Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi E.2025/538 K.2025/941

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/538 📋 K. 2025/941 📅 08.05.2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/538 - 2025/941
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
24. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/538
KARAR NO : 2025/941
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/12/2024
NUMARASI : 2023/512 E.- 2024/671 K.
DAVANIN KONUSU : ALACAK
İSTİNAF TALEBİNDE
BULUNAN : TARAF VEKİLLERİ
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
KARAR YAZMA TARİHİ : 08/05/2025
Mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında imzalanan 22/07/2020 tarihli "... Tatil Evleri Gayrimenkul Satış Sözleşmesi" ve "Ek Protokolü" gereğince, ... nolu parselde bulunan B Blok 39/4 numaralı B tipi tatil evi niteliğindeki bağımsız bölümün haricen davacıya satışının yapıldığını, ödeme planının sözleşmede belirlendiğini, ek protokolde ise, sözleşmede vadeye bağlanan ödemelerin sözleşmede belirlenenden farklı bir para cinsi ile yapılması halinde, ödemenin fiili ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden Euro'ya çevrilerek yapılacağınınkararlaştırıldığını, davacı tarafça, vadesi gelen ödemelerin TL cinsinden, ödeme günündeki TCMB alış kuru üzerinden Euro'ya çevrilerek sözleşmeye uygun olarak yapıldığını ve davalıya toplamda 630.000 Euro ödenmiş olduğunu, davacının inşaatın ne aşamada olduğuna dair bilgi talebini içeren ihtarnamesine davalı tarafça sözleşmenin resmi şekilde yapılmamış olması nedeniyle geçersiz olduğundan bahisle ödenen paranın iade edileceği şeklinde cevap verilerek Euro üzerinden yapılmış olan ödemelerin TL cinsinden davacıya iade edildiğini, davacı tarafça söz konusu iade tutarının davalı tarafa geri gönderildiğini, bunun üzerine davalı tarafça sözleşmenin fesholunduğunu bildirir ihtarnanin gönderildiğini ve davacının Euro karşılığı yapmış olduğu ödemelere karşılık olarak davacıya 5.656.740,00 TL ödendiğini, davalının geçersiz sözleşmeye istinaden davacıdan yaptığı 630.000 Euro tahsilatı aynen iade etmeyip TL cinsinden iade etmiş olması nedeniyle davacının 262.091 Euro zarara uğradığını, ayrıca davacının farklı bir taşınmazla ilgili satın alma hususunda 800.000 Euro teklif almasına karşın davalı ile arasındaki sözleşme nedeniyle almaktan vazgeçtiği taşınmazın geçen süre zarfında 3.000.000 Euro değerine ulaştığını, davacının kaçırılan fırsat nedeniyle de zarara uğradığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, davacının 02/07/2020-10/09/2021 tarihleri arasında yaptığı ödemelerin TL olarak iade edilmesi nedeniyle ortaya çıkan 262.091 Euro tutarındaki zararın şimdilik 50.000 Euro'luk kısmının 08/12/2021 tarihinden itibaren işletilecek devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz ile birlikte davacıya ödenmesine, yine anılan sözleşme nedeni ile başkaca sözleşme fırsatlarının kaçırılmış olması nedeni ile doğan 2.000.000 Euro tutarındaki zararın şimdilik 50.000 Euro'luk kısmının dava tarihinden itibaren işletilecek devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı def'ini ileri sürmüş, görev ve yetki itirazında bulunmuş, esas yönünden ise, taraflar arasında imzalanan 22/07/2020 tarihli sözleşmenin yasal düzenlemeler dikkate alındığında geçerlilik şartlarına sahip olmadığı gibi taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça feshedilmiş olması nedeniyle davacının uğradığını iddia ettiği zararın tazminini talep edemeyeceğini, yabancı para birimi üzerinden bir edimi kazananın, daha sonra bunu sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmesinin gerektiği hallerde, iade borcunun aynı yabancı para birimiyle yapılmasının gerekmediğini, bu durumda iade borcunun miktarının, alınan yabancı paranın alındığı tarihteki TL karşılığı üzerinden hesaplanması gerektiğinin kabul edildiğini, yerleşik Yargıtay içtihatlarının bu yönde olduğunu, davacı tarafın TL cinsinden ödeme yapmasına karşın, sözleşme bizzat kendisi tarafından feshedildikten sonra, Euro cinsinden iade istemesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için gayrimenkul satış sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilse dahi; Cumhurbaşkanlığı’nın 12/09/2018 tarihli 85 sayılı Kararı ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda değişiklikler yapılarak, Türkiye’de yerleşik kamu ve özel hukuku kişilerinin, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen istisnalar haricinde, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım ve kiralama, leasing, iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedellerinin ve sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağının düzenlenmiş olduğunu, 06.10.2018 tarihinde çıkarılan 2018-32/51 No’lu Tebliğ ile, yukarıda bahsi geçen istisnaların genişletildiğini ve detaylandırıldığını, 16/11/2018 tarihli 2018-32/52 no’lu tebliğ ile ise istisnaların son halinin belirlendiğini, işbu hükümler uyarınca da, taraflar arasında akdedilen 22/07/2022 tarihli sözleşmenin, sözleşme bedelinin Euro cinsinden düzenlenmesi nedeniyle geçersiz olduğunu, bu durumda davacı taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını belirterek, davanın öncelikle usulden, olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 Euro'nun 08/12/2021 olan temerrüt tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının Euro cinsinden açılmış, bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hükme karşı süresinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde, taraflar arasında haricen de olsa bir sözleşme bulunduğundan davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, mahkeme kararında belirtildiğinin aksıne, davacının kaçırdığı sözleşme fırsatı nedeniyle istediği tazminatın, müspet değil, menfi zarara ilişkin olduğunu ve sözleşmenin geçersizliğinin bu zarar kaleminin tazmini talebine engel olmadığını, davacı şirketin bu sözleşmenin ifa edileceğine dair tam bir inanç ve güvenle 22/07/2020 tarihli Sözleşme ile kendisine yüklenilen satış bedeli ödeme borcunu gecikmeksizin, tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğini, bu kapsamda, 02/07/2020 tarihinden 10/09/2021 tarihine kadar vadesi gelen taşınmaz satış bedellerinin tam olarak vadesinde ödendiğini, davacının sözleşme kapsamında ihlal ettiği hiçbir yükümlülüğünün olmadığını belirterek, reddedilen menfi zarar yönünden mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ise istinaf talebinde, davacının dayandığı 22/07/2020 tarihli sözleşmenin geçersiz bir sözleşme olduğunu, bunun yanında Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkındaki 32 sayılı Karar ile, Türkiye’de yerleşik kamu ve özel hukuk kişilerinin, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen istisnalar haricinde, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım ve kiralama, leasing, iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedellerini ve sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramayacaklarının düzenlenmiş olması nedeniyle de taraflar arasındaki 22/07/2022 tarihli sözleşmenin, ödemelerin Euro cinsinden yapılacağı yönündeki hükümleri nedeniyle de geçersiz olduğunu, davacı tarafından yapılan ödemelerin tamamının Türk Lirası cinsinden yapılmış olmasına rağmen, geri ödemenin Euro cinsinden talebinin haksız olduğunu, zira geçersiz sözleşmelerde herkesin aldığını iade ile mükellef olduğunu,diğer yandan taraflar arasında akdedilen sözleşmede, sözleşmenin feshi halinde, Euro ile iade yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığını, mahkemenin kararına dayanak ettiği ek protokolün"e bendi", alıcının Euro cinsi yerine başka bir para birimi ile ödeme yapabileceği şeklindedir, söz konusu hükmün, kıyasen iade ödemeler için de kabulünün mümkün olmadığını, geçersiz sözleşmede herkesin ödediğini geri alacağını, davacının Euro cinsinden ödeme yapmadığını, tüm ödemlerin TL olarak yapıldığını, TL olarak yapılan ödemelerin Euro cinsinden ödenmesinin hatalı olduğunu, davacının taksitler halinde ödediği bedelin ödeme tarihlerinden itibaren çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar vb. unsurların ortalamaları alınmak suretiyle dava tarihine (08/11/2007) kadar ulaşacağı alım gücünün denkleştirici adalet ilkesi gereğince hesaplanması gerektiğini, temerrüt tarihinin de 08/12/2021 olmadığını, 18/01/2022 olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki harici gayrımenkul satış sözleşmesi ve ek protokolü gereğince satış bedeline ilişkin olarak Euro cinsinden yapılan ödemelerin, sözleşmenin geçersizliği nedeniyle TL olarak iadesinden kaynaklanan alacak ve sözleşmenin geçerli olduğu inancıyla yapılmamış olan farklı bir sözleşme nedeniyle uğranıldığı iddia edilen menfi zararın tazmini talebine ilişkindir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki harici taşınmaz satım sözleşmesi nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, menfi zararın tazmininin talep edilip edilemeyeceği ve bunların miktarı noktasında toplanmaktadır.
TMK’nun 706. maddesi, Türk Borçlar Kanununun 237. maddesi ve Tapu Kanununun 26. maddesi gereğince resmi şekilde yapılmayan sözleşmeler geçersizdir.
Geçersiz sözleşmede herkes verdiğini geri alır ve geçersiz sözleşme nedeniyle uğranılan zararın tazmini istenemez (HGK'nun 16.03.2011 tarih ve 2011/13-744 E-195 K.).
Somut olayda; taraflar arasında tapu devrine ilişkin resmi şekilde yapılmış bir sözleşme bulunmadığından taraflar arasındaki sözleşme geçersizdir. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve HGK Kararı göz önünde bulundurulduğunda, geçersiz sözleşmeler taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmayacağından ve geçersiz sözleşmede taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebileceğinden, taraflarca geçersiz sözleşmeye dayanılarak menfi ve müspet zarar da talep edilemeyecektir.
Tarafların verdiklerinin belirlenmesi kapsamında yargılama sırasında dosyaya kazandırılan 31/07/2024 tarihli nitelikli hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda özetle; "..geçersiz sözleşmeye dayalı olarak 02/07/2020 tarihleriyle 10/08/2021 tarihleri arasında 16 taksitle 5.447.545,00 TL karşılığı 630.022,65 Euro ödenmiş olup, davalı tarafından davacıya dava tarihinden önce 08/12/2021 tarihinde davacı tarafından iade edilen 5.656.744,00 TL ödenmiş, söz konusu tutarın iadesi sonrasında davalı tarafından bu kez 08/02/2022 tarihinde 5.447.545,00 TL ödenmiş olup, davalı tarafından yapılan ilk ödeme 08/12/2021 olmakla, temerrüt bu tarihte oluşmuş olup, söz konusu yapılan 5.447.545,00 TL ödemenin o günkü kur üzerinden yapılan hesaplama sonucu 354.302,65 Euro'ya tekabül ettiği anlaşılmakla, davacı tarafça yapılan 630.000,00 Euro ödemeden, iade olunan (TL olarak ödeme yapılmasına karşın o günkü kur üzerinden belirlenen Euro değeri) 354.302,65 Euro'nun mahsubu sonrasında davacının geçersiz sözleşmeye dayalı yapmış olduğu ödemeden istirdadını isteyebileceği tutarın 275.697,35 Euro olacağı" belirtilmiştir.
Raporun hüküm kurmaya ve kanun yolu denetimine elverişli olduğu anlaşılmıştır.
Belirtilen nedenlerle, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, hükme esas alınan bilirişi raporu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemece; verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf taleplerinin HMK.'nun 353/1/b-1.maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nun 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekilelrinin istinaf taleplerinin HMK.'nun 353/1/b-1.maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gereken harçlar peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına,
3-Alınması gereken 62.886,53 TL harçtan peşin alınan 16.337,04 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 46.549,49 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, fazla yatan 615,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde istinafa başvuran davalıya iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin başvuranlar üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere, 08/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır