İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2020/1885 K.2023/1956
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1885
KARAR NO: 2023/1956
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 30/06/2020
NUMARASI: 2018/314 E. - 2020/302 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Pay Devri Sözleşmesine Aykırılıktan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı, dava dilekçesinde özetle; ... Vakfı İdare Heyetinin 08.06.2015 tarihli kararı ile bazı şirketlere ait payların müvekkiline devir edildiğini, diğer 14 şirketin devir işleminin gerçekleştiğini, sadece ... Ltd.Şti'nin devir işleminin gerçekleşmediğini, davalı şirketin, 04.03.2016 tarihli e-posta ile yapılacak işlemleri izah ederek devir işleminin ortaklar kurulu tarafından onaylanmayacağının bildirildiğini, şirketteki paylarının davalı tarafından satın alınmak istendiğini, ancak kendisinin paylarını satmak istemediğini davalıya bildirdiğini, bunun üzerine 01.04.2016 tarihli e-posta ile şirketin büyük ortağı olan ... Holding'in, tüm hissedarlarına ait hisseleri satın alma kararı aldığını, bu yüzden kendisinin hisse devrinin de ortaklar kurulu toplantısında onaylanmayacağını ve ... Vakfından hisselerin ... şirketine satılacağının bildirildiğini, şirket hisselerinin davalıya satılmasını kabul etmediği için devir işleminin gerçekleşmediğini ileri sürerek, şimdilik 6.000,00 TL maddi, 1.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının, dava dışı ... Vakfının müvekkil şirketteki hisselerinin kendisine devredildiğini iddia ettiğini, ancak devir işleminin hukuk çerçevesinde gerçekleşmediği için geçerli olamadığını, davacının hisse devri müracaatının bulunmadığını, dava dışı ... Vakfından dava konusu hisse senetlerinin davacıya devredilmediğini ve vakıf bünyesinde muhafaza edildiğini, kaldı ki müvekkilinin TTK'nın 595. maddesine göre hisse devrini kabul etmeme yetkisinin bulunduğunu, şirket kayıtlarına göre ... Vakfının hissedarlık haklarından faydalanmaya devam ettiğini, tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...müteveffa ...'in vasiyeti üzerine kendisine ait olan şirket hisselerinin tamamını ... Vakfına bağışlamış olduğu, iş bu hisse senetlerinin ...-... Vasiyet Fonuna kaydedildiği, vakfa intikal eden hisseler arasında dava konusu edilen 150 TL nominal değerli ... San. Tic. Ltd. Şti. ye ait 6 adet hisse senedinin de bulunduğu, ... Vakfı İdare Heyetinin 08.06.2015 tarihli kararı ile bahsi geçen hisse senetlerinin ...'na devrine karar verildiği, ... Vakfı tarafından mahkememize ibraz edilen 19/07/2019 tarihli müzekere cevabında dava konusu hisse senetlerine ilişkin yapılan değerlendirmede hissenin devredilmeyerek Vakıf bünyesinde muhafazasının uygun olacağına karar verildiğinin ve hisse devri için herhangi bir işlem yapılmadığının bildirildiği, mahkememize sunulan ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; her ne kadar ... Vakfı tarafından dava konusu limited şirket paylarının devri yönünde bir karar alınsa da TTK m.595/1 uyarınca noterce onanmış bir devir sözleşmesinin yapılmadığı, bu nedenle davacı tarafın davalı şirkette pay sahibi olmadığı ve bu aşamada davalı şirkete karşı pay devrinin onaylanması veya tazminat talebinde bulunamayacağı belirtilmiş olmakla " gerekçesiyle ispat olmayan davanın reddine, karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince gerekçeli kararda vekalet ücreti takdir edilmemesi nedeniyle davalı tarafından 06.08.2020 tarihinde vekalet ücreti talep edilmiştir. Mahkemece 28.08.2020 tarihli ek kararla gerekçeli kararın hüküm fıkrasına 5 nolu bendin eklenerek, davalının kendisini vekille temsil ettirmesi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri gereğince 3.400 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara ve ek karara karşı, davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanları aynen tekrarla gerekçeli kararda delil olarak gösterilen bilirkişi raporunda Beyoğlu ...Noterliğinin ihtarnamesine konu olan ve kendisine uygulanan haksız fiillere ilişkin bir ibare bulunmadığını, rapora yönelik 26.06.2020 tarihli dilekçedeki itirazlarının itibara alınmadığını ... Vakfı idare heyetinin davalı şirketteki paylarını devre ilişkin 08.06.2015 tarih ve 3 nolu kararının geçerli olduğunu, bu kararla aralarında davalı şirkete ait payların da bulunduğu bir kısım şirket paylarının kendisine devir edildiğini, bu payların ...'in verasetinden intikal ettiğini, davalı şirkete ortak olma konusunda herhangi bir engelin bulunmadığını, mahkeme gerekçesinde vekalet ücretinin unutulmasına rağmen, davalı vekilinin 06.08.2020 tarihli ve kendisine 12.09.2020 tarihinde tebliğ edilen dilekçesine istinaden 28.08.2020 tarihli ek kararla vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu, 19.03.2019 tarihli dilekçesinde, Mart 2016 ayında kendi telefonu ile davalı şirketin kendisine yönelttiği hisse satış talebine ilişkin görüşmelerin incelenmesi gerekirken bu kayıtların incelenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının ve ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirkette bulunan ... Vakfına ait bir kısım payların ... Vakfı idare heyetinin 08.06.2015 tarih ve 2015/3 sayılı yönetim kurulu kararı ile aralarında davacı şirketin paylarının da bulunduğu bir kısım şirketlere ait payların davacıya devir edildiğini, ancak davalı şirketin yapılan başvuruya rağmen payları devir etmediği gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. HMK'nın 341. ve 345. maddelerine göre ilk derece mahkemesince verilen nihai kararlara karşı iki haftalık süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir. İstinaf başvuru süresi ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar. 7201 sayılı Kanun'un 10/son maddesine göre; kendisine tebliğ yapılacak kişinin müracaatı veya kabulü suretiyle kendisine her yerde tebligat yapılabilir. Davacının 26.08.2020 tarihinde mahkemeye başvuruda bulunarak gerekçeli kararın tebliğini istediği ve mahkeme kaleminde 26.08.2020 tarihinde gerekçeli kararın davacıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Davalının talebi üzerine mahkemece verilen ek karar ise asıl kararla birlikte yeniden 12.09.2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davacı her iki karara karşı 24.09.2020 tarihinde istinaf başvurusunda bulunmuştur. Gerekçeli kararın tebliğinden sonra, ek kararla birlikte bir kez daha tebliğ edilmesi, asıl karar yönünden davacıya yeniden istinaf hakkı vermez. Bu nedenle davacının asıl karara yönelik istinaf başvurusu süresinde olmadığından ilk derece mahkemesince HMK'nın 346.maddesi gereğince istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekir. Ancak mahkemece belirtilen şekilde işlem yapılmaması nedeniyle Dairemizce bu hususun değerlendirilebileceği anlaşıldığından, asıl hükme yönelik istinaf başvurusunun, istinaf başvuru süresinin geçmesi nedeniyle HMK'nın 346 ve 352.maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin ek hükme yönelik tavzih talebinin incelenmesinde; HMK'nın 304 ve 305.maddesinde hükmün tashihi ve tavzihi düzenlenmiş olup, 22.07.2020 tarihli 7251 sayılı kanunun 27. maddesi ile HMK'nın 305/A maddesinde hükmün tamamlanması kurumu getirilmiştir. Buna göre, taraflardan her biri nihai kararın tebliğinden itibarin bir ay içerisinde yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmiş olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen hükme geçirilmeyen kısımlarda ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir. Davalı tarafından hükmün tamamlanması talep edilen 06.08.2020 tarihinde, HMK'nın 305/A maddesi yürürlükte olup, mahkemece 28.08.2020 tarihli ek kararla esasen hükmün tamamlanmasına karar verilmiştir. Davalının dilekçesinde veya mahkeme hükmünde bu durumun tavzih olarak nitelendirilmesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Yargılama giderlerine HMK'nın 332. maddesi gereğince mahkemece re'sen hükmedileceğinden, bu hususun unutulmuş olması HMK'nın 305/A maddesine göre hükmün tamamlanma nedenidir. Yapılan yargılamada davacının haksızlığının tespit edilmesi nedeniyle kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu hususun atlanması ve davalının süresinde talebi ile ek kararla hükmün bu yönde tamamlanması yerinde olup, davacının ek karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 351/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerekir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl karara yönelik istinaf başvurusunun ise süresinden sonra yapılması nedeniyle HMK'nın 346. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine, dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine; davacının asıl hükme yönelik İstinaf başvurusu bakımından ise süresinden sonra yapılması nedeniyle HMK'nın 346. maddesi gereğince istinaf dilekçesinin reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 30.11.2023 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi