İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/1523 K.2025/1586
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1523 Esas
KARAR NO : 2025/1586
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/12/2021
NUMARASI : 2018/772 Esas, 2021/863 Karar
DAVANIN KONUSU: KOOPERATİFİN FERDİLEŞMESİ VE TASFİYESİ
KARAR TARİHİ: 27/11/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin de üyesi olduğu davalı kooperatifin amacının ortaklarının işyeri ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu, bu amaçla davalının satın aldığı arazi üzerine kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile yapılan iş merkezinin 29.03.2007 tarihinde kooperatife teslim edildiğini, A blokta bulunan 4 adet bağımsız bölümün kooperatifin payına düştüğünü, o tarihten bu yana kooperatifin yönetimi ferdileşmeye gitmek yerine buraları değişik firmalara kiraya verip gelir elde ederek bunu üyelere yansıtmadığını, oysa buraların tapularının ferdileştirilerek üyeler adına tescili gerektiğini, ancak bu taleplerinin gözardı edildiğini, zira kooperatif yönetiminin, denetim ve yönetim kuruluna yapılan ödemeleri ve kooperatifin sağladığı ekonomik imkanları kaybetmek istemediğini, kooperatifin amacını ve ömrünü tamamlaması sebebiyle ferdi mülkiyete geçiş ve tasfiye süreçlerinin başlaması gerektiğini belirterek ciddi hak ihlalleri yarattığından bahisle 27.07.2018 tarihli genel kurul kararlarının iptali ile kooperatifin ferdileşme ve tasfiyesine ve bu amaçla kayyum atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 27.07.2018 tarihli genel kurulda alınan kararların iptalini gerektiren bir sebep bulunmadığını, davacı tarafın ferdileşme ve tasfiye ile genel kurul kararlarının iptali taleplerinin birlikte görülemeyeceğinden tefriki gerektiğini, davacının kooperatifin ferdileştirilmesini ve tasfiyesini isteme hakkı olmadığı gibi bunu gerektirecek bir sebebin de bulunmadığını, kooperatifin süresinin sona ermediğini, ferdileşme hususunda karar vermeye yetkili kooperatif genel kurulu tarafından 09.07.2007 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan ferdileşme kararının açılan iptal davası neticesinde paylaşımda şerefiyelerin hesaba katılmadığı gerekçesiyle iptal edildiğini, bundan sonra ise davacının da aralarında bulunduğu ortaklar tarafından ferdileşme kararı verilmesi, şerefiyelerin de dahil edildiği güncellenen paylaşım cetvelinin iptali, yine ferdileşme ve tapu iptali ve tescil taleplerine ilişkin davalar açıldığını, halihazırda derdest davalar ve dağıtım tablolarında davacı da dahil kooperatif pay sahipleri arasında tam bir mutabakat sağlanamadığından ferdileşmenin tamamlanamadığını, ferdileşme ve tasfiyenin şartları oluşmadığı gibi Mahkemenin, bu konuda yetkili genel kurul ve yönetim kurulu yerine geçerek karar veremeyeceğini, aynı konu ile ilgili İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/187 Esas ve İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1000 Esas sayılı dosyası ile görülen davaların da derdest olduğunu, ayrıca davacının, kooperatif hesaplarının geriye dönük incelenmesi ile gelir ve harcamaların tespiti talebi hukuka aykırı olup hukuki yararın da bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:
İlk derece mahkemesince; 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun "Dağılma Sebepleri" başlıklı 81. maddesinde, kooperatif, anasözleşme gereğince, genel kurul kararı ile, iflasın açılmasıyla, kanunlarda öngörülen diğer hallerde, ilgili bakanlığın mahkemeden alacağı karar üzerine, diğer bir kooperatifle birleşmesi veya devralınması suretiyle, üç yıl olağan genel kurulunu yapmaması halinde, amacına ulaşma imkanının bulunmadığının ilgili Bakanlıkça tespiti halinde mahkemeden alacağı kararla dağılabileceğinin düzenlendiği, kooperatif üyesi davacı tarafından ferdileşme kararı verilerek kooperatifin tasfiyesi talebinde bulunulmuşsa da, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 81. maddesi gözönüne alındığında, ferdileşmeye karar verme yetkisinin kooperatifin genel kurulunun yetkisinde olduğu, mahkemece bu konuda karar verilemeyeceği gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Karar yasal süresinde davacı tarafından istinaf edilmiştir.Davacı istinaf dilekçesinde; 01.06.1989 tarihli kooperatif ana sözleşmesinin 64. maddesi gereğince yapı kullanma izninin alınmasını izleyen en çok bir yıl içinde ortakların bireysel mülkiyet işlerinin sonuçlandırılmasının şart olduğunu, kooperatifin dağılmasına ilişkin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 81. maddesinde, konut kooperatiflerinde yapı kullanım izninin alınmasını müteakip en geç 1 yıl içinde ortakların Kat Mülkiyet Kanununa göre ferdi münasebet işlerinin sonuçlandırılacağının düzenlendiğini, ana sözleşme ve kanun hükmü ile bilirkişi raporuna rağmen mahkemece davanın reddine karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava, kooperatifin ferdileşmesi ve tasfiyesine karar verilmesi istemine ilişkindir.Dava başlangıçta 27/07/2018 tarihli kooperatif genel kurul kararlarının iptali ile kooperatifin ferdileşme ve tasfiyesine karar verilmesi talebi ile açılmış olup mahkemenin 06/05/2019 tarihli ara kararı ile genel kurul kararının iptali talepli davanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiş ve davacının diğer taleplerine yönelik yapılan yargılama neticesinde eldeki istinaf başvurusuna konu kararın verildiği anlaşılmıştır.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 10/04/2020 tarihli raporda; 27.06.2008 tarihli davalı kooperatifin olağan genel kurul toplantısının 7. gündem maddesinde "Kooperatif bağımsız bölümlerinin kira gelirleri kooperatif borçlarının ödenmesinden sonra kalan miktarın kooperatif üyelerine hisseleri oranında 3'er aylık periyotlar halinde ödenmesine ... " şeklinde oy birliği ile karar verildiği, 2009, 2012, 2013, 2016 ve 2017 yılında yapılan olağan genel kurullarda ise, tahsil olunan kira bedellerinden giderler düşüldükten sonra kalan kısmın ortaklara dağıtılmasına karar verildiği, kooperatifin 2008 yılından bu yana kira gelirlerinden gelir - gider müspet farkını ortaklarına dağıttığının ve 2008 tarihinden bu yana inşaat yapımı ile ilgili gideri bulunmayan kooperatifin fiilen bir işletme kooperatifi gibi faaliyette bulunduğunun anlaşıldığı, ana sözleşme'nin 82/2 maddesinde "... ancak usulüne uygun şekilde ana sözleşme değişikliği yapılarak kooperatifin işletme kooperatifine dönüştürülmesi halinde dağılmaya ilişkin hüküm uygulanmaz." hükmünün düzenlendiği, 1163 sayılı Kanunun 81. maddesine göre, konut kooperatiflerinde yapı kullanma izninin alınmasını müteakip en geç bir yıl içinde ortakların kat mülkiyeti kanununa göre ferdi münasebet işlerinin sonuçlandırılacağı, kooperatif ana sözleşmesinin 64/3. maddesine göre ise, yapı kullanma izninin alınmasını müteakip en çok 1 yıl içinde, ortakların bireysel mülkiyet işlerinin sonuçlandırılmasının şart olduğu, buna göre taşınmazların inşaatının tamamlanması, kat irtifaklarının tesis edilmiş olması ve yapı kullanma izninin alınmış olması işleri gerçekleştiğine göre kooperatifin ortaklarına ferdileşme işlemi ile tapu devri işlemlerini gerçekleştirilmesi, ferdi münasebet işlemlerinin tamamlanması gerektiği, oysa davalı kooperatifin tasfiye sürecine dahi hala başlamadığı, sonuç olarak fiilen işletme kooperatifi gibi faaliyet gösteren davalı kooperatifin tasfiye sürecine girmesi gerektiği halde ilgili işlemleri yerine getirmediği, 1163 sayılı Kanunun 81. maddesi ve kooperatif ana sözleşmesinin 83/2. maddesi uyarınca tasfiye memurlarının mahkeme kararına dayalı olarak atanabileceği bildirilmiştir.Somut olayda, dava dilekçesinde bahsi geçen kooperatif adına kayıtlı 4 adet bağımsız bölümün tapularının ferdileştirilerek kooperatif üyeleri adına tescili ile tasfiye kararı verilmesi talep edilmiştir. Kooperatifin 09/07/2007 tarihinde yapılan genel kurulunda bu bağımsız bölümlerin kooperatif üyeleri arasında taksimi ile ortaklar adına hisseleri oranında tapuya tesciline yönelik karar alınmış ise de, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/06/2009 tarih ve 2008/204 Esas 2009/440 Karar sayılı kararı ile bu genel kurul kararının iptaline karar verilmiştir. Daha sonra farklı tarihlerde yapılan kooperatifin bazı genel kurullarında, bu yerlerden elde edilecek kira gelirinin ortaklara ödenmesine karar verilmiştir. Yargılama aşamasında ise davacı tarafın tedbir talepli dilekçesinden kooperatifin 2019 yılı genel kurulunda bu yerlerin satışına ilişkin karar alındığı anlaşılmıştır.Somut olayda kooperatif genel kurulu tarafından ferdileşme yönünden karar alınmadığı gibi davacı tarafından ileri sürüldüğü üzere genel kurulu kararı ile söz konusu bağımsız bölümlerin satışına karar verilmekle ferdileşme yönünde işlemlerin de devam ettiği anlaşılmaktadır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 81. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinde, konut kooperatiflerinde yapı kullanma izninin alınmasını müteakip en geç bir yıl içinde ortakların Kat Mülkiyeti Kanununa göre ferdi münasebet işlerinin sonuçlandırılacağı düzenlenmiş ise de, ferdileşmeye karar verme yetkisi kooperatif genel kuruluna ait bir yetki olduğundan bu konuda genel kurulun iradesinin yerine geçilerek mahkemece bir karar tesisi mümkün değildir. Bu nedenle, mahkemece dosya kapsamında yer alan delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirme ile neticeten tesis edilen hükümde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacının istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden mahkemece tesis edilen karar isabetli olmuştur.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/772 Esas, 2021/863 Karar sayılı ve 02/12/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinden yapılan ön inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.27/11/2025