Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/720 K.2023/963

🏛️ Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2020/720 📋 K. 2023/963 📅 19.10.2023

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/720 Esas
KARAR NO : 2023/963
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/10/2020
KARAR TARİHİ : 19/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı yanın şirkete ve müvekkilimize verdiği zararlar, taşınmazların değerleri uzman bilirkişi tarafından hesaplanarak ortaya çıkacağından belirsiz alacak davası olarak açtığımız bu davada fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla; davalının, müvekkilinin de ortağı olduğu dava dışı ...... Gayrimenkul Müşavirlik Emlak İnşaat Müh.San. Ve Tic.L.td.Şti 'nin ortağı ve müdürü olup, müdürlük yetkisini kötüye kullanarak şirketin 5 daire ve depolu 2 dükkanını 3. Kişilere satıp paralarını şirkete vermek yerine kendi uhdesine geçirmiş olduğundan, şirkete vermiş olduğu zararların(TTK m.644/a atfıyla m.553/f2 gereği) zarar miktarını belirlemek şu an için mümkün olmadığından HMK m.107 gereği belirsiz alacak davası olarak açmış olduğu bu davada, verilen zararların şimdilik 100.000,00 TL’sinin her bir satışın yapıldığı tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı yandan tahsili ile TTK m.555 gereği ....... Gayrimenkul Müşavirlik Emlak İnşaat Müh.San. Ve Tic.L.td.Şti.'ne ödenmesine karar verilmesini, akabinde her bir daire ve dükkanın bedelinin, uzman bilirkişi heyeti tarafından hesaplanarak, satış tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı yandan tahsili ile TTK m. 555 gereği ......... Gayrimenkul Müşavirlik Emlak İnşaat Müh.San. Ve Tic.L.td.Şti.'ne ödenmesine karar verilmesini, davalı yanın, dava dışı ....... Müşavirlik Emlak İnşaat Müh.San. Ve Tic.L.td.Şti.’ne vermiş olduğu zararların hesaplanması şu an için mümkün olmadığından belirsiz alacak davası olarak açtığı bu davada şirkete ödenecek tazminatın kullanımında ve dava sürecinde davalının suiistimalinin engellenmesi amacıyla dava dışı ......... Müşavirlik Emlak İnşaat Müh.San. Ve Tic.L.td.Şti.’ne şirketin tasfiye süreci bitene kadar kayyum atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın cevap dilekçesinin 1 nolu bendinde yazılanlar tam manasıyla gerçeği yansıtmadığını, bu yazılanların içeriğinin doğru olmadığını, 05.05.2016 tarihinde ....... ve ....... iki kişinin müdürlük görevini üstlendiklerini, ayrı ayrı temsile yetkili olduklarının karara bağlandığını, davacının şirkete karşı büyük bir borçlu olduğunu,bizzat görevini kötüye kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; TTK 553.madde uyarınca davalının dava dışı ........ Müşavirlik Emlak İnşaat Müh. San. Ve Ticaret Ltd.Şti'yi zarara uğratması iddiası ile tazminat talebi istemlidir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; dava dışı ....... Gayrimenkul Müşavirlik Emlak İnşaat Müh. San. Ve Ticaret Ltd.Şti.'nin ortağı ve müdürü olan ....... 'un şirketi kötü yönetip yönetmediği, şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, zarara uğratmış ise zarar miktarının tespiti, davacıyı ve şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, sorumluluğunun söz konusu olup olmadığı, zarar var ise miktarının tespiti hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Mahkememizin 15/04/2021 tarihli duruşma ara kararı gereğince Dava dışı ......... Gayrimenkul Müşavirlik Emlak İnşaat Müh. San. Ve Ticaret Ltd.Şti'nin ticari defter ve kayıtları ile Bakırköy ....... ATM'deki kayıtlar ve bilirkişi raporu, dosyaya sunulan diğer dosyalar, tapu kayıtları dosya kapsamı üzerinde şirketler konusunda uzman, sektör uzmanı ve mali müşavir bilirkişilerden oluşturulacak kurula inceleme yaptırılarak Şirketin müdürü olan davalının şirketi kötü yönetip yönetmediği, şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, zarara uğratmış ise zarar miktarının tespiti, davacıyı ve şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, sorumluluğunun söz konusu olup olmadığı, zarar var ise miktarının tespiti tespiti hususlarında rapor alınmasına karar verilmiş olup bilirkişi heyeti 02/09/2021 tarihli raporunda özetle; ''Dava dışı şirketin 2016 ve 2017 yıllarındaki taşınmaz satışından elde edilen satışhasılatı toplamı (594.059,40 TL * 1.194.059,40 TL) 1.788.118,00 TL olup, taşınmazların satış tarihindeki değerleri toplamından (2.190.000,00 TL) 401.882,00 TL daha düşük olduğu, başka bir ifade ile davalı ........ 'un yönetici olduğu dönemde satışı gerçekleştirilen taşınmazların, satış tarihindeki rayiç değerlerinin altında satılmış olmaları nedeniyle dava dışı şirketin yaklaşık olarak 401.882,00 TL tutarında zarara uğratılmış olduğu, ancak burada şu hususu da ifade etmek gerekir ki; yukarıda da belirtildiği gibi dava dışı şirketin ticari defterlerine göre 31.12.2019 tarihi itibariyle davalı şirketin davalı ....... 'a 2.322.940,49 TL borcu bulunmakta, başka bir davalı ...... dava dışı şirketten 2.322.940,49 TL alacaklı bulunmaktadır. Öte yandan, dava dışı şirket kayıtlarına göre 31.12.2019 itibariyle Bankalar hesabındaki 1.521.865,61 TL'nin davalı ve davacı tarafların beyanlarına göre davalı tarafından banka hesabından çekilmiş olduğu hususu dikkate alındığında; davalının dava dışı şirketten nette 801.074,88 TL daha alacağı bulunduğu, davalı ....... tarafından satılan taşınmazların bedellerinin .........'un hesabına gönderilmesinin Şirket'in .........'a olan borcunun ödenmesi olarak değerlendirilebileceği ve bu sebeple Şirket açısından bir zarar oluşturmadığı; davalı'nın Şirket taşınmazlarını gerçek değerinin altında satmak suretiyle Şirket menfaatine uygun olarak özenle hareket etme yükümlülüğünü ihlal ettiği ve bu eylem ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının mevcut olduğu; Şirket malvarlığının gerçek değerinin altında satılması fiilinde Davalı'nın kendisinden beklenen özeni göstermediği anlaşıldığından Davalı'nın kusurlu hareket ettiği ve kusuru olmadığını ispat edecek bir delil de ortaya koymadığı; Davalı bakımından limited şirket müdürlerinin sorumluluğunu doğuran şartlar gerçekleştiğinden, Davalı'nın Şirket taşınmazlarının satış tarihindeki gerçek değeri ile fiili satış değerleri arasındaki 401.882,00 TL'den sorumlu olduğu'' şeklinde tespit ve değerlendirmelerini mahkememize bildirmiştir.
Sonrasında mahkememizin 23/09/2021 tarihli celsesinde Esenyurt Tapu Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmış, İstanbul ili, ...... ilçesi, ..... ada ...... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 1 ve 2 nolu dükkan niteliğindeki bağımsız bölümün maliklerini gösterir tüm satış tabloları ile birlikte tüm tedavülleri ile birlikte mahkememize gönderilmesi istenmiş müzekkere cevabı geldikten sonra ise dosya taraf vekillerinin beyan ve itirazları doğrultusunda bilirkişiye ek rapor alınmak üzere tevdi edilip mevcut bilirkişi heyetinin ek ve kök raporları arasındaki çelişki oluştuğu dikkate alınarak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş olmakla yeni bilirkişi heyeti 27/07/2023 tarihli raporunda özetle; ''Davaya konu Esenyurt İlçesi ..... Ada, ...... parseldeki ,..... kat, ....... daire 2 dükkan projesinden, 4, 5, 8, 11 ve 14 nolu daireleri ve 1 ve 2 nolu depolu dükkanları müdür olduktan sonra 3. şahıslara satarak, satış bedellerini uhdesinde tuttuğu ve bu suretle şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayanmakta olduğu, Teknik yönden; Dava konusu edilen 4, 5, 8, 11 ve 14 nolu daireler ile 1 ve 2 nolu depolu dükkanların ilk satış tarihi itibariyle rayiç değerleri toplamının 2.190.000 TL kadar hesaplanabileceği, 3. Mali yönden; Dava dışı şirket ticari defterlerinde davalının dava dışı şirketten 2.322.940,49 TL alacaklı gözüktüğü, davalı alacağına işlenen dayanaksız kayıtların da çıkartılması ile davalının dava dışı şirketten 1.671.925,18 TL alacaklı gözüktüğü, Dava dışı şirket ticari defterlerinde dava konusu edilen 4, 5, 8, 11 ve 14 nolu daireler ile 1 ve 2 nolu depolu dükkanların satış bedeli olarak gelen herhangi bir bedel olmadığı'' şeklinde sonuç ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir.
Alınan bilirkişi raporları, yazılan müzekkereler ve cevapları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Uyuşmazlığın temelinde dava dışı ...... Gayrimenkul Müşavirlik Emlak İnşaat Müh.San. ve Tic. Ltd. Şti.'nde müdür olarak faaliyet gösteren Davalı ....... 'un satılan taşınmazların rayicin altında olması nedeniyle şirkete zarar verip vermediği ve Şirket'e bir zarar verilmiş ise Davalı'nın bu zarardan sorumlu olup olmadığı yatmaktadır.
Davalı ........., İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 14.01.2021 tarihli ........ sayılı belgesi uyarınca 02.05.2016 tarihi itibariyle Şirket'i münferiden temsil etme yetkisi ile donatılmış şirket müdürü olduğu görülmüştür. Davaya konu edilen taşınmazların Davalı'nın Şirket müdürü olduğu tarihten sonra satılmış olduğu görülmektedir. Davalı ......... davaya konu edilen olayın gerçekleştiği süreçte şirket müdürü sıfatını haiz olduğundan davalı'nın sorumluluğuna ilişkin olarak TK m. 553 vd. Hükümleri uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.
Dava şirket müdürüne karşı açılmış yönetici sorumluluğu davası olup konusu Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu, 6762 sayılı TTK da olduğu gibi, 6102 sayılı TTK’nda da anonim şirket sorumluluk hükümlerine atıf yapılarak düzenlenmiştir. Gerçektende, TTK m. 644 fıkra 1 bent a hükmü açıkça, anonim şirketlere ilişkin sorumluluk hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağını, hüküm altına almıştır.
Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu, 6762 sayılı TTK da olduğu gibi, 6102 sayılı TTK’nda da anonim şirket sorumluluk hükümlerine atıf yapılarak düzenlenmiştir. Gerçektende, TTK m. 644 fıkra 1 bent a hükmü açıkça, anonim şirketlere ilişkin sorumluluk hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağını, hüküm altına almıştır.
Atıf yapılan anonim şirketlere ilişkin hukuki sorumluluk hükümleri, TTK’nın ikinci kitabının dördüncü kısmının sonunda, onbirinci bölümde m. 549 ilâ 561 arasında toplu olarak düzenlenmiş ve m. 549-555 de sorumluluk halleri altı başlık altında toplanmış bulunmaktadır. Sorumluluk hallerinin özel olarak sayıldığı başlıklarda, sorumluluğun konusu, sorumlular ve sorumluluk şartları ile sorumluluğun hukuki sonucu gösterilmiştir.Böylece, TTK m. 555 ilâ 561 de düzenlenen ve ortak hüküm niteliği taşıyan, şirketin zararına, müteselsil sorumluluğa, ibraya, zamanaşımına ve yetkili mahkemeye ilişkin hükümlerin de limited şirkette uygulanmasına imkan verilmiştir.
Müdürlerin hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda çokça tartışılan doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer verilmemiştir. Ancak yeni Kanunda da şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara uğradıkları zararlar için dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişiler, uğradıkları doğrudan zararların tazmini için kusurlu yönetim kurulu üyelerine yönelebilirler. Ayrıca şirketin uğradığı zararlardan yansıma yoluyla zarar gören yani dolaylı zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklılar da belli koşullarda sorumluluk davası açabilirler (TTK 553, 556).
Doğrudan ve dolaylı zararlar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davasında pay sahipleri ve alacaklılar bakımından önemli kavramlardır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin, pay sahibinin veya alacaklının alanında doğrudan yol açtığı zararlara doğrudan zarar denir. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin malvarlığına zarar verdiği ve bu zararın pay sahiplerini veya alacaklıları etkilediği zararlara da dolaylı zarar denir.
Somut olayda öncelikle, söz konusu talebin davacıların doğrudan mı yoksa dolaylı zararını mı oluşturduğu hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Doğrudan ve dolaylı zarar ayrımı anonim şirketler hukukunda sorumluluk çerçevesinde, ortağın veya alacaklının doğrudan kendi malvarlığında mı, yoksa şirketin zararı dolayısıyla “yansıma” (Reflexschaden) bir zarara mı maruz kaldığı sorusunu cevaplamaya yarar. Bu iki kavram yalnızca ortakların ve alacaklıların zararı halinde kullanılır, zira sorumluluk hükümleri çerçevesinde anonim şirket yalnızca doğrudan zarara uğrayabilir, ortaklar ve alacaklılar bakımından ise hem doğrudan hem de dolaylı zarar söz konusu olabilir.
Doğrudan doğruya zarar, şirket ortaklarının ve alacaklıların yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda şirketin zararından bağımsız olarak uğradıkları zarardır. Şirketin ortakları ve alacaklıları, ortaklık zarar görmeden de bir zarara uğrayabilirler. İşte ortaklık malvarlığında herhangi bir azalma meydana gelmeden ortağın ve alacaklının malvarlığında meydana gelen azalmaya anonim şirketler hukukunda doğrudan zarar denilmekte ve bu durumda pay sahibine hükmedilecek tazminatın kendisine ödenmesi talebiyle dava açma imkanı tanınmaktadır.
Alacaklıların ve ortakların doğrudan zarar görmeleri nedeniyle uğradıkları zararın tazminini talep etmeleri, genel hukuk prensibi olan sorumluluğun bir sonucudur. Doğrudan doğruya uğranılan zararlardan dolayı açılacak davalarda ortaklar ve alacaklılar tazminatın kendilerine verilmesini talep edebilirler. Birden fazla pay sahibi veya alacaklı aynı fiille zarara uğramış olsalar dahi talep edilebilecek tutar bizzat uğradıkları zarar ile sınırlıdır. Aslında ortakların ve alacaklıların doğrudan zararı anonim şirketler hukukuna özgü tipik bir sorumluluk davası olmayıp şirketin haksız fiilini teşkil eder. O nedenle bu davalarda anonim şirketlere özgü aktif ve pasif dava ehliyeti, doğrudan ve dolaylı zarar, farklılaştırılmış teselsül gibi özel düzenlemeler dışında esas itibarıyla haksız fiil sorumluluğuna ilişkin zarar, illiyet bağı, hukuka aykırılık ve kusura ilişkin kurallar uygulama bulur.
Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/Reflexschaden). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun malvarlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır.
Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır.
Sorumluluğun doğması bakımından ilk şart , zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise, TTK m. 553 hükmüne göre, kusurun varlığını aramak gerekecektir. Ancak bahsi geçen tüm koşulların sağlanması halinde, TTK m. 555 uyarınca, dolaylı zarar niteliğindeki tazminatın şirkete verilmesine hükmedilmesi söz konusu olacaktır. Gerek yöneticinin sorumluluğu gerekse haksız fiil sorumluluğunda zarar, kusur, hukuka aykırılık ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmesi gerekmekte olup olup söz konusu davada Limited şirket müdürlerinin sorumluluğuna ilişkin davalarda zararın varlığı ve miktarı hususundaki ispat yükü, zarar gördüğünü iddia eden davacıların üzerindedir (Akdağ Güney, Sorumluluk, s. 56).
Hükme esas alınan son bilirkişi heyeti raporu tespitleri neticesinde, davaya konu edilen 5 adet daire ve 2 adet dükkanın toplamda 1.788.118,00 Tile satıldığı, ancak söz konusu taşınmazların -satım sözleşmelerinin gerçekleştiği tarihi itibariyle gerçek değerlerinin toplam 2.190.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir.Dava dışı şirketin 2016 ve 2017 yıllarındaki taşınmaz satışından elde edilen
atış hasılatı toplamı (594.059,40 TL + 1.194.059,40 TL) = 1.788.118,80 TL olup,
Şu halde davaya konu edilen taşınmazların satış fiyatı ile gerçek değerleri arasında Şirket aleyhine 401.811,00 TL fark bulunduğu anlaşılmaktadır. Yapılan bu değerlendirme neticesinde, Davalı tarafından yapılan satışın Şirket'i 401.811,00 TL tutarında zarara uğrattığı tespitleri sonucu kanaatine varılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Özen ve bağlılık yükümlülüğü” başlıklı 369/1.maddesinde; “Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Madde gerekçesinde ise; “…Tedbirli yönetici ölçüsü, yönetim kurulu üyesinin kurumsal yönetim ilkelerine uygun olarak “işadamı kararı” (business judgement rule) verilebileceğini kabul eder ve riskin bundan doğduğu hallerde üyenin sorumlu tutulmaması esasına dayanır.
Bu kapsamda tedbirli yönetici ölçüsü, yönetim kurulu üyesinin “iş adamı kararı” (business judgement rule) verebileceğini kabul eder ve riskin bunlardan doğduğu hallerde üyenin sorumlu tutulmaması esasına dayanır. Dolayısıyla emredici kanun hükümlerine aykırı olmayan, anonim şirketin işletme konusu dışında bulunmayan şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralına göre gözeten, kişisel ve yabancı menfaatleri ön plana almayan fakat yanlış olan kararlar sorumluluk doğurmaz (Prof.Dr.İur. Fatih BİLGİLİ – Doç. Dr. Ertan DEMİRKAPI, Şirketler Hukuku Dersleri, Adana 2020, s.281-282 ; Prof.Dr. Rıza AYHAN – Prof.Dr. Hayrettin ÇAĞLAR – Prof.Dr. Mehmet ÖZDAMAR, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, s.481 vd).
Söz konusu istisnanın bu davada uygulama alanı bulmayacaktır. Ortada alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunmamaktadır. Şirket taşınmazlarının gerçek değerinin altında satılmış olması nedeniyle Şirket'in uğradığı zararın yanı sıra, Davalı .........'un yapılan satışlardan elde edilen parayı şirket hesaplarına aktarmadığı da sabit olup bu husus davalının şirketten alacaklı olduğu şirket hesabına aktarmadığı uhdesinde kaldığı davalının beyanları mali incelemeler sonucu ortaya çıkmıştır. Esasen şirketin zararı rayiç piyasa değeri dikkate alınarak şirket kasasına aktarılmayan toplam taşınmaz bedelleri kadar olan 2.190.000,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Ancak davalı şirkete bu kapsamda gider olarak para aktardırdığını bunun üstünde şirketten alacaklı olduğu savunmuştur. Bir anlamada mahsup savunması söz konusudur.Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından resen nazara alınır. Yine hükme esas alınan son heyet raporu dava dışı şirketin ticari defterlerinde, davalı .........’un dava dışı şirketten
2.322.940,49 TL alacaklı oldug gözükmektedir. Ancak mali inceleme sonun 651.015,31 TL’lik işlemin
davalının dava dışı şirket hesaplarına yatırdığı bir bedelden değil, fiktif hesap kapamaları,
Vergi, Maaş ve Harç gibi ödemelerin davalı cari hesabına alacak kaydedilmesinden
kaynaklandığı gözüktüğü ve davalının bu bedel kadar alacaklı olduğunu ispata yarar delil de sunmadığı d dikkate alınarak söz konusu olay bakımından toplana deliller ve yapılan yargılama sonunda, davacı vekili 10.10.2023 tarihli dava değeri arttırım dilekçesini mahkememize ibraz etmekle Talep artırım talebi dikkate alınarak olayısıyla davalının 1.671.925,18 TL şirketten alacağı rayiç bedel toplamından resen mahsup edilerek 518.074,82-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak ...... Gayrimenkul Müşavirlik Emlak İnşaat Mühendislik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne verilmesine şeklinde aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile;
-Talep artırım talebi dikkate alınarak 518.074,82-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak ...... Gayrimenkul Müşavirlik Emlak İnşaat Mühendislik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne verilmesine,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 35.389,70- TL harçtan peşin alınan 1.707,75-TL ve 7.140,00-TL tamamlama harcın mahsubu ile noksan kalan 26.541,95-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 1.707,75-TL ve 7.140,00-TL tamamlama harcı ile 54,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 8.902,15-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 13.665,65- TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 78.530,47-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/10/2023
Başkan .......
¸e-imza
Üye ........
¸e-imza
Üye ........
¸e-imza
Katip ........
¸e-imza