Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1208 K.2024/268

🏛️ Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2023/1208 📋 K. 2024/268 📅 21.03.2024

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1208 Esas
KARAR NO : 2024/268
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 20/12/2023
KARAR TARİHİ : 21/03/2024
YAZIM TARİHİ : 19/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalının aralarında gayrimenkul satış vaadi ve anahtar teslim kat karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle müvekkilinin işi bitirdiğini ancak bir takım eksikliklerin olduğunun iddia edildiğini, iskan alınması için masraflar gerektiğinden ve davalı bu eksiklikleri kendisi gidererek iskanı kendisinin almak istediğinden davalı ile bir protokol düzenlendiğini, dava konusu muvafakatname başlıklı protokolde müvekkili şirketin tapusu davalı üzerinde olan ve sözleşme gereği müvekkilinin hak sahibi olduğu bir daireyi davalının satması için muvafakat vereceğini, davalının da bu daireyi o günün parasıyla 400.000,00 TL'den aşağı olmamak üzere satacağını, eksiklikleri giderip iskan aldıktan sonra artan parayı müvekkiline geri vereceğini, davalının bu daireyi 450.000,00 TL civarında sattığını, kendi beyanıyla parayı bankaya faize yatırıp nemalandırdığını, herhangi bir eksikliği gidermediğini ve eksikliğin giderilmesi için müvekkili tarafından ihtar çekildiğini, ihtara cevap verilmediğini, taraflar arasında yapılan muvafakat başlıklı protokolün feshiyle HMK 111'inci maddesinin yerine getirilmesini, alacaklarının zenginleşme tarihi olan satış tarihinden itibaren reeskont avans faizi yürütülmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini istemiş ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın iskan işlemleri ve anahtar teslim edimini yerine getirmesi için düzenlenen 'Muvafakatname' isimli belge ile elde edilen bedel bu giderleri karşılayamadığından ve eksik kalan bedelde yüklenici-davacı şirket tarafından karşılanmadığından davacı tarafın 'anahtar teslimi' edim borcu halen yerine getirilmediğini, davacının bu kusuru ile iskanı olmayan dükkan ve konut niteliğindeki taşınmazların kira gelirlerinin düşük kalması, satış piyasa değerlerinin emsallerinin çok altında kalmasına sebep olduğunu, ayrıca 3194 Sayılı İmar Kanunu kapsamında; yapı ruhsatın verildiği tarihten itibaren 5 yıl içerisinde iskan belgesinin alınmış ve inşaatın da bitirilmiş olmasının zorunlu olduğunu, 5 yıl içerisinde inşaatları bitmiş olup, hala bu belgeyi almamış olan binaların inşaat ruhsatları hükümsüz hale gelmekte olduğunu, bu sebeple iskan alınması işlemi için yeniden ruhsat başvurusu yapılması gerektiğini, yeniden ruhsat başvurusu yapılması işlemi büyük maliyetler doğurduğundan davacı tarafın kusuru ile mevcut inşaatlara iskan alınması imkansız hale geldiğini, davacı tarafın kusurlarından kaynaklı olarak diğer hak ve alacaklarının saklı olduğunu, gecikmeden kaynaklı olarak yapılmış ve yapılacak masraflar nedeniyle her türlü tazminat haklarının saklı olduğunu beyan etmiştir.
Dosya arasına alınan bilgi ve kayıtlara bakıldığında, davalının gayrimenkul sermaye iradı yönünden vergi mükellefiyetinin bulunduğu, herhangi bir ticari faaliyetinin bulnmadığı, esnaf kaydına rastlanmadığı görülmektedir. Bu kayıt, bilgi ve belgelere göre, görev hususunu değerlendirmek gerekmiştir.
TTK’nin 4. maddesine göre; ticari davaların iki grup altında incelenmesi olanaklıdır. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticari işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticari sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar (nispi ticari davalar)dır.
Mutlak ticari dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nin 4/1 maddesinde a ve f bentleri arasında 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır.
Nisbi ticari dava ise; her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nisbi ticari dava olarak adlandırılmaktadır.
Bunlardan ayrı olarak bir de, yasada herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davaların istisna olduğu belirtilerek, söz konusu haklara ilişkin doğan davaların da bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi durumunda ticari dava olduğu hüküm altına alınmıştır.
TTK'nin 5/1 maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari davalara bakmakla görevlidir. Dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nisbi ticari dava niteliğinde olmadığından, mahkememizin görevi içine girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevlidir.
HMK'nin 114/1-c maddesine göre, görev dava şartıdır. Aynı yasanın 115/1 maddesi gereği mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.
Dosya kapsamına göre, davacının TTK'nin 11. ve 15. maddeleri uyarınca ve 213 sayılı yasanın 176 ve 177 maddeleri ile Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde belirtilen tacir olma sınırını aşan oranda gelir elde ettiğini gösterir bir kayda rastlanmadığı, ticari faaliyetinin bulunmadığı, gayrimenkul sermaye iradı yönünden vergi mükellefiyetinin bulunduğu, esnaf kaydının da bulunmadığı gözetildiğinde dava konusu edilen uyuşmazlığın TTK'nin 4/1 maddesine göre, ticari dava olmadığı, bu nedenle de Mahkememizin görev alanına girmediği, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinin bu uyuşmazlığı çözmekte görevli olduğu, davanın her aşamasında görev ile ilgili karar verilebileceği göz önüne alınarak, Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nin 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-HMK'nin 114/1-c ve 115/2 maddeleri hükmü gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE,
Görevli mahkemenin BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA,
2-Karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ gönderilmesine,
3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususlarının görevli Mahkemece değerlendirilmesine,
4-HMK'nın 20/1. maddesi gereğince süresinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılması yönünde karar verilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/03/2024
Katip ...
☪e-imzalıdır☪
Hakim ...
☪e-imzalıdır☪