İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/194 K.2024/563
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/194 Esas
KARAR NO : 2024/563
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 12/09/2011
KARAR TARİHİ : 11/09/2024
BİRLEŞEN DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 20/02/2014
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 70.000 DEM tutarındaki mevduatını ... ... şubesine yıllık %26 akdi faiz üzerinden 26/11/1999 tarihinde vadeli olarak yatırdığını, vade bitiminde davalı bankanın akdi feshetmediği için akit hükümlerinin bugüne kadar devam ettiğini, bankanın akdi faizi ile mevduatı geri ödeme yükümlülüğü olduğuna ilişkin ... ATM nin 2004/... Esas 2004/... Karar sayılı kararıyla karar verildiğini, bu karara göre hesabın açıldığı tarih olan 26/11/1999 tarihinden itibaren müvekkiline ait paranın akdi faizi ile birlikte geri ödenmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 70.000 DEM den şimdilik 1.000,00 TL nin 26/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek %26 oranındaki akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş olup, mahkememiz dosyasıyla birleşen .... ATM nin 2014/... Esas sayılı dava dosyasında ise ; asıl dosyada istenen 1.000,00 TL den geriye kalan mevduatının 26/11/1999 tarihinden 02/07/2000 tarihine kadar % 26 , bu tarihten sonra ise 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince EURO faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...'ı (... ) satın aldığını, davacının parasını ise ... ... Ltd.'ye yatırdığını, ... ile ... ... Ldt.'nin farklı tüzel kişilikler olması nedeniyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü süreninde dolduğunu, davacının serbest iradesiyle parasının ... ... Ltd. hesabına aktarılması için talimat verdiğini, davacının parasını yatırırken ilgili finans kuruluşu hakkında gerekli araştırmayı yapmayarak kendisinden beklenen özeni göstermediğini, müvekkili bankanın ... ... Ltd. nezdindeki mevduatlar için herhangi bir garantisinin bulunmadığını savunarak tüm bu nedenlerde davanın reddini istemiş olup, Feri Müdahil ... benzer gerekçelerle davanın reddini istemiştir.
Mahkememizin 2018/... Esas, 2019/... Karar, 20/03/2019 tarihli asıl dava Yönünden Verilen Karar Kesinleştiğinden Yeniden Hüküm Kurulmasına Yer Olmadığına, Birleşen Dava Yönünden Davanın kısmen kabul kısmen reddi kararı temyiz edilmiş olup, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 2019/... Esas, 2022/... Karar ve 20/03/2019 sayılı ilamı ile kararın davalı banka vekili ile fer’i müdahil ... vekilinin zamanaşımına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada verilen hükmün davalı banka ile fer’i müdahil ... yararına bozulmasına karar verilmiş olup, yukarıdaki esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam olundu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava, davalı ... A.Ş.'nin külli halefi olduğu ... A.Ş’de bulunan davacı mevduatının, davacının iradesinin fesada uğratılarak ... Ltd. hesabına gönderildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Bozma sonrası mahkekemizce yeniden yapılan yargılama neticesinde; davacı ve birleşen dosya davacısı ... ...'un 08/07/2013 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması üzerine mahkememizce davacı vekiline davacı ... ...'un mirasçıları ile görüşerek davaya devam edilip edilmeyeceği hususlarında beyanda bulunmak üzere süre verilmesine karar verilmiş, davacı vekili tarafından mirasçılar adına vekaletname sunulmuş, ayrıca davacı vekili mahkememiz 11/09/2024 tarihli celsesinde asıl ve birleşen davaya mirasçılar tarafından devam edileceğini bildirmiştir.
Mahkememizce asıl dava ve birleşen davada taraf teşkili sağlanmış, usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.
Asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; asıl davada verilen karar Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin 22/06/2016 tarih, 2015/ ... E., 2016/... K.
sayılı onama ilamı ve karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilamı uyarınca kesinleştiğinden, asıl dava yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede; birleşen dosya davacısı ... ...'un 08/07/2013 tarihinde vefat ettiği, birleşen davanın ise 20/02/2014 tarihinde açıldığı görülmüştür. Bu husus mahkememizce bozma sonrası 13/03/2024 Tarihli duruşmada tespit edilmiş ve davacı-müteveffa vekiline davacının mirasçılarının davaya devam edip etmeyeceği hususunda beyanlarının alınması için süre verilmiş, asıl dava ve birleşen davada taraf teşkili sağlanmıştır.
Dava ehliyeti, davada taraf olma ehliyetidir. Nitekim, 6100 sayılı HMK’nun 50. maddesinde medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların, davada taraf ehliyetine de sahip olacağı hüküm altına alınmıştır. Yasa hükmünde belirtildiği üzere taraf ehliyeti, medeni hukuktaki hak ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şeklidir. Maddede, gerçek ve tüzel kişi ayırımı yapılmaksızın, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların davada taraf ehliyetine de sahip olacağı; 4721 sayılı TMK'nun 28. maddesinde ise, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir. Diğer yandan, gerek Türk Medeni Kanunu gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanunu, dava açıldığı zaman hayatta olup, dava sırasında ölen kişiler yönünden düzenleyici hükümler (HMK m.55) getirmiş; ancak, dava açıldığı sırada ölü olan kişiler hakkında ise herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Öncelikle belirlemek gerekir ki, dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur. 6100 sayılı HMK’nun 114/1-d maddesine göre tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartları olarak düzenlenmiştir. Aynı Kanunun “dava şartlarının incelenmesi” başlıklı 115/2. maddesi “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” hükmünü içermekte olup, anılan maddenin “gerekçe” bölümünde de aynı şekilde dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise usul ekonomisine uygunluk sağlanabilmesi için hakimin usulden red kararı vermeden önce, eksikliğin tamamlanması için ilgilisine kesin süre verileceği esasının benimsendiği belirtilmiştir. (Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 2013/240 E., 2013/495 K. sayılı kararı) Emsal mahiyetteki Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2008/2284 E., 2008/15147K. Sayılı kararında ise dava tarihinden önce davacının öldüğü anlaşılırsa taraf ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek davanın husumetten reddi gerektiğine işaret edilmiştir. Her iki Yargıtay içtihadı birlikte değerlendirilerek mahkememizce birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede; davacı dava açılış tarihinde ölü olduğundan birleşen davanın usulden reddi gerekmektedir. Ancak bir an için davacı mirasçılarının davaya devam etme yönünde irade gösterdikleri ve davacı vekiline vekaletname verdikleri, davacı vekilinin de her iki dava yönünden de mirasçılar tarafından davaya devam edileceğini bildirdiği, usul ekonomisi hükümleri ve özellikle yargılamanın geldiği aşama dikkate alınarak birleşen davanın esastan incelenmesi gerektiği kabul edilse dahi; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 22/04/2022 Tarihli ve 2021/7 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararı gereğince, mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımının başlangıcının tespitinde off shore hesabına aktarma tarihi esas alınarak, daha önceden temyiz incelemesinden geçmiş dosyalar bakımından içtihadı birleştirme kararının, usuli kazanılmış hakkın istisnalarından biri olduğu gözetilerek, zamanaşımına ilişen temyiz itirazları konusunda bir değerlendirme yapılması ve davalı tarafça zamanaşımı hususunda bir temyiz sebebi ileri sürülmemiş olsa dahi, feri müdahil tarafından temyiz nedeni olarak getirilmek kaydıyla davalı yönünden zamanaşımı incelemesinin yapılması gerekmektedir.
Dava konusu olay bakımından ceza mahkemesince banka yöneticilerinin eyleminin dolandırıcılık olarak nitelendirildiği gözetilerek uzamış ceza zamanaşımı süresinin bu suça göre belirlenmesi ve uzamış ceza zamanaşımı süresinin 10 yıllık zamanaşımı süresinden kısa olması halinde her halükarda 10 yıllık zamanaşımı süresinin esas alınması, zamanaşımı durduran ve kesen sebeplerden davacı tarafça daha önce açılmış olan bir dava bulunması halinde zamanaşımı süresinin, o davanın kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıl olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davacının (müteveffanın) 26.11.1999 tarihinde Bankaya yatırdığı parası banka yetkilileri tarafından ... ’de kurulan paravan ... ... Ltd. hesabına aktarılmış, birleşen dava ise 20.02.2014 tarihinde açılmış olmakla birleşen davanın açılış tarihi itibari ile 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan ve mahkememizce uyulmasına karar verilen Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 2023/... E., 2023/... K. Sayılı ilamı da dikkate alınarak, zamanaşımı geçtikten sonra açıldığı anlaşılan birleşen davanın her halükarda reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl Dava Yönünden; Verilen Karar Kesinleştiğinden Yeniden Hüküm Kurulmasına Yer Olmadığına,
2-Birleşen Dava Yönünden; Davanın REDDİNE,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile artan 1.280,15 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
5- Birleşen davada davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 17.900 TL vekalet ücretinin ... Noterliği'nin ... yevmiye nolu 03/03/2014 tarihli mirasçılık belgesindeki payları oranında davacı/mirasçılardan alınarak davalıya verilmesine,
6- Birleşen davada davalının yapmış olduğu davetiye ve posta giderinden oluşan 400,00-TL yargılama giderinin ... Noterliği'nin ... yevmiye nolu 03/03/2014 tarihli mirasçılık belgesindeki payları oranında davacı/mirasçılardan alınarak davalıya verilmesine,
7- Asıl davaya ilişkin yargılama gideri ve vekalet ücreti hususlarında tesis edilen kararın kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından bu hususlarda yeniden değerlendirme yapılmasına yer olmadığına,
Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/09/2024
Katip ...
(e-imza)
Hakim ...
(e-imza)