Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/10 K.2025/60
T.C.
ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/10 Esas
KARAR NO : 2025/60
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/09/2021
KARAR TARİHİ : 27/01/2025
... tarihli davanın dosyası Antalya ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasına tevzii olmuş ve ... tarihli Antalya ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. ... K.sayılı ve ... tarihli kararıyla dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiş, iş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, Antalya ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasına tevzii olmuş ve ... tarih ve ... Esas - ... karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dava dosyası mahkememize tevzi edilerek yukarıdaki esas numarasını almıştır. Mahkememizde yapılan yargılama sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... ile davacı vekil eden arasındaki ticari ilişkiye göre vekil eden, dava dışı ...'den ipotek belgesi uyarınca alacaklı durumda olduğunu, Fakat alacaklı oldukları miktar dava dışı şahıstan müteaddit defalar talep edilmiş ise de dava dışı şahıs vekil edene herhangi bir ödeme yapmadığını, Bunun üzerine dava dışı borçlu ... ve ipotek belgesinde menkul gibi aleyhinde Antalya Gayrimenkul İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası ile ipoteğe ilişkin fera takibi yapıldığını, Her iki taraf hem yetki itirazında bulunduklarını hem de mükerrer takip bulunduğunu ve herhangi bir borçları olmadığı itirazında bulunarak takibi durdurduklarını, Akabinde ise her iki tarafın itirazının iptali için Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas sayılı dosyasından açılmış ve Antalya Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü ...esas sayılı dosyasına yapılan itirazın İptaline takibin devamına karar verildiğini, Bu karar üzerine İcra müdürlüğüne satış İşlemleri için başvurduktan hemen sonra taraflarına gayrimenkul maliki olarak bildikleri ... şikayet yolu ile takibin tarafı olmadığı gayrimenkulü devrettiğinden dolayı taraf sıfatının kalmadığını beyan etmiş ve hal böyle olunca Yargıtay kararları gereği şu anki tapu maliki davalı ... takibe dahil edildiğini, ...'in açmış olduğu dava Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi ... Sayılı dosyasında ayrıca devam ettiğini, Taşınmazın yeni maliki davalıya önce Antalya ...Noterliği ... yevmiye nolu ... tarihli ihtarı tarihli ihtarı gönderildiğini akabinde sonuç alınamaması üzerine ek takip talebi ile tarafına ödeme emri gönderildiğini ve neticede davaya konu İtirazı icra dairesine yaptığını, dava dışı borçlu ve eski malik ise ne icra dairesine yaptıkları itirazlarda ne de mahkemeye bugüne kadar sundukları dilekçelerde hiçbir şekilde tapunun devredildiğinden bahsetmediklerini hele ki Tapu eski sahibi ... 'in hiçbir itirazında tapuyu sattım taraf değilim dememesi ve bu Işe maalesef ki o dava da vekil sıfatı bulunan meslektaşı ile yine bu davada da taşınmazın yeni sahibi davalının, veklli konumunda karşılarına çıkması aslında işin danışıklı dövüş olduğunu ve davayı uzatmaya, satışı geciktirmeye yönelik kötü niyetli davranışlar olduğunu çok açık ortaya koyduğunu, davalı 3. Şahıs ...'de ikamet ettiğini, yetkili icra müdürlüğünün ... olduğunu ileri sürse de bu iddiasına HMK M:17 uyarınca itiraz ettiklerini, davacı ve dava dışı borçlu ... tacir olup, işleri de ticari olduğunu, bu hususun Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında da sabit olduğunu, ipotek belgesi ...sayfa madde:.. den anlaşılacağı üzere ” Anlaşmazlık halinda ... mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili kılınmıştır” ŞARTI UYARINCA YETKİLİ İCRA VE MAHKEME YERİ ... olduğunu, Taşınmazı sonradan satın alan davalı halef konumunda olup, yetkili yer onun İçinde geçerli olduğunu, Bahse konu dosyada davanın kabulüne karar verildiğinden icra dairesinin yetkisi kesinleşmiş olup, davalının yetki itirazı haksız ve hukuka aykırı olduğunu, İtiraz eden taşınmaz malikinin zaten bu takip ve davadaki sıfatı 3.kişi olduğunu, Bu nedenle burada önemli olan dava dışı borçlunun borcu olup olmadığı olduğunu, Bu husus da Antalya ...Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas sayılı dosyasında açıklığa kavuşturulmuş ve borcu olduğunun kabulü ile takibin devamına karar verildiğini, Dolayısı ile davalı 3.şahsın İtirazın maddi ve hukuki bir dayanağı bulunmadığını, Bahse konu mahkeme dosyasındaki tüm beyanları burada da geçerli olduğunu, dava dışı borçlunun müvekkil şirketle uzun soluklu bir ticari ilişkisi olup, cari alaçak borcu ... geçik olduğunu, Dava dışı borçlunun takip miktarı ve Ipotekten dolayı borçlu olduğu hem ticari defterler hem de mahkeme kararı ile sabit olduğunu, Borcu ödediğine dalr hiçbir yazılı belge dosyaya sunulmadığını, Davalı taraf vekiledene barçlu olmasına rağmen takibe itlraz ederek kötü niyetli hareket ettiğini, Bu sebeple takip miktarının % 20'sinden az olmamak üzere İcra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini, Ayrıca davalı tarafın falze ve faiz oranına itirazının da yasal bir dayanağı bulunmadığını, Davalı tarafın faize ve faiz oranına yapmış olduğu İtirazını da kabul etmediklerini, Yukarıda açıklanan nedenlerle, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Davanın Kabulü ile, Davalının icra takibine yaptığı İtirazının iptaline Takibin Devamına, Davalının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettikleri görülmüştür.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacının ileri sürdüğü maddi vakıalar gerçeği yansıtmadığı gibi ileri sürülen iddialar ve hukuki yorumlarda hatalı olduğunu, Bu nedenle davacının beyanlarını kabul etmediklerini ve davanın reddini, Davanın görevli mahkemede açılmadığını, Davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, Zira davacı dava dilekçesinde kendisi davanın ticari satım akdinden kaynaklandığını ifade ettiğini, Bu nedenle davanın görev açısından reddi gerektiğini, İtirazın iptali davasının konusu olan icra takibi, yetkili icra dairesinde yapılmadığı gibi açılmış bulunan davada yetkisiz mahkemede açıldığını, Müvekkilin tebligat adresi açısından yetkili mahkeme ve icra daireleri ... Mahkemeleri/ İcra daireleri olduğunu, Bu nedenle davanın yetki açısından reddi gerektiğini, Öte yandan müvekkil dava dışı borçlu ... ile zorunlu dava arkadaşı olduğunu, Bu kapsamda tek başına bu davanın müvekkile karşı açılması mümkün olmadığını, Müvekkilinin gerek şahsından gerekse taşınmazdan kaynaklanan her hangi bir borcu bulunmadığını, Müvekkile dava açılmış ise de, dosya alacağı likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğini, Ayrıca yargılama konusu olan hususlarla ilgili borçlu için yapılan yargılama, Antalya Asliye ... Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında yapılmakta olup kesinleşmediğini, Bu dosyanın dosya sonucunun beklenmesi gerektiğini, Bu kapsamda ilgili davanın bekletici mesele yapılmasını, Davacının ipotek nedeni ile eşyaya bağlı bir borç söz konusu olduğunu, Bu kapsamda ipotek bedelinin dışında teminatı aşar şekilde tazminat istenmesi ve/veya dava sonunda teminatı aşar bir bedele hükmedilmesi mümkün olmadığını, TMK'nun 851 ve 881. maddelerinde ifadesini bulan azami meblağ ipoteğinde (üst sınır ipoteğinde) borcun ulaşacağı miktar belirsiz olduğundan, taşınmazların ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosundaki limitle sınırlanabileceğini, TMK'nun 875. maddesi gereğince, ipotekle teminat altına alınan ana borç, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının, bu limiti aşması mümkün olmadığını, HGK'nun 24.05.1989 tarih ve 1989/11-294 Esas, 1989/378 Karar sayılı kararında da yukarıdaki kural benimsendiğini, İpoteğin üst sınır ipoteği olması halinde, borçlu sadece ipotek akit tablosunda belirtilen miktar ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğunu, Borçlunun bile bu miktar üzerinde sorumlu olduğu bir durumda müvekkil aleyhine icra inkar tazminata hükmedilmesi mümkün olmadığını, Davacının istemiş olduğu %20 icra inkar tazminatı da haksız ve kötü niyetli olduğunu, Zira davacı, müvekkiliyle ilgisi bulunmayan bir bedeli tahsil amacını gütmekte olduğundan, başlatmış olduğu icra takibinde bizzat kendisi haksız ve kötü niyetli olduğunu, Bu bakımdan davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, Arz ve izaha çalışılan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle, Davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddine, Başlatmış olduğu icra takibinde açıkça haksız ve kötü niyetli olduğundan %20’dan az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmilini talep ettikleri görülmüştür.
Antalya Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden görevsizlik kararı veren mahkemece celp edilmiştir.
Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden görevsizlik kararı veren mahkemece celp edilmiştir.
Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir.
Davacı vekili ... tarihli görevsizlik kararı veren mahkemedeki duruşmada: "İcra dosyasında ... TL ödenmiştir, yargılama konusuz kalmıştır, ancak icra inkar tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden davaya devam ediyoruz," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı vekili ... tarihli görevsizlik kararı veren mahkemedeki duruşmada: "Önceki beyanlarımızı tekrar ederiz, borcun tamamı ödenmiştir, üst limit ... TL dir, takip başladığında ve ödeme emri tebliğ edildiğinde müvekkilin üzerinde gayrimenkul bulunmamaktadır, 3. Kişiye devir edilmiştir, davanın reddine karar verilsin," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı vekili ... tarihli beyan dilekçesiyle; arabuluculuk şartına ilişkin beyanda bulunmuştur.
Davalı vekili ... tarihli beyan dilekçesiyle; arabuluculuk şartına ilişkin beyanda bulunmuştur.
Dava; davacı şirket ile dava dışı ...-... şirketi arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan mal alışverişinden dolayı doğmuş ve doğacak emtia borçlarına ilişkin cari hesap ilişkisinden kaynaklanan borcun teminatı için dava dışı ... tarafından taşınmazı üzerine davacı lehine kurulan ipotek nedeniyle başlatılan takipte davalının taşınmazı ipotek ile yükümlü olarak satın alması sebebiyle itirazının iptali istemine ilişkindir.
28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinin 1. fıkrası " (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü içermektedir. Dava tarihi itibariyle de itirazın iptali davaları arabuluculuğa tabidir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 'Dava Şartı Olarak Arabuluculuk' başlıklı 18/A maddesinde ise "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir.
Dava dosyasının mahkememize tevzi edilmesi üzerine mahkememizce düzenlenen tensip zaptının ... no'lu ara kararı ile davacı vekiline arabuluculuk son tutanağını dosyaya sunması için bir hafta kesin süre verilmiş ve kesin sürenin sonuçları ihtar edilmiş, işbu ara karar ... tarihinde davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davacı vekili ... tarihli dilekçesi ile arabuluculuğa ilişkin beyanda bulunmuş ancak davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmamıştır.
Arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olmadığı, davanın açıldığı tarih itibari ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan işbu itirazın iptali davası yönünden davanın açılmasından önce arabuluculuk son tutanağın düzenlenmiş olmasının dava şartı olduğu ve bu şartın gerçekleşmediği anlaşılmakla, dava şartının mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen incelenebileceğinden, 6102 sayılı TTK'nın 5/a maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a-2 maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu ve Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken ...-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan ...-TL harçtan mahsubu ile bakiye ... TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davacı tarafça Mahkememiz veznesine depo edilen ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize sunulmak üzere herhangi bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurulmak suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/01/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza