İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/1349 K.2025/1747
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1349
KARAR NO : 2025/1747
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 24.04.2025
NUMARASI : 2025/73 Esas - 2025/298 Karar
DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Taraflar arasındaki ticaret sicil memurunun kararına itiraz davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yönetim kurulunun, 2024 mali yılı ... denetçi seçimi için olağanüstü genel kurul yapılması kararı alınarak 19.11.2024 tarihinde gerçekleştirilecek toplantı için olağanüstü genel kurul toplantısına usûlüne uygun şekilde çağrı yapıldığı ve davetin ilan edildiğini, denetçinin seçimi için şirketin tüm pay sahiplerinin katılımıyla toplantı yapıldığını, toplantıya yönetim kurulu üyesi sıfatıyla ...'in de katıldığını, ... denetçi seçimine ilişkin genel kurul kararının tescili ve ilanı için 19.11.2024 tarihinde davalıya tescil başvurusu yapıldığı, görev kabul beyanı imzalayan ... denetçinin de bu başvuru sonrasında görevine başladığını, tescil başvurusuna rağmen ... denetçi seçimine ilişkin 19.11.2024 tarihli kararın tescil ve ilan edilmediği, 20.01.2025 tarihinde yapılan tescil sorgusunda "Yönetim kurulu süresi bittiği için yönetim kurulu seçimi yapılmalıdır. TTK 407/2’ye göre en az bir yönetim kurulu üyesinin genel kurul toplantısında hazır bulunmaları şarttır" gerekçesiyle talebin reddedildiğinin haricen öğrenildiği, davalının ret karanının müvekkili şirket yönetim kurulunun görev süresinin 04.02.2024 tarihinde sona ermesine dayandırıldığını, bunun esasında tescilin reddini gerektiren bir sebep olmadığını, TTK'nın 407/2. maddesi uyarınca, genel kurul toplantısında görev süresi dolan yönetim kurulu üyesi ...'in hazır bulunduğunu, genel kurul kararının alındığı tarihte şirketin yeni yönetim kurulunun henüz belirlenemediğinden acil ve zorunlu işler bakımından mevcut yönetim kurulu üyelerinin görevinin devam ettiğini, ... denetçi seçimin de bu kapsamda olduğunu, şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi ve 2024 yılı olağan genel kurul toplantısının yapılabilmesi için ... denetçinin seçilmesinin şart olduğu, tescil talebinin reddini gerektiren bir sebep bulunmadığını, davanın açılmasından önce 21.01.2025 tarihinde, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.12.2024 tarihli 2024/411 Esas, 2024/726 Karar sayılı kararına dayanarak ikinci kez tescil talebinde bulunulduğu, ancak davalının 23.01.2025 tarihinde 21.01.2025 tarihli ikinci tescil talebinin de hukuka aykırı şekilde reddettiği ileri sürerek, davalının 19.11.2024 tarihli ve ... tahakkuk numaralı tescil talebinin reddine dair kararının kaldırılmasına, ... ... Denetim Anonim Şirketi'nin ... denetçi olarak atanmasına ilişkin 19.11.2024 tarihli olağanüstü genel kurul kararının tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davaya konu tescil başvurusuna ilişkin mevzuata uygun bir “red kararı” bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin TTK'nın 32. maddesine göre işlem yaptığını TTK'nın 407/2 ve bu hükme ilişkin ikincil mevzuat kapsamında, 28.11.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik'in 17.maddesine göre yönetim kurulu üyelerinden birinin, genel kurul toplantısında hazır bulunması gerektiğini, ayrıca genel kurul toplantı tutanağının da Yönetmeliğin 16.maddesi gereğince, yönetim kurulu tarafından hazırlandıktan sonra, toplantıda hazır bulunan yönetim kurulu üyelerinden biri tarafından imzalanması gerektiğini, kanuni düzenlemenin emredici nitelikte olduğunu, buna rağmen yönetim kurulu üyelerinden herhangi birinin imzasının, tescil başvurusu sırasında ibraz edilen genel kurul tutanağına ilişkin hazirun cetvelinde bulunmadığının tescil incelemesi sırasında belirlendiğini, bu nedenle tescil isteminin müvekkilince hukuka uygun biçimde, eksiklerin tamamlanması için edildiğini, kanun ve ikincil mevzuata aykırı şekilde alınan genel kurul kararının tescil talebinin, müvekkilince iadesinin hukuka uygun olduğunu, tescili istenen genel kurulun, süresi dolan yönetim kurulu üyeleri tarafından toplantıya çağrılmış olduğunu, bu nedenle tescili istenen genel kurulda yönetim kurulu seçiminin öncelikle görüşülmesi gerektiğini, yani yönetim kurulu seçimi yapılmadan denetçi atanmasının mümkün olmadığını, genel kurul toplandığı halde, yönetim kurulu seçimi yapılaması halinde organ eksikliğinden bahsedilebileceğini, yönetim kurulu üyelerinin süresinin azami üç yıl olmak üzere esas sözleşme ile belirlendiğini, görev süresi dolan yönetim kurulu üyelerinin, genel kurulu toplantıya çağırmalarının TTK'nın 410/1. maddesindeki özel düzenlemenin bir neticesi olmakla birlikte, görev süresi dolan yönetim kurulunun kural olarak toplantıya çağrı ile derhal yeni yönetim kurulunun seçimini sağlaması gerektiğini, görev süresi dolan yönetim kurulu üyeleri tarafından genel kurul toplandığı halde, ... denetçi seçimi dışında karar alınmayarak, esasında öncelikle yönetim kurulu seçimi yapılması gerektiği halde, yönetim kurulu seçimi yapılmadığını, görevi dolan yönetim kurulu tarafından toplanan genel kurulda, denetçi seçimi ve bunun yanı sıra, başka kararlar alınması gerekiyor ise, bunlarla eş zamanlı ve öncelikli olarak yönetici seçiminin yapılması gerektiğini, genel kurul toplantısı yapılmasına rağmen yönetici seçilmeden başka karar alınmasının şirketi organsız bırakacağını, organsız kalan şirketin iade edilen başvurusu ile ilgili denetçi seçimine ilişkin genel kurulun tescil başvurusunun Yönetmeliğin 22. maddesi kapsamında tescil başvurusunu yapma yetkisini haiz kişilerce yapılmadığını, görev süresi dolan ve yeniden seçilmemiş kişilerin, tescil başvurusu talep yetkisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 23.12.2021 tarihli, E. 2021/1661 K. 2021/1603 sayılı ilâmında; 'TTK'nın 34. maddesine göre sicil işlemine karşı itiraz davası açılmadan önce Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuru yapılması zorunludur. Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından henüz işlem tesis edilmeden ve Ticaret Sicil Müdürlüğünü uyarıcı nitelikte bulunan başvurunun Kanunun aradığı anlamda bir başvuru niteliği olmadığı açıktır. Bunun gibi ticaret sicil müdürlüğünün talebi reddedeceğinin düşünülmesinden hareketle, sicil memurluğuna hiç tescil başvurusu yapılmadan veya red kararı olmadan doğrudan doğruya mahkemeye başvurulması mümkün değildir. bir diğer ifadeyle mahkemeye başvurabilmek için elde sicil memurunca reddedilmiş bir istem dilekçesi olmalıdır.Somut olayda her ne kadar davacı tarafça henüz dava konusu tescil işlemi yapılmadan Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuru yapılmış ise de bu başvuru tescilin yapılmamasına yönelik olup tescil işleminden sonra yapılması gereken tescilin terkin edilmesi istemiyle aynı mahiyette değildir. Bu nedenle ticaret sicil müdürlüğünün tescil işleminin iptali için itiraz dava yoluna başvurulabilmesi için gerekli olan dava şartı gerçekleşmemiştir. hal böyle olunca mahkemece davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.' denilmek suretiyle dava şartına işaret edilmiştir.Bu bağlamda dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede, tescil başvurusu ile ilgili olarak davalı müdürlükçe herhangi bir red kararı yazılmadığı, yalnızca işaret edilen eksikliklerin tamamlanması amacıyla evrakın iade edildiği, Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından henüz işlem tesis edilmediği, mahkemeye başvurabilmek için elde sicil memurunca reddedilmiş bir istem bulunmadığı, ticaret sicil müdürlüğünün tescil işleminin iptali amacıyla itiraz dava yoluna başvurulabilmesi için gerekli olan dava şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının işleminin esasında Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 35. Maddesi uyarınca ret işlemi olduğunu, yönetim kurulu üyesinin görev süresinin dolmasının Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34/2.maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, bunun için yeni bir genel kurul yapılması ve bu genel kurulda yönetici seçimi yapılması gerektiğinden bunun da yeni bir tescil talebi niteliğinde olduğu, davalının anılan Yönetmeliğin 34/2.maddesine göre eksikliklerin giderilmesi için bir süre tanımadığı, bu nedenle davalı müdürlüğün yaptığı işlemin esas itibariyle bir ret kararı olduğunu, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 35. maddesine göre davalının, tescili istenen işlemde eksiklik görmesi halinde, istemin konusu ile reddedilme sebeplerini göstererek bir ret kararı yazması ve bu kararı ilgilisine tebliği gerektiğini, Yönetmeliğin iadeyi düzenleyen 34/2 maddesi ile ret işlemini düzenleyen 35. maddesi hükümlerinden bu sonucun çıkacağını, Tescil başvurusunun kabul edilmeyerek, mevcut yönetim kurulunun görev süresi bittiğinden, yeni yönetim kurulunun seçilmesi ve TTK 407/2’ye göre en az bir yönetim kurulu üyesinin genel kurul toplantısında hazır bulunması gerektiği reddedildiğini, ret kararında TSY'nin 34/2. maddesi uyarınca tescil başvurusunda iade sebebi olarak nitelenen eksiklikleri düzeltme ve tamamlama için uygun bir süre tanımadığını, esasen davalının belirttiği eksikliklerin de TSY'nin 34/2. maddesi kapsamında uygun süre verilerek düzeltilebilecek bir eksiklik olmadığını, yeni bir yönetim kurulu seçimi yapıldığı takdirde yeniden toplantı yapılması ve yeni bir genel kurul kararı alınması gerekeceğini, yeni alınacak genel kurul kararı için yeni bir tescil başvurusu yapılacağını, bu nedenle davalının iade işlemi olarak nitelediği karar yönünden eksikliğin giderilmesi gibi bir durumun olmayacağını, davalının iade işlemi olarak nitelendirdiği ret işleminin gerekçesinde yazılı şartı yerine getirmek için yeni bir genel kurul toplantısı yapılması gerektiğini, alınacak yeni bu kararın da dava konusu işleme hiçbir etkisinin olmayacağını, işlemin TSY'nin 35. maddesi kapsamında yapılmış hukuken "tescil talebinin reddi" hükmünde bir işlem olduğunu, bir çok yargı kararında bu tür geri çevirmelerin esasında ret hükmünde olduğunun tespit edildiğini, mahkemece hükümde değerlendirilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 23.12.2021 tarihli, 2021/1661 Esas, 2021/1603 Karar sayılı ilamının somut olaya benzemediğini, bu talebin davaya konu genel kurul toplantısının tescil edilmemesi talebine ilişkin olduğunu, bu davada bir tescil başvurusu yapılmadan ve ret ya da iade kararı almadan doğrudan dava açıldığını, oysa eldeki davada yapılmış tescil başvurusunun iade gerekçesiyle reddedildiğini, ret niteliğindeki iade işleminden sonra bir kararın yazılarak müvekkiline tebliğ edilmesinin gerekmediğini, esasında davalının da mevzuata aykırı hareket ederek bir ret kararı yazıp müvekkiline tebliğ etmediğini, bu durumda işlemin Yönetmeliğin 35.maddesi kapsamında verilmiş bir ret kararı niteliğinde olduğunu, Kaldı ki ret sebebinin de hukuka aykırı olduğunu, yönetim kurulunun görev süresinin 04.02.2024 tarihinde sona ermiş olması tescil talebinin reddini gerektiren bir sebep olmadığını, TTK'nın 407/2.maddesi uyarınca, 19.11.2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında ...'in (her ne kadar görev süresi dolmuş olsa da) yönetim kurulu üyesi sıfatıyla hazır bulunarak hazirun cetvelini imzaladığını, sırf görev süresinin dolmasıyla yönetim kurulu üyeliği sıfatının kendiliğinden sona ermeyeceğini, yönetim kurulu üyelerinin görev süreleri dolsa bile olağanüstü, acil ve/veya zorunlu hallerde görevlerine devam edebileceğini, ... denetçi seçiminin de bu kapsamda acil ve zorunlu işlerden olduğunu, TTK 399.maddesinde ... denetime tabii şirketlerin her yıl ... denetçi atama ve atanan ... denetçiyi tescil ettirme zorunluluğu bulunduğunu, Müvekkil Şirketin %45 pay sahibi olan Eurowind Holdings Limited'in, 19.07.2024 tarihinde ... denetçi atanması talebiyle dava açtığını, davadan sonra 19.11.2024 tarihli genel kurul kararı alınarak ... denetçi seçimi gerçekleştirildiğini, bu nedenle davayı inceleyen İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin de konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verdiğini, bu karar üzerine eldeki davanın açılmasından önce 21.01.2025 tarihinde mahkeme kararı ile davalıya yapılan başvurunun 21.01.2025 tarihli başvurunun 23.01.2025 tarihinde hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, Müdürlüğün ret gerekçesinde " İade gerekçesi devam etmektedir. Şirketin yönetim kurulu süresi dolduğu için yönetim kurulu seçiminin yapılması gerekmektedir.Yönetim kurulu üyelerinin temsili de yönetim kurulu kararı ile alınmalıdır mersise girişleri yapılıp ikmalen harçları ödenmelidir. Ekte sunmuş olduğunuz Mahkeme kararı Şirkete açılmış bir dava olup bu karara ilişkin Müdürlüğümüzce yapılması gereken bir husus yoktur." ibarelerinin esasında ret kararına işaret ettiğini, toplantıda yönetim kurulu üyesinin bulunmamasının başlı başına toplantıda alınan kararların iptali sebebi olmadığını, kaldı ki bu davada davaya konu kararda görev süresi dolsa dahi acil işleri yapmakla görevli bir yönetim kurulu üyesinin bulunduğunu, sicil dosyasının eksik gönderildiğini, başvuruya ilişkin tüm belgelerin 28.01.2025 tarihli dava dilekçesinin ekinde sunulduğunu, mahkemenin talebine rağmen bir kısım tescil belgelerinin eksik gönderildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, TTK'nın 34. maddesi uyarınca ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraza ilişkindir. İlk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 28/1. maddesine göre tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. Görüldüğü üzere, talep edebilecek olanlar, maddede ilgililer olarak ifade edilmiştir. TTK'nın 34. maddesine göre ise ilgililer tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. İtiraz talebinde, ilgili ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım konumundadır. Görüldüğü üzere TTK'nın 34. maddesi ile Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22. maddesinde bu davayı ilgililerin açabileceği öngörülmüştür. Ancak davacının Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescil işlemine karşı, öncelikle TTK'nın 34. maddesi uyarınca itiraz ve silme talebinde bulunmuş olmaları, sicil müdürlüğünün bu talebi reddetmiş olması ve bu ret kararının tebliği üzerine sekiz gün içinde TTK'nın 34. maddesi uyarınca itiraz davasını açmaları gerekirdi. Zira TTK'nın 34. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; ilgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. İtiraz davasında mahkemenin inceleme usulü de aynı fıkrada düzenlenmiştir.Somut olayda 19.11.2024 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısı ile ... denetçi seçimi yapılmış, bu kararın tescil ve ilanı için sicil müdürlüğüne başvurulmuştur. Dosyada bulunan tescil sorgulama detay ekranın çıktısından, yönetim kurulunun görev süresi bittiği için yönetim kurulu seçimi yapılması, TTK'nın 407/2. maddesine göre en az bir yönetim kurulu üyesinin genel kurul toplantısında hazır bulunması şartı, gerekçesiyle işlemin iade edildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından ikinci kez tescil talebinde bulunulmuş, sicil müdürlüğü iade gerekçesinin devam ettiği, ekte sunulu mahkeme kararının şirkete karşı açılmış bir dava olduğu, bu karara ilişkin sicil müdürlüğünün yapması gereken bir husus olmadığı gerekçesiyle başvuruyu tekrar eksiklerin tamamlanması için iade etmiştir. İlk derece mahkemesi, sicil dosyasında yapılan incelemede, tescil başvurusu ile ilgili herhangi bir red kararı yazılmadığı gerekçesiyle itiraz dava yoluna başvurulması için gerekli olan dava şartı gerçekleşmediğinden davanın usulden reddine karar vermiştir. Dosya kapsamında yapılan incelemede, ilk derece mahkemesinin 30.01.2025 tarihli müzekkeresi ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden davacının ticaret sicil kayıtları, 19.11.2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının örneği, hazirun cetveli, toplantıda alınan karar ve sair tüm belgeler ile varsa muhalefet şerhinin gönderilmesi istenmiştir. Ancak sicil müdürlüğünün 26.03.2025 tarihli müzekkere cevabı ekinde istenen evrakların gönderilmediği anlaşılmaktadır. Mahkeme kararında her ne kadar şirketin sicil dosyasında yapılan incelmeye göre karar verildiği yazılmış ise de dosya içeriğinde ilgili kayıtlara rastlanamamıştır.Buna göre hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında, davacının ticaret sicil memurluğuna, bu itiraz davasını açmadan önce usulüne uygun bir başvurusunun olup olmadığı, varsa başvurusunun ticaret sicil memurluğu tarafından reddedilip reddedilmediğine ve böyle bir red kararı var ise eldeki itiraz davasının TTK'nın 34/1 maddesi uyarınca sekiz günlük hak düşürücü sürede açılıp açılmadığının değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekir.Dairemizce inernet ortamında yapılan incelemede, karar tarihinden sonra tescili istenilen denetçi seçimine ilişkin genel kurul kararının tescil ve ilan edildiği 18.06.2025 tarihli sicil gazetesinin incelenmesinden anlaşılmıştır. Bu durumda, kayıtların getirtilerek ve ilanın da incelenip dikkate alınarak, yukarıda belirtilen davalının eksikliğe ilişkin yazılarının gerçekte bir ret kararı olup olmadığı, bu kararların eylemli şekilde talebin reddi niteliğinde olup olmadığı ve talep sonradan ilan edilmiş ise davanın konusunun kalıp kalmadığı hususlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece deliller tam olarak toplanıp değerlendirilmeden, tescil talebinin reddine ilişkin bir karar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 06.11.2025
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.