İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2024/172 K.2024/145

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/172 📋 K. 2024/145 📅 01.02.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/172 Esas
KARAR NO: 2024/145 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2022/954 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ: 07/12/2023 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
KARAR TARİHİ: 01/02/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Çoğunluğun haksız ve yersiz kararları ile azınlığın ezilmesinin engellenmesi cihetiyle, dürüstlük kuralına aykırılık oluşturan 09.09.2022 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısında alınan tüm kararların TTK m. 449 düzenlemesi gereğince, yürütülmesinin geri bırakılmasına; davalı şirketin 09.09.2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan; 2021 yılı müdürler kurulu faaliyet raporu ile bilanço gelir gider tablosu hesaplarının tasdiki (GKT m.2), 2021 yılı için kar payının ortaklara dağıtılmaması (GKT m.4), Şirket müdürlerine aylık ücret ödenmesi (GKT m.5), 2022 yılı hesap ve işlemlerinin bağımsız denetimi için ... A.Ş.'nin seçilmesi (GKT m.6) kararlarının iptaline, TTK m.439 uyarınca davalı şirkete Mahkemenizce özel denetçi atanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 07/12/2023 (Ara Karar Tarihi) tarih 2022/954 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Davacı ... tarafından davalı ... LİMİTED ŞİRKETİ aleyhine açılan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) ilişkin davanın mahkememizde yapılan açık duruşması sonunda verilen 07/12/2023 tarihli ara kararı gereğince; Davacı vekilinin tedbiren 09/09/2022 tarihli 2022/004 Karar no'lu Olağan Genel Kurul kararının uygulanmasının tedbiren durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin; Bilindiği ve öğretide de kabul edildiği üzere ihtiyati tedbir "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir.6100 Sayılı HMK'nın onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi 389.madde başlığında "geçici hukuki korumalar" olarak vasıflandırılmış ve aynı maddenin birinci fıkrasında "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanması gibi sair hususlar da duraksamaya yer bırakmayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul ve prosedür vazedilmiştir. Talep, genel kurul kararının iptali davasında 6102 Sayılı TTK'nın 449. maddesi gereğince genel kurul kararının uygulamasının tedbiren geriye bırakılması istemine ilişkindir. Dava konusu 09/09/2022 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında 2021 yılı müdürler kurulu faaliyet raporu ve bilanço gelir gider tablosunun tasdiki, kar payının ortaklara dağıtılmaması, şirket müdürlerine aylık ücret ödenmesi, 2022 yılı hesap ve işlemlerinin bağımsız denetimi için ... A.Ş.'nin seçilmesi yönünde alınan kararların iptali istenmiştir.İhtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi için öncelikle 6102 Sayılı TTK'nın 449. maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin beyanda bulunmaları için tebligat yapılmış, fakat Yönetim kurulu üyelerince herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.İddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça iptal sebebi olarak gösterilen hususların yargılamayı gerektirmesi, dosyaya sunulan deliller incelendiğinde yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği, şirket işleyişinin devamlılığı, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zarar doğacağına yönelik emareler bulunmaması, tarafların menfaat dengeleri de dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki ara karar kurulmuştur."gerekçesi ile, İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemece yürütmenin durdurulması taleplerinin reddine ilişkin verilen istinaf konusu kararda hukuka aykırı ve yanlış tespitler içeren gerekçeler gösterildiğini; Mahkemece özel hüküm niteliğindeki TTK'nun 449 maddesi hükümün yok sayıldığını; hüküm değerlendirmeye alındığında, yerel mahkemenin "iptal sebebi olarak gösterilen hususların yargılamayı gerektirmesi" şeklindeki gerekçesinin hükme doğrudan aykırı bir karar olduğunun anlaşılacağını, Tedbirin kapsamın HMK'nun 391 maddesi ile belirlenmiş olup mahkeme kararının aksine tedbir kararının verilebilmesi için tedbir istenen konunun yargılamayı gerektirmesi ya da nihai sonuçla elde edilecek duruma ilişkin olup olmamasının önemli olmadığını; burada önemli olanın ihtiyati tedbir koşullarının oluşması olduğunu, Yürütmenin durdurulması kararının verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, Rapora ilişkin tüm beyan ve itirazları saklı kalmak kaydıyla dosyaya sunulu 20.11.2023 tarihli bilirkişi raporu ile davalı şirketin kar ettiğinin tespit edildiğini; buna rağmen şirkette yıllardır kar dağıtımı yapılmamakta olduğunu ve hatta şirketin hakim ortak tarafından kasıtlı bir şekilde karsızlaştırıldığını; hatta şirketin hakim ortağa sık sık avans ödemesi yapmakta olduğunu, sürekli olarak ...'tan alacaklı durumda kalmakta olduğunu; nitekim bilirkişi raporunda kara ilişkin yapılan tespitlerle dava konusu genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması gerektiği konusunun yaklaşık olarak ispatlandığını, Davalı şirkette bağımsız denetim şirketi olarak seçilen ... Şirketinin bağımsız olmadığının kanıtlandığını, bağımsız olmadığı delillerle ispat edilen ... şirketinin davalı şirket tarafından denetim şirketi olarak seçilmesi, davalı şirkette denetimlerin usulüne uygun yapılmadığını gösterdiğini; ... Şirketinin bağımsız olmadığı ispat edilmesine rağmen 28.08.2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında da seçilmesi davalı şirkette denetimden uzak bir yönetimin hakim olduğunu gösterdiğini, deliller nazara alındığında tedbir kararının verilmediği her an, şirkette denetimden uzak işlemlerin gerçekleşmesine neden olduğunu; ... Şirketinin bağımsız olmadığının çeşitli davalarda kanıtlandığını, Tüm bu nedenlerle, iptali istenen dava konusu genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması için yaklaşık ispat şartı gerçekleşmiş olup, yürütmeyi durdurma kararının somut durumda oldukça ölçülü bir yol olduğunu, İleri sürerek, ilk derece mahkemesinin 07/12/2023 tarihli ara kararına karşı istinaf başvurularının kabulüne, kararın kaldırılarak, yargılama boyunca davalı şirketin ve müvekkilin zarara uğramasını önlemek ve telafisi imkansız zararların önüne geçebilmek için; çoğunluğun haksız ve yersiz kararları ile azınlığın ezilmesinin engellenmesi cihetiyle, dürüstlük kuralına aykırılık oluşturan 09/09/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların ttk m. 449 düzenlemesi gereğince, yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, limited şirket genel kurul kararının butlanı olmadığı takdirde iptali davasında, dava konusu 09/09/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yürütülmesinin geri bırakılması istemine ilişkindir. Mahkemece talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili tarafından, 07/12/2023 tarihli ara karara karşı 02/01/2024 tarihli dilekçe ile istinaf başvurusunda bulunulduktan ve dosya istinaf incelemesi için dairemize tevzii edildikten sonra; ilk derece mahkemesinin 10/01/2024 tarihli celsede tahkikatı bitirerek, gerekçesi daha sonra yazılmak üzere davanın kısmen kabulü ile, 09/09/2022 tarihli genel kurul toplantısının 4. maddesinde alınan 2021 yılında ortaklara kar payı dağıtılmamasına ilişkin kararın iptaline, fazla istemin reddine karar verdiği, gerekçeli kararın henüz yazılmadığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından, yargılama sonlandırılarak esas hakkında karar verildiği, bu haliyle davacının ilk derece yargılamasında ileri sürdüğü tedbir isteminin ve bu istemin reddine ilişkin istinaf başvurusu konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin 07/12/2023 tarihli tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararına yönelik konusuz kalan istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının konusuz kalan istinaf başvurusu hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA; 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dava dosyası dairemize UYAP sistemi üzerinden elektronik dosya olarak gönderildiğinden, ilk derece mahkemesine UYAP sistemi üzerinden iade edilmesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.