Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2025/1121 K.2025/1296

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1121 📋 K. 2025/1296 📅 17.12.2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2025/1121 - Karar No:2025/1296
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1121
KARAR NO : 2025/1296
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/07/2022
NUMARASI : 2015/82 E-2022/599 K
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 17/12/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 19/12/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada, Dairemizce taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiş olup, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin bozma kararı üzerine dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilerek yapılan duruşmalı inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; taraflar arasında "Gaziantep Havalimanı 28/10 Pistinin Taksiyolu Düzleminde Yenilenmesi" işine ilişkin olarak 12.01.2005 tarihinde 26.465.900,00 TL bedelli sözleşmenin imzalandığını, projelerin davalı yüklenici tarafından hazırlanarak idareye tevdi edildiğini, projelerde 3-4 inçlik kırma taş dolgu önerildiğini ancak projelerin taş dolgu yapılma kaydıyla onaylandığını, işin tamamlanarak 15.07.2006 tarihinde geçici kabulü, 23.07.2007 tarihinde de kesin kabulünün yapıldığını, geçici kabulden sonra 25.04.2007- 25.05.2007 tarihleri arasında 186 adet, 09.04.2008-09.05.2008 tarihleri arasında 121 adet, kesin kabulden sonra 20.06.2011-20.07.2011 tarihleri arasında 260 adet olmak üzere toplam 567 adet pist kaplama anosunun davalı yüklenici tarafından kaldırılarak yenilendiğini ancak pistin beton yüzeyindeki deformasyonların kaza ve kırılmaya sebebiyet vermek suretiyle uçuş güvenliği açısında risk oluşturması, can ve mal emniyetini tehlikeye atacak noktaya ulaşması üzerine, oluşturulan teknik heyetçe 28/10 pistinin 28R pist başı yönündeki 1450 m'lik dolgu yapılan ve deformasyon olan kısmının nasıl tamir edileceğine ilişkin olarak 26.06.2012 tarihli raporun hazırlandığını ve pistteki oturmaların tehlikeli boyuta varması nedeniyle 2013 yılında yükleniciden problemin giderilmesinin istediğini ancak pistin işletmeye açılmasının üzerinden 7 yıl geçtiğini, problemden sorumlu olmadıklarını bildirerek onarım yapmayı reddettiğini, bunun üzerine 1450 m'lik sorunlu dolgu bölümü ile 1550 m'lik yarma bölümünün rehabilitasyonunun yapılması amacıyla yeniden ihaleye çıkılarak 25.07.2013 tarihinde ...- ... İş Ortaklığı ile sözleşme imzalandığını, yüklenici iş ortaklığının yer teslimden sonra dolgu malzemesinin dolguda kullanılmasının uygun olmadığının tespit edildiğini, idare tarafından teşekkül ettirilen teknik komisyonca hazırlanan 22.11.2013 tarihli rapora istinaden Ulaştırma Bakanlığı Altyapı Yatırımlar Genel Müdürlüğü tarafından kaya dolgu malzemesinin tamamen kaldırılarak, 1-RV şartnamesine uygun kaya dolgu malzeme ile dolgunun yeniden yapılmasının önerildiğini, KGM'nce görevlendirilen bilirkişi kurulunun da pistin kaplamalı banketlere bitişik konumda herhangi bir drenaj yapılmaması sebebiyle, pist üzerindeki derzlerden ve çatlaklardan sızan suların, kaya dolgu malzemesinin vasıflarını olumsuz yönde etkilediğine ilişkin 24.03.2014 tarihli raporu tanzim ettiğini, yine Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde yaptırılan tespit sonucu sunulan 22.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda da, kullanılan kırmataş dolgu malzemesinin uygun olduğu ancak sorunun uygulama hatasından kaynaklandığı (projeye göre 80 cm olması gereken toplam kalınlığın, 10cm-60cm aralığında olmasından) eksik dolgu yapıldığını, dolgu da nebati toprağına rastlandığı ve serim-sıkıştırma hataları bulunduğunun tespit edildiğini, bilahare 11.12.2014 tarihinde ikinci kez ihaleye çıkartılarak üçüncü kişilere yaptırılmak zorunda kalındığını belirterek ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutarak şimdilik sökülen ve yeniden yapılacak işlerin, davalıya 2004 yılı birim fiyatları ile inşaat işi karşılığı 12.062.353,62 TL, elektrik işi karşılığı 2.852.997,24 TL olmak üzere toplam 14.915.350,86 TL'ye yaptırıldığı ve bunun 2014 yılına eskale edilen değeri 30.889.318,75 TL'nin 20.11.2014 tarihinden itibaren avans faizi ve KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; öncelikle kesin kabulü 29.05.2008 tarihinde yapılan eser sözleşmesine dayalı olarak 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde davanın açılmadığından reddine, aksi halde ise gizli ayıp bulunması ve ayıbın müvekkilinden kaynaklanması halinde, tespit edilen ayıpları müvekkiline ihbar edilmesi gerektiğini, tamirat hususunda müvekkilinin zorlaması gerekirken, bu yola başvurulmadan 15.05.2013 tarihinde pist rehabilitasyon ihalesine, 11.12.2014 tarihinde de rehabilitasyonu ikmal ihalesine çıktığını, ihaleler ile dava konusu edilen imalatların tamamının kaldırılarak yenilendiğini, delil tespitini müvekkilinin yokluğunda ve eksik delilerle yapıldığından kabul etmediklerini, bilirkişilerin inceleme yaptığı yerlerde kaplama betonunun da söküldüğünü, bu aşamada dolgu malzemesinin hasara uğradığını, davacının ön proje ile ihaleye çıktığını, uygulama projelerini müvekkilinin hazırladığını ve onay için idareye sunduğunu, idare tarafından proje üzerine “Kaplamalı Sahaların Dolgularının 1-R Şartnamesinin 1.3.6.1. maddesine göre kaya (taş) dolgu yapılması uygundur” şerhi düşülerek ve revize edilerek projenin 01.08.2005 tarihinde onayladığını, müvekkilinin de imalatı onaylı projeye uygun şekilde ve yapı denetim yetkililerinin gözetiminde yaptığını, her türlü testler ve incelemeler sonucunda imalatın idarece kabul edildiğini, eksik kalınlıkta dolgu yapıldığı iddiasının hukuken ve teknik olarak kabul edilemeyeceğini, tip enkesitlerde gösterilen 4 inç ebadında hazırlanan kırmataş numunelerinin de gerekli testlerin yapılması amacıyla davacı idareye teslim edildiğini, malzemenin idare tarafından onaylanan ruhsatlı ... Taş Ocağı'ndan alındığını, bu ocakta yapılacak incelemede dahi görüleceği üzere taş kesitlerinde renk farklılıkları (kırmızı, kahverengi, sarı, beyaz, gri vd.) bulunduğunu, tespit raporunda nebati toprak olarak belirtilen kırmızı renkli granül malzemenin mevcut kaya zemininin kendi yapısal rengi olduğunu, yani dolguda nebati toprak kullanılmadığını, dolgunun şartnameye uygun sıkıştırıldığı yönündeki test sonuçlarının, kot okumalarının idarede bulunduğunu, ön projede ve onaylı diğer projelerde, dolgu kesitinde kapalı drenaj kanalı (drenflex) sistemi olmamasından dolayı yüzey sularına maruz kalan taş dolgu malzemesine ait ince taneli malzemenin, dolgu tabanına akmış olmasının, akışkanlık sonrasında, suya maruz kalan köşeli iri taş dolgu malzemeleri köşe noktalarından su emilimi sonucu zafiyete uğrayarak kırılabileceğinin ve dolayısıyla bu durumun pist zemininde oturmalara, kaymalara, serim malzemesinde azalmaya ve de nemli toprak tabakası oluşumuna sebebiyet vermesinin muhtemel olduğunu, müvekkilinin 09.01.2008 tarihli yazısı ile yüzey suları için açık drenaj kanalı, yüksek dolguların olduğu kesimlerde şev eğilimlerinin azaltılması ve şevlerde bitkilendirme, kademe yapılması, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün otoyollarda uyguladığı belli aralıklı prefabrik düşüm oluklarıyla yağmur sularının drenaj hendeklerine ulaştırılması yönündeki proje revizyonlarının dikkate alınmasını önermesine rağmen, keşif artışına sebebiyet vereceği gerekçesiyle önerilerinin davacı idare tarafından kabul edilmediğini, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün 24.03.2014 tarihli raporunda, DHMİ Genel Müdürlüğü'nün şartnamesinde yer alan dolgu, alt temel ve temel malzemesi sıkışma limitlerinin karayolları şartnamesinden daha düşük olduğunun ifade edildiğini, yine davacının, müvekkilinin kullandığı malzemenin düşük nitelikte olduğunu ileri sürmesine rağmen aynı malzemelerin kullanılacağı şekilde yeniden ihaleye çıktığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte hesaplardan, davacının pisti kullanması sebebiyle elde ettiği ekonomik yararın ve sökümden çıkan hurda malzemenin değerinin dikkate alınması gerektiğini, faiz ve KDV talebinin de yerinde olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 06.07.2022 tarih ve 2015/82 Esas- 2022/599 Karar sayılı davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 30.10.2024 tarih ve 2022/1331 Esas- 2024/865 Karar sayılı kararı ile; taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildiği, karara karşı taraf vekillerince temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 23.09.2025 tarih ve 2025/440 E- 2025/3052 K sayılı ilamı ile; " davalı tarafın temyiz yoluna ilişkin adli yardım talebi değerlendirildiğinde; davalı şirketin iflas halinde olduğu, iflas masasında para olmaması nedeniyle temyiz harçlarının yatırılmadığına dair belgenin dosyada olduğu, ödeme gücünden yoksun olma kriterinin gerçekleştiği anlaşıldığından temyiz incelemesi bakımından adli yardım talebinin oy birliğiyle kabulüne karar verilerek temyiz incelemesine geçildi.
1. Davalı vekili temyiz dilekçesi ekinde Ankara İflas Dairesi’nin 2024/2 İflas sayılı dosyası kapsamında verilen yetki belgesini sunmuş olup, davalı şirket hakkında Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.02.2024 tarihli, 2023/318 Esas, 2024/70 Karar sayılı kararı ile 01.02.2024 tarihi itibariyle iflasın açılmasına karar verildiği, kararın 01.03.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 191. maddesi gereğince borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüz olup, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Diğer anlatımla, iflasın açılmasıyla dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226-229 maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi İflas Dairesine aittir. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, Kanun, müflisin taraf bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durmasını kabul etmiştir. İflastan önce açılmış olup da devam eden, müflisin taraf bulunduğu hukuk davaları, (maddede yazılı istisnalar dışında) iflâsın açılması ile durur. Bu durma, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraya kadar devam eder; ancak bundan sonra, duran hukuk davalarına devam edilebilir. Konuya ilişkin dairemizin yerleşik uygulaması yukarıda açıklandığı üzere bu yöndedir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava konusu somut olay değerlendirildiğinde; istinaf aşamasında davalı şirketin iflas ettiği, dolayısıyla alacak davasının kayıt kabul davasına dönüştüğü, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince müflisi temsil yetkisinin kimde olduğu hususu açıklığa kavuşturularak ve davayı iflas dairesine ihbar ederek 2. alacaklılar toplantısı beklendikten sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle Dairemizin kararının bozulmasına ve dosyayı kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olup, bozma sonrası dosya Dairemize gönderilmekle Dairenin 2025/1121 Esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dairemizin 27.11.2025 tarihli Yargıtay bozma ilamı ekli duruşma günü bildirir tensip tutanağının taraf vekillerine tebliğ edildiği, Dairemizin 17.12.2025 tarihli duruşmasında; davacı vekilinin, bozma ilamına uyulmasını, eksik hususların giderilmesini, davalı vekilinin ise, önceki beyanlarını tekrarla, bozma ilamındaki eksik hususların giderilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Dairemizce, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 23.09.2025 gün ve 2025/440 E- 2025/3052 K sayılı bozma ilamına karşı direnilmesine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, ilk derece mahkemesince verilen 06/07/2022 tarihli davanın kısmen kabulüne dair kararına karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Dairemizce yapılan incelemede, 30/10/2024 tarih ve 2022/1331 E- 2024/865 K sayılı kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edildiği ve davalı vekilinin temyiz dilekçesi ekinde Ankara İflas Dairesi’nin 2024/2 İflas sayılı dosyası kapsamında verilen yetki belgesini sunduğu, davalı şirket hakkında ilk derece mahkemesince karar verildikten ve istinaf kanun yoluna başvurulduktan sonra Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.02.2024 tarihli, 2023/318 Esas, 2024/70 Karar sayılı kararı ile 01.02.2024 tarihi itibariyle iflasın açılmasına karar verildiği, kararın 01.03.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b maddesinde ;"b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.", yine, aynı kanunun 373 üncü maddesinde ise , "(1) Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir.(2) Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir. (3) Bölge adliye mahkemesi, 344 üncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir. (4) Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir... " hükümleri düzenlenmiştir. Hukuk Genel Kurulu içtihatlarında da belirtildiği üzere, 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendi uyarınca karar veren bölge adliye mahkemesinin üç farklı karar verebileceği, buna göre ilk derece mahkemesi kararının kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine karar verilebileceği (HMK md. 353/1-b, 1), başvurunun esastan reddine ilişkin kararın temyiz edilmesi halinde Yargıtayca bozma kararı verilecek olması durumunda bölge adliye mahkemesinin esastan redde ilişkin kararının kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderileceği öngörüldüğü, daha sonra ilk derece mahkemesinin Yargıtayın bozma kararı doğrultusunda karar vermesi hâlinde ise sadece temyiz yoluna başvuru olanağı tanındığı, diğer bir ifadeyle ilk derece mahkemesinin Yargıtayın bozma kararına uymasından sonra vereceği yeni karara karşı, artık istinaf yoluna değil, doğrudan temyiz yoluna başvurulması gerekecektir (Yargıtay HGK'nın 01/02/2023 tarih ve 2021/2-323 Esas- 2023/11 Karar, 15/03/2023 tarih ve 2021/2-1011 Esas- 2023/215 Karar sayılı ilamları). Yine, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında, ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması ve İstinaf Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olması halinde ve bu karara karşı yapılan temyiz kanun yolu incelemesinde "... 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 194. maddesi “Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir" amir hükmü gereğince, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. (Yargıtay 11. HD'nin 19.06.2025 tarih 2024/4917 Esas- 2025/4334 karar, 21/01/2025 tarih ve 2024/4917 Esas- 2025/4334 karar, Yargıtay 7. HD'nin 25/09/2024 tarih 2023/2307 Esas- 2024/ 4085 karar, Yargıtay 3. HD'nin 12/03/2024 tarih 2023/3937 Esas- 2024/1102 karar sayılı ilamları)
Buna göre, somut olayda, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/07/2022 tarih ve 2015/82 E- 2022/599 K sayılı kararına karşı taraf vekillerince yapılan istinaf başvurularının Dairemizin 30/10/2024 tarih ve 2022/13331 E- 2024/865 K sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmiş olmakla, Bölge Adliye Mahkemesince davanın esasına ilişkin yeniden hüküm kurulmadığından, temyiz incelemesi sonucu bozma kararı verilen karar ilk derece mahkemesi kararı olacağından, HMK'nın 373/1 madde hükmü ve yerleşik Yargıtay kararları da dikkate alındığında (Yargıtay 6.HD'nin 30.10.2025 gün ve 2025/1107 E- 2025/3673 K), Dairemizce yukarıda belirtilen karara karşı taraf vekillerince yapılan temyiz başvuruları sonucu Yargıtay 6.HD'nin 23.09.2025 gün ve 2025/440 E- 2025/3052 K sayılı ilamı ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının re'sen bozulmasına karar verilmesi nedeniyle dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekirken, Dairemize gönderilmesi nedeniyle Dairemiz kararında direnilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince;
-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
-Davalıdan alınması gereken 973.966,72 TL istinaf karar harcından peşin alınan 243.491,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 730.475,04 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 17/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır