Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2021/600 K.2023/1690

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 📁 E. 2021/600 📋 K. 2023/1690 📅 29.11.2023

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/600 Esas 2023/1690 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/600
KARAR NO : 2023/1690
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/09/2020
NUMARASI : 2014/405 Esas -2020/470 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
DAVA : Maddi Tazminat
DAVA TARİHİ : 27/05/2003
KARAR TARİHİ : 29/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2023
Taraflar arasındaki sorumluluk davası kapsamında maddi tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın eski yöneticileri olan davalıların dava dışı ... San. Tic.Ltd.Şti firmasına usulsüz kredi kullandırılmak suretiyle banka zararına sebebiyet verdiklerini, kullandırılan kredinin, 07/03/1997/8, 12/06/1997/20 yönetim kurulu kararları ile toplam 3.500.000.USD olduğunu, ... Şubesinin olumsuz istihbarat raporu ekinde belgeler ile birlikte genel müdürlüğe gönderildiğini, genel müdürlükçe "açılan krediye karşılık gerçek ticari muameleden doğan senetlerin teminata ve çeklerin tahsile alınması, şirket ortakları ... ve ...'ın kefaletlerinin alınması, ayrıca ekspertiz değeri toplamı 183.000.000.000 TL olan gayrımenkul üzerine kredinin % 200 fazlası ile Banka lehine 1. Derecede ipotek tesis olunması koşulu ile" teklif edilen kredi aynen onaylandığı, bu onay üzerine döviz ve iki adet akreditif açıldığını, 32 adet çekin teslim alınıp, taşınmazlar üzerinde ekspertiz değerinin altı katı tutarında 1 ve 2. derecede ipotekler tesis edildiğini, tahsis edilen ithalat kredisi karşılığı kullandırılan akreditif bedelleri tahsil edilemeyip, diğer kredilerde riskli hale gelince tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarılıp, icra takipleri başlatıldığını, kredinin bankacılık mevzuatı ilke ve genelgelerine aykırı kullandırıldığını, alınan teminatların yetersiz olduğunu, ceza davasında davalıları mali sorumluluktan kurtaran bir beraat kararı verilmediğini, TTK'nın 320. ve TTK 336. maddeleri gereğince yönetim kurulunun özen borcu ve sorumluluğunun bulunduğunu, bankanın zararının bulunduğunu, tahsil için bankaya verilen çeklerin karşılıksız çıktığını, başka bir bankadan alınan teminat mektubu nedeni ile ipoteklerin kaldırıldığını, firmanın ödeme planına sadık kalmaması nedeni ile teminat mektubunun paraya çevrilip firma borcundan düşüldüğünü, başlatılan icra takibi sonucu asıl borçlu ve kefillerin mal varlıklarının olmadığının ortaya çıktığını ileri sürerek bu nedenlerle, tahsil kabiliyeti bulunmayan 844.542.000.000 TL olarak tasfiye olunacak alacaklar hesabına atılan alacağın 20/11/1997 tarihinden temerrüt faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini, talep ve dava edilmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında ... A.Ş.'deki görevinden 22/09/1997 tarihinden itibaren izinli olmak üzere 01/10/1997 tarihinde istifaen ayrıldığını, bu tarihten sonra hiçbir sorumluluğunun olmadığını, müvekkilinin bankadaki görev süresi ve sorumluluk döneminin esas alınmadığını, müvekkili açısından zaman aşımı def'inde bulunduklarını, dava dilekçesinde müvekkilinin hangi işlemi ile bankaya ne gibi zarar verdiği ve bunun miktarı konusunun belirgin ve açık olmadığını, kredi borçluları hakkında tüm yasal yollar tüketilmek suretiyle hukuki anlamda ne gibi bir zarar doğduğu ve bunların dökümünün ne olduğunun belirtilmediğini savunarak müvekkili hakkında açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle husumet, hukuki yarar, muhakeme usulü, zamanaşımı, ibra, iş bölümü itirazlarının olduğunu, dava dilekçesinin kabule şayan olmadığını, müvekkilinin davacı bankanın yönetim kurulu üyesi olmayıp ticari krediler müdürü olduğunu, banka çalışanları hakkında davacı bankanın genel kurul kararı alarak denetçiler tarafından dava açma hakkının bulunmadığını, 02/05/2001 günlü 16 sayılı yönetim kurulu kararı karşısında TTK.'nın 309.maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, yönetim kurulu kararına göre alacak tasfiye olunacak alacaklar hesabına intikal ettirilip 99-13761 sayılı karşılıklar kararnamesi kapsamına alındığını, bankaların tasfiye olunacak alacaklara kendi kaynaklarında ya da kârlarından karşılık ayırdıkların da bu karşılıkları Hazine tarafından karşılandığını, bankanın bir zararının söz konusu olmadığını, zarar konusunda talep ve dava hakkının Hazine'ye ait olabileceği göz önünde tutularak hukuki yarar yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, beklenmeyen krizler ve riskler nedeniyle bankacılık sistemini desteklemek ve bankacılığa güveni sağlamak için Hazine'nin bu tür riskleri zaman zaman üstlendiğini, 2000/Kasım ve 2001/Şubat krizleri ile ortaya çıkan ekonomik tablo, dövizin aşırı yükselmesi, faizlerin beklenmeyen boyutlara ulaşması karşısında Türkiye'de yaşanan siyası, ekonomik ve toplumsal bunalımın boyutlarının herkesçe bilindiğini, müvekkiline uygun ya da olumlu görüşün bildirilmediğini, sadece üst makama arz ile yetinildiğini, yönetim kurulunun kredi önerisi hakkında verdiği karar adından da belli olduğu üzere bir önerinin kabulünden ziyade icraî nitelikte bir karar olduğunu, şubeden gelen ve yönetim kuruluna arz edilen her önerinin kabul görmesinin söz konusu olamayacağını, davacının talep ettiği faiz oranın da haksız fiile dayanması nedeniyle hukuki temelden yoksun olduğunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...'ın cevap dilekçesinde özetle; 17/04/1998 - 07/09/2001 tarihleri arasında ... A.Ş. ... Şubesinin müdürlüğünü yaptığını, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu işlemlerin yapıldığı dönemde memur statüsünde çalıştığını, kredinin açılış ve kullandırılışında herhangi bir usulsüzlüğün olmadığını, kendisi şube görevlisi olup kredinin genel müdürlük tarafından ve kendi yetkileri kapsamında kullandırıldığını, olumlu görüş bildirmiş olmalarının kredi tahsisi için belirleyici olmadığını, teminatların şubelerinin teklifi üzerine alındığını, piyasa koşullarındaki anormal değişiklikler nedeni ile miktarların bu kadar büyüdüğünü, kendilerine yüklenmesi mümkün olan bir neden bulunmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın soyut iddialarla davadaki haklılığını ortaya koyan hiçbir belge sunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin iki yıl önce davacı bankadan süreleri dolduğu için emekli olduklarını ya da kendi asıl kurumlarındaki görevlerine dönerek ayrıldıklarını, davalıların davacı bankanın yönetim kurulu üyeleri olduğunu, müvekkillerinin hukuka aykırı eylemlerinin bulunmadığını ve ibra edildiğini, kredinin açılmasının bankacılık mevzuatına ve uygulamalara uygun olduğunu, kredi tahsis kararında usulsüzlük bulunmadığını, istihbarat raporunun olumsuz olmadığını, alınan teminatların yeterli olduğunu, belirterek açılan davanın redine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi kök ve ek raporlarına, ceza dosyası içeriğine ve toplanan tüm delillere göre; davacı bankanın yöneticileri olan davalıların dava dışı firmaya usulsüz kredi kullandırmak suretiyle bankaya zarara uğrattıkları iddiası üzerine açılan yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin tazminat istemiyle açılan davada, TTK'nın 309. Maddesi hükmü kapsamında dava konusu edilen eylemler sebebiyle ceza davasının açıldığı ve yargılama sırasında sonlandığı, dava tarihi itibarıyla alacağın semeresiz kaldığına ilişkin bilgi ve belgelerin de bulunmadığı gerekçesiyle koşulları bulunmayan zamanaşımı def'inin reddi gerektiği, davalı banka çalışanlarının husumet itirazlarının da yerinde olmadığı, uyuşmazlığın, dava dışı firmaya kullandırılan kredinin usulsüz olup olmadığı, zarar doğup doğmadığı, banka çalışanlarının kusurlarının olup olmadığı ile davacı bankanın talepte haklı olduğu tutar olup olmadığı noktalarında toplandığı, dava dışı firmaya açılan kredi ile ilgili olarak istihbarat raporunun alınmış olduğu, şube teklifinde bir usulsüzlük olmadığı, kredinin miktarı itibariyle yönetim kurulunun görevinde olduğu, yönetim kurulundan gizlenen yahut eksik araştırılan husus bulunmadığının, kredinin yeterli teminata bağlanarak kullandırılmış olduğu hususlarının bilirkişilerin dosyaya, bilgi ve belgelere dayanak tespitlerinden anlaşıldığı, kredinin hukuka aykırı kredi kullandırıldığı kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi gerekçesinde belirtilen istihbarat raporlarında kesin ve olumsuz görüş bulunmadığı, kredi açılmasına engel teşkil edecek bir durum olmadığının belirtildiğini, bu hususun yerinde olmadığını, kredi tahsis kararı ve kredi kullandırımının bankacılık genel mevzuatı, banka iç mevzuatı bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı olduğunu, istihbarat raporunun olumsuz olduğunu, bankanın kredi talep eden firma hakkında düzenlediği istihbarat raporlarının, kredinin açılmasına veya açılmamasına karar alacak mercilere bilgi vermek amacıyla düzenlenmiş raporlar olduğunu, bu raporlarda firmaya kredi açılsın veya açılmasın şeklinde tespitte bulunulmadığını, kredi komitesi karar alırken istihbarat raporlarında yazılı hususları dikkate alarak Bankalar Kanunu ile banka mevzuatı ve genel bankacılık teamüllerine uygun şekilde kredi açılmasına veya açılmamasına karar vermek durumunda olduğunu, dosya içeriğinde yer alan istihbarat raporlarına göre; Yönetim kurulunun 07.03.1997/8 tarihli kararıyla 1.000.000 USD, 12.06.1997/20 tarih ve sayılı kararıyla 1.500.000 USD ve 12.06.1997/20 tarih ve sayılı kararıyla 1.000.000 USD kredi kullandırıldığını, ... Şubesi tarafından şirket lehine 5.000.000 USD DNTM kredisi tespit edilerek Genel Müdürlüğe kredi teklifinde bulunulduğunu, 07.03.1997 tarihli 8 sayılı yönetim kurulu kararıyla "açılan krediye karşılık gerçek ticari muamelelerden doğan senetlerin teminata ve çeklerin tahsile alınması, yanı sıra şirket ortakları ... ve ...'ın kefaletinin alınması, ayrıca ekspertiz değerleri toplamı 161.690.250.000 TL olan gayrimenkul üzerinde kredinin %200 fazlasıyla banka lehine 1. Derecede ipotek tesis olunması" koşuluyla 1.000.000 USD kredi tespit edildiğini, kredi, müşteri çek ve teminatları alınmadan diğer teminatlar oluşturularak 25.03.1997 ve 26.03.1997 tarihlerinde kullandırıldığını, şubenin talebi üzerine firma hakkında düzenlenen 05.05.1997 tarihli olumsuz istihbarat raporuna rağmen firma lehine, aynı kredi tespit komitesince kredi kullandırıldığı, kredilendirme şartlarını taşımadığı halde firmaya kredi açılarak kullandırıldığını, dava dışı şirkete kullandırılan 3.500.000 USD lik krediye (505.000.000.000 TL) karşılık ekspertiz değeri 183.700.000.000 TL olan gayrimenkul üzerinde ipotek tesis edildiğini, daha kredinin kullandırım aşamasında 321.300.000.000 TL lik teminat açığının oluşturulduğunu, aynı krediye teminat olarak 69.289.000.000 TL ve 1.000.000 USD tutarında 32 adet çek tahsile alındığı halde bu çeklerin tahsil edilemediğini, dava dışı ... Ltd. Şti'nin 1.500.000 USD döviz ve 1.000.000 USD tutarındaki istihbarat kredisi talebi üzerine düzenlenen 1997 yılı Mayıs ayına olumsuz istihbarat raporuna rağmen Ticari Krediler Müdürlüğü tarafından tarihsiz ve sayısız yazısıyla 1.000.000 USD döviz ve 1.500.000 USD ithalat kredisini olumlu görüşle Genel Müdürlüğe sunulduğunu ve firmaya bilançosunun kaldıramayacağı tutarda büyük montanlı kredi verilerek önemli risk altına girildiğini, kullandırılan kredilerin bankacılık ilke ve teamüllerine banka iç mevzuatına aykırı olduğunu, kredilerin usulsüz kullandırılarak bankanın zararına neden olunduğunu, kredinin açıldığı ve kullandırıldığı tarihte geri ödenmeyeceğinin açıkça belli olduğunu, firmanın 02.07.1997 tarih 1.000.000 USD ve 1.500.000 USD bedelli 25.03.1997 tarih 1.000.000 USD bedelli döviz ihracat kredisi borcu ile ilgili olarak döviz taahhüt açığına istinaden İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün 2006/1071 E. Sayılı dosyasından başlatılan icra takibinde alınan 12.02.2008 tarihli borç ödemeden aciz vesikası örneğinin de 06.03.2008 tarihli dilekçe örneğinde sunulduğunu, davalı firmanın mali yapısı son derece olumsuz ve borca batık olmasına rağmen yeterli teminat alınmaksızın kredi tahsis ederek alacağın tahsilini riske ettiklerini, özen yükümlülüğüne aykırı davrandıklarını ve kusurlu olduklarını, yine banka iç mevzuatına aykırı olarak bütün bu olumsuzluklara rağmen üstelik yeterli teminat alınmaksızın bir başka şubeden kredi kullandırdıklarını, kredinin geri dönüşünün sağlanamadığını, tüm bu hususlar somut olarak tespit edildiği halde somut veriye dayalı olmaksızın davanın reddine karar verildiğini, banka zararının oluşmasına davalılarca kullandırılmaması gereken kredilerin kullandırılmasının neden olduğunu, ekonomi ve kuralları ile risk faktörleri göz ardı edilerek kredilendirme ilkelerine ve Banka mevzuatına aykırı olarak kredi kullandırılmış olması karşısında davalı banka yöneticilerinin tedbirli, basiretli ve öngörülü bir tacir gibi davranmadıklarını, banka zararına yol açtıklarını, davalılar profesyonel banka yöneticisi olup, banka varlıkları değerlendirilirken görevleri ve konumları gereği ülke ekonomisinin yapısını iyi bilmesi özenli ve öngörülü olarak normalin üstünde bilgi ve beceri göstermesi, en az risk taşıyan veya riski bulunmayan işlemler yapmasının gerektiğini, müvekkili bankanın dava dışı firmadaki alacağını tahsil edemediğini, nitekim Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/35 Esas sayılı daa dosyasında alınan bilirkişi raporunda; ... firmasına kullandırılan kredilerle ilgili olarak Şube Müdürleri ..., ..., Ticari Krediler Müdürü ..., genel müdür yardımcıları, Genel Müdür ... ve yönetim kurulu üyelerinin eylemlerinin güveni kötüye kullanma kapsamında kaldığına dair görüş beyan etiklerini, davalıların usulsüz kredi verdiklerinin Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, dava dışı firmanın kredilendirilmesinde davalıların ağır kusurlarının bulunduğunu, davalıların kusurlu fiilleri ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğunu, tüm davalıların zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, kaldı ki davanın reddine karar verildiği halde AAÜT'nin 13/4 maddesi gereği reddolunan maddi tazminat davasında davalılar yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili ile davalı ... vekili, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, davacı bankanın eski yönetim kurulu üyeleri ve denetçileri olan davalıların dava dışı şirkete usulsüz kredi vererek davacı bankayı zarara uğrattıkları iddiasıyla dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 320, 341. ve BK'nın 528. Maddelerine dayalı olarak banka denetçileri tarafından açılan sorumluluk davası kapsamında tazminat istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere Türk Medeni Kanunu'nun 612. maddesinde belirtildiği üzere en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye memuru atamasından yaptırıldıktan sonra, davanın tasfiye memuruna yöneltilerek devam ettirilmesi zorunlu hale gelir. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olduğundan bu husus görevi gereği mahkemede ve istinafa başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce de kendiliğinden gözetilir. HGK'nın 3.7.2002 tarih E.15-572 K.577 sayılı kararında da açıklanan bu ilkelere değinilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Dava dosyası davacı banka vekilinin istinafı üzerine Dairemize gönderildikten sonra davalı ... mirasçıları ... tarafından sunulan 24.04.2023 tarihli dilekçe ile muris ...'un 24.08.2020 tarihinde vefat ettiği, yasal mirasçılarının ... olduğu, adı geçen mirasçılar tarafından murisin mirasının reddi istemiyle açılan davada 14.12.2020 tarihinde kesinleşen İstanbul Anadolu 21. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 08.10.2020 tarihli ve 2020/793 Esas-893 Karar sayılı kararıyla davanın kabulü ile mirasın reddinin tesciline karar verildiği, İstanbul Anadolu 21. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/69 tereke sayılı dosyasında murisin terekesinin tasfiyesi için tereke temsilcisi olarak Av. ...'ün atandığı bildirilerek, anılan mahkemenin kesinleşen mirasın reddinin tescili kararının bir örneği ile murisin terekesine tereke temsilcisi atandığına dair tereke dava dosyasına ait duruşma tutanağının bir örneği sunulmuştur.
Bu durumda mahkemece, davalı ...'un ilk derece mahkemesinde açılan davadan sonra, hüküm verilmeden önce öldüğü ve en yakın mirasçıları olan ...'un tamamı tarafından İstanbul Anadolu 21. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 14.12.2020 tarihinde kesinleşen 2020/793 Esas sayılı dava dosyasında miras reddolunduğuna ve mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi için anılan mahkemenin 2020/69 tereke sayılı dosyasında derdest davada atanan tasfiye memuru Av. ...'e dava yöneltilip, bu suretle taraf teşkili tamamlandıktan sonra yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin bu aşamada esasa yönelik öteki istinaf sebepleri incelenmeksizin HMK'nın 355. Maddesindeki kamu düzenine aykırılık gözetilerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince taraf teşkili için kaldırılarak dava dosyasında Dairemiz kararına uygun biçimde yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun, esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin HMK'nın 355. Maddesindeki kamu düzenine aykırılık gözetilerek KABULÜNE
2-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2020 tarih ve 2014/405 Esas 2020/470 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA ,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-İstinafa başvuran davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sy. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-a.4 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/11/2023
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.