Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/464 K.2025/477
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/464 Esas
KARAR NO : 2025/477 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/05/2025
KARAR TARİHİ : 02/06/2025
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 02/06/2025
Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ... İnşaat Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ikinci el araç alım-satım işiyle iştigal ettiğini, müvekkili şirketin temsile yetkili ortağının ise ... olduğunu, davalıya, diğer mirasçılarla birlikte ... plakalı aracın miras olarak kaldığını, mirasçılarının tamamı söz konusu aracın satılması konusunda aralarında anlaştığını ve aracın, müvekkili şirketin oto galerisine bırakıldığını, davalının da aralarında bulunduğu bütün mirasçıların, müvekkili şirketten araç satış bedeli olarak 575.000,00 TL istediğini, bunun üzerine müvekkilinin, davalının miras payına düşen satış bedelinden düşülmek üzere 50.000,00 TL satış bedelini takip talebine dayanak belge olarak gösterdikleri dekontta da görüleceği üzere 23/05/2023 tarihinde davalının banka hesabına EFT kanalıyla gönderdiğini, süreç içinde mirasçıların; aralarında yaşanan birtakım sıkıntılar nedeniyle aracın satışından vazgeçtiklerini, aracın satışını müvekkili şirkete vermediklerini, aracı oto galeriden geri aldıklarını, müvekkilinin, söz konusu araç satış bedeline mahsuben ödediği 50.000,00 TL'yi davalıdan defalarca şifahen geri istediğini ancak davalı müvekkiline hiçbir ödemede bulunmadığını, müvekkili şirketin yetkili ortağı tarafından araç satışı için kapora olarak ödenen toplam 15.000,00 TL'nin tahsili amacıyla Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla davalı hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının, ödeme emrinin tebliğinden sonra vekili aracılığıyla borca itiraz ettiğini ve icra müdürlüğünce takibin durmasına karar verildiğini, itirazın iptali talebiyle Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasıyla dava açıldığını ve davanın halen derdest olduğunu, yine müvekkili adına Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla davalı hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını ve araç satış bedeline mahsuben müvekkili şirket tarafından ödenen paranın iadesi istendiğini, davalının, ödeme emrinin tebliğinden sonra vekili aracılığıyla borca itiraz ettiğini ve icra müdürlüğünce 30/01/2025 tarihinde takibin durmasına karar verildiğini, bunun üzerine dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu ve müzakereler sonucunda taraflar arasında herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, görüldüğü üzere aracın satılmasından vazgeçenler aralarında davalının da bulunduğu mirasçılar olduğundan davalının araç satış bedeline mahsuben aldığı 50.000,00 TL'yi müvekkili şirkete iade etmesi gerektiğini, davalının icra takibine yaptığı hukuki dayanaktan yoksun ve haksız itirazın iptaliyle davalının %20 oranından az olmamak kaydıyla icra-inkar tazminatı ödemesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir.
Dava konusu, taraflar arasında ... Plakalı aracın satımı hususundan kaynaklı olarak davacı tarafça alacak iddiasına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde, Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3/1-(l) maddesinde de, tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda, tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında, Kanunun 83. maddesinde de, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Somut olaydaki uyuşmazlık; davacı ile davalı gerçek kişi arasında .... plakalı ikinci el otomobile ilişkin alım - satım sözleşmesi yapıldığı iddiasına ve yine satışın gerçekleşmemesine rağmen davalıya ödenen bedelin iadesi iddiasına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali istemine yöneliktir. Uyap Entegrasyon sisteminden davalı gerçek şahıs ... için alınan GIB kayıtlarından anlaşıldığı üzere davalının Potansiyel Vergi Mükellefi olduğu, dava konusu ... plakalı aracın kullanım şeklinin hususi olduğu görülmüştür. Dava dilekçesindeki beyanlardan, davacının ikinci el oto alım - satım işini mesleki ve ticari faaliyeti kapsamında yaptığı anlaşılmıştır. Bu durumda taraflar arasındaki alım - satım işleminin tüketici işlemi mahiyetinde olduğu anlaşılmakla uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanunun 3. maddesine göre tüketici işlemi veya tüketiciye yönelik uygulamalardan doğmuş olması sebeperiyle aynı kanunun 73. maddesi gereği davaya bakmak görevi Tüketici Mahkemesine aittir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 20/03/2025 Tarih ve 2024/2112 Esas, 2025/796 Karar sayılı ilam.)
6100 sayılı HMK' nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115.maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu durumda davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine,
4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,
6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 02/06/2025
Başkan ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Katip ...
¸e-imzalı