İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2023/2467 K.2023/2202
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/2467
KARAR NO: 2023/2202
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/09/2023
NUMARASI: 2023/43 Esas - 2023/654 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; 07.10.2020 tarihinde sürücü ... ve idaresindeki davalı sigorta şirketine zorunlu trafik sigortalı ... plaka sayılı araç ile seyir halinde iken müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... araç ile çarpışması neticesinde meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Hastanesi tarafından düzenlenen rapora göre müvekkilinin %10 oranında maluliyetinin bulunduğunu, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) 6.000,00-TL sürekli iş göremezlik, 1.000,00-TL geçici iş göremezlik, 500,00-TL geçici iş göremezlik dönemine ilişkin bakıcı gideri ve 500,00-TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere 8.000,00-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davanın zamanaşımına uğradığını, davadan evvel yapılan başvurunun usulüne uygun olmadığını, davacı tarafça sigorta tahkim komisyonuna aynı taleplerle başvuruda bulunulduğunu ve başvurunun reddine karar verildiğini, red kararının kesin hüküm oluşturduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi giderlerinden müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davacı tarafça, dava açılmadan evvel geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı giderinin tahsili talebi ile Sigorta Tahkim Komisyonu'na yapılan başvurunun reddine karar verildiği, red kararına karşı davacı vekilinin itirazının da, İtiraz Hakem Heyeti tarafından aleyhine başvuru yapılan sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmaması nedeniyle reddine kesin olarak karar verildiği, İtiraz Hakem Heyeti tarafından işin esasına girilerek verilen red kararının kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesi ile;"Davacı tarafından açılan davanın tarafları ve dava konusu aynı olan sigorta tahkim komisyonu tarafından kesin hükme bağlandığı anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğu nedeniyle REDDİNE" karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; davanın niteliği itibariyle Sigorta Tahkim Komisyonu'nun sınırlarını aşan şekilde kapsamlı inceleme gerektirdiği için Komisyon tarafından karşı araç sürücüsünün kusuru ispat edilemediğinden red kararı verildiği, keşif, tanık, bilirkişi ve sair delillerin toplanması gerektiği için Komisyon kararının aslında el çekme niteliğinde olduğu, dolayısıyla kararın kazaya ilişkin hukuk mahkemeleri tarafından inceleme yapılmasına engel teşkil edecek nitelikte olmadığı ve kesin hüküm teşkil etmediği hususlarına ilişkindir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. (1)Bilindiği gibi kesin hüküm, ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırır. Bu yüzdendir ki açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması bir yargılama koşulu olup, mahkemece re'sen gözetilmesini gerektirir.(HMK.m.303) Tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş karar, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil eder. Gerek maddi, gerek şekli anlamda kesin hüküm dava şartlarından olmakla hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir ve varlığı saptandığı takdirde kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddi gerekir.Bir kararın kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi için de, evvelce verilen kararın usulüne uygun şekilde kesinleştirilmiş olması zorunludur. Anayasa Mahkemesi'nin ... nolu başvuru üzerine yaptığı inceleme sonucunda verilen 12/09/2018 günlü kararda; hakem heyeti kararları ile ilgili olarak, kararın mahkemece tebliğ edilmesi gerektiğine hükmedilmiş ve bu kararla aynı mahiyette bulunan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2018 gün ve 2018/5787 E.- 2018/11726 K. Sayılı kararında; "5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 23. fıkrasında, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun hükümlerinin sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı belirtilmiş, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın tahkim usulüne ilişkin tebligatı düzenleyen 438. maddesinde de, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça tebligatın 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla hakem kararı kendisine verilen mahkeme, hakem kararının kendisine verildiğini ve kararın neden ibaret olduğunu iki tarafa da yazılı olarak tebliğ etmelidir. Her iki taraf hakkında da temyiz süresi ancak bu tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar." denilerek, sigorta tahkim komisyonu hakem kararlarına karşı istinaf/temyiz süresinin, mahkemesince tebliğinden itibaren başlayacağı kabul edilmiştir. Yargıtay 11. HD. 31/05/2018 gün ve 2018/1476 E. - 2018/4167 K. Sayılı kararı da aynı yöndedir. Açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dosya arasında yer alan Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 28.03.2022 tarihli 2022/71881 sayılı kararının incelenmesinde; dosyamız davacısı tarafından davalısı aleyhine davaya konu kaza nedeniyle oluşan geçici ve sürekli iş göremezlik zararı ile geçici iş göremezlik dönemine ait bakıcı gideri zararının tazmini için talepte bulunulduğu, yargılama sırasında alınan 22.01.2022 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre, davacı ...'ın kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu, davalıya sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığı gerekçesi ile başvurunun reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilince yapılan itirazın İtiraz Hakem Heyeti'nin 21.06.2022 tarihli 2022/İHK-30978 sayılı kararı ile; üç kişilik bilirkişi heyet raporuna göre verilen red kararında isabetsizlik bulunmadığından itiraz başvurusunun reddine kesin olarak karar verildiği, ancak mahkemece tahkim kararının usulünce kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılmadığı görülmüştür. Eksik araştırma ve incelemeyle karar verilemez. Hal böyle olunca; Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından kesin olarak verilen 28.03.20233 günlü itirazın reddine ilişkin kararın, kararı saklamakla görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise de mahkemece saklama kararı yazılıp yazılmadığı ve yazılmış ise kararın taraflara mahkemece tebliğ edilip edilmediği, bu suretle usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılıp belirlenmesi, henüz kesinleşmemiş ise talep edilen tazminat kalemleri yönünden derdest dava niteliği taşıyıp taşımadığını değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir. (2)Kabule göre de; davacı tarafından Sigorta Tahkim Komisyonuna sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri zararının tazmini için başvurduğu, eldeki davada ise söz konusu taleplerin yanı sıra tedavi gideri ilişkin de talepte bulunulduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin 21.06.2022 tarihli 2022/İHK-30978 sayılı kararının; koşullarının bulunması durumunda ancak sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı yönünden eldeki dava için kesin hüküm teşkil edebileceği, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde tedavi giderine ilişkin başvurusunun olmadığı, bu nedenle de tahkim kararının; tedavi gideri yönünden eldeki dava için kesin hüküm oluşturmayacağı, hal böyle olunca da ilk derece mahkemesince davacının açıklanan bu talebi yönünden yargılamaya devam edilerek, toplanan ve toplanacak delillere göre tedavi gideri talebine ilişkin olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve tahkim kararının eldeki davada talep edilen tüm zarar kalemleri için kesin hüküm oluşturacağı düşüncesiyle, davanın (tümden) usulden reddine karar verilmesi de hatalıdır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülen istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/4 gereğince kaldırılmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/09/2023 tarih ve 2023/43 Esas 2023/654 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/4 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine İADESİNE,4-İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/12/2023