Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2024/471 K.2025/282
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2024/471 - Karar No:2025/282
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/471
KARAR NO : 2025/282
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/10/2023
NUMARASI : 2023/83 E-2023/692 K
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 12/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/03/2025
Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talepli davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili özetle; müvekkilinin, davalının Muğla İli, Milas İlçesindeki taşınmazı üzerinde bir kısım inşaat ve imalatları yaptığını, davalının yapılan iş bedelini ödemediğini, iş bedeli için davalının müvekkiline belirtilen taşınmazlara ilişkin üyeliklerin verildiğini, üyelikler nedeniyle müvekkilinin genel giderler dışında ödeme talep edilmeyeceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalının müvekkili hakkında ihraç kararları aldığını, açılan davalar sonunda ihraç kararlarının iptal edildiğini, kararların kesinleştiğini, ancak davalının karar gereğini yerine getirmediğini, halen dahi müvekkilinin üyeliğinin tescil ve ihyasının yapılmadığını, üstelik anılan üyeliklere karşılık yapılan işin bedelinin de müvekkiline ödenmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı olarak şimdilik 1.000,00 TL alacağın 06/01/1998 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini dava etmiş; kısmi ıslah ile talebini 1.085.017,14 TL'ye artırmıştır.
Davalı vekili özetle; Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşme gereğince üyelikten çıkan ve çıkarılan üyelerle hesaplaşmanın 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, zamanaşımının gerçekleştiğini, davacının üye olduktan sonra müvekkiline hiçbir ödemede bulunmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "Tüm dosya kapsamına göre; davacı, davalı kooperatiften bir kısım imalat ve inşaat işleri kapsamında almış olduğu taşınmazlara ilişkin kooperatif üyeliğinin bulunduğunu, davalı kooperatif yönetimi tarafından ortaklık aidatlarının ödenmediği gerekçesiyle kooperatif üyeliğinden ihraç edildiği, ihraç kararının iptaline ilişkin kesinleşmiş Mahkeme kararının bulunmasına rağmen kooperatife üyelik kaydının yapılmadığını, yapılan işe ait bedelin tamamının ödenmediğini ileri sürerek bu miktarın davalıdan tahsili isteminde bulunduğu, davalı taraf ise davanın reddi gerektiğini savunmuş olup toplanan deliller kapsamında davacının davalı kooperatifin ... sayılı parsellerde bir kısım inşaat ve imalatları yaptığı, davalı kooperatife yapılan işler karşılığı tarihsiz "İbradır" başlıklı belgede ödenmeyen senet, açık hesap ve gecikme faizlerine karşılık Ortakent'ten 3 arsa, Boğaziçi köyünde kabası yapılmış 7 adet ev karşılığı kooperatifin davacı tarafından ibra edildiği, borç ve alacağın kalmadığı, karşılığında da kooperatif yönetim kurulu tarafından alt yapı ile ilgili herhangi bir bedelin kooperatifçe talep edilemeyeceği, sadece kooperatifin genel giderleri için toplanan aidatlara iştirak ettirileceğinin belirlendiği, davalı kooperatif tarafından ibranamede belirtilen edimlerin yerine getirildiği, davacının kendisine verilen 10 üyelikten 1 adet arsa ve 6 adet konut üyeliğini üçüncü kişilere satarak devrettiği, davacı vekilinin 09/03/2020 tarihli ıslah dilekçesinde taleplerinin eser sözleşmesine dayalı alacağa ilişkin olduğu beyanı değerlendirildiğinde kooperatife verilen ibranameye göre davalı kooperatif edimlerini yerine getirdiğinden talep edilebilecek bir alacak söz konusu olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalıya ait ... ada 33 nolu taşınmazda bir kısım inşaat ve imalatları yaptığı, davalının bedellerini ödemediği, bu nedenle müvekkiline davalıdan 843/A,844/A ,846A, (845/A, 847/A, 848/ A, 849/A, 850/A, 851/A ve 852/A) numaralı üyeliklerle 7 adet ev ile 3 adet arsa verildiği ve karar defterlerine tescil edildiği, üyeliklerle birlikte taraflar arasında imzalanan "taahhütname" başlıklı belge ile müvekkilinin bu üyeliklerden dolayı genel giderlerin dışında aidat ve herhangi bir ödeme yapmayacağının kararlaştırıldığı, müvekkilinin bu hisselerden 1 adet ev ve 6 adet arsa hissesini 17.05.1996 tarihli yönetim kurulu kararına istinaden 3. kişilere devrettiği, hal böyle iken davalının müvekkilinin ve hisseleri devrettiği 3. kişilerin üyeliğinin genel giderler ödemediğinden davalının ihraç kararıyla son bulduğu, müvekkilinin de devrettiği kişilerden aldığı bedelleri iade etmek zorunda kaldığı, ihraç üzerine açılan davalar sonucunda ihraçların yerinde olmadığının mahkeme kararlarıyla tespit edilmesi ve kararların kesinleşmesi üzerine müvekkilinin davalıya yaptığı işlerin bedelinin ödenmesi için eldeki davayı açtığı, mahkemece, müvekkilinin yaptığı işlerin bedeline karşılık tarihsiz "ibradır" başlıklı belgeden anlaşılacağı üzere davalıyı ibra ettiği ve alacağı kalmadığı, ayrıca taraflar arasında imzalanan "taahhüttür" başlıklı belgeye göre müvekkilinin ve bağımsız bölüm devrettiği 3. kişilerin genel aidat giderlerine katılacağının kararlaştırıldığı, müvekkili bu gidere katılmadığı için kooperatiften ihraç edildiği, dolayısıyla taraflar arasında alacak borç kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, görevsiz mahkeme olan Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yaptığı tüm usulü işlemlerin mahkemece benimsenerek dosya üzerine herhangi bir inceleme yapılmaksızın davanın reddine karar verildiği, davalının yönetim kurulu kararlarıyla aidatlarını ödemediği gerekçesiyle müvekkili hakkında kooperatif üyeliğinden ihraç kararları verdiği, bunun üzerine müvekkilince açılan davada üyelikten çıkarma kararının iptaline karar verildiği, tekrar üye kaydı yapılmışsa da hemen akabinde üyelik aidat borçlarını ödemediği gerekçesiyle tekrar üyelikten çıkarıldığı, iptali için de müvekkili tarafından dava açıldığı ve Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2009/2727E. - 2010/9134K. sayılı kararıyla haksız ve dayanaksız ihraç kararının iptaline karar verildiği, mahkeme kararını yerine getirmeyen davalıya müvekkilinin öncelikle yazılı olarak başvurduğu ve üyeliğin tescil ve ihyasını talep ettiği, haklı talebi yerine getirilmeyen müvekkilinin bu defa Ankara 14. İcra Müdürlüğü’nün 2012/14699 sayılı icra dosyasıyla kararın infazını talep ettiği, bu talep üzerine tekrar üyelik kaydı yapıldığı, ancak davalının üyelik kaydının akabinde ihtarnameler keşide ederek müvekkiline kooperatife olan aidat borçlarını ödemesini ihtar ettiği, ödeme yapılmaması üzerine ödeme için bir aylık süre verdiği, bu sürenin ardından müvekkilinin aidat ve borçlardan sorumlu olmamasına rağmen ortaklıktan tekrar çıkarılmasına karar verildiği, davalının haksız ihraç kararı sonrasında eldeki davanın açıldığı, yargılama sırasında önceki verilen kararların incelendiği, yerinde keşif yapıldığı ve 25.12.2019 tarihli raporun alındığı ve raporlar sonunda davanın ıslah edildiği, mahkemece davanın reddine karar verildiği, karara dayanak olarak alınan taraflar arasında imzalanan "taahhüttür" başlıklı belgede "S.S. ... Arsa Yapı Kooperatifi'nin müteahhitlere olan borçlarına karşılık verilen Boğaziçi Köyü'ndeki kabası yapılmış evler ve Ortakent arsalarından verilenler için üye kaydedilmiş olup bu evler ve verilen arsalar için bundan sonra ayrıca alt yapı ile ilgili herhangi bir bedel kooperatif talep etmeyecek sadece kooperatifin genel giderleri için toplanan aidata iştirak ettirilecektir. Bu hususun kooperatifçe müteahhitlere ve müteahhitlerin evleri satacağı ve devredeceği diğer üyeler için de geçerli olduğunu kooperatif taahhüt eder." hususlarının kararlaştırıldığı, mahkemenin aidat ödemediği için ihraç edildiği ve dolayısıyla edimini yerine getirmediği şeklindeki yorumunun hatalı olduğu, belgeden de açıkça görüleceği üzere müvekkilinin bu üyeliklerden dolayı genel giderlerin dışında herhangi bir aidat ya da gider ödemesi yapmayacağının belirli olduğu, yine aynı belgede "S.S. ... Arsa Yapı Kooperatifi'nin müteahhitlere olan borçlarına karşılık verilen Boğaziçi Köyü'ndeki kabası yapılmış evler ve Ortakent arsalarından verilenler için üye kaydedilmiş olup bu evler ve verilen arsalar için bundan sonra ayrıca alt yapı ile ilgili herhangi bir bedel kooperatif talep etmeyecek sadece kooperatifin genel giderleri için toplanan aidata iştirak ettirilecektir. Bu hususun kooperatifçe müteahhitlere ve müteahhitlerin evleri satacağı ve devredeceği diğer üyeler için de geçerli olduğunu kooperatif taahhüt eder." şeklinde düzenleme bulunduğu, müvekkilinin devrettiği üyeliklerin de yine aidat ve gider ödenmediği gerekçesiyle ihraç ve iptaline karar verildiği, bunun sonucunda bu üyelerin üyeliklerinden vazgeçerek aldıkları hisseleri kooperatife iade ettikleri, bu durumda müvekkilinin yaptığı işlerin karşılığında verilmesi taahhüt edilen 7 adet ev ve 3 adet arsayı alamadığı gibi, bedellerini de alamadığı, mahkemece karar verilirken tüm hususların göz ardı edildiği, müvekkilinin yaptığı işlerin bedeli karşılığında verilen üyelikleri halen devam ediyormuş gibi, alacağı olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verildiği, yine hükme esas alınan "ibradır" başlıklı belgede " S.S. ... Arsa Turizm ve Yapı Kooperatifinin Boğaziçi Köyü'ndeki yapılan yazlık evlerin Altyapı Kanalizasyon ve Su Kanalları, kazı işleri, Arıtma Tesisi ve havuzların harfiyatlarının yapılmış Bina aralarındaki fazla harfiyatlarının yapılması ve saire yapılan işlere karşılık ödenmeyen senet açık hesap ve gecikme faizlerine karşılık orta kentten 3(üç) adet arsa Boğaziçi Köyünde kabası yapılmış 7(yedi) adet ev alınarak kooperatif ibra edilmiş. Kooperatifte beni ibra eder. Alacağımdan dolayı 7 ev ve 3 arsa aldığım için kooperatifi ibra ederim." denilmekle tarafların birbirlerinden herhangi bir alacağı bulunmadığı konusunda anlaştıkları ve birbirlerini ibra ettikleri dolayısıyla müvekkilinin alacağı olmadığı yönündeki yorumunun da yerinde olmadığı, zira, belgeye konu işin karşılığı müvekkiline verilen üyeliklerin davalı tarafın ihracıyla son bulduğuna, diğer bir deyişle müvekkilimizin dava konusu taşınmazlara ilişkin üyeliği bulunmadığına göre bu belgenin de bir geçerliliği kalmadığı, bu sebeple davalı kooperatifin sebepsiz zenginleştiği, davanın sebepsiz zenginleşme bedelinin tahsili talebiyle açıldığı, davalının ne kadar sebepsiz zenginleştiğinin ise 17.07.2019 tarihli keşif sonrası düzenlenen 15.08.2019 tarihli bilirkişi raporuyla tespit edildiği, bu raporda belirtildiği üzere müvekkiliminin gerçekleştirdiği iş bedelinin keşif tarihi itibariyle 1.551.792,56TL olduğu, üyeliklerinin yeniden verilmesini değil, bu bedelin tahsilini talep ettikleri, ancak mahkemece karar verilirken bu hususların gözetilmediği nedenleriyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talepli olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde uyarınca istinaf nedenleriyle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Türk Medeni Kanunu (TMK) 605 vd. maddeler gereğince yasal mirasçılar mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri, vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren 3 ay içerisinde mirası kayıtsız ve şartsız olarak reddettiklerini sulh hukuk mahkemesine yazılı veya tutanağa bağlanmak üzere sözlü olarak bildirebilirler. En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir (TMK 612). “Resmi tasfiyede bu bölümde hüküm bulunmayan hallerde, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 211 inci ve devamı maddelerinde yer alan iflastan başka hallerde bir kollektif şirketin tasfiyesindeki tasfiye memurunun görev, yetki ve sorumlulukları ile tasfiyeye ilişkin hükümleri uygulanır” (Türk Medeni Kanunu'nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük md 53). Atıf yapılan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu yürürlükten kalkmış olmakla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 272 vd. maddeleri uygulanmalıdır. TTK 280. madde gereğince tasfiye halinde bulunan şirketi tasfiye memuru temsil eder.
Somut olayda, Dairemizin geri çevirme kararı üzerine davacı ...’in yargılama aşamasında 02.04.2021 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarından eşi ...ve oğlu ...’ın Karşıyaka 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.05.2021 tarih, 2021/662 E-2021/702 K sayılı ilâmıyla mirası reddettikleri; torunu ...’ın 27.05.2021 tarihinde mirası ret için yaptığı başvuru hakkında İzmir 2. Sulh Hukuk Mahkemesince 2021/1018 E-2021/997 K sayılı ilâmla verilen yetkisizlik kararının istinafı üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 2021/1865 E-2021/1172 K sayılı ilâmıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, talebin kabulü ile mirasın kayıtsız ve şartsız reddedildiğinin tespitine kesin olarak karar verdiği, davacı ...'in mirasının en yakın mirasçılarının tamamı tarafından reddedilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davacı ... terekesi en yakın mirasçılarının tamamı tarafından reddedilmiş olmakla resmi tasfiye yapılması, tereke tasfiye memuru atanması, terekenin tasfiye memuru tarafından temsil edilmesi, bu nedenle davacının vefatı üzerine mahkemesince mirasın açıldığı yer sulh hukuk mahkemesinden sorulmak suretiyle belirlenecek tasfiye memuruna tebliğat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, ölümle vekaleti sona eren davacı avukatının katılımıyla yargılamanın yürütülerek davanın karara bağlanması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulü ile, mahkeme kararının HMK 353/1-a.4-6 maddeler gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-) Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/10/2023 tarih ve 2023/83 E-2023/692 K
sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına,
3-) Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-) Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
5-) İstinaf başvurusu nedeniyle yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 12.03.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır