Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/380 K.2023/1083
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 14/12/2022
KARAR TARİHİ : 06/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili, müteveffa ..... .....tarihinde davalı bankanın .....Şubesinden tarımsal kredi kullandığını, bu krediye bağlı olarak hayat sigortası poliçesi düzenlendiğini, sigortalının hesabından banka tarafından acente sıfatıyla .....TL prim tahsil edildiğini, müteveffanın ölümünden sonra .....prim borçlarının da mirasçılar tarafından ödendiğini, dolayısıyla bankanın herhangi bir alacağı kalmadığını, krediyi alan ve sigorta ettiren muris .....2021 yılı .....ayında vefat ettiğini, ölüm nedeninin doğal ölüm olduğunu, banka tarafından kredi kullandırılmadan önce alınan beyanında murisin kendisinde mevcut olan hastalıkları beyan ettiğini, kendisinden istenilen belgeleri eksiksiz şekilde bankaya teslim ettiğini, vefat olayı gerçekleştikten sonra davalı bankanın müteveffanın 71 yaşını geçmiş olması nedeniyle taleplerini kabul etmeyeceğini bildirdiğini, müteveffanın kredi kullandıktan sonra nüfus cüzdanı ve diğer kişisel bilgilerin dahi ilgililer tarafından kendisinden alındığını, müteveffanın yaşı sebebi ile ödeme yapmayacağını beyan etmesinin hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürerek müteveffa .....Tarımsal Kredi Grup Hayat Sigortası tazminatı olan .....TL'nin davalı şirkete bildirim yapıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, usul ve esas yönünden davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Dava dosyası Diyarbakır .....Tüketici Mahkemesinin .....tarih ve .....Esas .....Karar sayılı ilamı ile verilen ve istinaf edilmeksizin kesinleşen görevsizlik kararı üzerine mahkememize gönderildiği anlaşılmaktadır.
Dava, davacılar murisi ile davalı sigorta şirketi arasında imzalanan kredili hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
28.11.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmış;
Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l). bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. Bu hüküm mülga 4077 sayılı Kanun'un 3/h bendindeki tüketici işlemi tanımından daha kapsamlıdır.
6502 sayılı TKHK'nin 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Dolayısıyle tüketici ile yukarıda sayılan sözleşme ve işlemlerin tarafı arasında görülecek davalarda tüketici mahkemeleri görevli bulunmaktadır. Başka bir deyişle, sigorta sözleşmesinin tarafınca doğrudan sözleşmenin diğer tarafı olan sigorta şirketine karşı açılacak davalarda tüketici mahkemesi görevlidir. Bunun yanı sıra aynı Kanun'un 83. maddesinde de, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Sigorta sözleşmesinin tarafı olan ve ticari amacı olmayan miras bırakan tüketici konumunda olduğuna göre, külli halefleri olan mirasçıları da sigorta sözleşmesinin tarafları dışındaki 3.kişi olarak değil, bizzat miras bırakanın o sözleşmedeki haklarından kaynaklı istemde bulunduklarından, davaya bakmaya tüketici mahkemesi görevli bulunmaktadır.Bu husus Yargıtay 20.HD.nin merci tayinine ilişkin 29.11.2016 tarih, 2016/11936 E. 2016/11474 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Somut olayda da sigorta sözleşmesinde davacıların murisi .....sigortalı olarak yer almış ve vefat hali sigorta teminatına dahil edilmiş olup davacıların murisi tüketici sıfatına haiz olduğundan davacı mirasçıları da halefiyet kuralları gereğince dava açmışlardır.
Yargıtay .....Hukuk Dairesinin .....tarih ve .....-.....sayılı; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi .....Hukuk Dairesinin .....tarih ve .....-.....E-K ve .....tarih ve .....-.....kararlarında da belirtildiği gibi, davanın dayanağı hayat sigorta sözleşmesi olup ticari kredi sözleşmesi değildir. Hayat sigorta sözleşmelerinin niteliği gereği, sigortalı tarafın mesleği ne olursa olsun (tacir, esnaf, işçi, memur vs.) gerçek kişi ve tüketici olması dışında bir seçenek yoktur. Bu nedenle, davacılar miras bırakanı tüketici olup, davalı sigorta şirketi ile arasındaki hayat sigortası sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunulduğunun anlaşılmasına göre, 6502 sayılı yasa kapsamında kalan uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemesi görevlidir. Bu nedenle Diyarbakır .....Tüketici Mahkemesine karşı görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nun 114/1-c maddesi ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin Diyarbakır Tüketici Mahkemesi olduğuna,
3-6100 Sayılı HMK'nın 20.maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer mahkemesine başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
4-H.M.K.'nın 331/2. maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim