazırlandığını, sonradan ya da önceden hazırlanmasının içeriğe bir etkisinin bulunmadığını, kaldı ki aylık raporların bağlılık raporunda bulunması gereken her türlü bilgiyi içerdiğini, davacının şirketle ilgili her türlü bilgiye sahip olduğunu, borç erteleme sözleşmesine konu borcun bilançoda gösterildiğini, bilançonun şirketin gerçek mali durumunu yansıttığını, şirketin yönetimsiz kalmaması için Türk Ticaret Kanununun 413/3.maddesi gereğince yeni yönetimin seçildiğini, önceki yönetimde yer alan kişilerin seçilemeyeceğine dair bir düzenlemenin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 28.06.2018 tarihli genel kurul toplantısına davacının pay sahibi olarak katıldığını, kararlara muhalif kalarak muhalefetini tutanağa geçirdiğini, gündemde olmamasına rağmen yönetim kurulu faaliyet raporunun oylandığını ve gündemin 2 nolu kararı ile onaylandığını, yönetim kurulu faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığını, şirketin borca batıklığının gizlenmeye çalışıldığını, yönetim kurulunun şirketin teknik iflasta olduğunu kabul ettiğini, ancak kanuna aykırı ve fiktif değerlendirmelerle şirketin öz kaynaklarını yerinde gösterdiklerini, yönetim kurulu faaliyet raporu ile bilançonun gerçeğe aykırı olduğunu, yönetim kurulu faaliyet raporunun gerçeği yansıtmaması nedeni ile onaylanmasına ilişkin kararın iptalinin gerektiğini, sermaye kaybının yıllık bilançoya göre tespit edileceğini, genel kurula sunulan bilançonun gerçeği yansıtmadığını, ... Anonim Şirketi ile yapılan borç erteleme sözleşmesinin bilançoda yer almadığını, bunun bağımsız denetçiye de sunulmadığını, genel kurul toplantısında gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunu, Hadımköy projesinin gecikmesinden kaynaklı gecikme cezaları miktarının 50.000.000,00 USDye ulaştığını, buna rağmen bilançoda yer verilmediğini, 20/03/2018 tarihli genel kurulun azınlık talebi üzerine ertelendiğini, birinci genel kurulda alınan kararların iptali için İstanbul 13.Asliye Ticaret MAhkemesinin 2018/549 Esas sayılı dosyasında açılan davanın derdest olduğunu, ertelemeye rağmen faaliyeti müzakere edilmeyen ibrası ertelenen yönetim kurulu yerine aynı kişilerden oluşan yeni bir yönetim kurulu seçimine gidildiğini, bunun yasaya aykırı olduğunu, itirazlara rağmen yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiğini, Türk Ticaret Kanununun 436.maddesindeki yasağa aykırı olarak yönetim kurulu üyelerinin ibrada oy kullandıklarını ileri sürerek, 28.06.2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2,3 ve 4 numaralı gündem maddelerine ilişkin kararların iptaline, re'sen gözetilecek sebeplerle butlanına, iptali talep olunan kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili, savunmasında özetle; yönetim kurulu faaliyet raporunun müzakeresinin veya onaylanmasının genel kurul kararı olmadığını, buradaki oylamanın müzakerenin sona erdiğinin tespiti mahiyetinde olup iptalinin dava edilemeyeceğini, azlığın muhalif oy kullanması nedeniyle yönetim kurulunun ibrasının gerçekleşmediğini, faaliyet raporunda yer alan Türk Ticaret Kanununun 376/2.maddesine yönelik tespit ve değerlendirmelerin yönetim kurulunun takdirinde olduğunu, davacının 2014-15-16 yıllarından beri şirketin dönem zararlarını bildiğini, 2018 yılında haberdar olunmuş gibi davranılmasının dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağını, davaya konu finansal tabloların davalının da katıldığı toplantıda oy birliği ile kabul edilen finansal tabloların düzenlenmesi usulü ile düzenlendiğini, davacının karşı koymasının iyi niyetli olmadığını, ara bilançonun mevzuata uygun düzenlendiğini, şirketin finansal tablolarıyla ilgili tüm kayıt ve belgelerin pay sahipleri ile paylaşıldığını sözlü ve yazılı olarak bilgi verildiğini, ara bilançoların Türk Ticaret Kanununun 398 ve devamı maddeleri uyarınca denetim kapsamında olmadığını, bu nedenle bağımsız denetim raporunun geçersizliğinden bahsedilemeyeceğini, bağımsız denetçilerin şirket organı olmadığını, bunların hazırladıkları rapordan hareketle genel kurul kararlarının iptalinin istenemeyeceğini, yönetim kurulunun finansal yapının sağlamlaştırılması için birden çok önlem aldığını, şirketin kredi borçlarının yılları itibari ile azaldığını, şirketin ...Anonim Şirketi İle yaptığı borç erteleme sözleşmesinin bilançoda gösterildiğini, Türk Ticaret Kanununun 413/3.maddesi gereğince 2.toplantıda yönetim kurulu üyelerinin seçilebileceğini, şirketin organsız kalmaması için bu yola gidildiğini, hukuka aykırılık olmadığını, pay sahiplerinin hiçbir hakkının sınırlanmadığını, davacının bütün sorularına cevap verildiğini, butlan halinin söz konusu olmadığını, huzurdaki davada şirketin muhtemel zararına karşılık Türk Ticaret Kanununun 448. ve 451.maddeleri gereğince davacıların uygun görülecek miktarda teminat yatırması gerektiğini, HMK'nın166.maddesi gereği İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/906 Esas sayılı dosyası ile huzurdaki dava dosyasının birleştirilmesinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli 17.11.2023 tarihli dilekçesinde özetle; mahkemenin 2018/906Esas, 2020/75Karar sayılı karar ile 28.01.2020 tarihinde davanın kısmen kabulü ile finansal tablolar ile faaliyet raporlarının onaylanmasına ilişkin 2 ve 3 nolu genel kurul kararlarının iptaline ve ayrıca mahkeme kararı kesinleşinceye kadar TTK md. 449 gereğince yürütmelerinin tedbiren geri bırakılmasına karar verildiğini, kararın, İstanbul BAM 14. H.D.’nin 2020/1212Esas, 2023/1197Karar sayılı, 12.07.2023 tarihli kararı ile usul yönünden kaldırıldığını, BAM kararında tedbire yönelik bir hüküm bulunmadığını, BAM kararı sonrası dosyanın 2023/471Esas numarası ile kaydolduğunu, davalı yanın 24.10.2023 tarihli dilekçesi üzerine Mahkeme tarafından İstanbul BAM 14. HD.'ne müzekkere yazıldığını, bunun üzerine İstanbul BAM 14. HD'nin 2020/1212Esas sayılı dosyasında verdiği 07.11.2023 tarihli ek kararı ile, 12.07.2023 tarihli kaldırma kararında hükümle birlikte ihtiyati tedbir kararının da kalktığını bildirdiğini, ek kararda ayrıca, ilk derece mahkemesinin yeniden yapacağı yargılama sırasında tarafların ihtiyati tedbir talepleri hakkında olumlu veya olumsuz karar verme yetkisine haiz olduğunun belirtildiğini, yönetim kurulu faaliyet raporu ve finansal tabloların TTK md. 515 uyarınca “Dürüst Resim İlkesi”ne uygun hazırlanmadığını, davalı şirketin hukuka aykırı eylemlerinin devam ettiğini ve şirkette telafisi imkansız bir zarar meydana geldiğini ve bu zararın giderek arttığını, zararın büyümesini önlemek için ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektiğini, davalı şirketin, dava konusu 2017 mali yılında borca batık halde olmasına rağmen içinde bulunduğu mali durumu 3. kişilerden ve pay sahiplerinden gizlemek ve farklı bir görüntü vermek amacıyla ara bilançolar hazırladığını ve böylelikle şirkete ait aktiflerin, borçları karşılayacak durumda olduğunu göstermeye çalıştığını, ara bilançoların gerçeği yansıtmadığı, şirkete özel denetçi atanması talepli İstanbul 9. ATM'nin 2018/841Esas . sayılı dava dosyasına sunulan, Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan uzman görüşünde, yönetim kurulunun yaptırdığı ara bilançonun gerçeğe uymadığını, gerçekte şirketin borca batık olduğunun tespit edildiğini, 04.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda ise; ara bilançonun da gerçeğe aykırı olduğunun tespit edildiğini, özel denetçi raporunda ise şirkette sürekli bir zarar halinin mevcut olduğu ve esas faaliyet yönünden de zararda olduğunun tespit edildiğini, şirketin kârlı bir mali yapıya dönüştürülmesi için gerekli önlemlerin alınmasının gerektiğini, şirketin 31.12.2017 tarihi itibariyle kaydi değerlere göre özkaynaklarının (-) negatif bir görünüme sahip olduğunu, davalı şirketin 28.02.1018 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında TTK 376/3 çerçevesinde bir ara bilanço hazırlanması kararına istinaden değerlemede esas alınan (Urla ve Hadımköydeki arsalar) gayrimenkul değerleme raporlarının 1.5 yıl öncesine ait olduğu, bu nedenle gerçek durumu yansıtmayabileceğini, değerlemeye esas alınan (Urla ve Hadımköy arsaları) rapor tarihlerinden sonra ülkemizde tam da bu süreçte yaşanan gayrimenkul krizi nedeniyle gayrimenkullerin rayiç değerlerinde yaşanan önemli değer düşüklüklerinin sonucuna önemli miktarda etki edebilecek olması nedeniyle 28.02.2018 tarihi esas alınmak suretiyle gayrimenkullerin rayiç değerlerinin esas alınmasının ve buna göre hesaplamaya dahil edilmesinin gerektiğini, yine aynı şekilde gayrimenkullerin rayiç değerleri tespit edilirken mevcut durumuna göre bir değer tespitinin yapılmasının büyük önem taşıdığının tespit edildiğini, davaya konu 2017 yılı şirket finansal tablolarının, TTK md. 515’te düzenlenen “dürüst resim ilkesi” kuralına uygun hazırlanmadığının sabit olduğunu, davalı şirketin, davaya konu 28.06.2018 tarihli olağan genel kuruldan bir sene sonra, 17.07.2019'da yapılan olağanüstü genel kurulda kanuna aykırı olarak sermaye artışı yapılması kararı aldığını ve sermayesinin 301.235.327,66.-TL'ye çıktığını, artırılan 218.017.673,66-TL sermayenin; 70.690.027,30-TL'lik kısmı geçmiş yıl kârlarından, 38.318.809,54-TL'lik kısmının birleşme kârlarından, 109.008.836,82 TL’lik kısmının ise nakit olarak artırıldığını, müvekkilinin bu kanuna ve dürüstlük ilkesine aykırı kararın iptali istemiyle İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2019/538Esas sayılı dosya ile dava açtığını, davada alınan 22.01.2021 tarihli kök bilirkişi raporunda, şirketin TTK md 376 uyarınca sermayesini yitirmiş olduğundan sermaye artırımı yapamayacağı, şirketin ortak alacaklarının sermaye artırımında kullanılmasının hukuka aykırı olduğu, zira ortak alacağının değerlerinin TTK md. 343 uyarınca tespit edilmediği, şirketin, geçmiş yıl zararlarını kapatmadan geçmiş yıl karlarını sermaye artışında kullanamayacağı tespitleriyle 17.07.2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararının kanuna uygun olmadığının belirtildiğini, 04.10.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda da hususların tekrarlanarak ve davalı şirket sermaye artırım kararının kanuna aykırı olduğunun belirtildiğini, 21.11.2022 tarihli yeni bilirkişi raporunda da davalı şirket sermaye artırım kararının hukuka aykırılığının detaylı bir şekilde ortaya konduğunu, hükme esas alınan bu rapor doğrultusunda İstanbul 8. ATM'nin 2019/538E. 2023/202K. sayılı ve 09.03.2023 tarihli karar ile sermaye artırım kararının iptaline karar verildiğini, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/538E. sayılı davasında ayrıca, 13.04.2023 tarihli ek karar ile, “yaklaşık ispat şartından öte tam ispat şartının dahi gerçekleşmiş olduğu sonucuna varılmakla” 17.07.2019 tarihli olağanüstü genel kurulun 2.gündem maddesi ile alınan sermaye artırımı kararı hakkında yürütmenin durdurulmasına karar verildiğini, davalı şirketin finansal tablolarının dürüst resim ilkesine aykırı hazırlandığı ve gerçeği yansıtmadığının, İstanbul 8. ATM'nin 2019/538E. sayılı davasında verilen iptal ve tedbir kararı kapsamında sübuta erdiğini, İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/906E. 2020/75K. sayılı karar ile 28.01.2020 tarihinde finansal tablolar ile faaliyet raporlarının onaylanmasına ilişkin 2 ve 3 nolu genel kurul kararlarının iptaline ve ayrıca mahkeme kararı kesinleşinceye kadar TTK md. 449 gereğince yürütmelerinin tedbiren geri bırakılmasına karar verilmişse de, davalı şirketin 3,5 yıldır bu iptal ve tedbir kararına ısrarla uymadığını, davalı şirketin hukuka aykırı eylemlerine devam ettiğini, finansal tablolarının ve faaliyet raporunun dürüst resim ilkesine aykırı şekilde hazırlandığını ve mali durumun olduğundan farklı gösterdiğini ileri sürerek, gecikme sebebiyle doğmuş ve doğacak sakınca ile ciddi zararların daha fazla artmadan durdurulabilmesini temin maksadıyla uyuşmazlık konusu genel kurul kararları hakkında ivedilikle, HMK md. 389 vd. ile TTK 449. maddeleri uyarınca, yürütmenin tedbiren geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince 30.11.2023 tarihli ve 2023/471 Esas sayılı ara kararda özetle; "... Asıl ve birleşen davada; Davalı ... Anonim Şirketinin 28/06/2018 tarihli genel kurulunda, hazırlanan finansal tablolar ile faaliyet raporlarının onaylanması ilişkin 2 ve 3 nolu gündem maddeleri gereğince alınan kararların, 4 no lu ibra ve yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin gündem maddesi gereğince alınan kararın iptal ve butlan koşullarının olup oluşmadığı istemine ilişkin olup, ayrıca asıl ve birleşen davada iptali talep olunan genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına yönelik ihtiyati tedbir talebi de bulunmaktadır.6102 Sayılı TTK'nın 449 maddesi "Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir."hükmünü içermektedir.6102 Sayılı TTK'nın 449 maddesinde hangi hallerde bu geçici hukuki koruma kararının verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak 6100 Sayılı HMK'nnu ihtiyati tedbire hükümlerinden yararlanılacaktır.6100 Sayılı HMK'nın 389 maddesi " Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir."şeklindedir.6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklindedir.Bunun yanında 6102 Sayılı TTK'nın 44.maddesi hükmü ile mahkemeye taraflar arasındaki hukuki menfaat dengesi gözetilerek tedbir konusunda takdir hakkı tanınmıştır.TTK 449 maddesi uyarınca iptali talep edilen 28/06/2018 tarihli Genel Kurul Kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması ile ilgili olarak davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin mahkememizin 05/11/2019 tarihli 2 nolu ara kararı uyarınca görüşlerinin alındığı, dosya kapsamına ibraz edilen deliller, dosyamız kapsamında alınan bilirkişi raporları, taraflarca sunulan mütalaalar ve taraflarca ibraz edilen emsal mahkemelerdeki bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; HMK 389 ve devamı maddeledi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale gelebileceğinden ya da gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğabileceği olgusunun dosya kapsamında bu aşamada "yakın ispat" koşullarıyla oluşmadığından 28/06/2018 tarihli Genel Kurul Kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması yönündeki ihtiyati tedbir isteminin reddine karar vermek gerekmiştir."gerekçesiyle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Birleşen davada davacı vekili, istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin ara kararının gerekçeli olmadığını, hüküm kısmındaki ''Alacağın varlık ve miktarına dair yakın ispat koşullarının oluşmaması nedeniyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine'' ibaresinin talepleri ile uyumsuz olduğunu, davanın alacak davası olmadığını, kararın sonuç kısmında talepleri ile uyumsuz biçimde hüküm kurulduğunu, HMK md. 297/2 uyarınca kararın usul yönünden kaldırılması gerektiğini, yönetim kurulu faaliyet raporu ve finansal tabloların, TTK md. 515 uyarınca “Dürüst Resim İlkesi”ne uygun hazırlanmadığını, İstanbul 9. ATM'nin 2018/841E. sayılı davasındaki hukuki mütalaa, bilirkişi raporu ve özel denetçi raporunda davalının 2017 mali yılında borca batık halde olmasına rağmen içinde bulunduğu mali durumu 3. kişilerden ve pay sahiplerinden gizlemek ve farklı bir görüntü vermek amacıyla ara bilançolar hazırladığı, böylelikle şirkete ait aktiflerin, borçları karşılayacak durumda olduğunu göstermeye çalıştığının belirtildiğini, İstanbul 9. ATM 2018/841E. sayılı davada, 2019/1147K. sayılı ve 19.09.2019 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verildiğini, “davalı şirketin 2017 yılı faaliyet raporu, bilanço ve finansal raporların incelenmesi ve bunların şirketin ticari defter ve belgelerine göre uygun olup olmadığı, gerçeği yansıtıp yansıtmadığı” hususlarında rapor düzenlenmesi için özel denetçi atanmasına karar verildiğini, bu alınan raporlarda gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, davalının t, 01.06.2018 tarihli yönetim kurulu kararı ile müvekkilinin ve diğer pay sahibi ...’nin onayı ve haberi olmaksızın, ABD Doları cinsinden olan ortak alacaklarını geriye dönük olarak 2014 yılından itibaren TL’na dönüştürdüğünü, bu tarihten itibaren hesaplanan kur farkı değerlemelerini geçmiş yıl karlarına 134,4 milyon TL gelir olarak kaydettiğini, böylelikle 85,6 milyon ABD Doları “bakiye ortak alacağı”, finansal tablolarda olması gereken değerden çok daha düşük olarak gösterildiğini, müvekkilinin şirketten olan alacağı hakkında, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/201E. 2021/472K. sayılı kararı ile, 13.005.194,27 ABD Doları asıl alacağı ve 259.480,59 ABD Doları işlemiş faiz alacağı olduğuna hükmedildiğini, şirketin diğer ortağı ...'nin İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde ikame ettiği 2019/527E. sayılı alacak davasında da 2022/263K. sayılı karar ile davalı şirketten 12.217.965,82 USD asıl alacağının ve işlemiş faiz alacağının olduğuna karar verildiğini, mahkeme kararlarından anlaşılacağı üzere, şirketin finansal tablolarında ortak alacakları hesabı gerçeği yansıtmadığını, finansal tabloları hukuka aykırı ve hatalı kayıtlar içerdiğini, dürüst resim ilkesine aykırı hazırlandığını kanıtladığını, davalının 17.07.2019'da yapılan olağanüstü genel kurulda kanuna aykırı olarak sermaye artışı yapılması kararı aldığını, sermayesinin 83.217.654.-TL’den 301.235.327,66.-TL’ye çıkarıldığını, bu kararın iptali için açtıkları davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/538E. sayılı davada alınan 22.01.2021 tarihli kök ve 17.11.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda, davalının TTK md 376 uyarınca sermayesini yitirdiği, bu nedenle sermaye artırımı yapamayacağı ve sermaye artırımı kararının kanuna uygun olmadığının tespit edildiğini, 21.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda da aynı tespitlerin yapıldığı ve davalı şirketin mali durumunu olduğundan daha iyi göstermek için finansal tablolarını gerçeğe aykırı düzenlediğinin belirtildiğini, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/598E. sayılı dosyası ile davalının 22.06.2021 tarihli 2020 mali yılı olağan genel kurulunda alınan kararların iptali istemi il açılan davada mahkemece, 22.12.2022 tarihinde 2022/1007K. numarası ile davanın kısmen kabulüne karar vererek, 3 nolu gündem maddesi hakkında alınan “bilanço ile kar/zarar tablosunun onaylanması” ve 4 nolu gündem maddesi hakkında alınan “... dışındaki yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesi” kararlarının iptaline karar verdiğini, bu davadaki bilirkişi raporunda da genel kurula sunulan faaliyet raporu ve ekindeki finansal tabloların eksik olduğu, davalı şirketin bilanço ve kar zarar hesaplarını doğrudan etkileyecek olan özvarlık ve borca batıklık durumu değerlendirilmeden/dikkate alınmadan yapılan onaylamanın da eksik olacağının tespit edildiğini, davalının huzurdaki davaya konu 2017 mali yılında olduğu gibi 2020 mali yılında da finansal kayıtlarının şirketin mali durumunu yansıtmadığını, özetle dürüst resim ilkesine aykırı olduğu mahkeme kararı ile sabit olduğunu, dava konusu genel kurulun yönetim kurulu üyelerinin ibrası ve yeniden seçilmelerine ilişkin 4 numaralı gündem maddesi uyarınca davalı şirket yönetim kurulu başkanı ...'ın ibra edilmediğini, diğer üç yönetim kurulu üyesinin ibra edilmemesi gerekirken, yönetim kurulu başkanı ...’ın sahip olduğu paylara ilişkin olarak oy kullanma yasağına rağmen oy kullanması neticesinde (2.521.118.186) adet ret oyuna karşılık (5.800.647.214) kabul oyuyla oy çoğunluğu ile ibraları yönünde karar alındığını, kararın hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihadına göre “pay sahibi” yönetim kurulu üyesinin, diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasına katılmasının da iptal nedeni olduğunu, kanunun açık hükmüne ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına rağmen davalı şirketn ısrarla kanuna aykırı olarak ibra kararı almaya devam ettiğini, bu genel kurul kararları hakkında yürütmeyi durdurma için HMK md. 390 gereğince “yaklaşık ispat” şartının gerçekleştiğini, yaklaşık ispatın gerçekleştiğini, telafisi imkansız zararların daha da büyümesinin önüne geçilmesi için gerek finansal tablolar ile faaliyet raporlarının onaylanmasına ilişkin 2 ve 3 nolu genel kurul kararlarının, gerek hukuka aykırı uygulamaları gerçekleştiren yönetim kurulu üyelerinin ibrası ve yeniden seçilmelerine ilişkin 4 nolu genel kurul kararının TTK md. 449 gereğince tedbiren geriye bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Asıl ve birleşen davalar hukuki niteliği itibariyle, davalı şirketin 28.06.2018 tarihli genel kurulunda alınan 2,3 ve 4 numaralı gündem kararlarının yokluğu ile butlanın tespiti, olmadığı takdirde TTK'nın 445 vd. maddeleri uyarınca iptali taleplerine; istinaf, dava konusu genel kurulunun 2, 3 ve 4 no'lu genel kurul kararlarının ihtiyati tedbir yoluyla yürütmesinin durdurulması talebinin reddine dair verilen 30.11.2023 tarihli ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında birleşen davada davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, birleşen davada davacı vekilince yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl ve birleşen davada davacılar, davalı şirketin 28.06.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3 ve 4 sayılı kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, alınan kararların iptalini talep etmişler, ayrıca genel kurul toplantısında alınan bu kararların yürütülmesinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemişlerdir. Mahkemece, 30.11.2023 tarihli ara kararla genel kurul toplantısında alınan kararların yürütmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, TTK'nın 449. maddesi gereğince yönetim kurulu başkanına görüşlerini bildirmek üzere tebligat çıkarıldığı, yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin beyanda bulunulduğu görülmüştür. Dosya kapsamının incelenmesinde; asıl ve birleşen davaların 2018 yılı Eylül ayında açıldığı, İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2020 tarih ve 2018/906 Esas, 2020/75 Karar sayılı karar ile asıl ve birleşen davada 2 ve 3 numaralı gündem maddelerinin iptaline, 4 numaralı gündem maddesinin iptal isteminin ise reddine karar verildiği, hükümle birlikte 2 ve 3 numaralı gündem maddelerinin kararın kesinleşmesine kadar yürütülmesinin durdurulması yönünde tedbir kararı verildiği, kararın asıl ve birleşen davacılarca istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 12.07.2023 tarihli ve 2020/1212 Esas, 2023/1197 Karar sayılı ilamı ile eksik inceleme yapılması sebebiyle kaldırılmasına karar verildiği, Dairemizin 07.11.2023 tarihli ek kararı ile kaldırma kararı ile bu tedbir kararının da kaldırıldığının belirtildiği, kaldırma kararı sonrasında İlk Derce Mahkemesince yeniden yargılamaya başlandığı, bu kez birleşen davada davacı vekilince 17.11.2023 tarihli dilekçe ile iptali istenen dava konusu kararların yürütmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince istinafa konu 30.11.2023 tarihli ara karar ile yaklaşık ispatın oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir.Buna göre genel kurul kararlarının butlanı ve iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir.28.06.2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2 numaralı kararın yönetim kurulu faaliyet raporunun okunmasına ve bağımsız denetçi raporunun okunması ile müzakeresine, 3 numaralı kararın, 2017 yılı bilanço ve kar/zarar hesaplarının okunması, 4 numaralı kararın yönetim kurulu üyelerinin ibrası ile yenilerinin seçilmesine ilişkin olduğu, birleşen davacının anılan kararlara karşı olumsuz oy kullandığı, muhalefet şerhinin bulunduğu görülmektedir.Birleşen dava dilekçesinde ve 30.11.2023 tarihli talep dilekçesinde, 28.06.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 2,3,4 numaralı kararların iptali ile bu kararların icrasının geri bırakılması talep edilmiş, bu taleplere ilişkin iddialar ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesi tarafından somut olayda, yaklaşık ispatın oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.Davalı şirketin hazirun cetveline göre asıl ve birleşen davacıların 1.260.559,093'er paya, diğer ortak ...'ın ise 5.800.547.214 paya sahip olduğu, 2 ve 3 no'lu kararların ortak ...'ın oyları ile oy çokluğu ile alındığı, 4 numaralı kararda ortak ve yönetim kurulu başkanı ortak ...'ın kendi ibrasında oy kullanmadığı, asıl ve birleşen davacıların ret oyu ile ibra edilmediği, diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında ortak ve yönetim kurulu Başkanı ...'ın oy kullandığı ve kendisinin oyu ile diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği, asıl birleşen davacıların ret oyu kullandığı anlaşılmaktadır. 2 ve 3 numaralı kararlar yönünden yapılan incelemede; somut olayda, iptali ve butlanı ileri sürülen genel kurul toplantısında alınan 2 numaralı kararın yönetim kurulu faaliyet raporunun okunmasına ve bağımsız denetçi raporunun okunması ile müzakeresine, 3 numaralı kararın, 2017 yılı bilanço ve kar/zarar hesaplarının okunmasına ilişkin olduğu, bu kararların içeri itibariyle yürütmesinin durdurulmaması halinde bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına dair kanaat oluşmaması sebebiyle İlk Derece Mahkemesince, bu iki karar yönünden talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 4 numaralı karar yönünden yapılan incelemede ise; TTK’nın ''Oydan Yoksunluk'' başlıklı 436.maddesinde '' Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.'' hükmü yer almakta olup bu maddede oydan yoksunluk hali düzenlenmiş olup, şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacağı düzenlenmiştir. Bu madde hükmü, kısmen oydan yoksunluk ve ibra bakımından kullanılan oylar nazara alındığında, somut olayda birleşen davada davacının TTK'nın 449. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması kararı verilmesi yönünden yaklaşık ispat şartını sağladığı anlaşılmış olup, bu sebeple 4.gündem maddesi yönünden ret kararı verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenlerle, birleşen davada davacı vekilinin istinaf sebepleri kısmen yerinde görülmüş ve Dairemizce İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2023 tarihli ara kararı kısmen kaldırılarak davalı şirketin 28.06.2018 tarihli genel kurulunun 4.gündem maddesinin ''Yönetim Kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmayarak, yapılan oylamada ..., 2.521.118.186 ret oyu , 800.647.214 kabul oyu, ... AŞ, 2.521.118.186 red oyu, 5.800.647,214 kabul oyu, ... AŞ, 2.521.118.186 red oyu, 5.800.647.214 kabul oyu ... 2 521 118 186 red oyu aldı.'' kısmının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi gerekmiştir. Kararın mahiyeti ve zarar doğma ihtimali bulunmaması dikkate alınarak, takdiren teminat alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353.1.b.2 v 391/3 maddeleri uyarınca birleşen davada davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2023 tarihli ara kararının 4 numaralı gündem maddesine ilişkin kısmının kaldırılarak, davalı şirketin 28.06.2018 tarihli genel kurulunun 4.gündem maddesinin aşağıda belirtilen kısmının yürütmesinin durdurulmasına dair Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ; İhtiyati tedbir talep eden birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 ve 391/3 maddeleri uyarınca kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu 30.11.2023 tarihli ara kararının 4 numaralı gündem maddesine ilişkin kısmının kaldırılarak ihtiyati tedbir talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Birleşen davada davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin HMK'nın 389 ve TTK'nın 449. maddeleri uyarınca kabulü ile davalı şirketin 28.06.2018 tarihli genel kurulunun 4.gündem maddesinin ''Yönetim Kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmayarak, yapılan oylamada ... , 2.521.118.186 ret oyu , 800.647.214 kabul oyu, ... AŞ, 2.521.118.186 red oyu, 5.800.647,214 kabul oyu, ... AŞ, 2.521.118.186 red oyu, 5.800.647.214 kabul oyu ... 2 521 118 186 red oyu aldı.'' kısmının yürütmesinin iş bu dava sonuna kadar geri bırakılmasına, 2- HMK'nın 392. maddesi uyarınca, davacıların şirkette hissedarı oluşları, kararın mahiyeti ve zarar doğma ihtimali bulunmaması dikkate alınarak, takdiren teminat alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf aşamasındaki yargılama giderleri yönünden;a-Birleşen davada davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru harcı olarak yatırılan 738,00 TL'nin Hazineye gelir kaydına,b-Birleşen davada davacı vekili tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf peşin karar harcının, talep halinde İlk Derece Mahkemesince iadesine, c-Birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf yargılaması sırasında yapılan yargılama giderlerinin, İlk Derece Mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 04.04.2024