İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/724 K.2024/242

🏛️ İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2023/724 📋 K. 2024/242 📅 02.04.2024

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/724
KARAR NO : 2024/242
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/10/2023
KARAR TARİHİ : 02/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davada istirdada konu olan 16.825,00 TL, davalıya taraflar arasındaki hukuki ilişkiye istinaden verilmiş olan 10.000,00 TL bedelli teminat senedinin haksız ve kötü niyetli olarak tahsili amacıyla-----. İcra Müdürlüğü-----Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatılması ve bu takipte haciz baskısı altında müvekkilinin toplamda asıl alacak, faiz, harç-masraf ve vekalet ücreti ödemesinden kaynaklandığını, menfi tespit istemine konu borç iddiası için davalı tarafından müvekkili aleyhine ----İcra Müdürlüğünün ------ esas sayılı dosyası üzerinden haksız ve kötü niyetle takip başlatıldığını, davalı tarafın ilk teminat senedi olan 10.000,00 TL bedelli teminat senedini tahsil etmek amacıyla -----İcra Müdürlüğü -----esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, müvekkilinin haczi kaldırmak amacıyla mecburen söz konusu 16.825,00 TL borcu ödediğini, ödenen paranın istirdadı gerektiğini, -----İcra Müdürlüğü -----. Sayılı dosyasında haciz baskısıyla ödemek zorunda kaldığı 16.825,00 TL ile ---- İcra Müdürlüğü’nün ------ sayılı dosyası kapsamında, talep edilen asıl alacak ve takip öncesi faiz olmak üzere toplamda 495.516,16 TL sorumlu ve borçlu olmadığını, müvekkilinin inşaat projelerinin tasarımı, inşası ve alım satımı işleriyle iştigal ettiğini, ---- Mahallesi (----- Mahallesi), 43 Pafta, 15 Ada, 2-3-76 Parselde kain taşınmaz üzerinde konut projesine başlandığını, ve bu projenin 4.katında bulunan 13 numaralı ---- Belediyesine cephe olan dairenin satışı için davalı ... ve dava dışı ---- - ile 12.10.2020 tarihli adi yazılı Gayrimenkul Satış Sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşme karşılığında müvekkili şirketinin satıcı sıfatı ile davalı tarafa ---- nolu daireyi satmayı, alıcı ... ve dava dışı 3.kişi ---- -- ise söz konusu sözleşmenin 3.maddesinde yazılı olan bedelleri müvekkile ödemeyi karşılıklı olarak kabul ve taahhüt ettiğini, söz konusu dairenin satış bedeli toplamda 670.000,00 TL olarak belirlendiğini, davalı ... ve dava dışı 3.kişi ----- - 09/10/2019 tarihinde 10.000,00 TL, 12/10/2020 tarihinde 240.000,00 TL'yi müvekkiline banka havalesi ile ödediğini, 10/12/2020 tarihinde ise 100.000,00 TL, 14/12/2020 tarihinde 20.000,00 TL7yi müvekkil şirkete ödeme yapması taraflarca kararlaştırıldığını, kalan 300.000,00 TL'nin dairenin davalıya teslimi ile birlikte ödeneceği konusunda mutabakata varıldığını, müvekkili ile davalı arasında adi yazılı sözleşme yapıldığını, iki taraflı güvenin sağlanması amacıyla davalı ... ve dava dışı 3.kişi ---- göndermiş olduğu banka havalelerine karşılık müvekkilinin söz konusu banka havalelerinin yapıldığı gün havale miktarınca teminat senedini düzenleyip davalı ... verdiğini, 09/10/2019 tarihli düzenlenen 10.000,00 TL teminat senedi için -----İcra müdürlüğü ----- esas sayılı dosya ile icra takibine konulduğunu, müvekkilinin haciz tehdidi altında söz konusu dosya borcunu ödemek zorunda kaldığını, davalının 3 teminat senedini de tamamen kötü niyetli olarak-----.İcra Müdürlüğü----esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe koyduğunu, ödeme emrinin 15/09/2023 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkilinin takibin iptali davası açma süresini kaçırmaları üzerine haciz ve muhafaza ile karşı karşıya kalmamak adına ivedilikle------.Asliye Ticaret Mahkemesinde değişik iş talebi olarak takibin durdurulmasını talep ettiklerini, %15 teminat bedelini yatırarak ihtiyati tedbir kararı aldıklarını, müvekkillerinin yapmakla yükümlü olduu projenin olağan dışı gelişmeler sebebiyle askıya alınması sebebiyle davalı ile olan anlaşmanın feshedildiğini, ibraname düzenlendiğini, yapılan tüm ödemelerin iadesi sağlandığını, ödenen paranın uğradığı enflasyon ve kur farkının da ödendiğini, davalı ... lehine düzenlenip keşide edilmiş senetler (bonolar) teminat senedi olduğunu, taraflar arasındaki 12.10.2020 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesinden kaynaklandığını, bu sebeple bono vasıfları olmadığını, birer borç senedi de olmadığını iddia ederek; davanın kabulünü, müvekkilinin ----İcra Müdürlüğü -----esas sayılı takip dosyası sebebiyle davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitini,----- İcra Müdürlüğü------Dosyası kapsamında haciz baskısıyla ödenmiş olan 16.825,00 TL paranın istirdadına, davalı aleyhine %40 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsilini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, müvekkilinin davacılardan alacaklı olduğunu, söz konusu senetlerin borca karşılık verildiğini, teminat senedi niteliğinde olmadığını, takip konusu senette "teminat" için verildiği veya "teminat senedi" olduğunun belirtilmediğini, -----İcra Müdürlüğü ----esas sayılı icra takibine ilişkin ödeme emrinin davacılara bizzat tebliğ edildiğini, söz konusu icra takibine süresinde itiraz etmediğini, -----.İcra Hukuk Mahkemesi Kararında haksız olduklarını da gözeterek huzurdaki davayı ikame ettiklerini, davacılar huzurdaki dava ile kanunu dolandırmak istediğini, müvekkilin alacağını tahsil etmeyi geciktirmek istediklerini, davacıların müvekkili hakkında haksız suç isnadında bulunduklarını, müvekkilinin evine gelerek eşini silahla tehdit ettiğini, davacının kötü niyet tazminatı talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, tedbir kararının kaldırılması gerektiğini savunarak; davanın reddini, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.
İNCELEME:
----. İcra Hukuk Mahkemesi, ----- Cumhuriyet Başsavcılığı,----- Ortaklığı Genel Müdürlüğü, -----Şirketi ----- Şubesi-----. Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazıldığı görüldü.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava,----. İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı takibine konu bononun (09/10/2020 düzenleme, 26/04/2021 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli) taraflar arasındaki 12/10/2020 tarihli adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesi kapsamında davalı tarafından ödenen bedelin teminatı olarak verilmiş ve bedelsiz olması nedeniyle davacının ----İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı takip dosyasına 16/06/2023 tarihinde yaptığı 16.825,00 TL'nin geri ödenmesine ilişkin istirdat davası ve-----. İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı takibine konu bonoların (12/10/2020 düzenleme, 26/02/2021 vade tarihli 240.000,00 TL bedelli;10/12/2020 düzenleme, 26/04/2021 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli ve 14/12/2020 düzenleme, 26/04/2021 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli) taraflar arasındaki 12/10/2020 tarihli adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesi kapsamında davalının dava dışı eşi tarafından ödenen bedelin teminatı olarak verilmiş olması ve senetlerin 13/12/2021 tarihli ibraname başlıklı belge kapsamında bedelsiz olması nedeniyle davacının ---- İcra Dairesi'nin-----Esas sayılı takip dosyasında davalıya borçlu olmadığı tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır.Davacı tarafın iddiaları yukarıda belirtildiği gibi olmakla davalının savunması davalının davacılara borç para verdiği, senetlerin bunun karşılığında verildiği, teminat senedi olmadığı yönündedir.
Davacı -----ile davalı ... ve dava dışı-----arasında 12/10/2020 tarihinde adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesi imzalanmış, sözleşmenin konusu ve bedele ilişkin maddeleri aşağıdaki gibi olduğu görülmüştür:¸¸
Davalı ... tarafından davacı şirkete 09/10/2020 tarihinde 10.000,00 TL ödenmesine ilişkin dekont ve 09/10/2020 düzenleme tarihli bono aşağıdaki gibidir:¸¸Dekont açıklaması incelendiğinde, dekontta taraflar arasındaki sözleşme konusu taşınmaza atıf yapıldığı ve sözleşmedeki bedel maddesinde belirtildiği gibi 09/10/2020 tarihinde 10.000,00 TL ödendiği (sözleşmedeki 2019 ifadesinin sehven yazıldığı sözleşme tarihinden ve işlemin bütünü değerlendirildiğinde anlaşılmaktadır) görülmektedir. Yine bononun bu ödeme ile aynı tarihte düzenlendiği ve bononun bedeli ile davalı tarafından gönderilen ödeme miktarının aynı olduğu görülmektedir.Dava dışı ---- tarafından davacı şirkete sözleşmenin imzalanma tarihi olan 12/10/2020 tarihinde 240.000,00 TL ödenmesine ilişkin dekont ve 09/10/2020 düzenleme tarihli bono aşağıdaki gibidir:¸¸Dekont açıklaması incelendiğinde, dekontta taraflar arasındaki sözleşme konusu taşınmaza atıf yapıldığı ve sözleşmedeki bedel maddesinde belirtildiği gibi sözleşmenin imza tarihi olan 12/10/2020 tarihinde 240.000,00 TL ödendiği görülmektedir. Yine bononun bu ödeme ile aynı tarihte düzenlendiği ve bononun bedeli ile davalı tarafından gönderilen ödeme miktarının aynı olduğu görülmektedir.Dava dışı ---- tarafından davacı şirkete 10/12/2020 tarihinde 100.000,00 TL ödenmesine ilişkin dekont ve 10/12/2020 tarihli bono aşağıdaki gibidir:¸¸Dekont açıklaması incelendiğinde, dekontta taraflar arasındaki sözleşme konusu taşınmaza atıf yapıldığı ve sözleşmedeki bedel maddesinde belirtildiği gibi 10/12/2020 tarihinde 100.000,00 TL ödendiği görülmektedir. Yine bononun bu ödeme ile aynı tarihte düzenlendiği ve bononun bedeli ile davalı tarafından gönderilen ödeme miktarının aynı olduğu görülmektedir.Dava dışı ---- tarafından davacı şirkete 14/12/2020 tarihinde 20.000,00 TL ödenmesine ilişkin dekont ve 14/12/2020 tarihli bono aşağıdaki gibidir:¸¸Dekont açıklaması incelendiğinde, dekontta taraflar arasındaki sözleşme konusu taşınmaza atıf yapıldığı ve sözleşmedeki bedel maddesinde belirtildiği gibi 14/12/2020 tarihinde 20.000,00 TL ödendiği görülmektedir. Yine bononun bu ödeme ile aynı tarihte düzenlendiği ve bononun bedeli ile davalı tarafından gönderilen ödeme miktarının aynı olduğu görülmektedir.
Taraflar arasındaki ibraname aşağıdaki gibidir:¸
Davacı tarafından davalı ...yapılan EFT'ye ilişkin dekont aşağıdaki gibidir:
¸Yukarıda atıf yapılan tüm dekontlar ---- ve ----- Bankası'na yazılan müzekkereler sonucu mahkememize gönderilen hesap hareketleri ile teyit edilmiştir. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (-----). Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer-----. Yine eğer taraflardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyor ise lehine olan senet karinesi çürümüş olacak bunun sonucu olarak iddiasının ispat yükünü üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelir.Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde -şart olmamakla birlikte- genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (----). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın----- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı takibine konu bononun (09/10/2020 düzenleme, 26/04/2021 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli) taraflar arasındaki 12/10/2020 tarihli adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesi kapsamında davalı tarafından ödenen bedelin teminatı olarak verilmiş ve bedelsiz olması nedeniyle davacının ----- İcra Dairesi'nin----- Esas sayılı takip dosyasına 16/06/2023 tarihinde yaptığı 16.825,00 TL'nin geri ödenmesine ilişkin istirdat davası ve----- İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı takibine konu bonoların (12/10/2020 düzenleme, 26/02/2021 vade tarihli 240.000,00 TL bedelli;10/12/2020 düzenleme, 26/04/2021 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli ve 14/12/2020 düzenleme, 26/04/2021 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli) taraflar arasındaki 12/10/2020 tarihli adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesi kapsamında davalının dava dışı eşi tarafından ödenen bedelin teminatı olarak verilmiş olması ve senetlerin 13/12/2021 tarihli ibraname başlıklı belge kapsamında bedelsiz olması nedeniyle davacının ---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı takip dosyasında davalıya borçlu olmadığı tespitine ilişkin menfi tespit davası olduğu, her ne kadar davalı tarafından dava konusu senetlerin teminat senedi olmadığı, davacıya verilen borç karşılığında bu senetlerin alındığı savunulmuş ise de, davalının alacaklı olarak bu hususu ispatlamakla mükellef olduğu, davalının bu hususta hiçbir delile dayanmadığı, davalının ve dava dışı ---- davacıya yönelik para havale dekontlarında taraflar arasındaki adi yazılı taşınmaz satım sözleşmesine açıkça atıf yapıldığı, davalının bu paraların borç olarak gönderildiği hususunu da ispatlayamadığı, aksine yukarıda da ortaya konulduğu gibi davalı ve dava dışı----- tarafından gönderilen havalelerin miktarı ve tarihinin taraflar arasındaki adi yazılı taşınmaz satım sözleşmesine tamamen uygun olduğu, yine bonoların da düzenleme tarihi ve bedel olarak sözleşmeye ve havale işlemlerine tamamen uygun olduğu, tüm bu sebeplerle bonoların taraflar arasındaki adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesi kapsamında davalı ve dava dışı ---- tarafından ödenen bedellerin teminatı olarak düzenlendiğinin kabul edilmesi gerektiği, davacının sözleşme gereği yüklendiği edimi yerine getirmemiş olması nedeniyle teminat konusu olgunun gerçekleştiği ve yukarıda yapılan açıklamalar da dikkate alındığında senetlerin davalı tarafça tahsil edilebilir hale geldiği ancak davacı tarafça davalıya 13/12/2021 tarihinde 370.000,00 TL'nin geri ödenmesi ve taraflar arasındaki ibraname belgesi ve davalı tarafından senetlerin iade edileceği taahhüdü dikkate alındığında dava konusu senetlerin bedelsiz hale geldiği, bu sebeple davacıların davalıya ----- İcra Dairesi'nin -----Esas sayılı takibine konu borcunun bulunmadığı ve ----- İcra Dairesi'nin -----Esas sayılı takip dosyasına 16/06/2023 tarihinde yaptığı 16.825,00 TL'nin istirdadını istemekte haklı oldukları, mahkememizce davalıya yemin delili hatırlatılarak usulünce süre verildiği ancak davalının davacılara yemin teklif etmediği, tüm bu sebeple davacının istirdat ve menfi tespit davalarının kabulünün gerektiği, davacının istirdat davasında faiz talebi olmadığından bu hususta talebi aşar nitelikte hüküm kurulamayacağı, yine istirdat davasının İİK'nun "Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir" hükmünü öngören 72. maddesi dikkate alındığında genel hükümlere göre çözüleceği anlaşıldığından bu davadaki talep yönünden kötüniyet tazminatı talebinin yasal dayanağının bulunmadığı, menfi tespit davası yönünden ise yukarıda da açıkça ortaya konulduğu üzere davalının dava konusu senetlerin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında gönderilen paraların teminatı olduğunu bilerek ve yine davacının geri ödemesi ve davalı tarafından imzalanan ibraname belgesi kapsamında senetlerin iade edilmesi gerektiğini ve bedelsiz olduğunu, bu senetlerden dolayı alacaklı olmadığını bilerek takip yapması nedeniyle kötüniyetli olduğu, alacağın likit olduğu ve davacının talebinin bulunduğu hususlar dikkate alınarak davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davacıların istirdat davasının KABULÜ ile, davacıların ----- İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı takip dosyasına ödediği 16.825,00 TL'nin davalıdan istirdadı ile davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
2-Davacıların menfi tespit davasının KABULÜ ile, davacıların ----. İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı takibinde davalıya borçlu olmadıklarının TESPİTİNE,
3-Davacıların menfi tespit davası yönünden kötüniyet tazminatı taleplerinin KABULÜ ile, takip konusu alacağın (495.516,16 TL) yüzde 20'sine karşılık gelen 99.103,23 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
4-Davacıların istirdat davası yönünden kötüniyet tazminatı taleplerinin REDDİNE,
5-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (512.341,16 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 34.998,02 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 8.749,31 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 26.248,71 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Davacılar tarafından yapılan 9.057,76 TL dava açma masrafı ve 286,00 TL bilirkişi/posta masrafından ibaret 9.343,76 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,
9-Davacılar yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (512.341,16 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 77.727,76 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
10-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.