Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi E.2025/179 K.2025/244

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/179 📋 K. 2025/244 📅 11.03.2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/179 - 2025/244
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/179 Esas
KARAR NO : 2025/244
(İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/10/2024
NUMARASI : 2024/761 Esas-2024/1072 Karar
DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 11/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/03/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf ön incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlunun bakım ve onarım için aracını müvekkili şirketin oto tamir istasyonuna getirdiğini, müvekkilinin bu kapsamda davalı borçlunun aracının bakım ve onarımını yaptığını ve toplamda otuz bir kalem mal ve hizmet verdiğini, verilen hizmetin karşılığında davalının müvekkiline 75.012,00 TL borcu oluştuğunu ancak davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, bu alacaklarının tahsili amacıyla davalı aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2023/52697 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, ancak davalı yanca yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğunu beyan ederek, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın tacir olduğunu ve arabuluculuk görüşmesinin yapılması gerektiğini, davacı yan ile müvekkili şirket arasında öncelikle davaya konu ... plakalı aracın tüm motor yenilemesi - rektefiyesi işi için anlaşıldığını, bu işlemler bitirilip aracın müvekkiline teslim edildiğini, bu işlemler için müvekkiline 22.06.2023 tarihli GIB2023000000257 numaralı 136.608,60 TL tutarlı faturanın gönderildiğini, müvekkilinin işbu tutarı davacının hesabına gönderdiğini, bu yapılan işlemler için müvekkiline 6 ay ve/veya 15.000 km garanti verildiğini, ancak bir kaç gün sonra aracın motorunu kilitlediğini ve çekici ile yine davacı yanın iş yerine götürüldüğünü, araç teslim alınırken motorun üst bölümünün yenilendiği ve enjektörlerin revize edildiği 24 saat rölantide çalıştırılması gerektiğinin söylendiğini ve aracın davacı yanın iş yerine bırakıldığını, davacı yanın bu işlemler için müvekkili şirket yetkililerinden ücret talep ettiğini ancak davalı şirket yetkililerince davacıya, bu işlemin eser sözleşmesinin ayıplı olmasından kaynaklandığını, dolayısıyla ücretsiz tamir kapsamında olduğunu ve tüm motor yenileme üzerinden henüz 4 ay ve 12.000 km geçmişken yapılan bu işlemin garanti kapsamında olduğunu ve bu nedenle bir ücret ödemeyeceklerini kendilerine bildirdiklerini, zira dosyaya sunulu 22.06.2023 tarihli ... plakalı aracın tüm motor yenilemesi - rektifiyesi için oluşturulan fatura ve davacı yanın icra takibine konu ettiği 25.10.2023 tarihli fatura karşılaştırıldığı vakit yapılan işlemlerin aynı olduğunun görüleceğini beyan ederek davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2024 tarihli ve 2024/761 Esas ve 2024/1072 Karar sayılı kararında özetle; Dosya incelendiğinde; itirazın iptali talepli davanın 06/11/2023 tarihinde Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/576 esasına kayden açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/576 esas 2024/305 karar sayılı ilamı ile "...dava konusu araçların maliklerinin tacir olduğu, konunun ticari işletmeleriyle ilgili olduğu, görevli mahkemenin Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu..." belirtilerek 30/04/2024 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, kararın 31/05/2024 tarihinde yazıldığı, akabinde davacı vekilinin dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi üzerine dosyanın 04/07/2024 tarihinde mahkememizin 2024/761 esasına kayden gönderildiği, mahkememizin 09/07/2024 tarihli tensip ara kararı ile davacı vekiline dava açılmadan önce yapılmış arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabuluculuk tarafından onaylanmış bir örneğini sunması için 1 haftalık kesin süre verildiği, dosyaya sunulan "Arabuluculuk Son Tutanağı"nın incelenmesinde, arabuluculuğa 10/07/2024 tarihinde başvurulduğu, arabuluculuk sürecinin 22/07/2024 tarihinde sonuçlandığı, dolayısıyla arabuluculuk başvurusunun görevsizlik kararı sonrası dosya mahkememize gönderildikten ve mahkememiz esası alındıktan sonra yapıldığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 2. fıkrası birlikte değerlendirildiğinde, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dahi tek başına yeterli olmayıp, arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanması ve anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya ibraz edilmesi gerekmektedir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 2. fıkrası gereğince davacı vekiline 09/07/2024 tarihli tensip ara kararı ile verilen bir haftalık kesin süre, olumsuz neticelenmiş arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanak aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemeye sunumu için öngörülmüş bir süredir. Davacı vekilince dosyaya sunulan "Arabuluculuk Son Tutanağı"nın incelenmesinde, arabuluculuğa 10/07/2024 tarihinde başvurulduğu, arabuluculuk sürecinin 22/07/2024 tarihinde sonuçlandığı, dolayısıyla arabuluculuk başvurusunun görevsizlik kararı sonrası dosya mahkememize gönderildikten sonra yapıldığı anlaşılmıştır.
Yargıtay içtihatlarıyla usul ekonomisi ve arabuluculuğun uygulanma amacı gözetilerek belirlenen asliye hukuk mahkemesinden arabuluculuğa tabi bir mahkemeye gönderilen bir davada arabuluculuğun tamamlanabilir dava şartı olduğu olgusunun tespiti bakımından önem arz eden husus arabuluculuğa başvuru tarihidir. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğu üzere dava şartının yerine getirildiği kabul edilip işin esasına girilmesi için görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihten sonra ancak dosyanın görevli mahkemenin esasına kaydedilmesinden önce arabuluculuğa başvurulmuş ve sürecin sonuçlanmış olması gerekmektedir. (emsal Yargıtay 9.HD'nin 2023/14948 esas,2024/70 karar sayılı ilamı) Eldeki dosyada ise taraflarca istinaf edilmeyen ve kesinleşen görev hususu sonrası davacı tarafça dosyanın mahkememize gönderilmesi talep edilmiş, arabuluculuğa az yukarıda bahsedildiği şekilde mahkememizce kesin süre verildikten sonra başvurulmuştur.
Hal böyle olunca, TTK 5/A maddesine göre, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan veya görevsiz mahkemece gelen dosya mahkememiz esasına kaydedilmeden önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu gözetilerek ve arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması nedeniyle herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen 02/11/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin huzurunda bulunan dosya, Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/576 E. sayılı dosyada verilmiş olan görevsizlik kararına istinaden yönlendirilerek açıldığını, işbu sebeple asliye hukuk mahkemelerinde görülen dava için zorunlu arabuluculuk dava şartı bulunmadığından taraflarınca görevsizlik kararı ile mahkemeye yönlendirilmiş olan işbu dava neticesinde arabuluculuk başvurusunda müvekkili adına bulunulduğunu ve ilgili arabuluculuk dosyasının sonuçlanmış olup ilgili son tutanağın sunulduğunu, taraflarınca ilgili ara karara istinaden Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/576 E. Sayılı dosyanın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ne zaman gönderileceğinin belli olmadığından ilgili arabuluculuk süreci bu aşamada başlatılmış olup ilgili kesin süre bitmeden ilgili arabuluculuk evrakının mahkemeye sunulduğunu, ilgili tensip zaptı ile ara kararın taraflarına 15.07.2024 tarihinde e-tebliğ olduğunu, taraflarınca 12.07.2024 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, 22.07.2024 tarihinde ise arabuluculuk görüşmelerinin tamamlanarak Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasına aynı gün sunulduğunu, taraflarınca verilmiş olan kesin sürenin henüz başlamadan arabuluculuk süreci başlatıldığını, yine kesin süre tamamlanmadan ilgili arabuluculuk süreci tamamlanarak Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunulduğunu, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'ne taraflarınca göndermiş oldukları ara kararın yerine getirildiğine ilişkin dilekçelerinde de ilgili ara kararın işbu haliyle infaz edilmiş sayılmasına karar verilmesinin talep edildiğini, TMK 3. maddesinde de bahsedildiği üzere "Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır." hükmünün açık olduğunu, taraflarınca ilgili ara karara istinaden Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/576 E. sayılı dosyanın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ne zaman gönderileceği belli olmadığından ilgili arabuluculuk sürecinin bu aşamada başlatılmış olup ilgili kesin süre bitmeden ilgili arabuluculuk evrakının mahkemeye sunulduğunu, İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'nin 2021/321 E. 2021/797 K. numarasıyla özet olarak "HMK’nın 115/3.maddesi uyarınca, dava şartı noksanlığı konusunda mahkemece henüz bir karar verilmeden önce bu eksiklik tamamlanmış ise, başlangıçtaki dava şartı eksikliğinden ötürü, dava usulden reddedilemez." hükmü ile istinaf dilekçelerinde sundukları emsal karar ile istinaf kanun yoluna başvurulmamasına rağmen ilgili hususun kamu düzeninden olması ve dava şartlarının resen dikkate alınması gerektiğinin vurgulandığını, ayrıca İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi 2020/1713 E. 2020/1569 K. sayılı dosyasında görevli mahkemenin karar tarihinden önce arabuluculuk tutanağının dosyaya sunulduğunu, bu nedenle davanın usulden reddedilemeyeceğine hükmedildiğini, yine İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi'nin 2020/800 E. 2020/714 K. sayılı dosyasında ise mahkemece işin esasına girilmeden önce arabuluculuğa başvurulduğundan davanın usulden reddedilemeyeceğine hükmedildiğini, İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi'nin 2019/2152 E. 2019/1681 K. sayılı dosyasında ise görevsiz mahkemece karar verilmeden önce arabuluculuk son tutanağı dosyaya eklendiğinden davanın usulden reddine karar verilemeyeceğine hükmedildiğini, HMK'nın 115/3. maddesinde göz önüne alındığında dava şartı yokluğundan red kararı verilmesinin doğru görülmediğini, bu nedenle Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin kararının asla yerinde olmadığını, hukuka aykırı, kanunlara aykırı, mevzuat ve içtihatlara karşı çıkar vaziyette olduğunu, dolayısıyla işbu kararın ivedilikle kaldırılarak hukuka uygun bir karar verilmesinin Türk Yargısı ve Türk Hukuku açısından sağlıklı olacağını, bu tarz kararların önüne geçilmediğinde yargıda ve hukukta birlik sağlanamayacağını ve usul ekonomisi kavramının kaybolacağını, yine mahkemece verilen 01/11/2024 tarihli ek karar ile davalı vekilinin tavzih talebinin kabulüne ve HMK'nın 305/A maddesi gereğince mahkemenin 15/10/2024 tarihli 2024/761 Esas 2024/1072 Karar sayılı kararı ile kararın hüküm kısmına davalı lehine AAÜT hükümleri uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, tavzih yoluyla bu şekilde karar verilemeyeceğini belirterek hem asıl karara hem de ek karara karşı yapmış oldukları istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin esas kararı ile tavzihe ilişkin ek kararının kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; Davacının tacir olup, kendisine yüklenen sorumluluk gereği basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, görevsizlik kararının 02/07/2024 tarihinde kesinleştiğini ve görevsizlik kararı üzerine dosyanın davacının talebi ile 03/07/2024 tarihli talebi ile görevli mahkeme olan Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiğini ve 04/07/2024 tarihinde ticaret mahkemesinde esas numarasını aldığını, arabuluculuk başvurusunu ise 12/07/2024 tarihinde yaptığını, bu sebeple mahkemece dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartının yerine getirilmediğinden dolayı davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasa hükümlerine uygun olduğunu belirterek haksız istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasındaki araç onarım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali isteğine ilişkindir.
Dava önce Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, Asliye Hukuk Mahkemesince tarafların tacir olması sebebi ile görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olacağı kabul edilerek davanın, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olması sebebi ile görev dava şartı yokluğundan dolayı usulden reddi karar verilmiş, bu kararın 02/07/2024 tarihinde kesinleşmesi üzerine davacı vekilinin talebi üzerine dava dosyası görevli mahkeme olan Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/761 Esas sayılı dosyasına 04/07/2024 tarihinde kayıt yapılmak suretiyle yargılamaya bu mahkemece devam olunmuş ve Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/10/2024 tarihli kararı ile; TTK'nın 5/A maddesine göre ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan veya görevsiz mahkemeden gelen dosya mahkeme esasına kaydedilmeden önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu gözetilerek ve arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması nedeniyle dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur.
Dairemizce yapılan istinaf değerlendirilmesi sonucunda, ilk derece mahkemesi değerlendirmesinin isabetli olduğu, davanın görevsiz mahkemede açıldığı 06/11/2023 tarihinden önce davacı tarafça arabulucuya başvurulmadığı gibi davanın görevsizlikle geldiği Asliye Ticaret Mahkemesinde de dosyanın ticaret mahkemesinin esasına kaydedilmeden önce davacı tarafça yapılan bir arabuluculuk başvurusunun da bulunmadığı, bu sebeple 6325 sayılı HUAK'nın 18/A hükmü gereğince arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici ve özel nitelikteki düzenleme dikkate alındığında, mahkemece, arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi kararında herhangi bir isabetsizliğin görülmediği anlaşılmıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/1834 Esas 2025/291 Karar sayılı ilamı)
Yine davacı yanın, hükmün tamamlanmasına ilişkin mahkemenin 01/11/2024 tarihli ek kararına yönelik olarak yapmış olduğu istinaf başvurusu nedeniyle dairemizce yapılan değerlendirme sonucunda ise;
6100 sayılı HMK'nın, "Hükmün Tamamlanması" başlıklı 305/A maddesi uyarınca; taraflardan her birinin, nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda ek karar verilmesini isteyebileceği ve bu karara karşı kanun yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir. Mahkemece verilen 15/10/2024 tarihli ve 2024/761 Esas 2024/1072 Karar sayılı nihai kararda, davanın arabuluculuk dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine dair verilen kararda sadece harç konusunda karar verildiği, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakıldığı ancak davalı yararına yargılama gideri kapsamında resen vekalet ücretine hükmetmesi gerekirken davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmediği ve davalı yanın bu nedenle karara karşı HMK'nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanması yönünde mahkemeye dilekçe sunduğu, mahkemece verilen 01/11/2024 tarihli ek karar ile, davalı vekilinin bu talebinin HMK'nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanması kapsamında kaldığı kabul edilerek davalı vekilinin talebinin kabulüne ve mahkeme ilamının HMK'nın 305/A maddesi uyarınca tamamlanması ile davalı yararına AAÜT hükümleri uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında da davacı yanca ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında yasa hükümlerine aykırı bir durum görülmediğinden davacı vekilinin mahkemenin nihai kararı ile ek kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurularının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2024 tarihli 2024/761 Esas 2024/1072 Karar sayılı nihai kararı ile ve aynı dosyadan verilmiş olan 01/11/2024 tarihli ek kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan davacı vekilinin bu kararlara karşı yapmış olduğu istinaf başvurularının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davacıdan nihai karar yönünden yapılan istinaf başvuru nedeniyle alınması gerekli alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 187,80 TL harç bedelinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacının ek karara karşı yapmış olduğu istinaf başvuru nedeniyle alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcı peşin olarak alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından asıl karar ile ek karara karşı yapılan istinaf başvuruları nedeniyle yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının ve davacı yanca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 11/03/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip