Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2025/476 K.2025/598
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2025/476 - Karar No:2025/598
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/476
KARAR NO : 2025/598
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ : 03.03.2025
NUMARASI : 2025/165 E
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
TALEP KONUSU : İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ : 20.05.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 20.05.2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen ara kararına karşı süresi içinde ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İhtiyati haciz talep eden davacı vekili: Taraflar arasında 16.12.2022 tarihinde Çatı Güneş Enerji Santrali Anahtar Teslim Kurulum sözleşmesi imzalandığını ve davalı tarafından bu işin yapımı karşılığında 164.241,72 USD sözleşme bedelinin müvekkili şirkete ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin anlaşma uyarınca edimini zamanında, tam ve eksiksiz yerine getirdiğini ve buna dair geçici kabul tutanağının taraflarca 19.10.2023 tarihinde imzalandığını, ancak davalının müvekkilinin ödemelerini tamamlamadığını, müvekkilinin bu iş nedeniyle 437.978,23 TL alacağının kaldığını, müvekkilince 09.10.2024 tarihinde ihtarname keşide edilmiş olmasına rağmen davalının ödeme yapmaması üzerine müvekkilince Ankara 3. Genel İcra Müdürlüğü’nün 2024/68684 sayılı dosyasından 437.928,23 TL bakiye alacak, işlemiş faiz ve ihtarname ücreti olmak üzere toplam 444.693,26 TL alacak için takip başlatıldığını, davalı tarafından herhangi bir hukuki ve geçerli gerekçe gösterilmeksizin alacağı sürüncemede bırakmak amacı ile sebepsiz olarak takibe itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, müvekkilinin alacağının takip dayanağı belgeler ile geçici kabul tutanağı ve faturalarla sabit olduğunu, davalının kendisine tebliğ edilmiş olan faturalara da itiraz etmediğini, davalı tarafın almış olduğu mal ve hizmet karşılığında 12.09.2023, 12.09.2023 ve 17.11.2023 tarihli 3 faturaya ilişkin müvekkili şirkete karşı olan borcunun bir kısmını ödemiş ise de davalının almış olduğu tüm bu mal ve hizmetlerin bedelini eksik ödediğini, müvekkilinin bakiye ücret alacağının bulunduğunu, ayrıca davalının üzerine kayıtlı malları kaçırma ve adres değişikliği yapma ihtimali bulunduğunu belirterek davalının Ankara 3. Genel İcra Dairesinin 2024/68684 sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalının haksız şekilde likit alacağa itiraz etmesi nedeniyle takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra ve inkar tazminatına karar verilmesini ve dava konusu 444.693,26 TL alacağı karşılamaya yeter miktarda davalının banka hesaplarına, menkul ve gayrimenkul malları, üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerinde alacağı güvence altına almak için öncelikle teminatsız olarak, eğer bu talep kabul görmezse mahkemenin takdir edeceği uygun teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili:Haksız davaya karşı zamanaşımı ve yetki itirazlarında bulunduklarını, müvekkilinin davacı şirkete toplamda 155.069USD ödeme yaptığını, müvekkili tarafından verilen TL bazında paraların USD'ye çevrilirken farklı kurların baz alındığını, müvekkili ile davacı şirketin ödemelerin TL üzerinden olması ancak borcun USD üzerinden hesaplanması nedeniyle ödeme günü ortaya çıkacak kur farkından dolayı kur farkı faturalaşması konusunda da mutabıka vardıklarını, hatta bu hususun davacı şirketin 12/09/2023 tarih ve ESF2023000000071 nolu faturasının açıklama kısmında da belirtildiğini, uyuşmazlığın herhangi bir hukuki dayanağı olmayan, tamamen davacı şirketin subjektif kriterlerine göre düzenlenmiş olan cari hesaplamasından kaynaklandığını, keza taraflar arasındaki borç ilişkisi ve bu borca dair yapılan ödemeler incelendiğinde, itiraza konu icra takibinde belirtilen miktarda bir borcun olmadığının ortaya çıkacağını, müvekkilince yapılan hesaplamaya göre ödemelerin mahsubu ile ödenecek tutarın 131.460,57 TL olduğunu, davacının sözleşme gereği hak ettiği rakam belli iken müvekkili aleyhine son derece fahiş derecede yüksek ve haksız icra takibi başlattığını, davacı şirketin kötüniyetli olduğunu belirterek, davanın usul ve esas bakımından reddine ve davacı aleyhinde en az %20 oranında tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen 03.03.2025 tarihli ara kararında: "İhtiyati tedbir talep eden vekilinin dilekçesinde özetle; Mahkemede ikame edilen işbu huzurdaki davada, yargılama neticesinde lehlerine hükmedilebileceği maddi tazminatın tahsilinde zorluk yaşanmamasının önüne geçmek, hükmün icrasını mümkün kılabilmek, davalının menkul, gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının 3. şahıslara devir ve temlikini önlemek için adına kayıtlı bulunan menkul, gayrimenkul ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir (haciz) şerhi konulması taleplerinin teminatsız olarak kabulüne, bununla birlikte, davacı müvekkil sigorta şirketinin 5684 Sayılı Kanunun 17.maddesi gereğince Hazine Müsteşarlığı nezdinde teminatlar tesis etmiş olduğu ve sigorta şirket borçları ayrıca kamu teminatı altında bulunduğu nazara alındığında tedbir taleplerinin teminatsız olarak kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İhtiyati tedbirin tanımı ve koşulları 6100 sayılı HMK'nun 389. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale gelebileceğinden endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK 390/1 maddesi kapsamında tedbir talep eden taraf dilekçesinde ihtiyati tedbir sebebinin ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Talebin incelenmesinde; sunulan deliller kapsamında yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği ve bu şekilde sonuç olarak haklılığının yaklaşık olarak ispat edilemediği, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur" gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkilinin ihtiyati haciz talebinin kabulü için 2004 Sayılı İİK’nun 257.maddesinde aranan tüm koşulların mevcut olduğunu, taraflar arasında 16.12.2022 tarihinde imzalanan ''Çatı Güneş Enerji Santrali Anahtar Teslim Kurulum Sözleşmesi'' ve sözleşme konusu işe istinaden kesilen faturaların dosyaya sunulduğunu, itirazın iptaline konu icra dosyasının eki takip dayanağı belgelerin, davalıya gönderilen ihtarnamelerin, davalının icra dosyasına yaptığı itiraz sonrasında başlatılan arabuluculuk sürecine rağmen davalının borcunu ödemekten kaçındığının sabit olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında kurulan elektrik üretim tesisini kullanabilmesi adına Elektrik Tesisleri Kabul Yönetmeliği uyarınca düzenlenen ve tesis sahibi davalının da imzaladığı geçici kabul tutanağı ile işin eksik ve kusur olmaksızın davalıya teslim edildiğinin ortada olduğunu, geçici kabul tutanağı ile 30.05.2023 tarihinde sözleşmeye konu tesisin projelere uygun olarak eksiksiz ve kusursuz olarak bitirildiği taraflarca ve ... A.Ş. yetkililerince imza altına alındığını, buna rağmen davalının sözleşmeye aykırı olarak ödemelerini yapmaktan sebepsiz bir şekilde kaçındığını ve kötü niyetli bir şekilde zaman kazanmak adına borcun tahsili sürecini sürüncemede bıraktığını, dosyaya sunulan sözleşme ve faturalardan müvekkili şirket alacağının muaccel olduğunu, geçici kabul tutanağı ile de müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı borcunu kusursuz ve eksiksiz olarak ifa ederek tesliminin yapılmış olduğunu, buradan hareketle ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için aranan yaklaşık ispatın gerçekleştiğini ve ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu, mahkemece verilen karar metninden anlaşılacağı üzere bahsettikleri hususların hiçbirinin mahkemece değerlendirilmediğini, kaldı ki ''ihtiyati tedbir talep eden vekilinin dilekçesinde özetle;'' denilerek ve devamında ifade olunan hususların başka bir dilekçeye ait olduğu, ihtiyati haciz talebiyle ilgili olmadığının da açıkça görüldüğünü, davalının ifadan kaçınması sonucu yargılama neticelendiğinde, alacağın tahsilinin akamete uğramasının ihtimal dahilinde olduğunu, davalının borçlarını ödemekte temerrüde düşmekte olup aleyhinde açılmış birden fazla dava ve takip olması nedeniyle de müvekkilinin alacağının da güvence altında olmadığını, açıklanan nedenlerle hatalı bir şekilde gerekli inceleme yapılmaksızın verilen ret kararı sebebiyle müvekkilinin alacağını tahsil noktasında mağduriyet yaşamaması adına ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, mahkemenin 03.03.2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Talep, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 257. maddesine göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebilir.
İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat için delil sunulması yeterlidir.
HMK’nın 297/1-c maddesine göre, mahkeme kararının tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılmasını ve değerlendirmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkartılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerekir.
Somut olayda; dava dilekçesi incelendiğinde, davacı vekilince İİK'nın 257 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği, mahkemece talep edilmeyen ihtiyati tedbire ilişkin gerekçe oluşturularak, talebin reddine karar verildiği görülmüştür. Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebi yönünden İİK'nun 257 maddesi kapsamında tüm deliller, iddia ve savunma birlikte değerlendirilerek denetime olanak verecek şekilde herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi, bir gerekçe de belirtilmemiş olup, mahkeme ara kararının bu haliyle ihtiyati haciz talebi yönünden gerekçesiz ve HMK’nın 297/1-c maddesindeki unsurları içermediği ve istinaf denetimine elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Davada, davacı yüklenici ... ...AŞ, davalı ise iş sahibi olup taraflar arasındaki uyuşmazlık Çatı Güneş Enerji Santrali Anahtar Teslim Kurulum sözleşmesinden kaynaklanmış, davacı tarafça bakiye iş bedeli alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemiyle birlikte ihtiyati haciz talep edilmiştir.
Mahkemesince istinafa konu kararda "...İhtiyati tedbir talep eden vekilinin dilekçesinde özetle...davalının ...adına kayıtlı bulunan menkul, gayrimenkul ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir (haciz) şerhi konulması taleplerinin teminatsız olarak kabulüne, bununla birlikte, davacı müvekkil sigorta şirketinin 5684 Sayılı Kanunun 17.maddesi gereğince Hazine Müsteşarlığı nezdinde teminatlar tesis etmiş olduğu ve sigorta şirket borçları ayrıca kamu teminatı altında bulunduğu nazara alındığında tedbir taleplerinin teminatsız olarak kabulüne karar verilmesini talep etmiştir..." şeklinde talep dilekçesinin özetlenmesi de dosya içeriğine uygun olmamıştır.
Açıklanan nedenlerde, talep ihtiyati haciz olmakla ihtiyati haciz talebine ilişkin değerlendirme yapılarak hüküm oluşturulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme ara kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Ankara 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.03.2025 tarih ve 2025/165
Esas sayılı ara kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına,
3-Dairemiz kararına uygun şekilde ihtiyati haciz talebi hakkında değerlendirme yapılarak karar verilmek üzere dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafça yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
5-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olarak 20.05.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır