Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2024/999 K.2024/1590
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/999 - 2024/1590
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/999
KARAR NO : 2024/1590
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/12/2022
NUMARASI : 2017/480 Esas 2022/977 Karar
DAVACILAR
VEKİLLERİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 12/12/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 12/12/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'nin ... plakalı aracı ile kırmızı ışık ihlali yaparak karşıdan karşıya geçmeye çalışan davacıya çarptığını, çarpma neticesinde davacıda ağır yaralamalar ve kırıklar oluştuğunu, davacının bu yaralanmalar ve kırıklar nedeniyle 40 seans ozon tedavisi gördüğünü, 65 gün hastanede yattığını, refakatçi bulmak zorunda kaldığını, davacının halen iyileşemediğini, bu olay nedeniyle Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ne taksirle yaralamaya neden olma suçundan açılan kamu davasında davalı ...'ye %100 kusur isnat edildiği, bu nedenle cezalandırıldığını, davacının SGK tarafından karşılanmayan giderlerinin bulunduğu, kazadan sonra davacının iyileşemediği ve eski hale dönemediği, tedavi için geliş gidiş masrafı olduğunu, davacının kazadan sonra hastanede yattığını, tedavinin güçlüğü nedeniyle özel odada kaldığını ve fark ödediğini, davacının 1 büyük ve 3 küçük ameliyat geçirdiğini, 65 gün hastanede yattığını, ayrıca davacının oturduğu evinden defalarca pansumana götürüldüğünü, davacının yaşantısını idame ettiremediğini belirterek, 5.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 50,000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı araç ile davacıya çarptığını ve trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda davalının kusuru bulunmadığını, davacının trafik güvenliğini tehlikeye sokarak kazaya neden olduğunu, davacının karşıdan karşıya geçişlerde uyulması gereken kurallara uymadığını, yaklaşan aracın hız ve uzaklığını göz önüne almayarak ilk geçiş hakkını vermediğini, bu haliyle can güvenliğini tehlikeye atarak kontrolsüzce yola çıktığını, davacının dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketiyle asli kusurlu olduğunu, davalı sürücünün hız kurallarına uygun bir şekilde seyir halindeyken karşısına aniden çıkan yaya görür görmez yayaya varlığını belli edecek şekilde, zamanında ikazda bulunduğunu ve hemen frene bastığını, seyir halindeyken karşıdan davalıya vuran güneş ışığı ile yol ve çevre özellikleri de sürücünün kusuru dışında kazaya etken hususlar olduğunu, ayrıca davalının seyir halindeyken yeşil olarak yanan trafik ışığı, butona basılması sebebiyle aniden kırmızıya döndüğünü, davacının otobüs tarzı görüşe engel yüksek bir araç önünden aniden yola çıktığını, bu hususta Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin dosyasında bilirkişi raporu alınmışsa da bu raporun hukuk hakimini bağlamayacağından yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğini, davacının sosyal güvencesi olup olmadığının araştırılmasını, tedavi masraflarının karşılanıp karşılanmadığının ortaya konulması gerektiğini, taburcu olmasından sonra bakıcı tutulmasına ihtiyaç olup olmadığının araştırılmasını, davacıya bakıcı tutulmasını gerektirecek elzem bir durum var ise ve bir özel bakıcı tutulduysa bu bakıcı ile ilgili sözleşme ve SGK kayıtlarının delil olarak sunulmasının gerektiğini, davacının taburcu edildikten sonra kaç kere hastaneye gidip geldiğini, hastanenin hastalara ücretsiz servis ve ulaşım imkanı sunup sunmadığı, davacının toplu taşıma araçlarını kullanabilecek durumda olup olmadığını, davacının sosyal güvencesinin pansuman masrafını karşılayıp karşılamadığını, davacının ozon tedavisi görmesinin sebebinin kaza nedeniyle olup olmadığının, davacının kazadan önce bir sağlık probleminin bulunup bulunmadığının, davalının, davacı tarafın dilekçesinde belirtmiş olduğu 50,000,00 TL manevi tazminat tutarını ekonomik durumu nedeniyle ödemesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu manevi tazminat talebi olan 50,000,00 TL'nin poliçe kapsamına dahil olmadığını, bu nedenle davacı vekilinin de manevi tazminat talebini usul ve yasaya uygun olarak diğer davalıya yönelttiğini, tedavi ve bakıcı giderleri ile ilgili talepten davalı şirketin sorumlu olmadığını, trafik kazası nedeniyle doğacak tüm tedavi ve bakım giderlerinin SGK tarafından karşılanması gerektiğini, bazı kalemlerin SGK tarafından karşılanmaması sebebiyle davalı şirketin sorumluluğu olmadığını, maluliyet oranının tespitinde meydana gelen sakatlığın kalıcı hale gelip gelmediğinin tespit edilmesi gerektiğini, kaza nedeniyle meydana gelen sakatlığın sürekli hale geldiğinin tespitinin de Adli Tıp Kurumu'nca yapılması gerektiğini, davacı vekilinin kaza tarihinden itibaren faiz talebinin davalı sigorta şirketine yöneltilmesinde yasal isabet bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/754 Esas sayılı dosyasında davalı sürücünün %100 kusurlu bulunarak mahkumiyetine karar verildiği, verilen kararın Yargıtay’ca onanarak kesinleştiğinden ayrıca kusur incelemesi yapılmasına gerek görülmediği, davalı sürücü ...'nin kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğunun kabul edildiği, dava devam ederken davacı ... vefat ettiğinden, vekilince mirasçılarının davaya dahil edildiği, davaya dahil edilen mirasçılardan ... da yargılama sırasında vefat etmiş olup , davaya dahil edilen 4 çocuğu dışında başka mirasçı bulunmadığından, taraf teşkilinde eksiklik olmadığı, 2014 tarihinde yürürlükte bulunan maluliyet tespiti işlemleri yönetmeliği hükümleri gereğince davacı ...'ın daimi ve geçici maluliyetlerinin oluşup oluşmadığı, varsa maluliyet oranlarının ne kadar olduğu, iyileşme sürelerinin ne kadar olabileceği hususlarının belirlenmesi için ESOGÜ'den alınan raporda, kişinin sürekli maluliyet oranının %22.2 YÜZDEYİRMİİKİVİRGÜLİKİ) olduğu, tibia kırığı arızası ve gelişen komplikasyonlarının iyileşme süresinin(geçici iş göremezlik süresi) 3(üç) YIL kadar uzayabileceği, bu süre içerisinde mesleğini icra edemeyeceği, dolayısıyla bu süre zarfında %100 malul sayılması gerektiği, 2(İKİ) YILA kadar gündelik ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacağından bakıcıya muhtaç olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişiden alınan raporda, müteveffa ...'ın iş göremezlik zararının 51.182,40 TL olduğu, mirasçıları ...'ın payının 12.795,60 TL, ...'ın payının 12.795,60-TL, ...'ün payının 12.795,60 TL, ...'nin payının 12.795,60-TL olduğunun, müteveffa ...'ın bakıcı giderinin 30.117,88 TL olduğu, mirasçıları ...'ın payının 7.529,47 TL, ...'ın payının 7.529,47-TL, ...'ün payının 7.529,47 TL, ...'nin payının 7.529,47 TL olduğunun, müteveffa ...'ın tedavi gideri zararının 2.905,06 TL olduğu, mirasçıları ...'ın payının 544,69 TL, ...'ın payının 544,69 TL, ...'ün payının 544,69 TL, ...'nin payının 544,69 TL olduğunun, müteveffa ...'ın yol masrafının 618,98 TL olduğu, mirasçıları ...'ın payının 154,73-TL, ...'ın payının 154,73 TL, ...'ün payının 154,73 TL, ...'nin payının 154,73 TL olduğunun belirtildiği, davacılar vekilinin 23.05.2022 tarihli talep arttırım dilekçesi ile davalı sigorta yönünden toplam talebini 81.300,28 TL’ye, davalı ... yönünden 84.824,32 TL’ye yükselttiği, manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle; "Davanın kabulü ile 84.824,32 TL maddi tazminatın, davacılar ..., ..., ..., ...'nin her birine 21.206,08-TL olarak paylaştırılmak suretiyle (davalı sigorta 81.300,28 TL'lik bölümünden sorumlu olmak kaydıyla ve davacılar ..., ..., ..., ...'nin her birine 20.325,07 TL olarak paylaştırılmak suretiyle) davalı sigorta yönünden, dava tarihi olan 31.12.2015 tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 19.04.2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılar ..., ..., ..., ...'ye verilmesine, 50.000 TL manevi tazminatın davalı ...'den kaza tarihi olan 19.04.2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle alınarak davacılar ..., ..., ... , ...'ye verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davalı ...'nin Eskişehir 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/754 E. sayılı dosyasında alınan kusur raporunda asli kusurlu olduğunun sabit olduğunu, sürekli maluliyet oranı %100 olmasına rağmen %22.2 olarak tespit edildiğini, müvekkilin iyileşme süresinin (geçici iş göremezlik süresi) 3 yıl kadar uzayabileceği bu süre içerisinde mesleğini icra edemeyeceği, bu süre zarfında %100 malul sayılması gerektiğinin tespit edildiğini, 2 yıla kadar gündelik ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacağından bakıcıya muhtaç olduğunun tespit edildiğini, müvekkilin maluliyet oranı düşük tespit edildiğini, müvekkilin kazadan sonra sürekli olarak bakıma muhtaç kaldığını, bilirkişi raporunda sürekli olarak bakıma muhtaç kalan müvekkilin yalnızca ilk 3 yıl için maluliyet oranının %100 olduğu, sonraki dönemlerde ise %22,2 olduğu kabul edilerek yapılan işlemiş dönem zararı hesabını kabul etmediklerini, tüm dönemler için maluliyet oranı %100 olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmekte iken eksik hesaplama yapıldığını, dava dilekçesi ve delil dilekçesinde tanık deliline dayanmış oldukları halde, tanıklara tebligat çıkarılmadığını, tanıklara tebligat çıkarılmaması üzerine 08.05.2021 tarihli dilekçe ile tanıkların dinlenilmesi için davetiye çıkarılmasının talep edildiğini, ancak 14.09.2021 tarihli duruşmada verilen 2 nolu ara karar ile dosyanın bilirkişiye gönderilmesi ve tanıkların dinlenilmesi talebinin müstemir yetkili hakim tarafınca değerlendirilmesine karar verildiğini, yetkili hakim tarafından da tanık dinletme talebinin yargılama boyunca değerlendirilmediğini ve tanıklar dinlenilmeden bilirkişi raporu alındığını, manevi tazminat miktarın yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle yetersiz kaldığını ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf eden tarafların sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Maluliyete yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Kaza tarihi olan 19/4/2014 tarihi itibarıyla yürürlükte olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği uyarınca ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen raporda, Östeomyelit gelişmiş opere tibia kırığı arızası ile ilgili olarak E cetvelinde kaza anındaki 73 yaşa göre düzeltildiğinde kişinin sürekli maluliyet oranının % 22,2 olduğu, Tibia kırığı arızası ve gelişen komplikasyonlarının iyileşme süresinin(Geçici iş göremezlik süresi) 3(üç) yıl kadar uzayabileceği, bu süre içerisinde mesleğini icra edemeyeceği, dolayısıyla bu süre zarfında %100 malul sayılması gerektiği, 2(iki) yıla kadar gündelik ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacağından bakıcıya muhtaç olduğu kanaatinin bildirildiği, raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Tanık dinlenmesine ilişkin olarak ise, tanık, kavram olarak uyuşmazlık hakkında bilgi ve görgüsü bulunan üçüncü kişidir. Kural olarak, üçüncü kişi olması şartıyla yaşına, hukukî durumuna, taraflarla akrabalık derecesine bakılmaksızın, davada herkes tanık olarak dinlenebilir. Dolayısıyla davanın tarafları tanık olarak dinlenemez.
Tanık gösteren taraf, dinleteceği tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi (bu listeyi içeren dilekçesini) mahkemeye verir ve her bir tanığın hangi vakıa hakkında dinlenileceğini de dilekçesinde bildirir. Bu hüküm HMK'nın 194. maddesinde düzenlenen somutlaştırma yükümlülüğünün de bir gereğidir. Ayrıca madde de belirtildiği üzere ikinci bir tanık listesi verilmesi de mümkün değildir (HMK m. 240/2)
Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119/1-f hükmü uyarınca, gerek yazılı gerekse basit yargılama usulünde, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin dava dilekçesinde belirtilmesi gerekmekte olup, davacılar vekilince tanıkların hangi vakıaya ilişkin olarak dinleneceği dilekçelerde belirtilmediği gibi, somut olayda davalı ...'nin % 100 kusurlu olduğunun kabul edildiği, manevi tazminat miktarına ilişkin olarak davanın tam kabulüne karar verildiği, maluliyet oranının ise tanıkla ispat edilemeyeceği anlaşılmakla, tanık dinlenmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal etmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı ve bu nedenle hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz kaldığına ilişkin olarak ise, mahkemece taleple bağlı olarak manevi tazminat miktarın tam kabulüne karar verildiği ve kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletileceği, yargılamanın uzun sürdüğü iddiasının ise görülmekte olan bu davada değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacılardan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 359,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 67,80-TL'nin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf edenlerce yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Kararın HMK'nın 359/4. maddesi gereğince taraflara tebliğine,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 12/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.