Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi E.2023/1260 K.2024/4

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/1260 📋 K. 2024/4 📅 09.01.2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1260 Esas
KARAR NO : 2024/4
(Ön İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/07/2023
NUMARASI : 2023/142 Esas-2023/550 Karar
DAVACI-KARŞI DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVALI-KARŞI DAVACI
DAVANIN KONUSU : Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak (Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/199 Esas 2020/765 Karar sayılı ilamına Karşı Yargılamanın Yenilenmesi İstemi)
KARAR TARİHİ : 09/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ :11/01/2024
Taraflar arasında görülen ve kesin hükme bağlanan davada davalı/karşı davacı ... vekili tarafından mahkeme kararına karşı talep edilen yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair verilen mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı/ karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf ön incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davalı/karşı davacı vekili tarafından verilen 16/09/2014 tarihli yargılamanın yenilenmesi istemli dilekçesinde özetle; Yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı-karşı davacı, davanın 26 yıl sürmesi nedeniyle hükmün yararını ortadan kaldıran bir yargılama söz konusu olduğunu, 1997/84 D.İş sayılı dosyada yasaklı bilirkişi tarafından hazırlanan rapora göre davalı tarafın sözleşmeleri fesh ederek aynı gerekçe ile 1997/409 E. sayılı davayı açtığını, bilirkişinin yasaklılık halini gösteren yargı kararı sunulmasına rağmen davanın esasına girildiğini, bu konuda yerel mahkemenin kusurunun bulunduğunu, 16 bilirkişi raporundan 14 tanesindeki hesap ve raporlarda yasaklı bilirkişinin 1997/84 D.İş sayılı tespit raporlarının esas alındığını, bu yönden yerel mahkemenin de yanıldığını, yerel mahkeme hâkimliğine 1997/84 D.iş sayılı yasaklı bilirkişinin raporunu hesaplarında esas alan bilirkişiler hakkında yasal işlem yapmaları konusunda 1997 — 2021 yılları arasında defalarca dilekçe verildiğini, ancak yasal işlem yapılmadığını, hukuk ihlali yapıldığını, 1997/409 E sayılı davada, davacı tarafın yasaklı bilirkişi tarafından hazırlanan 1997/84 D. İş sayılı tespiti gerekçe göstererek iki adet inşaat yapım sözleşmesini fesih ettiğini, bu hususların 05.11.2019 asıl ve 20.05.2020 tarihli bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, davanın 26 yıl sonra bitmesinde kusurlarının bulunmadığını, kusurlu olanın makul sürede davayı bitiremeyen yargı ve de yasaklı bilirkişi raporunu gerekçe göstererek sözleşmeleri haksız fesih eden 1997/409 E sayılı davayı açan taraf olduğunu, 20.05.2020 tarihli ek bilirkişi raporuna göre hesaplanan alacakların tahsil aşamasında karne katsayısı ile çarpılarak hesaplanması talebi ile davayı yenilemek zorunda kaldıklarını belirterek kararın kesinleşmesinden sonra olağan üstü yeni duruma göre taleplerin kabulü ile, tahsili aşamasında sözleşmeden doğan ve yasal haklardan olan sözleşmelerin eki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Şartnamelerinin, kararnamelerinin gereği karne kat sayısı uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı/karşı davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığını savunarak talebin reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/07/2023 tarihli 2023/142 Esas 2023/550 Karar sayılı kararında özetle; Talep, 6100 sayılı HMK'nın 374v.d.m. gereğince yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi istemidir.
Mahkememiz’ce yargılamanın iadesi talebi mahkememiz farklı bir esasına kaydedilmiş ve dava değeri yönünden peşin (nispi) harç talep eden tarafından yatırılmıştır.
Mahkememizin yargılamanın yenilenmesi istemine konu dava dosyasının yapılan incelemesinde; mahkememizcc verilen 09/12/2020 tarih, 2017/199 Fsas, 2020/765 K. sayılı karar ile asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiş olup, bu hüküm Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/1462 Esas, 2022/316 K. sayılı ilamı ile vekalet ücreti bakımından düzeltilerek onanmış ve taraf vekillerinin karar düzeltme istemleri de aynı Dairenin 2022/3941 Esas, 2022/5256 K. sayılı ilamı ile reddedilmiş ve mahkememizce verilen kararın 09/11/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Kesin hükme bağlanmış olan bir davaya yeniden bakılamayacağına ilişkin kuralın en önemli istisnası yargılamanın yenilenmesi yoludur.
Buna göre, yargılamanın yenilenmesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan, olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın iadesi sebepleri, HMK m.375'te sınırlı olarak sayılmıştır. Bunun dışındaki bir sebepten dolayı yargılamanın iadesi yoluna gidilemez
Talep konusu ile ilgili olarak;
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375. Maddesinin 1. Fıkrasının f bendi ''Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması'' halini yenileme sebebi olarak düzenlemiş olup, aynı kanunun 375. Maddesinin 2. Fıkrası ''Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.'' hükmünü taşımaktadır. Dava ve talep konusu olayda ise böyle bir durum bulunmamakta olup, bu doğrultuda yenileme talebinin şartları da oluşmamıştır.
Öte yandan yargılamanın yenilenmesini talep eden tüm iddialarını önceki davada ileri sürmüş ve karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
Bu itibarla yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı/ karşı davacı vekili tarafından verilen 20.09.2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin gerekçeli kararında 23.12.2019 tarihli ıslah dilekçelerinin görmezden gelinerek dilekçede detaylarını açıkladıkları ıslah taleplerinin yok sayıldığını, yasadan doğan ıslah taleplerinin gereğinin yerine getirilmediğini, taraflarının yargı mağduru olduğunu, hukukta belge esas ve tarafsızlık ilkesinin çiğnendiğini, hâkimin var olan bir dilekçeyi yok diyerek tarafsızlığını yitirdiği gerekçesiyle 28.03.2023 tarihli dilekçe ile davalarına tarafsız başka bir hâkimin bakması gerekçesiyle reddi hâkim talebinde bulunduklarını, 4. Asliye Hukuk Mahkemesindeki 27.02.2023 tarihli davaya ilişkin 23.06.2023 tarihli kararda adı geçen başkan ve üyelerin, kendi mahkemesindeki arkadaşlarından oluştuğunu, verilen kararda "dilekçe yok" demediklerini, hukukta belgenin esas oluğunu ve tarafsızlık ilkesini çiğneyerek, yok sayarak hak ve hukuk ihlali yaptıklarını, davalarına, "hukukta belge esastır" ve tarafsızlık ilkesini çiğnemeyen bir hâkimin bakması için reddi hâkim ile ilgili ret kararının bozulmasını talep ettiklerini, hükme esas 20.05.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda ortaya çıkan yeni duruma göre 23.12.2019 tarihinde davanın ıslahı konusunda dilekçe verildiğini, mahkeme hâkiminin 2017/199 E- 2020/765 K. sayılı kararında ıslah dilekçesinin verilmemiş olarak değerlendirildiğini, taraflarına yeni çıkan duruma göre harç yatırmaları konusunda süre vermesi gerekirken baskın kararla dilekçede belirttikleri raporda ortaya yeni çıkan durumların dava dışı kaldığını, 26 yıl sonra ortaya çıkan gerçeklerin mahkeme hâkimi tarafından gasp edildiğini, kararı temyiz ettiklerini, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/1462 E. 2022/316 karar sayılı kararında da 23.12.2019 tarihli ıslah dilekçelerinin görmezden gelindiğini, kararın bozulmadığını, 26 yıl sonra ortaya çıkan haklarının yüksek yargı tarafından da gasp edildiğini, kesin hükme bağlanmış olan bir davaya yeniden bakılamayacağına ilişkin kuralın en önemli istisnasının yargılamanın yenilenmesi yolu olduğunu, yargılamanın yenilenmesi taleplerinin reddeden mahkemenin kararının hukuka açıkça aykırı olduğunu, çünkü mahkemenin gerekçesini oluşturan 20.05.2020 tarihli ek bilirkişi raporuna göre ortaya çıkan yeni duruma göre 23.12.2019 tarihli ve 29.06.2020 tarihli teyit dilekçelerinin bizzat mahkeme hâkimince görmezden gelinerek "dilekçe verilmemiş" diyerek delilin karartıldığını, bunun kasıtlı bir davranış olduğunu, Ankara Asliye 4. Ticaretteki 2017/ 199 esas sayılı davadaki taraflar ile yenilenmesini istenen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesindeki 2007/118 E. sayılı davadaki tarafların aynı olduğunu, bu iki davanın konusunun farklı gibi görünse de her ikisinin de alacak - verecek davası olup birbirini tetikleyen iki dava olduğunu, delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamadığını veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmayacağını, bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerektiğini, 2017/199 Esas sayılı dava incelendiği zaman 2007/118 E. sayılı davadaki davalı kooperatifin 1997/409 E sayılı davada 3.000.00 TL alacak davası açtığını, müvekkilinin de 1997/417 E sayılı dava nedeniyle karşı davacı olduğunu, dava dilekçelerinde bahsettikleri gibi 2017/199 Esas sayılı davada hükme esas alınan 05.11.2019 asıl ve 20.05.2020 tarihli bilirkişi raporları ile 1997 yılından bu yana iddialarındaki haklılıklarının tespit edildiğini, 26 yıl sonra müvekkili lehine verilen kararın makul sürenin çok aşılmasından dolayı Anayasanın, yasaların ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ilgili maddelerine aykırı olduğunu, bu kararın müvekkilinin gücünü aşan elinde olmayan nedenlerle geç elde edilmiş 1997 ve daha sonraki yılları da kapsayan yeni delil niteliğinde bir karar olduğunu, müvekkilinin Erdemli 2. Noterliğinin 22 Temmuz 1997 tarih ve 3589 keşide nolu ihtarname, ek 02 Ankara 18. Noterliğinin 15 Ekim 1997 tarihli 53018 keşide numaralı ihtarname, ek 03 Ankara 29. Noterliğinin 10 Aralık 1997 tarihli 17347 keşide nolu ihtarnameleri, Ek 04 Erdemli 2. Noterliğinin 28 Ağustos 1998 tarihli 4596 keşide nolu ihtarnameleri ile 2017/199 E sayılı dava nedeniyle alacaklı olduklarını bildirerek iki davanın birbiri ile ilişkili olduğunun ihtarnamelerle sabit olduğunu, müvekkilinin dava dilekçesinin 1997 yılında daha önceki yıllarda olduğu gibi borcun alacağından mahsup edilmesini ihtaren talep ettiğini, davalı kooperatifin yönetiminin borcunu ödemediği gibi kötü niyetli davranarak müvekkillerinin üyeliklerini sonlandırdığını, bunun adının hak ve hukuk ihlali olduğunu, 2007/118 E sayılı davada karara esas 20.09.2007 tarihli bilirkişi raporunda adı geçen bilirkişilerin 1997 yılında açılan davaları görmezlikten gelerek gerçek dışı rapor tanzim ettiklerini, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı/karşı davalı vekili tarafından verilen istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; Karşı tarafın hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava Yargılamanın İadesi istemine ilişkindir.
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/12/2020 tarihli 2017/199 Esas 2020/765 Karar sayılı kararında davalı/ karşı davacı olarak yer alan ... vekili, mahkeme kararının, yasaklı bilirkişi tarafından düzenlenen 1997/84 D. İş sayılı bilirkişi tespit raporları esas alınarak düzenlenmiş olan bilirkişi raporlarına dayandırıldığını, davanın 26 yıl sürdükten sonra sonuçlandırıldığını, bu sebeple hükmedilen alacaklarına uğranılan hak kayıplarının telafisi için sözleşmelerin eki olan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın şartnameleri gereği karne katsayılı uygulaması gerektiğini belirterek yargılamanın yenilenmesi taleplerinin kabulü ile alacaklarının tahsili aşamasında bu alacaklarının karne katsayısı ile çarpılarak hesaplanmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Mahkeme kararında davacı/ karşı davlı olarak yer alan kooperatif vekili cevap dilekçesinde, talebin yasal dayanağının olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle 04/07/2023 tarihli ve 2023/142 E, 2023/550 K. Sayılı dosyadan verilen karar ile yargılamanın iadesi talebinin (davasının) reddine karar verilmiştir.
Yine davalı/karşı davacı vekilinin 03/04/2023 tarihli reddi hakim talebinin, mahkeme hakiminin 12/06/2023 tarihli mütalaası ile geri çevrilmesi gerektiği belirtilmiş ve bu ret talebini incelemeye yetkili mercii olan Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin heyet olarak vermiş olduğu 23/06/2023 tarihli ara karar ile; davalı/ karşı davacı vekilinin 03/04/2023 tarihli hakimin reddi talebinin, HMK'nın 36. maddesinde sınırlı olarak sayılan yasal sebepleri içermediği gibi ret talebine dayanak olgular hakkında somut delillerin de gösterilmediği gerekçesiyle HMK'nın 41/1 maddesi gereğince ret talebinin geri çevrilmesine, esas hakkında verilecek hüküm ile birlikte istinaf yolu açık olmak üzere karar verildiği görülmüştür.
Mahkemenin yargılamanın iadesi talebinin reddine ilişkin kararı ile hakimin reddi talebinin geri çevrilmesine ilişkin ara kararına karşı davalı/ karşı davacı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf yoluna başvurulmuştur.
Yargılamanın iadesi, 6100 sayılı HMK'nun 374 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Yasanın, yargılamanın iadesi sebepleri başlıklı 375 inci maddesinde;
"(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.
c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.
ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.
d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.
e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.
f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.
g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.
ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.
h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.
ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.
i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması.
(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yasanın, talebin ön incelemesi başlıklı 379 uncu maddesinde;
"(1) Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra;
a) Talebin kanuni süre içinde yapılmış olup olmadığını,
b) Yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını,
c) İleri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını, kendiliğinden inceler.
(2) Bu koşullardan biri eksik ise hâkim davayı esasa girmeden reddeder." denmiştir.
Görüldüğü üzere, kanun koyucu yargılamanın iadesi sebeplerini tahdidi olarak saymıştır. Bu sebepler bulunmadığı takdirde yargılamanın iadesi talebinin esasa girilmeden reddine karar verilmesi gerekir.
6100 sayılı HMK'nun 379 uncu maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde açıkça, talep hakkında karar verilebilmesi için duruşma açılıp tarafların dinlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta da mahkemece, HMK'nın 379 ve devamı maddeleri uyarınca duruşma açılıp taraflar dinlendikten sonra yargılamanın iadesi talebi hakkında dosya üzerinden karar verilmiş olup, mahkemece, yargılamanın iadesine sebep olarak gösterilen sebebin kanunda yazılı olarak düzenlenen sebeplerden olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının, yasaklı bilirkişi tarafından düzenlenen tespit bilirkişi raporu esas alınarak düzenlendiği yolundaki talepçi iddiasının kesinleşmiş bir ceza mahkumiyet kararı ile belirlenmiş olmadığı gibi bu konuda istemde bulunan tarafından, delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkumiyet kararı verilememiş olduğu olgusunun da ispatlanamadığı bu nedenlerle, davada öncelikle yargılamanın iadesi sebeplerinin oluştuğunun davacı yanca ispatlanamamış olması sebebiyle talep eden vekilinin yargılamanın yenilenmesi talebinin, HMK'nın 379/1. maddesi uyarınca esasa girmeden reddine karar vermiş olmasında yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gibi mahkeme heyetince, talepçi vekilinin, hakimin reddi talebinin HMK'nın 36 ve devamı maddeleri uyarınca yerinde görülmemesi sebebi ile geri çevrilmesine karar verilmiş olmasında da usul ve yasa hükümlerine aykırı bir durum bulunmadığından davalı/ karşı davacı vekilinin mahkemenin nihai kararına ve ara kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/07/2023 tarihli 2023/142 Esas 2023/550 Karar sayılı kararı ile bu dosyadan verilen 23/06/2023 tarihli ara kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan davalı/ karşı davacı vekilinin bu kararlara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davalı/ karşı davacıdan alınması gerekli 427,60 TL istinaf maktu karar harcından davalı/ karşı davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile kalan 157,75 TL'nin davalı/ karşı davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı/ karşı davacı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/01/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır