Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2019/2362 K.2024/402
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO : 2019/2362
KARAR NO : 2024/402
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/05/2019
ESAS-KARAR NUMARASI : 2017/902 E.-2019/452 K.
DAVACILAR :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi ...'ın davalı kooperatifin ortağı olup 23.12.2013 tarihinde vefat ettiğini, murise ait ortaklık hak ve hissesinin müvekkillerine geçtiğini, davalı kooperatifin de bu durumu bildiğini, murisin vefatının üzerinden 4 yıl geçtiği halde, davalı kooperatifin müvekkillerini hiçbir genel kurul toplantısına çağırmadığını, davalı kooperatifin 07.05.2017 tarihli genel kurul kararıyla müvekkillerinin murisini ihraç ettiğini öğrendiklerini, ihraç kararının müvekkillerine tebliğ edilmediğini, davalı tarafın çelişkili ve yasal mevzuata aykırı hareket ettiğini, ortak olmayan biri hakkında ihraç kararı alınamayacağını, ölü kişi hakkında ihraç kararı alınamayacağını, murisin vefatından sonra müvekkillerinin davet edilmesi, ortaklığı devam ettirip ettirmeyeceklerinin sorulması ve devam edeceklerini bildirmeleri halinde müvekkillerinin miras paylarına göre kooperatife ortak olarak kaydedilmelerinin gerektiğini, ortaklığı devam ettirmek istememeleri halinde ise yasal mevzuatta belirtilen düzenlemeye uygun olarak ortağın tasfiyesi yoluna gidilmesi gerektiğini, müvekkillerinin temsilcisinin müvekkillerinden ... olduğunu ileri sürerek, murisleri hakkında alınan ihraç kararının iptaline, murisin vefatı nedeniyle kooperatif ortaklığının (1/4’er hisseyle) müvekkillerine intikal ettiğinin ve kendilerini temsilen Kooperatife temsilci olarak ...’ın atandığının tespitiyle, müvekkillerinin kooperatif ortağı olarak kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacıların murisi ...'ın ismine 1973 yılında üye kayıt defterinde rastlandığını ancak kooperatif karar defterinde ilgili kişinin üyeliği için herhangi bir karar kaydı bulunmadığını, davacıların murisinin ismini yazdırdığı tarihten bu yana hiçbir şekilde kooperatife üyelik için dahi uğramadığını, iletişime geçmediğini, üye kaydını yaptırmadığını ve/ veya aidat borcu olup olmadığını öğrenmediğini, herhangi bir borcu var ise de bu işlemi gerçekleştirmediğini, bu haliyle üye kaydı da olmadığından kooperatif üyesi olmadığını, davacıların kooperatif arazisi dışında kalan (yanında yer alan) 92 parselde imarlı bir arazileri bulunduğunu, müvekkili kooperatifin arazisinin davasının halen devam ettiğini, davacılardan ...'ın müvekkili kooperatif hesabına yatırdığı paranın da kendisine iade edildiğini, ...'ın ne zaman vefat ettiğinin müvekkili kooperatifçe bilinmediğini, kabul etmemekle birlikte murisin üye olduğu kabul edilse dahi müvekkili kooperatifçe Yargıtay emsal kararları doğrultusunda isim yazdırıp daha sonra kooperatife hiç uğramamış olan kişiler ile ilgili olarak 07.05.2017 tarihli genel kurulda 40 kişinin ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, yine davacı mirasçıların Kooperatifler Kanununun 14 ve ana sözleşmenin 16. maddeleri uyarınca müvekkili kooperatife başvurularının da olmadığını savunarak, davanın öncelikle husumet nedeniyle, aksi halde zaman aşımı nedeniyle, bunların da kabul edilmemesi halinde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesince; "Eldeki davada, davacıların murisi ... adlı üyenin davalı kooperatif üye kayıt defterine 504 üye numarası ile kaydının yapıldığı, ...'ın 23.12.2013 tarihinde vefat ettiği, Kadıköy 24. Noterliği'nin 03.01.2014 tarih ve 00167 yevmiye numaralı mirasçılık belgesine göre davacıların ...'ın mirasçısı olduğu, davalı kooperatifin 07.05.2017 tarihli genel kurul toplantısında davalı kooperatifin 275 ortağından 53 ortağının asaleten, 30 ortağının da vekaleten katılımı ile 83 ortağın hazır bulunduğu, toplantı gündeminin 9.maddesi ile "1971 yılında sadece isimleri yazılmış olup, hiçbir ödeme yapmamış ve üyelik vasıflarını yerine getirmemiş olan 40 kişi oy birliği ile üyelikten çıkartılmıştır. İsimleri ekte bulunmaktadır." hükmünün yer aldığı, ekte yer alan listede 504 üye numarası ile davacıların murisinin bulunduğu dosya kapsamı ile sabit olup, taraflar arasındaki ihtilaf davacıların murisinin davalı kooperatif üyesi olup olmadığı, davalı kooperatifin 07.05.2017 tarihli genel kurulunun 9. maddesi ile murisin kooperatif üyeliğinden ihracına ilişkin kararın yok hükmünde olup olmadığı, davacıların kooperatif üyeliğinin tespitine karar verilip verilemeyeceği noktasında toplandığı belirlenmiştir.
Bu kabulden hareketle öncelikle davacıların murisinin davalı kooperatif üye kayıt defterinin 504 üye numarası ile kayıtlı olması karşısında murisin kooperatif üyesi olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, murisin 23.12.2013 tarihinde vefat etmesi karşısında ölü kişi yönünden ihraç kararı verilemeyeceği, verilen ihraç kararının yok hükmünde olduğu nazara alınarak, davalı kooperatifin 07.05.2017 tarihli genel kurulun 9. maddesi ile davacıların murisi ...'ın ihracına ilişkin kararın yokluk ile malul olduğunun tespitine karar vermek gerekmiş, nitekim, mutlak butlanla malul olması sebebiyle karara ilişkin muhalefet şerhi aranmayacağı gibi hak düşürücü süre geçirilse dahi işbu davanın açılabileceği, davalı kooperatifin muris hakkında ihraç kararı vermesi karşısında murisin kooperatif üyesi olmadığı yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği kabul edilmiştir.
Davalı kooperatif ana sözleşmesinin 16. maddesindeki "ferdi münsabete geçilmeden önce ölen ortağın kanuni mirasçılarının üç ay içinde temsilci tayin ederek kooperatife bildirmeleri halinde, ortaklık hak ve yükümlülükleri kanuni mirasçıları lehine devam eder. Mirasçıların temsilci tayin etmemeleri veya ortaklığa devam etmek istememeleri halinde, ölen ortağın alacak ve borçları 15'inci madde hükümlerine göre tasfiye edilir" şeklindeki amir hüküm ve Yargıtay 23. HD'nin 2015/5788 esas-2015/5720 karar sayılı ilamındaki gerekçeye göre somut olayda ...'ın mirasçılarının ortaklığa devam edip etmeyecekleri konusunda usulüne uygun olarak uyarılmadan murisin üyeliğinin sona erdiğinden bahsedilemeyeceği, murisin ölümü ile ortaklığa ilişkin hak ve yükümlülüklerin mirasçılar lehine devam edeceği..." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı kooperatifin 07.05.2017 tarihli genel kurulunun 9. maddesi ile davacıların murisi ...'ın ihracına ilişkin kararın yokluk ile malul olduğunun tespitine, davacıların miras payları oranında davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili kooperatifin ... Parselde bulunduğunu, davacıların murisi ...'a ait kısmın ise ... parselde bulunduğunu, kooperatife ait gayrimenkulün alt yapı çalışmaları yapılmak üzere (yol, su, elektrik olmak üzere) üyelerden aidat toplanmış olup, aynı şekilde kooperatif üyesi olmayan ancak bu araziye komşu arazileri olan bir çok kişinin de kooperatif ile hareket etmek ve kendilerine de alt yapı çalışmaları ulaşsın diye kendi adlarına kooperatife alt yapı çalışmalarını sürdürmek amacıyla para ödediğini, davacıların murisi ...'ın yatırdığı para da bu işlemlere ilişkin olup kooperatif üyeliğine ya da kooperatif aidatına ilişkin bir ödeme olmadığını, her ne kadar ismine 1973 yılında üye kayıt defterinde rastlanıldığı söylenmiş ise de ilgili şahsın kooperatif üyesi olarak kabul edilemeyeceğinin açık olduğunu, müvekkili kooperatifin 07.05.2017 tarihli genel kurul toplantısının 9. maddesi ile "1971 yılında sadece isimleri yazılmış olup, hiçbir ödeme yapmamış ve üyelik vasıflarını yerine getirmemiş olan 40 kişi oy birliği ile üyelikten çıkartılmıştır. İsimleri ekte bulunmaktadır." şeklinde kayıtlara geçen 40 kişiden hiçbirinin kooperatif üyesi olmadığını, davacılar dışında 40 kişiden hiçbirinin üyelik için veya ihraç kararının kaldırılması için bir talebi olmadığını, davacıların murisine ait pay senedi bulunmadığını, davacıların murisinin ismini yazdırdığı tarihten bu yana hiçbir şekilde kooperatife uğramadığını, hiçbir şekilde iletişime geçmediğini, eğer üye olsaydı aidat borcu olup olmadığını öğrenmesi gerektiğini, davacıların murisleri 2013 yılında vefat etmesine rağmen uzun bir süre hiçbir talepte bulunmayıp kooperatife ait arazinin sit alanından çıkarılıp imar çalışmaları başlatıldıktan sonra kooperatif arazisinin değerinin yükseldiğini görerek kooperatif üyeliği talebiyle dava açmasının iyiniyetli olmadığını ve kooperatifin diğer üyelerini mağdur edeceğini, davacıların murisinin kooperatif üyesi olduğunu düşünülse bile murisin vefat tarihinden sonra bir temsilci atayarak 3 ay içinde müvekkil kooperatife başvurmadığını, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin ve yerleşik yargı kararların içeriği gözetildiğinde uzun süre kooperatif ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeyen, genel kurul toplantısına çağrılmayan ve hazır bulunmayan, kooperatif ile hiçbir irtibat kurmayan bir kişinin kooperatif üyeliğinin devam etmeyeceğini, bilirkişi raporunda da davacıların murisinin bir dekont dışında 1974 tarihinden 2013 tarihine kadar kooperatif ile irtibatının olmadığının belirtildiğini, raporun aksi yönünden karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
I-Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
II-Dava, murislerinin kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptaline, kendilerinin kooperatif ortağı olduğunun tesbitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; davalı kooperatifin 20.04.1974 tarihli yazısında görüldüğü üzere davacılar murisi ...'ın 1 parsel için davalı kooperatife 1.000,00 TL. alt yapı bedeli yatırdığı ve kooperatifçe 2.050,00 TL. daha ödemesi gerektiğinin bildirildiği, Üye Kayıt Defterinde 504 nolu üye olarak ismine yer verildiği, 20.04.1974 tarihinden vefat ettiği 23.12.2013 tarihine kadar geçen yaklaşık 39 yıl 8 ayda hemen hemen her yıl yapılan genel kurullara katılmadığı, bunun aksinin iddia da edilmediği, 20.04.1974 tarihli yazı ile istenen tutarı ve genel kurullarda kararlaştırılan aidat tutarlarını ödediğine dair de herhangi bir delil ve belge sunulmadığı, davalı kooperatifin 07.05.2017 tarihli genel kurulunun 9. maddesi ile davacılar murisi ile aynı durumda olduğu belirtilen "sadece isimleri yazılmış, hiçbir ödeme yapmamış ve üyelik vasıflarını yerine getirmemiş" olan içlerinde davacılar murisi ...'ın da bulunduğu 40 kişinin üyelikten çıkarılmalarına karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Buna göre İlk derece Mahkemesince, davacılar murisinin uzun süre kooperatif ile ilişki kurmadığı, aidat borcu olup olmadığını ve genel kurulları takip etmediği, sonuç olarak üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ettiği, diğer anlatımla üyelik haklarından zımnen vazgeçtiği ve eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıttığı, böyle bir ortağın mirasçılarının açtığı davanın TMK'nın 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kuralına aykırı düştüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda Dairemizce; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-Yukarıda (I) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin reddine,
II-Yukarıda (II) nolu bentte açıklanan nedenlerle; Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.05.2019 tarih ve 2017/902 E., 2019/452 K. sayılı kararını DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
"1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu alınması gereken 427,60 TL.'den peşin alınan 31,40 TL.'nin mahsubu ile kalan 396,20 TL.'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davalı tarafça yapılan 4,50 TL. tebligat gideri, 25,73 TL. posta gideri, 121,30 TL. istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere 151,53 TL. yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
"
III-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
IV-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
06.03.2024 tarihinde, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 06/03/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza