İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/960 K.2024/1011
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/960
KARAR NO : 2024/1011
DAVA : Tazminat (haksız fiilden kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 28/12/2020
KARAR TARİHİ : 18/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle;
“Müvekkilin mücevherat sektöründe faaliyet gösteren ----- ortağı olduğu,-----(kısaca -----) ile dava dışı ----- arasındaki ticari ilişki nedeniyle ----alacaklı durumda olduğu, ---- şirketinin (aynı banka ile imzalanan kredi sözleşmesinde kefili olarak yer alan) kayıt dışı yetkilisi olan ---- 'ın söz konusu borcun kendi adına kayıtlı taşınmazın devir sureti ile ödeneceğini önerdiği, ---- ile ---- 'nın--- davalı ---- Ve olan borçlarının teminatını teşkil etmek üzere ---- lehine ipotekli bulunan ----- ili ---- İlçesi ---- Mevkii ---- Pafta 8771 Parsel ----nolu bağımsız bölümde kayıtlı bulunan taşınmazın devri ile borcun ifa edileceği hususunda anlaştığı, lakin taşınmaz kaydında ipotek hakkının terkin edilmesi için öncelikle ---- 'nın ---- olan borçlarını ödemesinin gerektiği, bu anlaşmadan sonra kredi borçlarının da ödenmesinden önce taşınmazın müvekkilin çalışanı ---- tarafından 19.12.2018 tarihinde iktisap edildiği, sonrasında taşınmazın 06.05.2019 tarihinde müvekkile devir ve temlik edildiği, dava dışı ---- ile taşınmazın devri aşamasında yapılan görüşmelerde ve taraflarca ---- Şubesi yetkilileri ile yapılan müzakerelerde, ipoteğin kaldırılması için ----- şirketinin borcuna karşılık yaklaşık 4000 gr. Altının bankaya teslimi hususunda mutabakata varıldığı, davalı banka ile müvekkilin görüşmeleri üzerine belirlenen ipotek bedelinin muhtelif tarihlerde davalı bankaya ödendiği ve ---- Şirketinin cari borçlarına istinaden davalı banka tarafından tahsil edildiği, Tarafların amacının ipotek hakkı kapsamında bankaya borcun ödenmesi, ipotek hakkının fekki ile müvekkilin taşınmaza takyidatsız sahip olması ve böylece ---- 'nın müvekkile olan borcunun tasfiye edilmesi ve ödenmesi olduğu, kısaca ipoteğin fek edileceğine dair bankanın yarattığı güven olmasa müvekkil tarafından bu taşınmazın hiçbir zaman mülk edinilmeyeceği, davalı ---- 'in altın tesliminin gerçekleştirilmesi üzerine müvekkilden 10.07.2019 tarihinde 30,68 TL tutarında ipotek kaldırma masrafı tahsil ettiği, bu işlem üzerine ---- şirketinin yetkilisi olan ---- isimli kişiye ait cep telefonuna ---- Tapu Müdürlüğünden ipotek terkini başvurusunun alındığına dair bir SMS ulaştığı, ---- ipotek fekki için ----- ücret tahsil ettiği gün ile ipoteğin fek edileceğine dair Tapu Müdürlüğünden davalı ---- 'in ipotek başvurusu üzerine gönderilen SMS 'in tarihinin aynı gün olduğu, fakat davalı bankanın ilgili Tapu Müdürlüğüne başvuru yapmasına rağmen söz konusu ipoteği terkin etmediği ve ipoteğin paraya çevrilmesi için icra takip işlemi başlattığı, davalı banka tarafından ipotek hakkının bulunduğu taşınmazın satışa çıkarıldığı, satış işleminin 17.09.2020 tarihinde gerçekleştirildiği ve satışın kesinleşerek 3. Bir kişi adına tescil olduğu, yaşanan bu durumun hukuka ve hakkaniyete aykırı biçimde ipotek terkinini | gerçekleştirmeyen davalı ----karşı dava açmalarına ve müvekkilin uğradığı zararların tespit edilerek davalı yandan tahsiline neden olduğu, davalı bankanın ipotek terkin yükümlülüğünü gerçekleştirmek bir yana ipoteğin de paraya çevrilmesi için haksız ve hukuksuz olarak işlemlere başladığı ve bunun sonucunda da taşınmazın satıldığı, müvekkilin mülkiyet hakkını kaybettiği, Mahkemece de malum olduğu üzere 4721 sayılı TMK 'nun (ipoteğin terkinini isteme)başlıklı 883. Maddesinde (Alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki, alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebilir.), Borçtan Sorumlu Olmayan Malikin Hakkı başlıklı 884, Maddesinde (Borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki, borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir. Alacak borcu ödeyen malike geçer.) düzenlemeler yer almakta olup --- ipoteğin kaldırılması için yeter olarak bildirdiği altının bankaya teslimi ardından, müvekkilin taşınmazın üzerinde halen ipotek bulunmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğinin açık olduğu, bununla birlikte TBK 115/3 hükmü (Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.) ile Yargıtay Hukuk genel Kurulunun ---- Esas, ---- Karar sayılı ve 10,06.2015 tarihli Kararında yer alan ifadeler birlikte değerlendirildiğinde davalı banka ile yapılan görüşmelerde belirli bir bedelin ödenmesi halinde ipotek hakkının terkin edileceği yönünde mutabakata varılması, bu bedelin davalı bankaya ödenmiş olması, dayalı bankanın ipotek fek işlemi için ücret tahsil etmesi, işlemleri başlatmak için Tapu Sicil Müdürlüğüne resmi müracaatı ve sonrasında davalı bankanın müvekkilin tüm taleplerine rağmen ipotek fek işlemini gerçekleştirmemiş olmasının bankacılık işlemlerine duyulan güveni zedelediği gibi TMK 2. Maddesinde yer alan dürüstlük kuralına da aykırılık içerdiğinin açık olduğu, bankanın açık fiili ile müvekkilin zarara uğradığının sabit olduğu, Yine ipoteğin fekkine ilişkin sözleşme, kanunca herhangi bir şekil şartına bağlanmadığından hareketle yaşanan sürece göre müvekkil ile davalı ---- arasında belirli bir bedelin ödenmesi halinde ipoteğin fekkine dair anlaşma yapıldığı, bu bedelin --- 'e ödendiği, bu şekilde taraflar arasında ipoteğin fekkine dair bir irade mutabakatının ortaya çıktığının görüldüğü, bu irade mutabakatını ispat eden diğer unsurların ise Ödeme*ipotek fek masrafının tahsili#tapuya yapılan başvuruttapu müdürlüğünden gönderilen ipoteğin fekkine dair SMS olduğu, bu hali ile sözleşmenin kurulduğundan hiçbir tereddüdün olmadığı, müvekkil davalı ---- 'in aslında uzun süredir müşterisi olduğundan davalı bankaya güvenmekte bir tereddüt yaşamadığı, gerçekte de kuyumculuk sektöründe ve bankacılık faaliyetinde güvenin olmazsa olmaz önemde olduğu gözetildiğinde güven duyan müvekkilin güven duymasında bir anormallik olmadığı gibi kendisine güvenilen ---- zaten faaliyet alanı gereği sözüne ve işlemlerine güvenilmesi gereken bir durumun olduğunun açık olduğu, bu hali ile kanunun da yazılılık aramadığı bir sözleşmede sözleşmenin kurulmuş olduğunun tartışmasız olduğu, Bir bankanın masrafını alarak ve tapuya ipoteğin fekki için başvuru yaparken neden ipoteği fek etmediği, bu durumun sözleşme öncesinde tarafların doktrinde ve yerleşik Yargıtay uygulamalarında kabul edildiği üzere sözleşme öncesi birbirlerini bilgilendirme yükümlülüğü altında olduğuna dair taraflar arasında güvene dayalı, yazılı olmayan anlaşma niteliğinde bir irade uyuşması olduğu, tarafların bu duruma sadık kalarak hareket etmesinin gerektiği, oysa ----- sözleşmeye uymadığı ve akdi ihlal ettiği, tüm bu hususların davalı bankaya gönderilen----.ç Noterliğinin 27.12.2019 tarih ve ---- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflarınca bildirildiği, bununla birlikte ipotek bedelinin ödenmesine, fek edileceği taahhüt edilmesine rağmen ipoteğin kaldırılmayarak davalı bankanın ----İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyası nezdinde icra takibine başladığı, ----- İcra Müdürlüğünün---- Talimat sayılı dosyası ile taşınmazın 17.09.2020 tarihinde 3. Bir kişiye satıldığı, satışın kesinleştiği ve taşınmazın 3. Kişi adına tescil edildiği, yukarıda detayları ile açıklandığı üzere davalı bankanın üzerine düşen ipotek fek yükümlülüğüne yerine getirmediği, böylece müvekkilin zarara uğramasına neden olduğu, müvekkilin uğradığı zararın boyutu henüz tam olarak belirlenemediği için davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiği, açıktır ki müvekkilin taşınmazı satın alırken ödediği bedel kadar zararının bulunduğu, lakin bu zararın taşınmazın icra marifeti ile satıldığı tarihteki rayiç değeri kadar olduğu, bu değerin ise Sayın Mahkemece bilirkişi aracılığıyla tespit ettirilebileceği, bu tespitin yapılması sonrasında da zarar belirlendiği aşamada değer artırımı yapılabileceği,” beyan edilerek; Açıkladıkları nedenlerden dolayı, ----- Tapu Sicil Müdürlüğünün 8771 parsel, ---- Blok 243, Kat ----nolu bağımsız bölüm kaydında bulunan 19.07.2016 tarih ve ----- yevmiye nolu ipotek hakkının terkin edilmemesi nedeni ile müvekkilin uğramış olduğu zararların tespiti ve ileride zararın belirlenmesi halinde artırılmak üzere şimdilik 10,000,00 TL 'nin davalıdan tahsili, Mahkemece hükmedilecek alacaklara zararın doğduğu tarih olan gayrimenkulün cebri icra ile satıldığı tarih olan 17.09.2020 tarihinden, aksi durumda dava tarihinden itibaren en yüksek oranda reeskont faizi uygulanması, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi, talep edilmiştir.
Davalı vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle;
Davalı -----. Vekili cevap dilekçesinde özetle; “Borçlu ----- müvekkil bankadan kullanmış ve kullanacak olduğu kredilerin teminatı olarak takibe konu gayrimenkuller üzerinde müvekkil banka lehine ipotek tesis edildiği, borçlu şirketin kredi borçlarını ödememesi sebebiyle kredilerin müvekkil bankanın--- Noterliğinin 31.10.2019 tarih ve ----- yevmiye nolu ihtarnamesi ile kat edildiği ve müvekkil bankanın alacağının tahsili için---- Esas sayılı icra dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile takibe konu gayrimenkuller üzerinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişildiği, akabinde icra dosyasına celbedilen tapu kaydında takibe konu gayrimenkullerden --- 8771 Parsel sayılı, 30.328,83 m2 miktarlı arsa üzerinde --- arsa paylı --- Blok 142. Kat --- nolu dubleks dairenin tamamının davacı ---- devredildiğinin görüldüğü, bu sebeple davacı malike ---- Noterliğinin 12.12.2019 tarih ve ----- yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edildiği, malik tarafından borcun ödenmemesi sebebiyle malike icra emri gönderildiği, davacının takibe konu gayrimenkulün yeni maliki olup söz konusu taşınmazın---- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyasının talimatı ile ---- İcra Müdürlüğünün ----- Talimat sayılı dosyasından yapılan 17.09.2020 tarihli ihalede ----- 'e 1.321.000,00 TL bedelle ihale edildiği, davacının müvekkil banka lehine tesis edilen 2.000.000,00 TL bedelli ipoteğin fekkedilmesi gerekirken cebri icra marifeti ile satılarak paraya çevrilmesi nedeniyle zarara uğradığı iddiası ile müvekkil banka aleyhine tazminata hükmedilmesini talep ettiği, ancak davacının hukuki mesnetten yoksun ve gerçeğe aykırı iddialarını kabul etmelerinin mümkün olmadığı, Müvekkil banka tarafından davacı tarafa ipoteğin fekkedileceğine dair bir taahhütte bulunulmadığı gibi ipoteğin fekki için müvekkil bankaya bir ödemenin de yapılmadığı, davacı tarafın müvekkil banka ile ipoteğin fekkedileceği yönünde mutabık kalındığı iddiasının hukuki işlem niteliğinde olduğu, davacının yapmış olduğu ödeme sebebi ile ipoteğin fekkinin gerektiği yönündeki iddiasını HMK 200. Maddesi gereği senetle ispat etmesi gerekmekte olup tanık dinletilmesine muvafakat etmedikleri, davacı tarafından ipoteğin fekkinin taahhüt edildiğine dair yazılı delil sunulmadığından davanın başkaca incelemeye gerek kalmaksızın Feddini talep ettikleri, davacının borçlu şirketin çalışanına ---- Tapu Müdürlüğünden ipotek terkini başvurusunun alındığına dair SMS gelmesinin tarafların ipoteğin fek edilmesi hususunda mutabık kaldığı yönündeki iddiasını kabul etmelerinin mümkün olmadığı, müvekkil banka çalışanı tarafından ipotek fek akışının sehven başlatıldığı, karşı tarafın iddialarını kabul etmemekle beraber müvekkil bankanın ipotek fek işlemi yapmasının kendi içinde sıkı kurallara ve işlem sırasına bağlı olduğu, fek işleminin yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesinde şubenin değil Genel Müdürlüğün yetkili olduğu, şube tarafından fek talep akışı başlatıldığında Genel Müdürlük tarafından ipoteğin asaleten ve kefaleten hangi borçların teminatında olduğu, hangi tutar üzerinden ipoteğin fekkedilebileceğinin değerlendirildiği, fek talebinin uygun bulunması halinde fek taahhüt yazısı ve akabinde fek yazısı çift imza ile imzalanarak işleme alındığı, müvekkil bankanın borçlu şirketten takip tarihi itibariyle 1.533.415,38 TL alacağının bulunmakta olup, davaya konu gayrimenkulün değeri de nazara alındığında müvekkil bankanın ödeme almadan ipoteğin fekkine muvafakat etmesinin mümkün olmadığı, Davacı tarafından dava dilekçesinde 24.04.2019 tarihli 1000 gr ve 22.05.2019 tarihli 3000 gr altın teslim formu ek olarak gösterilse de söz konusu belgeler taraflarına tebliğ edilmediğinden belgelere karşı beyan ve itiraz haklarını saklı tuttukları, bununla beraber davacı tarafından müvekkil bankaya ödeme yapılmadığı gibi borçlu tarafından da söz konusu ipoteğe istinaden yapılmış bir ödeme bulunmadığı, TBK 101. Maddede ifade edildiği üzere, birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır, konuya ilişkin Yargıtay --- Hukuk Dairesinin 23.09.2013 tarih ve ---- Esas, --- Karar sayılı Kararının da bu yönde olduğu, davacı taşınmazı müvekkil bankanın telkini ve yarattığı güven ile satın aldığını ipotek konusu borcun muhtelif tarihlerde ödenmiş olduğunu beyan ile müvekkil bankanın fek yükümlülüğüne riayet etmediğini iddia etse de davacının ---- ortağı ve yetkilisi olup tacir olduğu, bu halde karşı tarafın iddialarını kabul etmemekle birlikte davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunmakta olup yazılı ipotek fek taahhüdü almadan gayrimenkulü ipotekle devralmamasının gerektiği, ayrıca davacının yetkilisi ve ortağı olduğu ---diğer ortağı ve yetkilisi --- davaya konu gayrimenkulü --. İcra Müdürlüğünün---- Talimat sayılı dosyasından yapılan 17,09,2020 tarihli ihalede 1.321.000,00 TL açılmadığından ihalenin kesinleştiği, Davacının şirketinin alacağını tahsil amacıyla (ki alacağının miktarını belirtmemiştir.) davaya konu gayrimenkulü ipotekle yükümlü olarak mutat dışı ödeme ile devraldığını beyan ettiği, ayrıca müvekkil bankaya ipotek fekki için 4000 gr altın ödediğini iddia ettiği, taşınmazın kıymet takdirinin 1.600.000,00 TL olması da nazara alındığında davacının bu bedelleri ödemesine ilave olarak şirketin diğer ortağının taşınmazı ihalede 1.321.000,00 TL bedelle satın almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının bir yandan taşınmazın cebri icra marifetiyle satılması sebebi ile zarara uğradığını iddia ederken diğer ortağının icradan yapılan ihaleye katılarak taşınmazı satın almasının kötü niyetli olduğunu gösterdiği, davacının ipoteğin kaldırılması için bugüne kadar dava açmadığı gibi satışın durdurulması yönünde ihtiyati tedbir talep ettiği Mahkemelerce de tedbir taleplerinin reddine karar verildiği, davacı tarafından ipoteğe konu borcun ödendiği, ipoteğin fekkedilmediği ve geçersiz olduğu iddiasıyla ---İcra Hukuk Mahkemesinin ---- Esas sayılı dosyası ile takibin iptali davası açılarak takibin durdurulmasının talep edildiği, ilgili Mahkemece 30.01.2020 tarihli tensip tutanağı ile davacının takibin durdurulmasına dair tedbir talebinin reddine karar verildiği, yine davacının ----. Aile Mahkemesinin---- Karar ve ---. Asliye Ticaret Mahkemesinin----- Karar sayılı dosyalarından ipoteğin kaldırılması davası açacağını dava açılmadan önce 17.09.2020 tarihli satışın durdurulması yönünde ihtiyati tedbir karar verilmesini talep ettiği, ilgili Mahkemelerce davacının bu tedbir talepleri reddedildiği gibi ---- Aile Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun da ---- BAM ----. Hukuk Dairesinin ---- Esas ---- Karar sayılı kararı ile reddedildiği, davacı tarafından ilgili dosyalardan tedbir talebinde bulunulsa da bugüne kadar ipoteğin kaldırılması davasının açılmadığı, bu halde davacının bugüne kadar ipoteğin kaldırılmasına ilişkin dava açmayıp icradan yapılan ihalede taşınmazı şirketinin diğer ortağının satın alıp akabinde müvekkil bankaya karşı yapılan satış nedeniyle zarara uğradığı iddiası ile tazminat talep etmesinin kabul edilemez olduğu, Arz ve izah edilen nedenlerle, davacı tarafın müvekkil banka ile ipoteğin fekkedileceği yönünde mutabık kalındığı yönündeki iddianın hukuki işlem niteliğinde olup davacı iddiasını senetle ispat edemediğinden, müvekkil bankaya ipotek bedeli ödenmediği gibi müvekkil banka tarafından ipoteğin fekkedileceği taahhüt edilmediğinden, alacağına karşılık 4000 gr altın ödemesit*1.321.000,00 TL ihale bedeli (KDV ve tapu harcı hariç) ile satın alması hayatın olağan akışına aykırı olup davaçı iddialarının gerçeği yansıtmadığını gösterdiğinden, davacı tarafından satışın durdurulması yönündeki tedbir talepleri Mahkemelerce reddedildiği gibi davacı tarafından bugüne kadar ipoteğin kaldırılması davası açılmaması sebebiyle tazminat talep etmesi mümkün olmadığından haksız davanın reddini talep etme zaruretinin hasıl olduğu,” ifade edilmiş ve sonuç olarak; Arz ve izah edilen sebepler ile haksız ve mesnetsiz davanın reddine, vekâlet ücreti ve yargılama giderinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, taşınmaz üzerindeki ipoteğin fek edileceği konusunda davalı banka tarafından yaratılan güven nedeniyle taşınmazın devralınmasına rağmen ipoteğin haksız olarak fek edilmemesi nedeniyle uğranılan zararın haksız fiil hükümleri kapsamında tahsili davasıdır.Dosya kapsamına göre, dava dışı ----davalı ----. tarafından muhtelif tarihlerde altın, TL. ve döviz cinsinden krediler kullandırıldığı, bu kredilerin teminatı olarak mülkiyeti--- ait ------ ---- Mevkii, 8771 parselde kayıtlı---- arsa paylı ---- Blok 2-3 kat ------ nolu bağımsız bölüm olarak kayıtlı dubleks daire nitelikli taşınmaz üzerinde, 19.07.2016 tarih ve ---- yevmiye numarası ile banka lehine 1. Dereceden, %75 değişken faiz oranıyla 2.000.000,00 TL -tutarında ipotek tesis edildiği, söz konusu taşınmazın 19.12.2018 tarihinde davacı ---- ortağı ve yetkilisi bulunduğu şirketin çalışanı ---- tarafından satın alındığı, bilahare de 06.05.2019 tarihinde davacı ---- devredildiği, ----- borçlarına mahsuben, 29.04.2019 tarihinde 1000 gram ve 22.05.2019 tarihinde 3000 gram olmak üzere toplam 4000 gram altının davalı bankaya teslim edildiği, davalı bankaca teslim alınan bu altınların önce borçlu şirketin vadesiz altın hesabına, bilahare de aynı tarihte bankadan kullanılan üç adet altın kredisi borçlarına mahsup edildiği, bu tahsilatlarla iki adet altın kredisi borcunun kapanmakla birlikte 1 altın kredi borcunun kapanmadığı, Davacı tarafından, yapılan 4000 gram altın ödemesi karşılığında davalı banka tarafından ipoteğin fek edileceğinin taahhüt edildiği, zira davalı bankanın 4000gr. altının teslim edilmesinin sonrasında ipoteğin fek edileceği hususunda güven yarattığı, davalı banka tarafından 10.07.2019 tarihinde ipotek kaldırma masrafının bile tahsil edildiği, kendilerine sms ulaştığı ancak davalı bankanın ipoteği kaldırmadığı, kendisinin bu güvene dayalı olarak taşınmazı iktisap ettiğinin ileri sürüldüğü, davalı banka tarafında davacıya ipoteğin fekki konusunda herhangi bir taahhütte bulunulmadığı, kredi borcununda kapatılmadığı, ipotek fekki konusunda yetkili merciin banka genel müdürlüğünün olduğu ve ipotek fek sürecinin sehven başlatıldığı yönünde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekili tarafından 30.12.2020 tarihinde sunulan delil dilekçesi ekinde davalı banka ---- Şubesince davacı ----, 10.07.2019 tarihinde Tapu K. Harcı (Vergi Tahsilatı) açıklamasıyla 30,60 TL tahsil edildiğine ilişkin dekont sureti ile ----- Tapu Müdürlüğünde ---- sıra nolu 7/10/2019 12:10:15 PM tarihli ''ipotek terkin başvurunuz alınmıştır.'' içeriğinde bir mesaj suretinin ibraz edildiği, davalı banka tarafından davaya cevap dilekçesinde konuyla ilgili olarak, banka tarafından ipotek fek akışının sehven başlatıldığı, bankanın ipotek fek işlemi yapmasının sıkı kurallara bağlı olduğu, bu konuda yetkilinin Şube değil Genel Müdürlük olduğu, bankanın takip tarihi itibariyle borçlu şirketten 1.533.415,38 TL alacağı bulunduğu, davaya konu gayrimenkulün de değeri dikkate alındığında bankanın ödeme almadan ipotek fekkine muvafakat etmesinin mümkün olmadığı yönünde beyanda bulunulmuştur.
Dava dilekçesinde belirtilen toplam 4000 gram altının davalı bankaya düzenlenen Altın Teslim Formları doğrultusunda 29.04.2019 tarihinde 1000 gram, 22.05.2019 tarihinde 3000 gram olarak teslim edildiği konusunda herhangi bir çekişme bulunmadığı, davalı bankaca da bu tutarlar tahsil edildiği tarih itibariyle dava dışı ---- tarafından kullanılan kredilerin anaparalarına mahsup edildiği, davalı banka şubesinde yapılan incelemelerde dava dışı ---- 'nın davalı bankadan altın kredisi, döviz kredisi ve TL cinsinden çok sayıda kredi kullandığı, bunların bir kısmının geçmişte yapılan tahsilat ile kapandığı, ancak gerek altınların teslim tarihi itibariyle gerekse ipotek fek işlem tarihi olarak nitelendirilen 07.10.2019 itibariyle gerek altın cinsinden kredilerden kaynaklanan takip hesaplarına aktarılmış borçlarının bulunduğu, davalı banka tarafından bu borçlara ilişkin 31.10.2019 tarihli ihtarnamenin keşide edildiği, akabinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine girişilerek ipotekli taşınmazın satıldığı, dava konusu ipotekli taşınmazın davacının ortağı ---- tarafından 12.01.2021 tarihinde icradan satın alındığı görülmektedir.16.09.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle davacı vekili talebini 14.500.000 TL'ye artırmıştır.Mahkememizce alınan 14.05.2023 tarihli aktuerya-hesap bilirkişi bilirkişi heyet raporu ile 26.01.2024 tarihli Gayrimenkul Değerleme Uzmanı bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli görülmüştür. Bankacı bilirkişi tarafından bilirkişi raporunda, Türk bankacılık sisteminde banka lehine ipotek tesis edilen taşınmazların üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasının genel olarak Genel Müdürlük yetkisindeki bir işlem olduğu, bunun nedenlerinin, şube nezdinde ipotek teminatlı kredi kapanmış olmakla birlikte, aynı bankanın başka şubeleri nezdinde açılmış krediler nedeniyle asaleten veya kefaleten bu ipoteğe bağlanmış bir borç bulunup bulunmadığının banka şubesince bilinememesi, ikincisi ise işlemin Genel Müdürlük nezdinde hukuki bir incelemeden geçirilmesi olduğu, ancak banka bu işlemleri yaptıktan sonra ipotek fekki için doğrudan şubeyi görevlendirebileceği gibi doğrudan merkezden de bu işlemi yürütebildiği, davalı banka şubesinde yapılan incelemelerde ipotek fek hususunda şubenin bilgilendirildiğine, genel müdürlükten bu yönde bir talimata rastlanmadığı tespitleri yapılmıştır.Yine davacı tarafından, davalı banka ile 4000 gram altının teslimi karşılığında ----Mevkii, 8771 parselde kayıtlı --- arsa paylı----Blok 2-3 kat ---- nolu bağımsız bölüm olarak kayıtlı dubleks daire nitelikli taşınmaz üzerindeki banka ipoteğinin fek edileceği konusunda mutabakata varıldığı ifade edilmişse de bu mutabakatı kanıtlayıcı hiçbir yazılı belge ibraz edilmediği, Altın Teslim Formları üzerinde de teslim edilen altınlar karşılığında ipoteğin fek edileceğine ilişkin bir ifade bulunmadığı, söz konusu tutarların dava dışı şirketin kredi borçlarına mahsup edildiği, dava dışı şirketin davalı bankadan kullandığı altın kredisine mahsup edilen bu altınlara karşılık davalı bankanın davalı bankanın dava dışı şirketten önemli miktarda altın, döviz ve TL cinsinden kredi alacağı bulunduğu, teslim edilen altınların piyasa değerinin dava konusu taşınmaz üzerindeki 2.000.000,00 TL tutarlı ipoteğin oldukça altında olduğu tespit edilmiştir.Öte yandan, dava konusu taşınmazın davacının ortağı bulunduğu şirketin çalışanı olduğu dava dilekçesinde ifade edilen ---- satış İşleminin, davalı bankaya altın teslim işleminden çok önce 19.12.2018 tarihinde satışının yapıldığı, bu kişi tarafından davacıya devrinin ise 06.05.2019 tarihinde gerçekleştirildiği davaya konu gayrimenkul ----. İcra Dairesi ---- Talimat sayılı dosyasından yapılan 17.09.2020 tarihli ihalede 1.321.000-TL bedelle, davacının yetkilisi ve ortağı olduğu ----diğer ortağı --- ihale olduğu görülmüştür.
Sonuç olarak davacı ---- tarafından, söz konusu taşınmazı davalı bankayla vardığı mutabakat, banka taahhüdü ve yarattığı güvene dayalı olarak satın almasına karşın bu taşınmazın satışı nedeniyle uğradığı zararın tazmini amacıyla iş bu davanın ikame edildiği ancak dava dilekçesinde belirtilen taraflar arasındaki mutabakat ve bankanın ipoteği fekbedeceğine ilişkin bir taahhüdünü gösterir herhangi bir belgenin ibraz edilemediği, dava konusu hususların beyan ile sınırlı kalması, söz konusu taşınmazın dava dışı ---- 'nın kullandığı kredilere mahsuben alınması ve kredi borçlarının kapanmamış olması nedeniyle her ne kadar ipotek fek işlemine başlanmışsa da randevu ve fek ücreti tahsilinden öteye gidilmediği, bu işlemlerin tek başına banka ile ipotek fekki gibi bir anlaşmanın varlığını göstermeyeceği gibi davacının iddia ettiği ipotek fek mutabakatının sözlü olarak yapılmasıının hayatın olağan akışınada uygun olmadığı, bu nedenlerle söz konusu ipotek fek işleminin gerçekleştirilmemesi nedeniyle davacının iddia ettiği dava konusu zarardan davalı bankanın sorumlu tutulamayacağı, davacının ipotek tesis edilmiş taşınmazı TMK m, 705, TBK m. 237/1 hükmünce satış yoluyla edindiği esnada “Tapu sicilinin açıklığı” kenar başlıklı TMK m. 1020/1115 hükmünce tapu kaydındaki kaydı bilerek mülkiyeti edindiği, , bütün bu aşamalarda davacının ipoteğin fekki davası açmadığı, ayrıca üçüncü kişiye yapılan satış esnasında TMK m, 883 hükmünce davacı malikin taşınmazı üzerindeki “ipoteğin terkinini isteme hakkı”na sahip olmadığı, borcun kapatılmaması nedeniyle ipoteğin kaldırılmamasında ve ipotekli taşınmazın üçüncü kişiye satışında davalı bankanın kusurlu sayılamayacağı ve haksız fiil için aranan kanuni şartlarda eksiklik sebebiyle davalı bankanın TBK m. 49 hükmünce sorumlu olmayacağı kanaatine varılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Kanıtlanamayan davanın REDDİNE
2-Alınması gereken 427,60.- TL harcın 170,78.-TL peşin ve 247.000,00.-TL ıslah harcı ki toplam 247.170,78.-TL harçtan mahsubu ile fazladan alınan 246.743,18.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, Dava reddolduğundan AAÜT'ye göre takdir edilen 752.500,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dava reddolduğundan Ara buluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00.- TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.