İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2022/839 K.2024/248
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/839
KARAR NO: 2024/248
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/11/2021
NUMARASI: 2017/437 Esas - 2021/854 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Ölüm Nedeniyle Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacılar vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesi ile; davalı ...'nın maliki olduğu, davalı sigorta şirketine trafik sigortalı ... plaka sayılı aracın dava ...'nın sevk ve idaresindeki araç ile aşırı alkollü ve aşırı süratli şekilde seyir halinde iken yoldan karşıya geçmeye çalışan müvekkillerinin desteği ...'e çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, davalı ... aleyhine ceza davası açıldığını, müteveffanın ölümü ile eşi ... ve çocukları ... ve ...'in destekten yoksun kaldıklarını, müteveffanın eşi, çocukları, annesi ve kardeşlerinin de manevi zararlarının oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacılar ..., ... ve ... için 4.500,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının ve davacı ... için müteveffanın defin-cenaze giderleri yönünden 500,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskort faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, davacıların manevi zararına karşılık müteveffanın eşi ... için 150.000,00-TL, çocukları ... ve ... için 60.000,00'er TL, annesi ... için 20.000,00-TL, kardeşleri için 15.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalılar ... ve ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı ... vekili birleşen davaya yönelik dava dilekçesi ile; müvekkilinin oğlu ...'in davalıya trafik sigortalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde vefat ettiğini, müvekkilinin destekten yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacak davası olarak 10.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili yargılama aşamasında sunduğu bedel artırım dilekçesi ile; asıl dava yönünden 25.03.2021 tarihli bilirkişi ek raporu doğrultusunda davacı ... için 382.433,75-TL maddi tazminatın, poliçe limitleri dahilinde hesaplanan 227.394,85-TL'sinin davalı sigorta şirketinden bakiye 155.038,90-TL'sinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen, davacı ... için 52.639,00-TL maddi tazminatın, poliçe limitleri dahilinde hesaplanan 31.299,12-TL'sinin davalı sigorta şirketinden, bakiye 21.339,88-TL'sinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen, davacı ... için 69.381,73-TL maddi tazminatın, poliçe limitleri dahilinde hesaplanan 41.254,33-TL'sinin davalı sigorta şirketinden, bakiye 28.127,40-TL'sinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen, davacı ... için 30.051,71-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesi ile; müteveffanın kazadaki kusur oranının ve gelirinin belirlenmesi gerektiğini, manevi tazminat talepleri yönünden tarafların sosyo-ekonomik durumlarının araştırılması gerektiğini, ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faiz istenebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafça usulüne uygun başvuruda bulunulmadığı, müteveffanın gelir durumunun ispatı gerektiğini, tazminat hesaplamasının TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak yapılması gerektiğini, usulüne uygun başvuru olmaması nedeniyle ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, birleşen davaya yönelik cevap dilekçesi ile de davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; müteveffa ile davalı sürücünün kazadaki kusur oranlarına yönelik alınan 05.02.2019 tarihli rapora göre davalı araç sürücüsü ile müteveffanın eşit oranda kusurlu olduklarının belirlendiği, rapora taraflarca yapılan itirazların gerekçeli ve detaylı olarak değerlendirilmemesi üzerine bir makine mühendisi ve bir nörolog bilirkişiden alınan 11.02.2020 tarihli raporda davalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, bu hali ile iki rapor arasında oluşan çelişkinin giderilmesi için üç makine mühendisinden oluşturulan heyetten alınan 08.03.2021 tarihli raporda da, davalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, 08.03.2021 tarihli ve 11.02.2020 tarihli raporların, dosyadaki verilere uygun bilimsel ve denetime açık olması nedeniyle hükme esas alındığı, aktüer bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olduğu, aracın ticari nitelikte olması nedeniyle reeskont faizi uygulanması davalı sigorta şirketi yönünden, kendisine başvurulan 24.02.2017 tarihinden 8 iş günü sonrası temerrüde düşmesi nedeniyle faizin 09.03.2017 tarihinden başlatılması gerektiği kanaati ile; 1.ASIL DAVADA; 1-Maddi tazminata ilişkin davanın KABULÜ ile; Davacı ... yönünden 382.433,75 TL destekten yoksun kalma tazminatının; davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti dahilinde 227.394,85 TL ile sınırlı olmak kaydı ile davalı sigorta şirketi yönünden 09.03.2017 tarihinden itibaren diğer davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi 11.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte, Davacı ... yönünden 52.639,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının; davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti dahilinde 31.299,12 TL ile sınırlı olmak kaydı ile davalı sigorta şirketi yönünden 09.03.2017 tarihinden itibaren diğer davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi 11.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte Davacı ... yönünden 69.381,73 TL destekten yoksun kalma tazminatının; davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti dahilinde 41.254,33 TL ile sınırlı olmak kaydı ile davalı sigorta şirketi yönünden 09.03.2017 tarihinden itibaren diğer davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi 11.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte Davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine 2-Cenaze ve defin gideri 500 TL nin kaza tarihi 11.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...’e ödenmesine 3-Manevi Tazminata ilişkin davaların KISMEN KABULÜ İLE; -Davacı ... yönünden 25.000,00 TL, -Davacı ... yönünden 15.000,00 TL,-Davacı ... yönünden 15.000,00 TL,-Davacı ... yönünden 10.000,00 TL,-Davacı ... yönünden 5.000,00 TL, -Davacı ... yönünden 5.000,00 TL,-Davacı ... yönünden 5.000,00 TL, -Davacı ... yönünden 5.000,00 TL,-Davacı ... yönünden 5.000,00 TL -Davacı ... yönünden 5.000,00 TL manevi tazminatların kaza tarihi 11.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizleri ile birlikte davalılar ... ve ... ‘dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,4-Manevi tazminat davasında fazlaya ilişkin istemlerin reddine,
BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2020/232 ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA 1-Birleşen davanın KABULÜ ile; davacı ... yönünden 30.051,71 TL destekten yoksun kalma tazminatının birleşen dava tarihi 10/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte birleşen davalı ... Sigorta A.Ş den tahsili ile birleşen davacıya ödenmesine, (davalı sigorta şirketinin poliçedeki sorumluluk sınırı dikkate alınarak) karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacılar vekilinin istinaf nedenleri; eşini, babasını, oğlunu ve kardeşlerini kaybeden müvekkilleri yönünden takdir edilen manevi tazminat miktarlarının çok düşük olduğu hususuna ilişkindir. Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf nedenleri; hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olmadığı, tazminat hesabı yapılırken TRH 2010 yaşam tablosu ile %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği, müvekkili şirket tarafından alınan kusur raporu ile müteveffa yayanın geçişi esnasında hafif geri çekilmeyle veya şerit üzerinde duraklamayla kazayı önleyebilecekken yapmayarak kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun tespit edilmesi nedeniyle kusur oranlarının netleştirilmesi gerektiği, mahkemece faiz başlangıç tarihinin yanlış belirlendiği, kazaya karışan aracın kullanım amacının hususi olması nedeniyle avans faize hükmedilmesinin hatalı olduğu, hesaplanan tazminat miktarlarının fazla olduğu hususlarına yöneliktir. Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf nedenleri; müvekkili ... aleyhine açılan ceza yargılamasında alınan kusur raporuna göre müteveffa ile müvekkili ...'ın eşit oranda kusurlu olduğunun tespit edildiği ve ceza yargılamasında söz konusu raporun hükme esas alındığı, mahkemece de ilk alınan 05.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda da müvekkili ile müteveffanın eşit kusurlu olduğu belirlenmiş iken yeniden alınan ve farklı kusur oranı tespit eden rapora dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğu, davacılara SGK tarafından yapılan ödemelerin mahsubu gerektiği, takdir edilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğu, müteveffanın çekirdek ailesi dışındaki davacıların manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği, avans faizi işletilmesinin hatalı olduğu hususlarına yöneliktir. Asıl dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat, birleşen dava ise maddi tazminat istemine ilişkindir.(1) Trafik kazası sonucu destek alacaklılarının tazminat isteminde müreveffa ve destek alacaklarının bakiye ömürlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü,..., Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 E. 2020/40 K. sayılı kararıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90 ıncı maddesindeki Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlar'a yapılan atıf hükmü iptal edilmiştir. Söz konusu iptal kararı sonrası, ZMSS Genel Şartlar ve ekindeki cetvellerle getirilen ve iş gücü kaybı tazminatının hesaplanmasında uygulama alanı bulan % 1,8 teknik faizi ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün uygulanması artık mümkün değiltir. Tazminatın, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan, Yargıtayın yerleşik uygulamaları ile kabul edilen progresif rant formülü kullanılarak hesaplanması gerekir. Somut olayda; davacıların maddi zararının miktarına yönelik aktüer bilirkişi ...'nun katılımı ile düzenlenen 05.02.2019 tarihli kök raporda, 25.09.2019 tarihli ek raporda ve aktüer bilirkişi ... tarafından hazırlanan 14.03.2020 tarihli kök raporda, maddi tazminat hesabı yapılırken desteğin bakiye yaşam süresi yönünden TRH 2010 yaşam tablosunun kullanıldığı ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün uygulandığı, davacılar vekilince bu raporlara karşı sunulan 20.02.2019, 16.10.2019 ve 03.06.2020 tarihli itiraz dilekçelerinde tazminat hesabı yapılırken PMF 1931 yaşam tablosunun kullanılması gerektiğinin ileri sürüldüğü, mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi ... tarafından düzenlenen 25.03.2021 tarihli ek raporda ise, davacılar vekilinin hesaplama yöntemine ilişkin itirazları da göz önünde bulundurularak, mahkemenin istemi doğrultusunda , hem PMF 1931 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi hem de TRH 2010 yaşam tablosu ve profrasif rant yöntemi uygulanmak suretiyle seçenekli olarak tazminat hesaplaması yapıldığı. davacılar vekilince maddi tazminat isteminin 25.03.2021 tarihli aktüer ek raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi uygulanmak suretiyle yapılan hesaplamaya göre belirlenen miktar üzerinden artırıldığı ve ilk derece mahkemesince maddi tazminat istemi yönünden davacılar vekilinin bedel artırım dilekçesinde belirttiği tazminat miktarları esas alınarak karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda; davacılar vekilinin, dosya kapsamında bulunan aktüer bilirkişi kök ve ek raporlarına karşı, davalı lehine olacak şekilde daha kısa ömür süresi belirleyen PMF 1931 yaşam tablosunun uygulanması gerektiğine yönelik itirazların davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturup oluşturmadığı hususununda bir değerlendirme yapılmamış olması hatalıdır. (2) 2918 sayılı KTK'nin 99/1 maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.2 maddesi gereğince trafik sigortacısının zarar giderim yükümlülüğünün süresi, rizikonun ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü olarak belirlenmiştir. Somut olayda; asıl dava yönünden, dava tarihiden evvel 24.03.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurulduğu, başvuru tarihinden sonraki 8. iş günü olan 05.04.2017 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken başvuru tarihinin yanlış belirlenmesi suretiyle 09.03.2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi, asıl ve birleşen dava yönünden her ne kadar sigortalı araç kamyonet ise de ruhsat bilgilerine göre kullanım şeklinin hususi olduğu göz önünde bulundurularak belirlenen tazminata yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken reeskont faiz işletilmesine karar verilmesi hatalı olup davalı taraf vekillerinin belirlenen tazminata işletilecek faizin türüne ve davalı sigorta şirketi vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf nedenleri yerindedir.(3) Yargılamaya hâkim olan ilkelerden olan “taleple bağlılık ilkesi” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi ile düzenlenmiş olup, hâkim (hakem) tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Somut olayda; davacılar vekilince yargılama aşamasında sunulan talep artırım dilekçesi ile, asıl dava davacıları ..., ... ve ... için bilirkişi ek raporu ile tespit edilen tazminat miktarlarının davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri dahilinde kaldığı anlaşılan kısımların davalı sigorta şirketinden, bakiye tazminat miktarlarının ise davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili istenilmesine rağmen davalılar ... ve ...'nın davalı ... Sigorta A.Ş'den talep edilen tazminat miktarlarından da sorumlu tutulmak suretiyle davalılar ... ve ... aleyhine talepten fazla tazminat miktarına hükmedilmesi hatalıdır. Tüm bunlardan ayrı, dosyada yapılan incelemede; asıl ve birleşen davanın davalısı ...'nın karar ve istinaf tarihinden sonra istinaf aşamasında 25.09.2023 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 55. maddesinde; "Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir." hükmü düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 28/1. maddesi uyarınca; dava devam ederken taraflardan birinin ölümü halinde ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda, mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümüyle konusuz kalmaz. Ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 513. maddesi “Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda, Dairemizin iş bu kararı ile birlikte yeniden yapılacak yargılamada davalı ...'nın mirasçılarının usulüne uygun şekilde davadan haberdar edilmeleri ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanmasından sonra yukarıda açıklanan kaldırma gereklerinin yerine getirilmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, davalılar ... ve ... vekili ile davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf nedenlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairece verilen kararın gerekçe ve şekline göre davacılar vekilinin tüm, davalılar ... ve ... vekili ile davalı sigorta şirketi vekilinin sair istinaf nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/11/2021 tarih ve 2017/437 Esas-2021/854 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/4 ve HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dairece verilen kaldırma kararının gerekçesine ve şekline göre davacılar vekilinin istinaf nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına,3-Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harçlarının talepleri halinde kendilerine İADESİNE,5-İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/02/2024