İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2025/1744 K.2025/1806
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1744
KARAR NO : 2025/1806
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/09/2025
NUMARASI : 2025/427 Esas - 2025/620 Karar
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/12/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava ve ıslah dilekçesinde özetle; davalı ...'in kendisini Almanya'da avukat ...ile temsil ettirmek sureti ile müvekkili şirket ve dava dışı Silm Investment Holding Inc.'a karşı Federal Almanya Cumhuriyet Mainz Bölge Mahkemesi 6.Hukuk Dairesinde 0 193/05 dosya numarasıyla dava açarak .... Şirketinin hisse senetlerinin satın alımı ile ilgili alacak ve faiz talep ettiğini; yapılan yargılama neticesinde davalının açmış olduğu bu davanın ret edildiğini; ret kararının ... vekilince temyiz edildiğini, temyiz incelemesi sonucunda Mainz Bölge Mahkemesi 6.Hukuk Dairesinin kararına karşı temyiz talebinin Federal Almanya Cumhuriyeti Koblenz Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin ... Dosya No'lu Kararı ile ret edildiğini, ret kararının bir üst mahkemede temyiz edilmediğini, kararın kesinleştiğini, 04/08/2017 tarihinde de kesinleşme şerhi verilip Apostil verildiğini; ancak ...'in buna rağmen aynı konuda bu kez İstanbul Anadolu 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/299 Esas sayılı dosyasıyla dava açtığını; o davada Almanya'da verilen kararın uygulanabilmesi, kesin hüküm ve diğer etkilerinden faydalanabilmeleri için Federal Almanya Cumhuriyeti Koblenz Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin ... Dosya No'lu Kararının Tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili ıslah dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin MÖHUK 51. Maddesi uyarınca İstanbul(Çağlayan) mahkemeleri olduğunu, davanın nispi harca tabi olduğunu ancak nispi harç yatırılmadığını, bu nedenle reddi gerektiğini, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine karar verilebilmesi için kesinleşme, apostille şerhi aslı, noter veya konsolosluk onaylı Türkçe tercümeli orijinal belgelerin dosyaya ibraz edilmesinin gerektiğini, dosyaya ibraz edilen yabancı mahkeme kararlarının tercümesi ve noter/konsolosluk onaylı olmadığından tanıma ve tenfiz kararı verilemeyeceğini, söz konusu kararın kesin hüküm/delil teşkil etmeyeceğini, yabancı mahkeme tarafından yapılan yargılamada müvekkilinin mahkemeye usulüne uygun şekilde çağrıldığına ve verilen hükmün kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek itiraz hakkının engellenmediğine ilişkin herhangi bir tebligat evrakı bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davalı taraf her ne kadar istinaf aşamasında savunma hakkının kısıtlanmadığını gösterecek belgelerinde davacımız tarafından sunulmadığını ileriye sürmüş ise de, Almanya'da yapılan yargılamada davacı olduğu, yargılama aşamalarında kendisini vekilinin temsil ettiği, bu nedenle herhangi bir iddiasının ispat kısıtlamasına uğramadığı; Bu dosyanın davacısının ileriye sürdüğü İstanbul Anadolu 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/299 Esas sayılı dosyasında da yine dosyamız davalısının dosyamız davacısına karşı aynı hukuki ilişkiye dayalı dava açtığı, davanın derdest olduğu; devam eden o davada yabancı mahkeme kararının sonuç ve etkilerinden faydalanmak için davacımız şirketin tanıma talep etmekte hukuki menfaatinin bulunduğu; tanıma tenfiz davalarında her ne kadar bir dönem nispi harç alınması yönünde yargı kararları varsa da, bu tür davalarda bir eda hükmü kurulmadığı; söz konusu eda hükmünün yabancı mahkeme tarafından verildiği, Türk Mahkemeleri tarafından sadece kısıtlı bir inceleme ile ve MÖHUK 54.maddede ki şartların bulunması halinde yabancı mahkeme kararına Türkiye'de icra edilebilirlik kazandırmak için tespit hükmü oluşturulduğu; bu nedenle maktu harç alınması gerektiği hususunda uygulama birliğinin sağlandığı; Bu çerçevede tanınması istenen kararın MÖHUK gereği aranan şartlara haiz olduğu, davacının da talep etmekte hukuki menfaatinin bulunduğu nazara alınarak talebin kabulüne, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin MÖHUK 51. Maddesi uyarınca İstanbul(Çağlayan) mahkemeleri olduğunu, davanın nispi harca tabi olduğunu ancak nispi harç yatırılmadığını, bu nedenle reddi gerektiğini, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine karar verilebilmesi için kesinleşme, apostille şerhi aslı, noter veya konsolosluk onaylı Türkçe tercümeli orijinal belgelerin dosyaya ibraz edilmesinin gerektiğini, dosyaya ibraz edilen yabancı mahkeme kararlarının tercümesi ve noter/konsolosluk onaylı olmadığından tanıma ve tenfiz kararı verilemeyeceğini, söz konusu kararın kesin hüküm/delil teşkil etmeyeceğini, yabancı mahkeme tarafından yapılan yargılamada müvekkilinin mahkemeye usulüne uygun şekilde çağrıldığına ve verilen hükmün kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek itiraz hakkının engellenmediğine ilişkin herhangi bir tebligat evrakı bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, yabancı mahkeme kararının tanınması, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, yabancı mahkeme kararının tanınmasına karar verilebilmesi için gerekli koşulların bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davalı ... tarafından başvurulması Federal Almanya Cumhuriyeti Mainz Bölge Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi G 0 193/05 dosyası üzerinden verilen karara karşı kanun yoluna başvurulması üzerine Federal Almanya Cumhuriyeti Koblenz Yüksek Eyalet Mahkemesince ... nolu karar verilmiştir.Davacı tarafça, davaya konu yabancı mahkeme kararının kesin hüküm ve kesin delil kabul edilebilmesi için kararın Türkiyede tanınmasına karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin olarak 5718 sayıl Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun(MÖHUK) hükümlerinin uygulanması gerekir. MÖHUK'un 58/1. Maddesine göre, yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz. MÖHUK'un 53. maddesine göre ise, tanıma ve tenfiz dilekçesine yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi ile ilâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin eklenmesi gerekir. MÖHUK'un 54. maddesine göre de, tanıma kararı verilebilmesi için, ilâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması; hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması; o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tanıma istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması, gerekir.Somut olayda, Federal Almanya Cumhuriyet Mainz Bölge Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinde G 0 193/05 nolu kararı ve bu karara karşı yapılan kanun yolu başvurusu sonucunda verilen Federal Almanya Cumhuriyeti Koblenz Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin ... nolu kararının kesinleştiği, tanıma istemine konu kararda apostil şerhi ve bu kararın onaylı tercümelerin dosyada bulunduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu yabancı mahkeme kararının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması ve kamu düzenine aykırılık bulunmaması ve bu haliyle tanıma koşullarının gerçekleşmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile yabancı mahkeme kararının tanınmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalının cevap dilekçesi süresinde olmamakla birlikte davalı ıslaha verdiği cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunmuştur. Davacı yabancı mahkeme kararının tenfizi istemli açtığı davasını tanıma davası olarak ıslah ettiğine ilişkin dilekçe sunmuş ise de bu dilekçe esasen ıslah niteliğinde olmayıp, davacının görevsiz mahkemede yapılan 14/10/2020 tarihli duruşmadaki "tenfiz davası olarak sehven yapılan talepten ötürü" şeklendeki beyanı da nazara alındığında maddi hatanın düzeltilmesi/açıklama dilekçesi niteliğindedir. Bu haliyle davalının ıslah edilen dava hakkında cevap dilekçesi konulu dilekçesi cevap niteliğinde değildir. Bu halde davalının yetki itirazı süresinde olmayıp, yerinde değildir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/12/2025