Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2025/2477 K.2025/2844
T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No: 2025/2477 - 2025/2844
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/2477
KARAR NO : 2025/2844
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan :
Üye :
Üye :
Katip :
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 27/03/2024
NUMARASI : 2022/... Esas, 2024/... Karar
DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 1- ... Sigorta A.Ş. -
VEKİLLERİ : Av. ...
DAVALI : 2- ... -
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)
KARAR TARİHİ : 18/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025
İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.03.2024 tarih ve 2022/... Esas, 2024/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; olay yeri kamera kayıtlarından görüleceği üzere müvekkili davacının ... plaka sayılı motorsikleti ile 04/02/2022 tarihinde Arsuz istikametinden İskenderun istikametine doğru Atatürk caddesinde ilerlerken davalılardan ... Sigorta şirketinin sigortalısı diğer davalı ...'a ait olan ... plaka sayılı aracın müvekkili kendi şeridinde seyir halinde ken birden manevra yaptığını, şerit değiştirme ve sollama kurallarına riayet etmediğini ve müvekkiline çarparak düşmesine yaralanmasına ve motorsikletin hasar görmesine neden olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin 10 güne yakın işten güçten yoksun kaldığını, çalışma gücü azaldığını ve iş yerinde çalışamadığından kazanç kaybı olduğunu, davalı sigorta şirketine zararlarının tazmini talebinde bulunmuş iseler de davalı sigorta şirketi müvekkilinin bu taleplerini kabul etmediğini, savsakladığını ve cevapsız bıraktığını, açıklanan nedenlerle meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinin hastane tedavi giderleri ve iş göremediğinden kaynaklanan kazanç kaybı ile araçta meydana gelen hasar ve değer kaybı nedeniyle fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.00 TL maddi tazminat taleplerinin haksız fiil tarihi olan kaza tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile davalılardan tahsilini, kazanın oluşturduğu olumsuz etkenler nedeniyle müvekkilinin yaşadığı üzüntü ve elemin bir miktar azaltılabilmesi adına yargılama sonunda belirlenecek tutardan şimdilik 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan kaza tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile davalı ...'dan tahsilini, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında tazmin yükümlülüğü olay tarihi itibariyle muaccel hale geldiğini, bu nedenle geçici hukuki koruma yollarından biri olan ihtiyati hacizde yakın ispat koşulu gerçekleştiğini, bu sebeple öncelikle davalılara ait mal varlığına teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, görev ve husumet itirazlarını bildirerek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazını bildirerek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, süresinde yenilenmeyen davanın 20/03/2024 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; adli yardım taleplerinin, müvekkilinin adli yardıma ihtiyacı olduğunun çok açık olduğu halde reddedilmiş olduğunu, olay yeri kamera kayıtlarından açıkça görüldüğü üzere davalı ...'ın kurallara riayet etmeyerek kazanın oluşmasına, müvekkilinin yaralanmasına ve motosikletin hasar görmesine neden olduğunu, müvekkilinin kaza nedeniyle 10 güne yakın işten güçten yoksun kalmış, çalışma gücü azalmış ve iş yerinde çalışamadığından kazanç kaybı oluştuğunu, davalı sigorta şirketine zararlarının tazmini için başvurduklarını ancak sigortanın bu taleplerini kabul etmediğini, cevapsız bırakmış olduğunu beyan ederek adli yardım taleplerinin ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, süresinde yenilenmeyen davanın 20/03/2024 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar verildiği görüldü.
Hükmü, davacı vekili istinaf etmiştir.
UYAP sisteminde yapılan sorgulamada davacının adına trafik kazasına konu motosiklet dışında araç, taşınmaz bulunmadığı ve davacının bir işte çalışmadığı anlaşılmış olmakla; HMK'nın 336/2. maddesinde öngörülen gelir kaynakları ve zorunlu giderleri dikkate alındığında istinaf aşamasında adli yardım talebinin kabulü gerekmiştir.
Yukarıda yapılan açıklama ışığında, davacının gerek istinaf aşamasında gerekse ilk derece yargılaması aşamasında adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiği dikkate alındığında; ilk derece mahkemesince davacının adli yardım talebi reddedilmiş ve fakat adli yardım talebinin reddine ilişkin HMK 334 ve devamı maddelerinde düzenlenen itiraz yolunun kanunda aranan usulüne uygun şekilde açıklanmadığı görülmüştür. Bu bakımdan gerek usulüne uygun şekilde gerekse esasa ilişkin adli yardım talebinin reddi kararının verilmediği anlaşılmıştır.
İlk derece yargılaması aşamasında davacı taraf yönünden adil yardım talebinin esasına ilişkin koşulların oluşmasına rağmen talebin reddine karar verilmesi ve yine adil yardım talebinin reddine ilişkin kararda yasa yolunun gösterilmemiş olmasına bağlı olarak hataya düşülmüş olması ve neticeden yargılama giderinden olan harcın, zamamında ikmal edilmemesine bağlı yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı görülmüştür.
İlk derece mahkemesince yapılması gereken, davacı tarafın adli yardım talebinin kabulü ile ve akabinde, davanın esasına yönünden toplanması gereken delilerin toplanarak karar verilmesinden ibarettir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Tüm bu anlatılanlar ışığında mahkemece öncelikle yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve araştırma yapıldığı, HMK'nın 353/1-a-6. bendine göre gereken delillerin toplanmadığı anlaşıldığından açıklanan nedenlere dayalı davacı vekilinin istinaf taleplerinin, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KABULÜYLE, kararın kaldırılarak, sair istinaf nedenleri incelenmeksizin dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi gereğince KABULÜ İLE,
İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.03.2024 tarih ve 2022/... Esas, 2024/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Yukarıda belirtilen sebeplerle eksik bilgi ve belgeler tamamlandıktan sonra davanın yeniden görülüp karar verilmesi için dosyanın yerel Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf aşamasında tebligat ve dosyanın gönderimi için taraflarca yatırılan avanstan sarf edilen giderler ile dosyanın dairemize gönderimi için suç üstü ödeneğinden karşılanan posta ve tebligat ücretlerine ilişkin giderlerin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,
4-Davacı tarafça istinaf harçları yatırılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-HMK'nın 359/3. maddesi gereğince harç iade ve karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
7-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 18.12.2025
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
KARŞI OY ŞERHİ
Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından verilen kararın gerekçesinde her ne kadar davacının adli yardım isteminin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, bu kapsamda adli yardım kararının kabulü ile işin esasına girilerek yargılama yapılıp sonucuna göre karar verilmesinin gerektiğinden bahisle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş ise de, 6100 Sayılı HMK'nın 341. maddesinde hangi kararlara ilişkin olarak istinaf yasa yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir. Adli yardıma ilişkin 6100 Sayılı HMK'nın ilgili hükümlerine bakıldığında 337. maddesinde ''''MADDE 337- (1) Mahkeme, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebilir.(Ek cümle : 11/4/2013-6459/ 23 md.) Ancak, talep hâlinde inceleme duruşmalı olarak yapılır. (Ek cümle : 11/4/2013-6459/ 23 md.) Adli yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarında sunulan bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça belirtilir. (2) (Değişik : 11/4/2013-6459/ 23 md.) Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara arşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.'''' hükmünü içermektedir.
Buna göre dosyamız davacısı tarafından dava açılırken adli yardım başvurusu yapılmış, mahkemece 11.07.2023 günlü duruşmada adli yardım isteminin reddine karar verilmiştir, yukarıda açıklandığı gibi bu red ara kararına karşı itiraz yasa yolu açıktır. Mahkemesince kurulan red ara kararında söz konusu red kararına yönelik hangi kanun yoluna ne kadar süre içerisinde başvurulması gerektiğine dair herhangi bir açıklama yapılmamıştır, dolayısıyla söz konusu ara karar Anayasa'nın 40. maddesine de aykırıdır, zira mahkemeler tarafından verilecek olan kararlarda, karara karşı hangi kanun yoluna başvurulması gerektiği hususunun açık bir şekilde gösterilmesi gerekmektedir, buna rağmen mahkemece bu yol gösterilmemiş ve davacının adli yardımın reddine ilişkin karara karşı başvurma hakkı kısıtlanarak 13.07.2023 gününde kurulan ara karar ile davacıya gerekli harç ve masrafları yatırması konusunda kesin süre verildiği görülmüştür, oysa ki henüz daha mahkemece verilen adli yardımın reddine ilişkin karar kesinleşmemiştir, bu bakımdan mahkemesince 13.07.2023 günlü ve 05.12.2023 günlü her iki kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, bu ara kararlara bağlı olarak davacı tarafından süresi içerisinde eksik harcın yatırılmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması hatalıdır.
Bu noktada mahkemece yapılması gereken davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin kararın usulüne uygun şekilde verilerek söz konusu karara karşı itiraz yasa yolunun gösterilmesi ve davacının bu ara karara karşı süresi içerisinde itiraz etmesi halinde kararın denetlenebilmesi için dosyanın yetkili ve görevli İskenderun 2. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesinden ibarettir. İtirazı değerlendirecek olan mahkemece davacının itirazının reddine karar verilmesi durumunda söz konusu adli yardımın reddine ilişkin karar kesinleşecek olup bu noktadan sonra davacıya gerekli harçları yatırması konusunda kesin süre verilebilecektir. Söz konusu usul uygulanmaksızın davacının itiraz hakkı elinden alınarak adli yardımın reddine ilişkin kararın kesin olduğu kabulü ile işlem yapılması usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan dairemizin sayın çoğunluğu tarafından davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin kararın esası bakımından değerlendirme yapılabileceği belirtilmiş ise de bu karara karşı yukarıda anılan kanun hükmünde açık bir şekilde belirtildiği gibi ancak itiraz yasa yolu açıktır, dolayısıyla davacının itirazı üzerine, itirazı değerlendiren mahkemece itirazın reddine karar verilmesi durumunda söz konusu karar artık kesinleşmiş olacağından bu kararın yeniden değerlendirilmesi, denetlenmesi, esas bakımından adli yardım kararın reddine dair kararın hatalı olduğunun belirtilmesi dahi mümkün değildir, zira itiraz üzerine verilen karar kesin nitelikte olup, HMK 341 kapsamında istinaf edilebilecek bir karar niteliğinde değildir, bu yönüyle dairemizin kararının gerekçesinde belirtilen adli yardımın reddine ilişkin kararın hatalı olduğu, mahkemece işin esasına girilerek değerlendirme yapılmasına dair gerekçeye ve buna bağlı olarak kaldırma sebebine katılmamış olduğumdan karara bu haliyle muhalif kalmaktayım.
Başkan
(Karşı oy)
¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır