Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2025/563 K.2025/475
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/563 - 2025/475
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2025/563
KARAR NO : 2025/475
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/12/2024
ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/642 E.-2024/1004 K.
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili; müteveffa ...'ın müvekkili Bankanın Eskişehir şubesinden tüketici kredisi kullandığını ve bu krediye istinaden 12.06.2009 başlangıç tarihli, beş yıl süreli Hayat Sigortası Sözleşmesi imzalandığını, müteveffanın 11.02.2010 tarihinde vefat ettiğini,
Müvekkili Bankaca müteveffa ... mirasçıları aleyhine icra takibi başlatıldığını, mirasçıların itirazı üzerine Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/81 E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, davanın davalı sigorta şirketine ihbar edildiğini, 07.02.2011 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili Banka alacağının 26.425,66 TL olduğu, poliçe teminatlarından 3.574,34 TL kaldığı hususlarının tespit edildiğini, Mahkemece davanın reddine karar verildiğini, davalı şirkete başvuru tarihleri itibariyle müvekkil Bankanın alacağının vekalet ücreti hariç 36.350,00 TL olduğunu,
Müteveffanın mirasçılarının Eskişehir Tüketici Mahkemesinin 2016/3127 E, 2017/1482 K. sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine bakiye alacağın kendilerine ödenmesi için dava açtıklarını, mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini,
Müteveffa ...'ın kredi borcu davalı sigorta şirketine Hayat Sigortası Kredi Sigortası Poliçesi sigortalı olup, müvekkili Bankanın maddi zararlarının karşılanmasında, şirkete ait poliçede teminatlar bulunduğundan şirketin azami poliçe teminatları dahilinde sorumluluğunun söz konusu olduğunu,
Davalı tarafça, taleplerine rağmen müvekkili Bankanın maddi zararlarının karşılanmadığını, Tüketici Kredisi Sözleşmesi uyarınca müvekkili Bankanın daini mürtehin sıfatı olduğundan sigorta tazminatının poliçe teminatları kapsamında davalı şirketten talep edildiğini,
İleri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 30.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren reeskont(avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili Bankanın Genel Müdürlüğünün adresi itibariyle İstanbul Anadolu Tüketici Mahkemesi'nin kesin yetkili olduğunu,
Dava hayat sigortasına ilişkin olduğundan 6502 sayılı Tüketici Kanunu gereğince Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu,
Dava konusu sigorta poliçesinde lehdarın sigortalının kanuni varisleri olduğunu, TTK'nın 1493/son maddesindeki "Sigortacıdan edimi istem ve tahsil yetkisi, aksi kararlaştırılmadıkça, lehtara aittir." hükmü uyarınca davacının dava açma yetkisi olmadığını,
6102 sayılı TTK'nın 1420 ve Hayat Sigortası Genel Şartlarının C.13 maddesine göre sigorta sözleşmelerinden doğan tüm taleplerin 2 yılda zamanaşımına uğrayacağını, kabul anlamına gelmemek üzere dava konusu alacağın zaman aşımına uğradığını,
Müteveffa ...'ın müvekkili şirket nezdinde 12.06.2009 başlangıç tarihli, vefat tarihi itibari ile 30.000,00 TL teminat bedelli sigorta poliçesi ile sigorta kapsamına alındığını, sigortalının sigorta öncesinden gelen ve beyan edilmeyen serebrovasküler olay sonucu ile gelişen bilinç bulanıklığı ve yeme bozukluğu rahatsızlıklarının bulunduğu ve bu hastalıklara bağlı olarak vefat ettiğinin tespit edildiğini, TTK'nın 1435 ve 1439. maddeleri uyarınca, sigorta öncesinden gelen ve vefata neden olan beyan edilmeyen hastalıkları nedeniyle sigorta tazminatının reddinin hukuka uygun olduğunu, Hayat Sigortaları Genel Şartları C.2.2 maddesinin de aynı yönde olduğunu,
Kabul anlamına gelmemek üzere sigortacının sorumluluğunun teminat miktarı ile sınırlı olduğunu, talep edilen faiz miktarı fahiş olup ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini,
Savunarak, davanın öncelikle kesin yetki, görev ve husumetten, aksi halde zaman aşımı nedeniyle, bunun da kabul edilmemesi halinde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesince; "Dosyanın esası üzerinde yapılan inceleme sonunda; davacının talebinin dava dışı vefat edenin kullanmış olduğu krediden kaynaklı Hayat Sigortası Poliçesi nedeniyle teminat limitinin ödenmesi için işbu davanın açıldığı, davaya ilişkin delilerin toplandığı ve ilgili yerlerden getirtildiği, Eskişehir Tüketici Mahkemesi'nin 2016/3127 Esas 2017/1482 Karar sayılı ilamıyla vefat edenin mirasçıları tarafından yine davalı sigorta şirketine poliçe teminat limitinin ödenmesi için dava açıldığı, davayla ilgili kabul kararı verildiği ve sigorta bedeli olan 3.574,34-TL'nin hisseleri oranında mirasçılarına ödenmesine karar verildiği ve kararın 09/10/2024 tarihinde kesinleştiği, Tüketici Mahkemesindeki dosya içerisindeki hem mirasçılar hem de davacı banka tarafından davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı ve bu başvurunun 29/03/2010 tarihli yazıda da belirtildiği üzere Hayat Sigortası Genel Şartlarının C.2.2 maddesine istinaden reddedildiği ve bu konuda TTK'nun 1420. maddesi ve Hayat Sigortaları Genel Şartları C.13 maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin iki yıl olduğu ve davacı bankanın Tüketici Mahkemesinde bulunan başvurusuna göre muacceliyet tarihinin 29/03/2010 tarihi olarak kabul edilmesinin gerektiği ve bu tarihe göre de iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu" gerekçesiyle, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki açıklama ve iddialarını tekrar ederek, müvekkilinin alacağının bankacılık hukukundan kaynaklanan kredi alacağı olduğunu, bu nedenle 10 yıllık zaman aşımına tâbi olduğunu, müvekkilinin davalı ile müteveffa arasında imzalanan sigorta hukukuna konu sözleşmenin tarafı olmadığını,
Müteveffanın 11.02.2010 tarihinde vefat ettiğini, müvekkili Bankanın alacağını tahsile yönelik olarak önce mirasçılara karşı hukuki süreç başlatmış ise de bu talebinin ''öncelikle sigorta şirketine karşı hukuki yolların tüketilmesi'' zorunluluğu nedeniyle sonuçsuz kaldığını, dava açmadan önce alacağı tahsile yönelik olarak davalıya gönderilen başvuru evrakının 23.11.2018 tarihli olduğunu, dolayısı ile müteveffanın ölümü ile doğan alacaklarının 10 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde talep edildiğini,
Kaldı ki sigorta hukukundan kaynaklandığı düşünülse bile zararın belirlenebilir olduğu tarihin, mirasçıların açmış olduğu davanın Yargıtay onaması ile kesinleştiği 2017 yılı olup her halükarda zaman aşımının dolmadığını,
Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, müvekkili Banka zararının hayat sigortası teminatı kapsamında tahsili istemine ilişkindir.
Dava dışı sigortalı ile davacı Banka arasındaki Konut Finansman Sistemi (Mortgage) Kredi Sözleşmesinin 15. maddesinin son fıkrası,"Müşteri, açılan kredi sebebiyle Banka tarafından belirlenen tutar üzerinden Kredi Hayat Sigortası yaptırmayı, bu maksatla Banka'nın sigorta şirketine hazırlatacağı talepnameyi imzalamayı, önceden yapılmış bir hayat sigortası bulunması halinde ilgili sigorta poliçesinde Banka'nın dain-i mürtehin olarak gösterilmesi ve Banka'nın kriterleri doğrultusunda Kredi Hayat Sigortası tanzim edilmesi yönünde gerekli değişikliğin yapılarak poliçeyi Banka'ya teslim edeceğini, vefatı halinde mezkür sigorta sonucu ödenecek tazminattan, o tarihte Banka'ya olan borcun mahsubundan sonra kalacak meblağın kanuni varislerine ödenmesini beyan, kabul ve taahhüt eder." düzenlemesini içermektedir.
Sigorta poliçesinin incelenmesinden; lehdar kısmında "borcu kadar ... şubesi, kalanı kanuni varisler" ibaresinin yer aldığı, dain-i mürtehin olarakTürkiye ... Bankası A.Ş. ... Şubesinin gösterildiği, Vefat Teminatının, "Sigortalının sigorta süresi içinde vefat etmesi halinde sertifikada belirtilen vefat teminat tutarı vefat tazminatı olarak ödenir.", Dain-i Mürtehinin ise, "Kredi kullandıran banka şubesinin sigortalının vefatı halinde ödenecek tazminat tutarından birinci derecede alacaklı olduğunu tanımlayan ibaredir. Vefat halinde sigorta şirketi sigortalının bankaya olan borcunu kapatır kalan tutarı sigortalının lehdarına veya lehtar belirtilmemişse kanuni varislerine öder." şeklinde açıklandığı görülmüştür.
Davacı Banka tarafından sigortalının 11.02.2010 tarihindeki vefatından sonra, davalı sigorta şirketine vefat tazminatının ödenmesi talebiyle başvurulduğu, davalı tarafça 29.03.2010 tarihli cevap ile sigortalının beyan yükümlülüğün ihlâl ettiği gerekçesiyle talebin reddedildiği, buna göre alacağın red cevabı verilen 29.03.2010 tarihinde muaccel olduğu anlaşılmıştır.
Sigorta sözleşmesine göre, dain-i mürtehin Banka tarafından sigortalının vefatı halinde istenebilecek olan, sigortalının kredi borcu değil, "vefat teminatı"dır. Banka tarafından tahsil edilen vefat teminatı tutarının sigortalının bankaya olan borcunun kapatılmasında kullanılması, iş bu talebin kredi sözleşmesinden kaynaklandığı olarak değerlendirilemez.
Buna göre İlk derece Mahkemesince; TTK'nın 1420. maddesindeki, "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
(2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır." hükmü kapsamında dava konusu talebin zaman aşımına uğradığının kabulü doğru olmuştur.
Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, İlk derece Mahkemesince esas hükümle birlikte değerlendirilmesine,
4-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
14.05.2025 tarihinde, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (Ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranına göre belirlenen 544.000,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 14/05/2025
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza