Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/119 K.2024/305
T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/119 Esas
KARAR NO : 2024/305
DAVA : Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 11/10/2021
Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde; Davacının, davalılar aleyhine ... tarihinde, ... keşide ve ... vade tarihli ...-TL bedelli bono ile Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattığı, buna karşılık, davalıların, Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... Esas sayılı dosyası ile söz konusu senedin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle takibe itiraz ettiğini davanın kabulüne karar verildiğini, davacı tarafından açılan icra takibinin ardından kambiyo senedine ilişkin tahrifat iddiasıyla davacının aleyhine resmi belgede sahtecilik suçundan şikayette bulunduklarını, davalılar tarafından davacı aleyhine yapılmış olan şikayet akabinde açılan Antalya ...Ağır Ceza Mahkemesi .../... E. Ve .../... K. Sayılı ilamı ile davacının beraat ettiğini, yapılan yargılamalar sonucunda davalılar ve tanıkların beyanları doğrultusunda davacı ile davalıların babası olan merhum ... arasında ticari ilişki olduğu ve mezkur senette belirtilen alacak miktarının her ne kadar merhum ... tarafından verilen kambiyo senedi eksik hususlar içerir şekilde verilmiş olsa da, davacının söz konusu ...-TL alacağının olduğu hususunun sabit olduğunu, Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesi .../... E. sayılı dosyasının ... tarihli duruşmasında mezkur senette kefil sıfatıyla imzası bulunan ...'in tanık olarak dinlendiğini, ve yapılan yargılamanın son celsesinde tanık olarak dinlenen ...' in borcu kabul ettiğini ancak senet bedelinin tamamının ... veya ... yılında ... şubesinden çekilerek elden davacıya teslim edildiğini beyan ettiğini ancak, bu durumun yapılan yargılama esnasında ... şubesinden sorulduğunu, o tarihlerde merhum ...'ın ...-TL değerinde herhangi bir hesap hareketine rastlanmadığını, söz konusu borcun davacıya ödenmediğinin açıkça ortada olduğunu, söz konusu borç ilişkisinin davacı, merhum ... ve ... arasında bulunan 7 yıllık ortaklığın sonlandırılması sebebiyle ... tarihinde taraflar arasında bir sözleşme imzalandığını ve bu sözleşme ile davacının ...-TL alacağı olduğunun tespit edildiğini, akabinde, ... keşide ve ... vade tarihli, borçlusu ..., kefili ... ve alacaklısı ... olan ...-TL bedelli bononun alacağına karşılık davacıya verilmesine kararlaştırıldığını, davacının, bononun esas borçlusu ...'ın vefatından sonra mirasçıları olan davalılar ile iletişime geçtiğini, davalıların davacıya ödeme yapma konusunda söz verdiklerini ve kendisinden süre istediklerini, davacı tarafından kendilerine uzun bir süre tanınmasına rağmen herhangi bir ödemede bulunmadıklarını, davacının da bu durum karşısında mezkur kambiyo senedini takibe koyduğunu belirterek ... TL alacağın davalılardan alınarak davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... tarih .../... Esas .../... Karar sayılı ilamı ile " davalıların murisi ... ile davacı arasında arsa alım-satımı, bu arsalar üzerine daire yapımı ve bu dairelerin satışına bağlı ticari bir ilişki bulunduğu, bu hususun tarafların kabulünde olduğu, dosya kapsamına sunulan ceza dosyası, icra hukuk mahkemesi dosyası ve diğer belgelerden davacı ve muris ... arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, davacının müteahhitlik yaptığı, murisin ise adına kayıtlı ticari işletmesinin bulunduğu, taraflar arasındaki bu işin de ticari iş kapsamında olduğu ve TTK hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesi gerektiğinden, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, TTK’ nın 26/6/2012 tarih ve 6335 sayılı Yasanın 2. maddesi ile değişik 5. maddesinde Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı düzenleme altına alındığından , bu nedenle mahkememizin görevsizliğine ve Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu" gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı mahkememize göndermiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Davacı taraf, davalılar aleyhine ... tarihinde, ... keşide ve ... vade tarihli ...-TL bedelli bono ile Antalya ... İcra Müdürlüğü .../... E. sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, davalı borçluların Antalya ...İcra Hukuk Mahkemesi .../... E. Sayılı dosyası ile söz konusu kambiyo senedinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle takibe itiraz etiklerini, Antalya ...İcra Hukuk Mahkemesinin .../... E. ve .../... K. Sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini, bu suretle dava konusu belgenin kambiyo vasfını kaybettiğini, bu sebeple müteveffa keşideci ile davacı lehtar arasındaki temel borç ilişkisi olan ... tarihli sözleşme gereği davalı mirasçılardan bonoda yazılı miktar kadar alacağı bulunduğunu iddia etmektedir.
Davalı taraf ... ve ... tarihli davacı tarafından varlığı iddia edilen sözleşmelerin sahte olduğunu, bu sözleşmelerin aslında var olmadığını, dava konusu belge kambiyo vasfını taşımadığından davacının temel borç ilişkisini ispatlaması gerektiğini savunmaktadır.
Mahkemenin görevine ilişkin davalıların taraf sıfatı yönünden değerlendirme:
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1-a bendi uyarınca; tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK'da düzenlenen hususlardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
Davacı, müteveffa ile akdettiği sözleşmeden kaynaklanan alacağını miras hukuku hükümlerine göre mirasçı davalılardan tahsilini talep etmektedir.
Davalılar, bu davada müteveffanın mirasçıları sıfatı ile halef olarak bulunduğuna göre, görevli mahkemenin tayininde davacı ile müteveffa arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara almalıdır.
Davacı taraf ... tarihli sözleşme gereği davalı mirasçılardan bonoda yazılı miktar kadar alacağını talep etmiş, dava dışı müteveffa ... için tacir araştırması yapılmıştır.
6100 sayılı H.M.K. 2. Maddesinde; "...Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir..."
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile birlikte 5/3. maddesi gereği artık asliye hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemeleri arasında ki ilişki iş bölümü ilişkisinden çıkarak görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Dava sözleşmenin tarafları arasında değil; davalıların miras hukukundan doğan sorumluluğundan kaynaklanmaktadır.
Yukarıda belirtilen yasa maddesi ve emsal içtihatlar doğrultusunda yapılan değerlendirmede; davacı ile sözleşmeyi akdeden davalılar murisi ...’ın olayda tacir sıfatının bulunmadığı, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığından gelen yazı cevabında kaydına rastlanılmadığı, Antalya Ticaret ve Sanayi Odasının cevabi yazısında oda kayıtlarında yapılan tetkik incelemesinde kaydına rastlanılmadığı, Düden Vergi Dairesinden gelen yazı cevabında herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığı konusunda mahkememize bilgi verilmiş olup davacı ile müteveffa arasındaki ilişkinin salt dava konusu sözleşmeden kaynaklandığı, dolayısıyla davalıların mirasçı sıfatı ile halefi olarak davalı bulunduğu davada, uyuşmazlığın kambiyo senedinden değil salt sözleşmeden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekir.
Dava dışı muris müteveffanın tacir sıfatına ilişkin değerlendirme:
6100 sayılı H.M.K. 2. Maddesinde; "...Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir..."
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı, ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Buna göre işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. düzenlemesi bulunmaktadır.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, Asliye Hukuk Mahkemesi ile mahkememiz arasındaki ilişki görev ilişkisidir.
6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5. maddesinin 2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içerisinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi uyarınca ticari sayılan davalara Ticaret Mahkemesi tarafından bakılacağı hususu düzenlenmiştir.
Yargıtay 20.Hukuk Dairesi'nin 27/01/2016 tarih 2015/8409 Esas 2016/1048 Karar sayılı emsal içtihatında ; "...Dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1 maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Aynı Kanunun 5/1. maddesine göre ise "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Somut olayda dava; temizlik işleri ile uğraşmakta olan davalı şirketin, davacı ...nin açmış olduğu temizlik ihalesini aldığı ve davacı ... tarafından ihale gereği ödenmesi gereken bedelin ödenmesine rağmen, davalı şirketce icra takibine başvurulduğu ve icra takibinin kesinleşmesinden dolayı davacı ...nin borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Her ne kadar, davalı taraf ticari şirket olsa da, davacının tacir olmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında kalmadığı, bu nedenle de davanın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmaktadır..."
Yine Yargıtay 20.Hukuk Dairesi'nin 13/12/2016 Tarih 2016/13625 Esas 2016/12143 Karar sayılı emsal içtihatında da ; "...Her ne kadar davacı taraf ticari şirket olsa da; davalının tacir olmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında kalmadığı, itirazın iptali istemine ilişkin olduğundan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği..." belirtilmiştir.
21 Temmuz 2007 gün ve 26589 s. Resmi Gazete'de yayınlanan, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1/b maddesi ile de, "213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları..." kararlaştırılmıştır.
Vergi usul kanununun 177 inci maddesi gereği, bilanço esasına göre defter tutma hadleri; (177/1 gereği) alış tutarı kalemlerinde, 2016 yılı ... TL, 2017 yılı ... TL, 2018 yılı ... TL, 2019 yılı ... TL, 2020 yılı ... TL, 2021 yılı için ise ... TL, 2022 yılı için ... TL'dir. Satış tutarı kalemlerinde, 2016 yılı ... TL, 2017 yılı ... TL, 2018 yılı ... TL, 2019 yılı ... TL, 2020 yılı ... TL, 2021 yılı ise ... TL, 2022 yılı ... TL'dir. Kanunun 177/2 maddesi gereği, yıllık gayrisafi iş hasılatı hadleri; 2016 yılı ... TL, 2017 yılı ... TL, 2018 yılı ... TL, 2019 yılı ... TL, 2020 yılı ... TL, 2021 yılı ... TL, 2022 yılı ... TL'dir. Kanunun 177/3 maddesi gereği, 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde İş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı hadleri; 2016 yılı için ... TL, 2017 yılı için ... TL, 2018 yılı için ... TL, 2019 yılı için ... TL, 2020 yılı için ... TL, 2021 yılı için ... TL, 2022 yılı için ... TL'dir.
Müzekkere cevaplarına göre dava dışı davalılar murisi müteveffa ...’ın sözleşme akdedildiği tarihte tacir sıfatının bulunmadığı, Antalya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanlığından gelen yazı cevabında kaydına rastlanılmadığı, Antalya Ticaret ve Sanayi Odasının cevabi yazısında oda kayıtlarında yapılan tetkik incelemesinde kaydına rastlanılmadığı, Düden Vergi Dairesinden gelen yazı cevabında herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
2-Mahkememiz kararı istinaf edilmeksizin kesinleşir ise olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından dosyanın re'sen Antalya Bölge Adliye Mahkemesine yargı yeri belirlenmesi için gönderilmesine,
3-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin taraflara ihtarına,
4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1 maddesi gereğince iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı kabil kalmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/05/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır