Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/975 K.2025/137

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/975 📋 K. 2025/137 📅 20.02.2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ :ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/03/2021
NUMARASI :.....
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 22/10/2007
KARAR TARİHİ :20/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/03/2025
Taraflar arasındaki tazminat ilişkin davasının yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi tarafından, dava dışı........ usulsüz kullandırılan kredilerden dolayı bankanın zararına sebebiyet verildiğini, şirket hakkındaki istihbarat raporlarının olumsuz olmasına rağmen şubenin teklifi ile yönetim kurulu kararı ile kredi tahsis edildiğini, kredi kullandırılırken bankacılık genel mevzuatına, banka iç mevzuatına ve bankacılık teammüllerine aykırı davranıldığını, krediler için alınan teminatların yetersiz olduğunu, davalılar hakkında ceza davası açıldığını, banka yönetim kurulu üyeleri olan davalıların özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, banka çalışanı olan davalıların ise görevlerini kasten ya da ihmal neticesi gereği gibi yerine getirmediğini, bu sebeple oluşan banka zararından sorumlu olduklarını, şirketin borcunu ödememesi sebebi ile tahsil kabiliyeti bulunmadığından bahisle 1.686.483,69 TL'nin, tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarıldığı 27/09/2000 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek bankaca aynı tür kredilere uygulanan değişen oranlarda temerrüt faiz oranları ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ticari krediler biriminin müdürü olduğunu, yönetim kurulu üyesi olmadığını, bu sebeple denetçilerin şirket çalışanı aleyhine dava açma yetkilerinin bulunmadığını, açılan davada zaman aşımı süresinin dolduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesi nedeniyle borcun sona erdiğini, meydana gelen ekonomik krizler sebebi ile Hazinenin bu riskleri zaman zaman üstlendiğini, müvekkilinin kredi verilmesi konusunda yetkili olmadığını, istişari nitelikte ve bağlayıcı olmayan görüşlerinden dolayı sorumluluğunun doğmayacağını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın zaman aşımına uğradığını, davalılara husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkillerinin ibra edildiğini, bu sebeple sorumluluklarının kalmadığını, bankanın borçlu hakkındaki takiplerinin devam ettiğini, alacağın tasfiye olunacak alınacaklar hesabına aktarıldığını, bu sebeple banka yönünden zararın oluşmadığını, dava konusu kredinin usulüne uygun olarak kullandırıldığını, bankacılıkta risk faktörünün her zaman olduğunu, kredi kullandırırken mevzuata yönelik tüm kurallara uyulduğunu, istihbarat raporlarında şirket hakkında olumlu tespitlerin de bulunduğunu, istihbarat yapılmadan ve gerekli teminat alınmadan kullandırılan kredi olmadığını, gerekli teminatların alındığını, istihbarat raporlarının bütünüyle olumlu olduğunu, bankanın zararının doğmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacak yönünden zaman aşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin Fon Kredileri Genel Müdürü olarak görev yaptığını, kendi görev ve yetki alanına girmeyen krediler nedeniyle sorumlu tutulamayacağını, ilgili şirkete fon kredisi kullandırıldığını, bunun ticari kredilerden farklı usullere tabi olduğunu, bu kredinin sermaye yapısı zayıf olan firmaları desteklemek amacıyla tahsis edildiğini, ihtiyacı bulunmayan bir firmaya kredi verilmesinin mümkün olmadığını, kredilerin miktarı itibari ile yönetim kurulunun yetkisinde bulunduğunu, müvekkilinin yetkisinin şubeden gelen kredi teklifini yönetim kuruluna iletmek olduğunu, bunun dışında sorumluluğunu gerektirecek bir işleminin bulunmadığını, ekonomik krize kadar kredi kullandırılan şirket yönünden sorun yaşamadıklarını, bankanın yasal takip işlemleri devam ettiğinden oluşan bir zararın bulunmadığını, şirketin öngörülemeyen ekonomik kriz sebebi ile ödemede sorun yaşadığını, kredi tahsisinde bu sorunun olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...cevap dilekçesinde özetle; kendisi hakkında bankaca yapılmış bir suç duyurusu bulunmadığını, sorumluluğunu gerektirecek bir eyleminin olmadığını, yönetim kurulu tarafından ilk kredi tahsisinden sonra kredi arttırımına gidildiğini, dava konusu alacağın zaman aşımına uğradığını, söz konusu kredilerin yönetim kurulu onayı ile verilen otorize kredi olduğunu, Hazine Müsteşarlığının firmaya verdiği yatırım teşvik belgesi kapsamında makine alınması için kullandırıldığını, krediden dolayı kendisinin sorumlu tutulamayacağını, gerekli teminatların bankaca alındığını, ekonomik kriz ve aradan geçen süre sonrasında teminatların zayıfladığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı ...cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın zaman aşımına uğradığını, icra takiplerinin devam etmesi sebebi ile banka zararının oluşmadığını, kredi için yeterli teminatın alındığını, kredinin Hazine Müsteşarlığı tarafından verilen yatırım teşvik belgesine dayalı olarak kullandırıldığını, kendisinin kredi kullandırılmasına ilişkin karar verme yetkisinin bulunmadığını, firma ile borcun ödenmesi konusunda protokol imzalandığını, bu sebeplerle davanın usul ve esastan reddi gerektiğini belirtmiştir.
Diğer davalıya usulüne uygun olarak tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermediği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; birbiri ile uyumlu bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere; kredi talebi üzerine düzenlenen istihbarat raporunda sonuç olarak kesin olumsuzluk olmadığı, şubenin, yönetim kurulu kararına uygun kredi kullandırdığı, bankanın hesap kat tarihi 01-07/08/2000 tarihinde 1.716.603,36 TL nakti ve g.nakti riske karşılık 3.325.776,37 TL toplam teminatının bulunduğu, 01/08/2000 tarihindeki risk karşılaştırıldığında riskin %22 fazlası, 07/08/2001 tarihindeki riski %94 fazlası rehin bulunduğu, riskin sadece maddi teminat açısından değerlendirilmesinde bile alınan teminatların yeterli olduğu, şirket ortaklarının da kefaletlerinin alındığı, teminatların risk teminat dengesine uygun alındığı, davacı bankanın kredi borçlularından talep edebileceği tutarın üzerinde tahsilat yaptığı, davalılarca yapılan işlemlerde bankacılık mevzuatına ve teamüllerine uygun hareket edildiği, aykırı davranıldığının ispatlanamadığı kanaatine varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tespitin aksine kredi tahsis kararı ve kredi kullandırımı bankacılık genel mevzuatı, banka iç mevzuatı, bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı olduğunu, istihbarat raporlarında yer alan olumsuz görüşler/ olumsuzluklar belirtilmesine rağmen, bunların davalılar tarafından dikkate alınmamasının kusur olarak görülmediğini, takdir yetkisinin bulunduğunun dayanak gösterilerek hukuka aykırı bir sonuca varıldığını, istihbarat raporları ile, banka ile kredi ilişkisine girecek firma ile ilgili bilgilerin toplandığını, ve toplanan bilgilerin rakamsal olarak değerlendirildiğini, bu bağlamda mali rasyolara yer verildiğini, bu kapsamda istihbarat raporlarında toplanan bilgiler doğrultusunda olumlu ve olumsuz görülen tüm hususların belirtildiğini, istihbarat raporları ile sadece kredi kullandırılacak firmaya ilişkin bilgilerin tespit edildiğini, kredi açılsın ya da açılmasın yönünde nihai bir sonuca varılmadığını, istihbarat raporlarında yer alan bilgilerin kredi açma yetkisine sahip yetkili kişilerce değerlendirildiğini, raporda yer alan olumlu ve olumsuz bilgilerle kredi açma yetkisine sahip kişilerce kredinin kullandırılıp kullandırılmayacağı konusunda nihai karar verildiğini, dosyaya içeriğine bakıldığında, ilgili disiplin kurulu kararı ve inceleme raporunda, dava konusu olan kredilere ilişkin olarak düzenlenen istihbarat raporlarının olumsuz olduğunun belirtildiğini, müvekkili bankanın anonim şirket statüsünde ve dava konusu kredilerin kullandırıldığı tarihte tamamıyla bir kamu bankası olduğunu, faaliyetlerini ticaret hukuku ve bankacılık hukuk kurallarına göre sürdürdüğünü, banka yöneticilerin tedbirli, basiretli ve öngörülü bir tacir gibi hareket etme zorunluluğu olduğunu, bu kişilerin profesyonel banka yöneticisi olup banka varlıkları değerlendirilirken görevleri ve konumları gereği ülke ekonomisinin yapısını iyi bilmesi, özenli ve öngörülü olarak normalin üstünde bilgi ve beceri göstermesinin en az risk taşıyan veya riski bulunmayan işlemleri yapmasının gerekli olduğunu, buna karşın ekonomi ve kuralları ile risk faktörleri gözardı edilerek kredilendirme ilkelerine ve banka mevzuatına aykırı olarak kredi kullandırıldığını, davalı banka yöneticilerinin tedbirli, basiretli ve öngörülü bir tacir gibi davranmadıklarının banka zararına yol açtığını, tüm bu hususlar ve bu hususların somut olarak tespit edildiğinin göz ardı edilerek, somut hiç bir veriye dayalı olmaksızın varılan bu sonucun kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davalılardan ...un 24/08/2020 tarihinde vefat etmesi üzerine tüm mirasçılarının mirası reddetttiğinden, terekenin resen tasfiyesi nedeniyle Sulh Hukuk Mahkemesi'nce atanacak tereke temsilcisinin davaya dahil etme zorunluluğu doğmasına rağmen, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; usulsüz kredi kullandırmak suretiyle banka zararına sebebiyet verdiklerinden bahisle banka yönetici ve çalışanlarına yönelik açılan sorumluluk davasıdır.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamında yer alan davalı ... ait Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 20/11/2020 tarih, 2020/1223 E., 2020/1142 K.sayılı mirasçılık belgesi incelendiğinde; muris ...un 24/08/2020 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak eşi ... ile çocukları ... ve ... kaldığı görülmüştür.
İstanbul Anadolu 21. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 08/10/2020 tarih, 2020/793 E., 2020/893 K.sayılı kararı incelendiğinde; ..., ... ve ... , murisleri ...un mirasını kayıtsız ve şartsız red ettiklerini beyan ederek açmış oldukları davada , muris ...dan intikal eden mirasın davacılar ..., ... ve ... tarafından kayıtsız ve şartsız reddedildiğinin tespit ve tesciline, davacılar ..., ... ve ...'un mirası reddettiğinin TMK'nun 609/4 maddesi uyarınca tutulan özel kütüğe tesciline, TMK'nun 609/4 maddesi uyarınca reddeden mirasçılar tarafından talepte bulunulduğunda mirasçılara mirasın reddedildiğine ilişkin bir belge verilmesine ve karar örneğinin mernis sistemine kayıt edilmek üzere ilgili nüfus müdürlüğüne gönderilmesine, karar kesinleştiğinde tereke esası alınmak suretiyle TMK'nun 612 maddesi uyarınca terekenin resen tasfiyesine başlanmasına karar verildiği ve ilgili kararın 14/12/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
4721 sayılı TMK'nun 612.maddesinde ; '' En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.
'' hükmü mevcuttur.
Tüm dosya kapsamı, istinaf nedenleri ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; davalıların kusurlu iş ve işlemleri nedeniyle davacı bankayı zarara uğrattıklarından bahisle, banka zararının davalılardan tahsili talebi ile eldeki davanın 22/10/2007 tarihinde açıldığı, yargılamanın devamı sırasında davalılardan ...un 24/08/2020 tarihinde vefat ettiği, davalının ölümü üzerine en yakın tüm mirasçıları tarafından mirasın reddedilmiş olup, mirası reddeden mirasçılara husumet yöneltilemeyeceği, taraf teşkilinin sağlanması amacıyla TMK'nun 612.maddesinde belirtildiği üzere en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceğinin nazara alınması ve bu tasfiyeye ilişkin yasal prosedürün sonucunun beklenmesi, tasfiye sonuçlandırıldığında da mirası reddedilen muris davalı için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilcinin davaya katılımı suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve tüm delillerin toplanıp sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, bu husus gözetilmeden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş olup, davacı banka vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının kabulü ile sair istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun taraf teşkili yönünden kabulüne, taraf teşkilinin sağlanması amacıyla TMK'nun 612.maddesinde belirtildiği üzere en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre, tasfiye edileceğinin nazara alınması ve bu tasfiyeye ilişkin yasal prosedürün sonucunun beklenmesi, tasfiye sonuçlandırıldığında da mirası reddedilen muris davalı için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilcinin davaya katılımı suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve tüm delillerin toplanıp sonuca göre bir hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun taraf teşkili yönünden KABULÜNE,
2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/03/2021 tarih 2014/793 Esas 2021/219 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Muris davalı ... terekesinin tasfiye memurunun davaya katılımı suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve tüm delillerin toplanıp sonuca göre bir hüküm kurulması için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacının diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafça yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/02/2025
Başkan Üye Üye Zabıt Katibi