İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/253 K.2024/1472

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/253 📋 K. 2024/1472 📅 23.05.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/253
KARAR NO: 2024/1472
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/10/2023
NUMARASI: 2017/1166 E - 2023/620 K
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 23/05/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürülüğü'nün ... esas nolu dosyasıyla icra takibi yaptığını, davalı şirketin davacı aleyhine yapmış olduğu icra takibinde asıl alacağın sebebi olarak enerji tüketim ve kaçak tüketim bedeli olduğunu belirttiğini, oysa davacının davalıya kaçak elektrik borcunun bulunmadığını, davalı şirketin davacının sözleşmesinin bitmesi sebebiyle 21/12/2016 tarihinde adrese gelip kaçak-usulsüz elektrik tüketim tespit tutanağı tuttuğunu ve tutanağa ilgili şahsın sözleşmesiz enerji kullandığının tespit edildiğinin yazıldığını, ayrıca tutanağın da müşteri veya temsilcisi kısmına imzadan imtina olarak yazıldığını, oysaki; davacının hiçbir şekilde tutulan tutanaktan haberi olmayıp ne kendisine nede çalışanlarına bilgi verilmeden tutanak tutulduğunu ve imzadan imtina edildiğinin belirtildiğini, davalı şirket personelinin 21/12/2016 tarihinde kaçak-usulsüz elektrik tüketim tespit tutanağı tutarak sayacı mühürlediğini ancak sayacın kullanıldığı adreste davacı müvekkilinin otel işletmesi ve iş yeri olması sebebiyle, aynı gün yine mühürleyen şirket personeli olan kişilerin mühürü kopardığını, yapılan bu işlemlerin hiçbirinden davacının haberi olmadığı gibi kendisine ihtar ve ihbar gönderilmediğini, tutulan tutanağın da verilmediğini, davacı müvekkilinin 5-6 ay boyunca sözleşmesiz elektrik kullandığı gerekçesiyle bu sürecin kaçak elektrik olarak nitelendirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın kabulüne, davacının kullandığı elektrik enerjisi bedelinin normal tüketim olarak kabul edilip bilirkişi tarafından hesaplanması sonucu; davacının dava konusu icra takibinin dayanağı faturalar nedeniyle (kaçak elektrik olarak fatura edilen meblağ ,asıl alacak,faiz ve fer’iler vs.) davalıya bu meblağda borçlu olmadığının tespitine; dava esnasında icra dosyasına ödenecek meblağın davalıya ödenmemesi hususunda tedbir kararı verilmesine, davalı aleyhine % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, ödeme halinde davaya istirdat davası olarak devam edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili davalı şirket elektrik satış sözleşmesinin bulunmadığını, bu haliyle, sözleşmesinin bittiği tarihin müvekkili şirket tarafından bilinmesi ve davacıya bildirimde bulunulması gerektiğine dair davacı iddialarının da yasal dayanaktan yoksun olduğunu, bununla birlikte, tacir olan davacının sözleşmesinin hitam tarihini bilmesi gerektiğinin de ihtilafsız olduğunu, davacının perakende satış sözleşmesi olmaksızın kaçak elektrik kullandığı tespit edilerek elektrik piyasası tüketici hizmetleri yönetmeliği' nin 26. maddesi doğrultusunda işlem yapıldığını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere; müvekkili davalı şirket personeli tarafından 21.12.2016 tarihinde yapılan incelemede; davacının Perakende Satış Sözleşmesi olmaksızın elektrik kullandığının tespit edildiğini, bu tespit üzerine davacı hakkında ... numaralı kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağı keşide edildiğini, sayaç üzerindeki endeks değerlerinin Kaçak elektrik tutanağına yansıtıldığını ve bu değerler doğrultusunda hesaplama yapıldığını, müvekkili davalı şirket tarafından gerçekleştirilen işlemlerin, dava dilekçesindeki kabul ve ikrar birlikte değerlendirildiğinde; müvekkili davalı şirketle sözleşme imzalaması mümkün olmayan tacir davacının, elektrik sözleşmesini satın aldığı dava dışı perakende şirketi ile sözleşmesinin sona erdiğini bildiği - bilmesi gerektiği, bu yönüyle müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, sözleşmesinin bittiğini sonradan öğrendiğini beyanla; perakende satış sözleşmesi olmaksızın elektrik kullandığını da ikrar eden davacının bu kullanımının kaçak elektrik kullanımı olduğu ve buna göre hesaplanması gerektiğine dair açık mevzuat hükümlerine karşı ikame ettiği davanın hukuki dayanaktan uzak olduğunu belirterek perakende satış sözleşmesi sona erdikten sonra elektrik kullandığını kabul eden davacının; perakende satış sözleşmesi sona erdikten sonra yapılan denetlemede bu durumun tespit edilmesi, anılan durumun Yönetmelik kapsamında kaçak elektrik kullanılması olarak kabul edildiği ve bu usule göre hesaplandığı, müvekkili davalı şirketin kaçak tespiti, hesaplama ve faturalandırma sürecinde mevzuata uygun hareket etmesi sebebiyle öncelikle tedbir talebinin, devamında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyada davalı alacaklı tarafından davacı borçlu hakkında , 39.696,77 TL asıl alacak, 1.407,91 TL geçmiş dönem gecikme faizi, 253,42 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 41.358,10 TL nın tahsiline yönelik ilamsız takip yapıldığı görülmüştür. Davacı hakkında karşılıksız yararlanma suçundan Şile Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/1648 soruşturma, 2018/524 karar sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına yönelik verilen kararın kesinleştiği belirlenmiştir. Mahkeme davacı hakkında verilen kararın gerekçesinde "olayda tüketim miktarının sayaca yansımasını engelleyecek harici herhangi bir müdahalenin tespit edilemediği" gerekçesi ile karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davalı tarafından davacı hakkında tutulan tutanakta davalının sözleşme olmadan elektrik tükettiği ve dolayısıyla kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağı tanzim edildiği ve takibe konu edilen bu sözleşme olmadan kaçak kullanım bedeli olduğu, kyok kararından da anlaşılacağı üzere davacının sayaca herhangi bir müdahalesi olmaması sebebiyle hakkında kyok verildiği, yani davacının sözleşme olmadan kaçak olarak elektrik tükettiğinin sabit olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre davacının sözleşme olmadan kaçak olarak kullanım bedelinin 39.696,77 TL olduğu ve davalının bu miktarda davacıdan alacaklı olduğu gerekçesi ile; "Davanın reddine" karar vermiştir. Kararı dahili davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; karar gerekçesinin yerinde olmadığı,davacının dava sırasında vefat ettiği,kalan mirasçısı ...'un vekaletnamesini sunduklarını,buna rağmen kararda mirasçı isminin belirtilmediğini,haciz baskısı ile dava konusu tutarın icra dosyasına yatırılmasına rağmen bu konuda kararda belirleme yapılmadığını,murisin kaçak elektrik kullanmadığını,kullanımın normal tüketim kabul edilerek menfi tespit ve istirdata karar verilmesi gerektiğini,sözleşmenin bittiğinin bildirilmediği,fatura gelmemesi üzerine araştırma sonrası borç olmadığının söylendiği ve elektrik kullanımına devam edildiğini,2016 aralık ayında da yazı üzerine haberdar olan davacının sözleşmeyi yenilediğini, kaçak elektrik kullanımının gerçekleşmediğini, tutanaklarda davacının imzası olmadığını, işlem ve tutanakların kötüniyetli olduğunu, rapora itirazları sonucu ek rapor alındığını,ek rapor kapsamında normal tüketim hesabı yapılması taleplerinin kabul edilmediğini, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini,hesaplamanın fahiş olduğunu,tanıklarının dinlenilmediğini, davalı tanıklarının beyanlarına itibar edildiğini,eksik inceleme ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ve kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, davacı istinafının reddini istemiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, kaçak tahakkuk tahsiline yönelik yapılan takibe karşı davacının borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Yargılama devam ederken 26/05/2021 tarihli duruşmada davacı vekili davacı asilin vefat ettiğini ,mirasçıları davaya dahil etmek üzere süre istediğini beyan etmiş,davacı vekiline bu konuda süre verilerek duruşmanın 20/10/2021 tarihine bırakıldığı,nüfus kaydının çıkarıldığı ve davacının tek mirasçısının kızı ... olduğu anlaşılmış,davacı vekili veraset ilamını ve tek mirasçının vekaletnamesini dosyaya sunmuş,davayı takip etmiştir. Ancak davacı asilin 24/04/2021 tarihinde vefat etmesine ve mirasçısı vekili tarafından dava takip edilmesine rağmen karar başlığında zuhulen ölen davacının adının belirtildiği,mirasçı adının belirtilmediği,vekillerin ise aynı olduğu görülmüştür. Alınan bilirkişi kök raporunda,davacının kaçak kullanım miktarının 30.028,12 TL kaçak tutarı ve 1.891,83 TL faiz olmak üzere toplam 31.919,95 TL olduğu, davacının normal kullanım miktarı 23.639,14 TL ve 1.489,31 TL faiz olmak üzere toplam 25.128,45 TL olarak hesaplandığı anlaşılmıştır. Rapora itiraz sonrası ilk ek raporunda, davacının kaçak kullanım miktarı(kök rapordaki gibi) 30.028,12 TL kaçak ve 1.891,83 TL (KDV dahil) faiz olmak üzere toplam31.919,95 TL olarak hesaplanmış, davacının normal kullanım miktarının ise 20.359,50 TL ve 1.282,69 TL (KDV dahil) faiz olmak üzere toplam 21.642,19 TL olduğu belirlenmiştir. Alınan 2. ek raporda, bu kez hem normal elektrik kullanımına ilişkin hem de kaçak elektrik kullanımına ilişkin seenekli hesaplamada, davacının, kaçak kullanım miktarının 39.696,77 TL ve 1.451,46 TL (KDV dahil) faiz olmak üzere toplam 41.148,23 TL olduğu, davacının, normal kullanım miktarının ise 20.359,50 TL ve 744,41 TL (KDV dahil) faiz olmak üzere toplam 21.103,91 TL olarak hesaplandığı anlaşılmıştır. Davacının (murisin) sözleşmesiz kaçak elektrik kullandığı,daha sonra sözleşme yaptığı kendi beyanı ile açıktır.Savcılık soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, hukuk mahkemesinde yapılan yargılama ve alınan bilirkişi kök ve 2 adet ek bilirkişi raporunda, sözleşmesiz kaçak elektrik kullanımının yönetmelik yaptırımları açıkça belirtilmekle,davacının ödeme yaptığına dair kayıtlara rastlanmamıştır. Ayrıca istinaf sebepleri ile bağlı olarak yapılan incelemede,söz konusu olayda bu yerin işyeri olması nedeniyle avans faizi uygulanması gerekirken 6183 sayılı yasa hükümlerinin uygulanması usulsüz ise de, davacı tarafın takipte işlemiş faiz oranı yönünden itirazı olmadığı gibi,işlemiş faiz türü ve odanı yönünden açık bir istinaf sebebi bulunmadığından bu hususta eleştiri ile yetirilmesi gerekmiştir. Bununla birlikte,asıl davacının 24/04/2021 tarihinde vefat ettiği,davacı vekilinin bu hususu 26/05/2021 tarihli duruşmada mahkemeye bildirerek veraset ilamı ile muris davacının tek mirasçısının vekaletnamesinin sunulduğu,davanın mirasçı davacı vekili tarafından takip edilmesine rağmen ,davacı kısmında vefat eden davacı yerine vekili de aynı olan mirasçının yazılmaması karar başlığında resen düzenlenebilir maddi hata olmakla bu husus resen düzeltilmiştir. Son alınan 2.ek bilirkişi raporu taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre dahili davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Dahili davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Dahili davacıdan alınması gereken alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin dahili davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 23/05/2024