İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/712 K.2025/347

🏛️ İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2021/712 📋 K. 2025/347 📅 08.05.2025

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/712
KARAR NO : 2025/347
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ : 10/11/2021
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10/06/2010 tarihinde ---- plakalı aracın sürücüsü ----- direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle tek taraflı ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesinde araç içerisinde yolcu olarak bulunan annesi ----- Ceza Mahkemesinin----- sayılı dosyasından yapılan yargılama sonucunda, sürücü ----- tam kusurlu bulunduğu ancak cezalandırılmasının aileyi daha fazla mağdur edeceğinden TCK 22/6 maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, TBK 53/3 maddesi uyarınca haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimsenin uğradığı zararın ödettirilmesini isteyebileceğini belirterek, ---- ölümünden dolayı eşi davacı ---- için 250 TL, kızı davacı ----için 250 TL, oğlu ----- için 4.000 TL ve annesi davacı ---- için 250 TL; ----- ölümünden dolayı, babası ----- için 250 TL olmak üzere, toplam 5.000 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili 05/04/2016 havale tarihli dilekçesinde özetle; -----plakalı aracın müvekkili şirketten ----- poliçe nolu ZMMS ile teminat altına alındığını, müvekkili şirketin sorumluğunun poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, öncelikle ceza dosyasındaki kusur oranının hukuk mahkemelerini bağlayıcı olmayacağı göz önünde bulunduruluraka, kusur oranlarının tespitinin gerektiğini bunun için dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini, aktüeryal hesaplama yaptırılması gerektiğini, sigotalıya yapılan ödemelerin düşülmesi gerektiğini, tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmasının yapılması gerektiğini, davacının araca herhangi bir ücret ödemeksizin hatır karşılığı bindiklerini, bu nedenle hatır taşıması oranının tenzil edilmesi gerektiğini, yerleşik Yargıtay kararları doğrultusunda davanın haksız fiile dayanması sebebiyle uygulanacak faiz oranının yasal faiz olması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
ISLAH:
Davacı vekilince sunulan ıslah dilekçesinde davacı ----- için 96.494,15 TL. bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 04.10.2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, Muris ------ yönünden 1.000,00 TL. bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 04.10.2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile miras payları oranında mirasçılarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, sürücü desteğin sigortalı araç ile yaptığı kaza sonucunda vefatı nedeniyle uğranılan destek zararının davalılardan tahsiline yöneliktir.
2918 sayılı Yasanın 85 ve devam maddeleri gereğince bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir----- 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiş olup, bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Anılan yasal hükümlerden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.İşletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkindir.
6098 sayılı Yasanın 49 ve devam maddeleri gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.
Ölüm halinde uğranılan zararlar özellikle cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemiş ise tedavi giderleri ile çalışma gücünün kaybı veya azalmasından doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalanların bu sebeple uğradıkları kayıplardır. Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Öte yandan ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır, Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse uğradığı zararın ödettirilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Borçlar Yasasında sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır, Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, ------sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve----- sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu"hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve ------ sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır kî, destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur, Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.05.2011 gün ve ----- sayılı ilamı). Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan işleten üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden, bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.
Eş, çocuk, anne–baba her halükarda destek tarafından destekleneceği kabul edildiğinden bu kişilerin desteklendiklerini ispat etmelerine gerek bulunmamaktadır. Ancak bu kişilerinde gelirden varsayımsal bir pay değil de daha yüksek bir pay aldığını iddia ediyorlarsa bunu ispat etmeleri gerekir. Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında davacılar vekilince gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile ----- davalı sigorta şirketinden talep edebileceği tutarın;
SEÇENEK 1 için
Annesinin desteğinden yoksun kalması bakımından, 0,00 TL oduğu(talep edebileceği bir tutar
olmadığı),
Anneannesi’nin mirasçısı Annesi bakımından 1 pay hisse karşılığı 6,92 TL den ibaret olduğu,
SEÇENEK 2 için
Annesinin desteğinden yoksun kalması bakımından, 47.858,47 TL den ibaret olduğu,
Anneannesi’nin mirasçısı Annesi bakımından 1 pay hisse karşılığı 6,92 TL den ibaret olduğu,
---- mirasçı oğlu ----- davalı sigorta şirketinden talep
edebileceği tutarın;
SEÇENEK 1 ve SEÇENEK 2 için 4 pay hisse karşılığı 27,67 TL den ibaret olduğu,
---- mirasçı kızı ----- davalı sigorta şirketinden talep
edebileceği tutarın;
SEÇENEK 1 ve SEÇENEK 2 için 4 pay hisse karşılığı 27,67 TL den ibaret olduğu,
---- mirasçı oğlu -----davalı sigorta şirketinden
talep edebileceği tutarın;
SEÇENEK 1 ve SEÇENEK 2 için 4 pay hisse karşılığı 27,67 TL den ibaret olduğu,
---- mirasçı kızı----- davalı sigorta şirketinden talep
edebileceği tutarın;
SEÇENEK 1 ve SEÇENEK 2 için 4 pay hisse karşılığı 27,67 TL den ibaret olduğu,
----- Anneannesi’nin mirasçısı Annesi bakımından 1 pay hisse karşılığı
SEÇENEK 1 ve SEÇENEK 2 için 6,92 TL den ibaret olduğu,
----- Anneannesi’nin mirasçısı Annesi bakımından 1 pay hisse karşılığı
SEÇENEK 1 ve SEÇENEK 2 için 6,92 TL den ibaret olduğu,----- Anneannesi’nin mirasçısı Annesi bakımından 1 pay hisse karşılığı SEÇENEK 1
ve SEÇENEK 2 için 6,92 TL den ibaret olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile
------davalı sigorta şirketinden talep edebileceği tutarın;
Annesinin desteğinden yoksun kalması bakımından, 55.418,22 TL den ibaret olduğu,
Anneannesi’nin mirasçısı Annesi bakımından 1 pay hisse karşılığı 528,23 TL den ibaret olduğu, ----- mirasçı oğlu -----davalı sigorta şirketinden talep
edebileceği tutarın; 4 pay hisse karşılığı 2.112,92 TL den ibaret olduğu, ---- mirasçı kızı ----- davalı sigorta şirketinden talep
edebileceği tutarın; 4 pay hisse karşılığı 2.112,92 TL den ibaret olduğu, ---- mirasçı oğlu ------ davalı sigorta şirketinden talep
edebileceği tutarın; 4 pay hisse karşılığı 2.112,92 TL den ibaret olduğu,
---- mirasçı kızı -----davalı sigorta şirketinden talep
edebileceği tutarın; 4 pay hisse karşılığı 2.112,92 TL den ibaret olduğu,
----- Anneannesi’nin mirasçısı Annesi bakımından davalı sigorta şirketinden
talep edebileceği tutarın; 1 pay hisse karşılığı 528,23 TL den ibaret olduğu,
----- Anneannesi’nin mirasçısı Annesi bakımından davalı sigorta
şirketinden talep edebileceği tutarın;1 pay hisse karşılığı 528,23 TL den ibaret olduğu,
----- Anneannesi’nin mirasçısı Annesi bakımından davalı sigorta şirketinden talep
edebileceği tutarın; 1 pay hisse karşılığı 528,23 TL den ibaret olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile Davalılardan ----- tarafından yapılan ödemenin yerindeliğinin tespiti açısından ödeme
tarihi esas alınarak yapılan hesaplamada, poliçe başlangıç tarihinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen
genel şartların yürürlüğü girdiği 01.06.2015 tarihinden ÖNCE ve ödemenin de 21.12.2017 ‘de yani Anayasa
Mahkemesi ‘nin ZMMS Genel Şartlarını İPTAL kararından ÖNCE gerçekleştiği dikkate alınarak PMF-1931 Yaşam
Tablosu kullanılarak Progresif Rant Yöntemine göre hesaplama yapıldığı,
Davalı----- tarafından davacı----- için 13.739,34 TL, müteveffa ------ için 17.350,07 TL ‘nin 21.12.2017 ‘de ödendiği, yapılan ödemelerin yapıldıkları tarih itibariyle her bir
paydaşın hesaplanan Destekten Yoksunluk Zararı ile karşılaştırıldığı,
Ödeme tarihi esas alınarak yapılan değerlendirmede; Davacı paydaş Erkek Çocuk ----- hesaplanan Destekten Yoksun Kalma zararının 45.795,45 TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 13.739,34 TL ödeme ile davacının zararının %30,00
oranında karşılandığı,
Davacı paydaş Anne ----- hesaplanan Destekten Yoksun Kalma zararının 11.416,65 TL olduğu,
davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 17.350,07 TL ödeme ile davacının zararının %151,97 oranında
aşarak karşılandığı,
Paydaşlardan anne ----- ödeme tarihi itibariyle dikkate alınması gereken verilere
göre hesaplanan destekten yoksun kalma zararları davalı -----. tarafından yapılan ödeme ile
%151,97 oranında aşarak karşılandığı tespit edildiğinden, bu davacı paydaş için günümüz rapor/hesap tarihindeki
veriler esas alınarak hesaplamaya gerek olmadığı,
Günümüz Hesap/Rapor Tarihine Göre Değerlendirildiğinde;
Davacı paydaş Erkek Çocuk ------hesaplanan Destekten Yoksun Kalma zararının 53.019,90
TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 13.739,34 TL ödemenin ödeme tarihi ile rapor/hesap
tarihi arasında geçen süre zarfında %9 yasal faiz oranında güncellenerek tenzili sonrası bakiye zararının
32.599,85 TL olduğu, davalı -----tarafından davalılara yapılan toplam 31.089,41 TL
ödeme sonrası bakiye ZMMS Teminat Limitinin 143.910,59 TL olduğu, bakiye teminat limitini aşan
zararın olmadığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile
----- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesi' nin 18/06/2021 tarihli -----
Esas ve ----- Karar nolu ilamı incelendiğinde;
Bozma kararında bahsedilen hususlarda araştırma yapıldığı, davacı ----- yüksek tahsil yaptığının tespit edildiği, yine hesap bilirkisisinden bozma gerekçesi yapılan hususlara göre 11/02/2021 tarihli rapor
temin edildiği, raporun sonuç kısmında davacı ----- için 2.003,88 TL davacı ----- için 79.134,19 TL ve dava sırasında ölen ----- için 33.623,92 TL tazminat hesabı yapıldığı,
Davacı ------ 04/07/2019 tarihinde vefat ettiğinin anlaşıldığı, mirasçılarını gösterir -----Sulh
Hukuk Mahkemesinin 03/11/2020 tarih ------sayılı veraset ilamının dosyaya
sunulduğu, Buna göre Dairenin 14/05/2018 tarih ve ----- sayılı ilamındaki gerekçeler ile
Yargıtay ------Hukuk Dairesinin 10/02/2020 tarihli bozma ilamı gerekçeleri dikkate alındığında davacılar
vekilinin davacı ------ tazminat takdiri gerektiği, yetiştirme gidermelerinin düşülmemesi gerektiği
hususlarına ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerektiği,
Dosya kapsamına müzekkere cevaplarına göre davacı ------- halen yüksek öğrenim görmekte olduğu
buna göre tazminat hesabının 25 yaşına kadar yapılması gerektiği, davacı, duruşma sırasında ölen,
---- yönüyle destek ----- kendisinden önce ölen babası ----- payını da ------
aktarılması gerektiği, araç işletmeni olan davacı ------yararına sigorta genel şartlarına göre tazminat takdir
edilemeyeceği görülmekle usul ve yasaya uygun bulunan 11/02/2021 tarihli bilirkişi raporu uyarınca
davacı ----- 79.134,19 TL ölü davacı ------ ise 33.623,92 TL destekten yoksunluk
tazminatına hak kazandığının kabulü gerektiği,
Bu açıklamalara göre davacılar vekilinin sair istinaflarının reddine, destekten yoksunluk tazminatının
miktarına ve faiz başlangıcına yönelik istinaflarının ise kabulüne, kararın kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-
b,2 maddesi uyarınca hükmün yeniden tesisi ile davanın ---- ve ----- yönünden reddine, davacı ------ için 13.739,39 TL tazminatın 04/10/2013 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak adı
geçen davacıya verilmesine, ölü ------ için 17.350,07 TL tazminatın 04/10/2013 tarihinden
işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak------Sulh Hukuk Mahkemesinin----- sayılı veraset ilamındaki ilamında miras payları oranında mirasçılar ------
mirasçılarının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına şeklinde karar vermek gerektiği, gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve hükmün HMK'nın 353/1-b,2
madde ve fıkrası uyarınca yeniden tesisne karar verildiği,
6.2) T.C. ------ Asliye Hukuk Mahkemesi'nin -----. sayılı dosyasından alınan
------ Trafik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen 31/08/2016 tarihli kusur raporunda;
Dava dışı sürücü -------, idaresindeki araç ile gündüz vakti meskun mahal sınırları
dışındaki bölünmüş devlet karayolunda seyrini sürdürürken yola gereken dikkatini vermemiş, hızını
yol şartlarına göre ayarlamamış, direksiyon hakimiyetine gerekli özen ve önemi göstermemiş, bu
haliyle uygun hızla giriş yapmadığı virajda sevk ve idare hatasıyla vasıtanın direksiyon hakimiyetini
kaybetmesi sonucu kazanın meydana gelesine sebebiyet verdiği, olayda, dikkat ve özen
yükümlüğüne aykırı hareketleriyle asli kusurlu olduğu,
Olay anında kaza yapan araçta bulunan ----emniyet
kemerlerinin takılı olmaması olayın oluşu üzerinde tali ve %10(yüzde on) oranında etken olduğu,
Yukarıdaki hususlar muvacehesinde meydana gelen olayda; Dava dışı sürücü----- %90(yüzde doksan) oranında kusurlu olduğu,
görüşünün verildiği, BAM ve Yargıtay kararlarında bu yönden bir bozma hükmünün yer
almadığının görüldüğü,
----- Bölge Adliye Mahkemesi -----Hukuk Dairesi' nin 18/06/2021 tarihli -----
Esas ve ----- Karar nolu ilamında bahsi geçen 11/02/2021 tarihli bilirkişi raporuna
dosya içeriğinden ve UYAP sistemi üzerinden ulaşılamadığı, işbu nedenle hesaplama
kriterlerinin tespit edilemediği, nihai takdir Sayın Mahkemede olmak üzere denetime
elverişli bir değerlendirme yapılabilmesi için öncelikle hükme esas alınan bilirkişi
raporunun dosyaya celp edilmesi gerektiği,
Yukarıda <5.2> maddesinde belirtildiği üzere; her ne kadar Yargıtay’ ın güncel içtihatları
yapılacak hesaplamalarda bakiye ömür süresinin tespiti açısından TRH 2010 Tablosu esas
alınması gerektiği yönünde olsada işbu davada hükmün kesinleşmesi nedeniyle yaşam süreleri PMF 1931 tablosu kullanılarak belirlendiği, nihai takdirin Mahkeme’ de olduğu, Prograsif Rant Hesaplama yöntemlerine göre hesaplama yapıldığı, Yukarıda detayları <5.8.6> maddesinde belirtildiği üzere nihai takdir Mahkemeye
ait olmak üzere hesaplanan bakiye tazminat tutarlarından %10 oranında müterafik kusur
indirimi yapıldı---- BAM -----. HUKUK DAİRESİ’ NİN 18/06/2021 TARİHLİ ----
ESAS VE ------ KARAR NOLU ilamında esas alınan bilirkişi rapor
tarihine göre yapılan hesaplamaya GÖRE:
Destekten yoksun kalan oğul ------ bakiye maddi zararının 49.936,49 TL olduğu,
Anne ------ bakiye maddi zararı bulunmadığı, iş bu rapor tarihindeki verilere göre yapılan güncel
hesaplamaya göre:
destekten yoksun kalan oğul---- bakiye maddi zararının 132.711,65 TL olduğu,
Anne ------ bakiye maddi zararı bulunmadığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi ek raporu ile
davacılar
vekilinin itirazlarına katılmanın mümkün olmadığı;
iş bu rapor tarihindeki verilere göre yapılan güncel
hesaplamaya göre:
destekten yoksun kalan oğul ----- bakiye maddi zararının 96.494,15 TL olduğu,
Anne------ bakiye maddi zararı bulunmadığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Yerleşik Yargıtay kararları ile kabul edildiği üzere; davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıkları, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı, dolayısıyla tam kusurlu araç sürücüsünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin ve sürücünün desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve kaza tarihi itibari ile uygulanması gereken Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin ve dolayısıyla sürücünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduklarına göre, davalı sigorta şirketi zararın tamamından kaza tarihinde geçerli olan trafik sigortası teminat limiti dahilinde sorumlu olacağından, davacıların davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecekleri sabittir. YHGK., 15.6.2011 gün ve---- esas ----- karar; YHGK., 22.2.2012 gün ---- esas, ----karar; YHGK., 16.01.2013 gün, ----- esas, ----- karar sayılı kararları da bu yönde olup, bu kabul doğrultusunda dava dışı araç sürücüsünün dolayısıyla işletenin kusurlarının davacılar aleyhine bir durum doğurmayacağı açıktır. Davalı sigorta şirketinin kazanın oluşuna ilişkin itirazlarının iş bu dava açısından incelenmesine gerek yoktur ( ----- BAM ---- HD. 18/12/2017 tarih ve -----Sayılı Kararı). Hal böyle olunca, dava konusu olay tarihinde meydana gelen davacıların desteğinin işleten/sürücüsü olduğu araç ile meydana gelen kaza sonucu zarar gören üçüncü kişi sıfatıyla dava açan desteğin oğlunun aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısından tazminat talep edebilmesi, davacıların sigorta sözleşmesinin tarafı olmaması nedeniyle olay tarihi itibariyle 01.06.2015 tarihinde yapılan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile işleten ve sürücünün kusuru ile neden olduğu kazalar sonucu meydana gelen destekten yoksun kalma zararlarının teminat kapsamında olmamasına ilişkin düzenlemenin zarar gören üçüncü kişi sıfatı ile talepte bulunan davacılar yönünden 2918 sayılı KTK.nın 90 ve 95. maddelerine göre uygulanamaması, olay tarihinden sonra 2918 sayılı KTK.nın 90 ve 92. maddelerinde yapılan değişikliklerin olay tarihinde bütün hüküm ve sonuçlarını doğuran haksız fiiller yönünden uygulanamamasına, ayrıca yine tazminatın azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin hükümlerin zarar görenlere karşı ileri sürülememesi nedeniyle, haksız fiilin türü olan trafik kazalarına olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan kanun hükümlerinin uygulanması, haksız fiil tarihi ile işlemeye başlayan zamanaşımı, temerrüt tarihi ve diğer maddi hukuk kurallarının olay tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükümleri gereğince belirlenmesi gerekmekle, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile düzenlenen teminat dışı haller zarar görenlere karşı ileri sürülemez.
Davaya konu kazada davacıların müteveffanın oğlu ve diğer davalının müteveffanın annesi olduğu 10.06.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yolcu olan ----- vefat etmiş olup ----- (oğlu) ve ----- (annesi) adına destek tazminatı talepli açılan ve--- yine davalı olduğu ----- Asliye Hukuk Mahkemesi'nin -----. savılı kararında bakiye zarar tutarına ilişkin son asgari ücret tutarları üzerinden yeni bir hesap raporu aldırılmaşını, destek ------ kesinleşen müterafik kusurunun zarardan mahsubunu talep ettiği mahkememizce bilirkişiden rapor kök ve ek rapor alındığı rapora itirazların bulunduğu raporun itirazları karşılamaması üzerine, mahkememizce talep üzerine yeni bir bilirkişiden rapor alındığı raporlar arasında çelişki bulunması edeniyle yeni bir bilirkişiye tevdi edildiği bilirkişinin düzenlediği 01/07/2024 tarihli ek raporunda destekten yoksun kalan oğul ------ bakiye maddi zararının 96.494,15 TL olduğu,
Anne ------ bakiye maddi zararı bulunmadığı sonuç ve kanaati bildirildiği, raporun dosya kapsamına usul ve yasaya uygun olması nedeniyle hükme esas alınarak davacı ----- için 96.494,15 TL, destekten yoksun kalma tazminatının 04/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacıya ödenmesine, muris ----- mirasçıları davalılar yönünden açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜNE
1-Davacı ----- için 96.494,15 TL, destekten yoksun kalma tazminatının 04/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacıya ödenmesine,
2-Muris ------ mirasçıları davalılar yönünden açılan davanın reddine,
3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 6.591,52 TL'nin dava açılırken davacılar tarafça peşin olarak ve ıslah ile birlikte yatırılan toplam 956,95 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 5.634,57 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 341,55 TL peşin harç ve 615,40 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.016,25 TL harcın davalıdan alınarak davacı ------ verilmesine,
5-Davacılar tarafından yapılan toplam 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 874,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 5.874,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı ------ verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı----- kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı ----- verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacı Muris ----- mirasçılarıdan' den ile davalıya ödenmesine,
9-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.400,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan ve davacı Muris ------ mirasçılarından hakkaniyet geriği eşit şekilde alınarak alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.