İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/517 K.2023/955

🏛️ İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2020/517 📋 K. 2023/955 📅 15.12.2023

T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/161 Esas
KARAR NO:2023/1018
DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ:08/03/2023
KARAR TARİHİ:29/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile : "Huzurdaki dava... Müdürlüğü’nün ...-0 sicil numarasına kayıtlı Davalı ... Şirketi’nin (“ ...” veya “Şirket”), 21.02.2023 tarihli 2021 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda alınan “Divan kurulu seçimi ile başkanlık divanına toplantı tutanaklarını imzalama yetkisi verilmesi” konulu (1) numaralı kararın (“Genel Kurul Kararı”) TTK m. 445 vd. uyarınca yokluğunun tespiti, Sayın Mahkemenizin bu kanaatte olmaması halinde ise iptal edilmesi talebinden ibarettir. Sayın Mahkemenizin malumu olduğu üzere, yokluğun tespiti davası meşru menfaati bulunan herkes tarafından bir süreye bağlı olmaksızın; iptal davası ise TTK m. 446 uyarınca toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahipleri tarafından açılabilir. Müvekkilimiz ..., Şirket pay sahibidir, genel kurul toplantısına katılmış ve muhalefetini tutanağa geçirtmiştir. Müvekkilimiz ...’nun huzurdaki davayı açmakta meşru menfaati vardır. Yokluk ve iptal sebepleri ise aşağıda açıklanmıştır. Şirket kurucu ortağı ve pay sahibi ... 24.12.2022 tarihinde vefat etmiştir. Müvekkilimiz Davacı ..., merhum ...’nun dört çocuğundan biri ve bu sıfatı itibarıyla yasal mirasçısıdır. Ayrıca Şirket’te hâlihazırda (terekedeki paylardan bağımsız olarak) pay sahibidir. Müteveffa ...’nun vefatından önce Davalı Şirket pay sahipliği yapısı şu şekildedir:
Pay Sahibi
Toplam Hisse Adedi
Hisse Grubu
Hisse Oranı
...
800
B-C-D-E grubu
%16
...
1.000
A grubu
%20
Mehmet ...
800
B grubu
%16
...
800
E grubu
%16
...
800
C grubu
%16
...
800
D grubu
%16
Bu kişilerden, ..., ..., ... ve ... aynı zamanda Şirket yönetim kurulundaki çoğunluğu elde tutan yönetim kurulu üyeleridir. Şirket’in kontrolünü hukuka aykırı birtakım girişimler sonucunda elde etmiş olan bu kişiler ...’nun vefatını önceleyen hastalık sürecinde vesayet altına alınması üzerine şirket organlarının tüm faaliyetlerini durdurmuş; ...’nun vefatı üzerine ise vakit kaybetmeden tekrar başlatmışlardır. Bu kişilerin tüm hedefi, Şirket’in kontrolünü hukuka aykırı şekilde elde tutmaktır. Bu hedefe dönük olarak... Şirket yönetim kurulunu 10.01.2023 tarihinde toplantıya çağırmış ve müteveffa ...’nun payları hukuka aykırı şekilde bölüştürülmüştür. Alınan kararda, ...’nun şirkette bulunan B-C-D-E grubu 800 adet hisseye karşılık 80.000TL sermaye tutarının,
*200 hisseye karşılık 20.000,00 TL’sinin...’na,
*200 hisseye karşılık 20.000,00 TL’sinin ...’na,
*200 hisseye karşılık 20.000,00 TL’sinin ...’na,
*200 hisseye karşılık 20.000,00 TL’sinin ...’na intikal ettiğinden bahisle, yönetim kurulu üyesi ...’nun olumsuz oyuna karşı oyçokluğu ile Şirket pay defterindeki kayıtların değiştirilmesine karar verilmiştir. Yönetim kurulu kararı hukuka aykırıdır. Henüz miras bölüşülmemiştir. Payların bu şekilde bölüşülmesine de Müvekkilimizin onayı yoktur. Bu kapsamda Müvekkilimiz tarafından terekenin tespit edilmesi ve terekeye temsilci tayin edilmesi istemiyle sulh hukuk mahkemesine müracaat edilmiş olup anılan başvuru .... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... Tereke sayılı dosyasında derdesttir. Fakat Şirket yönetimini hukuksuz şekilde elde tutmak isteyen kişiler tereke dosyasını yok sayarcasına hemen hareket geçmiş ve yukarıda anılan hukuksuz yönetim kurulu kararını almışlardır. Bu şartlar karşısında müteveffanın paylarının terekeye dâhil olduğu ve elbirliği mülkiyetinde muhafaza edilmesi gerektiği gerekçesiyle, yönetim kurulu kararının butlanının tespiti ve pay defterindeki kaydın düzeltilmesi dava edilmiştir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ... Esas numarası ile görülmekte olan dava derdesttir. Fakat bu davaya rağmen huzurdaki dava ile yokluğunun tespiti veya iptali istenen genel kurul hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmiştir. Zira hukuka aykırı yönetim kurulu kararı uyarınca düzenlenen pay defterine göre tanzim edilen hazır bulunanlar listesi (“Hazirun Cetveli”) de hukukun emredici hükümlerine aykırıdır. Somut olayda müteveffa ...’nun payları toplamda 800 adettir. O hâlde genel kurulda Müvekkilimiz kendi paylarına ek olarak bu 800 adet pay için diğer mirasçılarla birlikte elbirliği hâlinde temsil edilmeliydi. Hatta tereke dosyası hâkiminin takdiri beklenmeli ve payların tereke temsilcisi tarafından temsiline imkân tanınmalıydı. Fakat bu durumu şirket menfaatine aykırı olan şahsi çıkarlarına ters görenlerce alınan hukuka aykırı yönetim kurulu kararı nedeniyle Müvekkilimiz 2.700 adet pay için temsil edilme hakkından yoksun bırakılmıştır. Başka bir deyişle paylar üzerindeki elbirliğiyle mülkiyet rejimi Şirket tarafından hukuka aykırı şekilde ortadan kaldırılmıştır. Oysaki elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır (TMK m. 701-703). Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de ortaklık devam ettiği sürece mirasçıların bağımsız paylarının ve tasarruf haklarının bulunmadığını vurgular.Yaratılan hukuksuzluğa Müvekkilimiz tarafından genel kurulda itiraz edilmiş ve muhalefet şerhi tutanağa geçirilmiştir.Bu muhalefet karşısında ise genel kurul toplantı tutanağında yer alan ve Yönetim Kurulu Başkanı... tarafından ileri sürülen ve özetle, TTK m. 494/2 uyarınca müteveffanın Şirket hisselerinin, miras payları oranında yasal mirasçılara geçildiğine dair karar alınmış olması ve bu karar uyarınca oluşturulan paydaşlık durumunun ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesi şeklindeki gerekçenin tümü hukuki dayanaktan yoksun ve hukuka aykırıdır. Tereke bütündür ve tereke üzerindeki miras ortaklığı sonlanana kadar mirasçıların elbirliğiyle hak sahipliği devam eder. TTK m. 494/2 hiçbir surette bu kurala istisna oluşturmaz, bu temel kuralla çelişmez. Bu hususlar, Türk hukukunun en önemli müelliflerinden Prof. Dr. ... tarafından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) m. 293 uyarınca halihazırda tartışılmış olup anılan uzman görüşü haklılığımızı açıkça ortaya koymaktadır. En nihayetinde bu hukuksuzluktan fayda sağlayan kişiler, Şirket üzerinde haksız bir kontrol sağlamaya çalışan pay sahipleri..., ... ve ... olmuştur. Zira hukuka aykırı şekilde tanzim ettikleri Hazirun Cetveli sayesinde, gerçekte % 48 olan pay sahiplikleri bu sayede % 60 oranında gözükmüştür. Bu durum, miras ortaklığına ilişkin emredici nitelikteki TMK m. 640 hükmüne açıkça aykırıdır. Gerçekten somut olayda pay sahipleri, tek başlarına temsil etme imkânları olmayan paylardan doğan oy haklarını kullanmış ve kullanmak zorunda bırakılmış, zira Hazirun Cetveli tamamen hatalı şekilde düzenlenmiştir. Bu durum, Hazirun Cetvelindeki aksaklıktan öteye geçmiş ve somut olaydaki pay dağılımı nedeniyle genel kurulun iradesini yansıtmayan oylamanın genel kurul tutanağına yazılmasına neden olmuştur. Teknik hukuki ifadeyle, gerçek hak sahipliğini yansıtmayan bir irade ile karar alınmıştır. Diğer bir deyişle, alınmış gibi tutanağa işlenen genel kurul kararının arkasında genel kurulun iradesi yoktur. Pay sahiplerinin irade açıklamalarıyla oluşan genel kurul iradesi bulunmadıkça genel kurulda gerçek anlamda bir karar alınmamıştır. Bu nedenle alınmış gibi gözüken (1) numaralı genel kurul kararı aslında alınmamıştır, diğer bir ifadeyle yoktur. Bu nedenle kararın yokluğunun tespit edilmesi gerekir. Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise yukarıda açıklanan tüm hukuka aykırılıklar aynı zamanda TTK m. 445 uyarınca iptal sebebi teşkil ettiğinden yine davaya konu kararın iptal edilmesi gereklidir. Nitekim, hazirun cetvelinin düzenlenme sebebi, genel kurula katılmanın ve oylamanın doğru ve güvenli yürütülmesinin sağlanmasıdır. Cetvelin gereği gibi düzenlenmemesi genel kurulun ve dolayısıyla kararların geçerliliğini etkiler. Bu husus doktrinde de belirtilir. Bu kapsamda, Sayın Mahkeme’nin Genel Kurul Kararı’nın yoklukla malul olduğuna dair kanaatinin oluşmaması halinde her hâlükârda Genel Kurul Kararı’nın iptal edilmesi gereklidir. Davalı Şirket esas sözleşmesinin 11-3. maddesinin üçüncü fıkrası ile pay sahiplerinin genel kurulda temsil edilebilme hakkına ilişkin şu düzenleme yapılmıştır: “Genel Kurul toplantılarında hissedarlar kendilerini bizzat veya usul ve füruğlarına verecekleri vekâletname ile veya diğer hissedarlardan birine verecekleri vekâletname ile temsil edebilirler. Bunun dışında vekâlet verilmesi mümkün değildir. (verilecek vekâletname temsil belgesi şeklinde olabilir) Bir kişinin kendi hissesi hariç vekâleten temsil edeceği hissedar sayısı ikiden fazla olamayacağı gibi toplam sermayenin yüzde yirmisini de aşamaz.” Bu düzenleme ile bir pay sahibinin temsil yetkisi verebileceği kişiler, usul ve füruğu (altsoy-üstsoy) ve bir diğer pay sahibi ile sınırlandırılmıştır. Somut olayda ise genel kurulda yönetim kurulu üyelerinden ... vekaleten ... ise vekaleten ... tarafından temsil edilmişlerdir. Yönetim kurulu üyelerinin genel kurulda anılan kişiler tarafından bu şekilde temsil edilmeleri Şirket esas sözleşmesine aykırılık oluşturur, zira ... ve ... anılan yönetim kurulu üyelerinin alt-üstsoyu olmadığı gibi, Şirket hissedarı da değildir. Sayın Mahkemenize peşinen ifade edilmelidir ki, anılan esas sözleşme düzenlemesi tüm grup şirketlerinde mevcut olup bu şirketlerden dava dışı ... ... ve Ticaret Anonim Şirketi (“...”) aleyhine ilgili esas sözleşme hükmünün butlanının tespiti davası açılmıştır. Bu nedenle Genel Kurul’da yönetim kurulu başkanı “Öncelikle ana şirketimiz ... .... ve Tic A.Ş.’nin ana sözleşmesinin ilgili hükmüne dair ticaret mahkemesinde açılan dava kapsamında ... .... ve Tic. A.Ş.’nin ana sözleşmesinin temsile dair maddesi iptal edildiğinden bu karar grup şirketlerin ana sözleşmelerinin ilgili hükmünü de bağlamaktadır.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Müvekkilimiz tarafından bu beyana karşı da ayrıca itiraz edilmiş ve bu itiraz da tutanağa geçirilmiştir. Her şeyden önce, başka bir şirkete karşı açılmış bir davanın sonuçlarının diğer tüm şirketler için de sonuç doğuracağını iddia etmek, medenî usul hukuku ilkeleri karşısında abestir. Davalı Şirket esas sözleşmesi aleyhine açılmış hiçbir dava yokken esas sözleşmedeki bir hükmü yok saymak açıkça kanuna aykırı hareket etmek demektir. Bu nedenle Davalı Şirket yönetim kurulu başkanının talihsiz açıklamasının hiçbir hukuki karşılığı yoktur. Kaldı ki dava dışı ...’la ilgili süreç de beyan edilenden farklıdır! ... ... ve Ticaret Anonim Şirketi esas sözleşmesinin 11-3. hükmünün butlanının tespiti İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dava dosyası üzerinden talep edilmiş ve dava İstanbul...Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 07.12.2020 tarihli ... E.- ... K. sayılı kararı ile kısmen kabul edilmiştir. Bununla birlikte ... anılan karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur, karar henüz kesinleşmiş değildir. TTK m. 450 uyarınca, esas sözleşme hükmünün butlanının tespitine dair kararın sonuç doğurması kesinleşmesine bağlıdır. Somut olayda esas sözleşme hükmünün butlanının tespitine dair mahkeme kararı kesinleşmediğinden, ... esas sözleşmesinin 11-3. hükmü, işbu dava tarihi itibarıyla varlığını ve geçerliliğini sürdürmektedir. Butlanın tespiti davasının tarafı olan ... için dahi hüküm ifade etmeyen (kesinleşmemiş) mahkeme kararının işbu davanın Davalısı olan ve iddia edilen davayla hiçbir ilgisi olmayan Şirket için sonuç doğuracağını iddia etmek tek kelimeyle abestir. Bu nedenle Şirket esas sözleşmesinin 11-3. maddesine aykırı şekilde genel kurulda ... ve ...’nun vekaleten üçüncü kişiler tarafından temsil edilmeleri hiçbir koşulda kabul edilemez, hukuka ve esas sözleşmeye açıkça aykırıdır. Keza bu husus Müvekkilimiz tarafından Genel Kurul’da dile getirilmiş, muhalefet şerhi düşülmüştür: Anılan hukuka aykırılık genel kurul kararını yok eden bir matematiksel sonuç doğurur. Genel kurul tutanağı incelendiğinde, toplantı başkanlığına İsmail Yersel’in seçilmesine... ile birlikte hukuka aykırı vekiller ... ve ...’in olumlu oy verdiği; ... ile ...’nun olumsuz oy verdiği görülür. Hukuka aykırı şekilde vekil olanların oyları düşüldüğünde, aslında İsmail Yersel’in toplantı başkanı seçilememesi gerekirdi. Aynı şekilde, toplantı başkanlığına ...’ın seçilmesine ... ile ...’nun olumlu oyuna karşılık, Mehmet ... ile birlikte hukuka aykırı vekiller ... ve ...’in olumsuz oy verdiği anlaşılır. Hukuka aykırı şekilde vekil olanların oyları düşüldüğünde, aslında ...’ın toplantı başkanı olması gerekirdi. Görüldüğü üzere, davaya konu genel kurul kararı, hukuka aykırı ve gerçek olmayan bir irade beyanının sonucudur. Hukuka uygun irade beyanı, toplantı başkanlığına ...’ın seçilmesi yönünde oluşmuştur. Fakat hukuka aykırı temsiller dikkate alınmak suretiyle toplantı tutanağına sanki İsmail Yersel toplantı başkanı seçilmiş gibi yazılmış, karar tutanakta bu şekilde somutlaştırılmıştır. Genel kurul tutanağında yazılı karar hiçbir şekilde genel kurul iradesine uygun değildir. Genel kurula katılma hakkına sahip olanların iradesi ile mevcut genel kurul kararı hiçbir şekilde örtüşmemektir. Diğer bir deyişle, alınmış gibi tutanağa işlenen genel kurul kararının arkasında genel kurulun iradesi yoktur. Bu nedenle somut olayda yokluk söz konusudur. Bu açıklamalar çerçevesinde, genel kurulda alınan (1) numaralı kararın yokluğunun tespit edilmesi, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise yine yukarıda detaylıca açıklanan aykırılıklar ve sakatlıklar nedeniyle TTK m. 445 uyarınca iptal edilmesi elzemdir. Şirket’in ertelenen genel kurul toplantısı 21.03.2023 tarihinde yapılacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere hukuka aykırı şekilde düzenlenen Hazirun Cetveline göre genel kurul tekrar toplanacak ve bu durum genel kurul toplantısında alınacak kararları doğrudan etkileyecektir. Her şeyden önce hukuka aykırı tanzim edilen pay defteri ve Hazirun Cetveli sayesinde aslında % 48 oranında pay sahipliği olan pay sahipleri kendilerini % 60’lık hale getirmişlerdir. Haksız şekilde oluşturulan bu durum, 21.03.2023 tarihinde 2021 yılı faaliyet raporu, bilanço, gelir-gider hesapları, yönetim kurulu üyelerinin ibrası konusunda karar verecektir. Yukarıdaki kararlara ek olarak, Şirket’in ilk genel kurulunun gündeminde ve hâliyle ikinci toplantının Genel Kurul Çağrısı’nda yer almamasına rağmen yönetim kurulu başkanlığınca gönderilen çağrı mektubunda “Yeni Yönetim Kurulunun Seçilmesi” şeklinde yeni bir gündem maddesine yer verildiği görülmüştür. Bu durum dahi Genel Kurul sürecinin kötü niyetle yürütüldüğünün açık kanıtıdır. Şirket’in pay sahipliği yapısı farklı gruplara bölünmüştür. Bu gruplara esas sözleşmeyle belli imtiyazlar tanınmış ve özel toplantı / karar yetersayıları getirilmiştir. Süresi dolmamış yönetim kurulu üyelerinin görevden alınıp yerine yenilerinin daha bugünden seçilmeye çalışılmasındaki yegâne amaç, müteveffanın paylarının meşru tereke temsilcisi tarafından temsiline imkân verilmeden, hukuka aykırı şekilde kendilerini çoğunluk kabul ettirmeye çalışan kişilerin yine bu gerçekte olmayan hukuksuz oy çoğunluğunu kullanarak yönetim kurulundaki kontrolü ele geçirmeye çalışmalarıdır. Hukuka uygun şekilde ve zamanda yönetim kurulu seçmeyen, bunu adeta araya sıkıştırmaya çalışan kişilerin bu hukuksuz çabası şans eseri ortaya çıkmıştır. Sayın Mahkemeniz genel kurulu durdurmadığı takdirde bu hukuksuzluktan çok büyük hak kayıpları doğacaktır. Ayrıca yukarıda açıklandığı üzere, toplantı başkanlığı hukuka aykırı şekilde oluşturulmuştur. İkinci toplantının, ilk (ertelenen) toplantının devamı niteliğinde olduğu ise öğretide hiçbir şüpheye yer bırakmayacak açıklıkta ifade edilir (birçokları yerine Ek-12, Alışkan, Murat: “Teori ve Uygulamada Azlığın Finansal Tabloların Görüşmelerini Erteleme Hakkı”, Prof. Dr. Zühtü Aytaç’a Armağan, İstanbul 2022, s. 396). Diğer bir ifadeyle ortada tek bir genel kurul toplantısı vardır. Bu nedenle ilk toplantıda gerçekleşen hukuksuzluklar doğrudan ikinci toplantıya da sirayet eder. 21.03.2023 tarihinde yapılacağı ilan edilen ikinci toplantı ile 21.02.2023 tarihinde yapılan ilk (ertelenen) toplantı arasındaki organik bağ gözetildiğinde ikinci toplantıda hukuka uygun karar alınabilmesi imkânsızdır. Zira Sayın Mahkemeniz yokluğa ya da iptaline karar vermeden önce genel kurul yapılması hâlinde toplantıyı ilk toplantıdaki toplantı başkanlığı yönetecektir. Fakat bu toplantı başkanlığı aslında seçilmemiştir, karar yoktur. Başka bir ifadeyle, toplantı başkanı olmayanlarca yönetilecek bir toplantıya “genel kurul” denilecek ve Şirket’in geleceği oylanacaktır. Bu nedenle 21.03.2023 tarihinde yapılacak olan genel kurulda alınan tüm kararlar da yine geçersiz olacak; fakat bu sefer de bu kararların geçersizliğinin tespitine kadar geçecek sürede başka hukuka aykırılıklar oluşacaktır. Hukuksuzluğun bir çığ gibi büyümemesi için bu noktada ihtiyati tedbir kararı verilmelidir. İkinci toplantının icrası, ortaya tarifi mümkün olmayan bir hukuki garabet çıkaracaktır. Kişiler sahip olmadıkları paylardan doğan hakları kullanmaya çalışacak; temsilci olamayacak kişiler genel kurulda oy kullanmaya çalışacak; toplantı başkanı olmayanlar genel kurulu yönetmeye çalışacaktır. Tüm bu çalışma ve çaba hem bizzat hukuka aykırıdır hem de hukukun asla korumaması gereken kötü niyetler barındırır. Bu durumun engellenmesi için genel kurulun ihtiyaten durdurulması zorunludur. Hâlihazırda ilk genel kurul toplantısının yapıldığı ve ikinci toplantının ilan edildiği gözetilirse, telafisi ağır zarar ihtimali son derece yüksek, hatta kesindir. Bu nedenle Sayın Başkanlığınızdan herhangi bir hak kaybına uğranılmaması, ciddi bir zararın doğmasının engellenebilmesi için HMK m. 389 uyarınca Davalı Şirket’in 21.03.2023 tarihinde gerçekleşecek genel kurulunun ihtiyaten durdurulmasını arz ve talep ederiz. Bu tedbir kararının uygulanmasıyla Davalı Şirketin uğrayacağı bir zarar yoktur. Zira hukuka uygun bir hazirun cetveli ve esas sözleşmeye uygun yetki belgeleriyle ortaklar temsil edilerek her zaman yeni bir genel kurul toplanabilir. Davacı da Şirket ortağı konumundadır. Bu nedenle HMK m. 392 (1) uyarınca tedbir kararına teminat istenmeksizin hükmolunması talep edilmektedir." şeklinde ifadelere yer vererek Davalı Şirket’in 21.03.2023 tarihinde gerçekleşecek genel kurulunun ihtiyaten durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; aynı konuya ilişkin Genel Kurulun 1. nolu gündemi olan divan başkanlığının seçiminin iptali istemi ile .... Asliye ticaret mahkemesinin... es. sayılı dosyası kapsamında açılan davanında reddine karar verildiğini, mahkeme kararı gereği müvekkil şirkete karşı açılan iptal davasının reddedildiğini, pAY sahiplerinin vekil aracılığı ile genel kurula katılmasının ttk m.425 maddesine uygun olup davacı yanın taleplerinin kötü niyetli olduğu gibi hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirketin esas sözleşmesinin 11-3. maddesinin üçüncü fıkrası ile pay sahiplerinin genel kurulda temsil edilebilme hakkına ilişkin yapılan düzenlemeye yönelik davacı yan tarafından pay sahibinin temsil yetkisi verebileceği kişilerin; altsoy ve üstsoyu ile bir diğer pay sahibi ile sınırlandırıldığını, Genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinden ...'nu vekaleten Av. ...'nu ise vekaleten Av. ... temsil ettiğini, davacı yan bu temsilin şirket esas sözleşmesine aykırılık oluşturduğunu iddia edildiğini, yine davacı yanın söz konusu bu iddialara cevapları sunulmadan, esas sözleşme düzenlemesinin tüm grup şirketlerinde mevcut olduğunu ve bu şirketlerden ana şirket ... ... ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine ilgili esas sözleşme hükmünün butlanının tespiti konulu davayı açtıklarını beyan ettiğini, ''başka'' bir şirkete karşı açılmış bir davanın sonuçlarının diğer tüm şirketler için de sonuç doğuracağını iddia etmenin medeni usul hukuku ilkeleri karşısında ''abes'' olduğunun dava dilekçesinde belirtildiğini, somut olayda abes olan durumun, davacı yanın ana şirket ...'dan bahsederken başka bir şirket olarak nitelendirme yapması olduğunu, ..., ana sözleşmesi, pay sahipleri aynı olan ana şirkettir ve huzurdaki davada müvekkil şirket de grup şirketi konumunda olduğunu, yine abes olan durumun, davacı yanın çelişkili davranma yasağına aykırı hareket etmesi olduğunu, nitekim aynı maddenin iptali konulu davayı davacının bizzat kendisinin İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E., ... K.sayılı dosyasında ikame etmişken, başka şirkete karşı açılmış bir dava olduğu bahsiyle bu hususu göz ardı etmek son derece kötü niyetli olduğunu, mahkemece ilgili ana sözleşme maddesinin geçersizliğine de karar verilmiştir. somut olayda ilgili bir başka önemli husus, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un ''Esas Sözleşme'' başlıklı 22.maddesinde düzenlendiğini, madde kapsamında anonim şirketlerin esas sözleşmelerini ve limited şirketlerin şirket sözleşmelerini Türk Ticaret Kanunu'na uyumlu hale getirmeleri için öngörülen süre, 29.06.20213 tarih ve 28692 sayılı R.G2de yayımlanan Tebliğin 2.maddesi hükmü gereğince 1/7/2014 tarihine kadar uzatıldığını, şirket ana sözleşmesinin ''Oy verme, Oy Hakkı ve Vekil Tayini'' başlıklı 11-3.maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 425.maddesine uyumlu hale getirilmediğinden TTK'nın genel kurulda temsile dair 425.maddesi, şirket genel kurulu için kendiliğinden uygulanabilir hale gediğini, tüm bu hususlarla birlikte anonim şirketlerde esas sözleşme sınırlarını çizen bir diğer temel norm 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 27'dir. "Kesin hükümsüzlük" başlıklı bu madde, kanunun emredici hükümlerine aykırı sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz sayılacağını vurgulamakta olduğunu, bu hükmün, yalnızca borçlar hukuku sözleşmeleri olmayıp, Türk Medeni Kanunu m.5 uyarınca niteliğine uygun düştüğü ölçüde her türlü hukuki işlem bakımından uygulama alanı bulacağını, zira TMK m.5'te "Bu kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır." şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu kapsamda TBK m.27'de anılan ''kanunun emredici hükümleri'' yalnızca TBK'daki değil, diğer kanunlardaki emredici hükümleri de içerir. Dolayısıyla TTK'da öngörülen anonim ortaklıklara dair emredici hükümler de TBK m.27 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, TTK'da yer alan hükümlerin emredici nitelikte olup olmadığının tespitinde ise kanunların yorumlanmasında başvurulan klasik yöntemler yerine, TTK m.340'ta öngörülen emredici hükümler ilkesine uygun bir inceleme devreye gireceğini, bu ilke uyarınca anonim ortaklığa ilişkni TTK hükümlerinin kural olarak emredici olduğu açık ve net olduğunu, nitekim TTK'nın ''Emredici Hükümler'' başlıklı 340.maddesinde "Esas sözleşme, bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak Kanunda buna açıkça izin verilmişse sapabilir." şeklinde düzenleme mevcut olduğunu, anılan hüküm normlar hiyerarşisinde anonim şirket esas sözleşmesinin, emredici ve tahdidi kanun hükümlerinin altındaki konumunu teyit etmekte; ayrıca anonim ortaklık esas sözleşmesi bakımından sözleşme özgürlüğü ilkesinin geçerli olmadığını belirtmekte olduğunu, dolayısıyla anonim ortaklığın, ortaklığı kuran ve ona sermaye sağlayan kişiler tarafından değil, daha çok devlet tarafından şekillendirilen bir tüzel kişilik olduğunu ortaya koymakta olduğunu, konuya bu çerçevede bakıldığında TTK'nın 425.maddesi önem arz etmektedir. Madde metninde; "Pay sahibi, paylarından doğan haklarını kullanmak için, genel kurula kendisi katılabileceği gibi, pay sahibi olan veya olmayan bir kişiyi de temsilcisi olarak genel kurula yollayabilir. Temsilcinin pay sahibi olmasını öngören esas sözleşme hükmü geçersizdir.'' hükmünün amir olduğunu, şirket ortaklarının şirket ortağı , alt - üst soy olmayan vekil ile genel kurulda temsil edilmesi hususunda genel kurulun 1 numaralı kararının butlanına veya iptaline karar verilmesi taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, hazirun listesinin şirket kayıtlarına, pay defterine ve ticaret sicil kayıtlarına uygun hazırlandığını, ortada usule ve kanuna uygun bir şekilde alınan Yönetim Kurulu kararı mevcut olduğunu, her ne kadar davacı yan tarafından .... Asliye Ticaret Mh. ... es. Sayılı dosyası ile tedbiren yönetim kurulu kararının geriye bırakılması talep edilmiş ise de yerel mahkemece tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, bu sebeple yönetim kurulu kararı hali hazırda yürürlükte olup bu karar gereği yapılan pay geçişleri hukuka uygun olduğunu, TTK 494/2 maddesine göre yapılan pay geçişine onayı içeren ... numaralı yönetim kurulu kararı usule ve hukuka ve yerleşik içtihatlara uygun olduğunu, İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesince aynı hususta yapılan yargılama ve huzurdaki davaya emsal olabilecek nitelikte olan davada yerel mahkemenin 25.02.2020 Tarihli ... Kararının emsal olarak sunduklarını, tüm bu nedenlerle ve resen ele alınacak nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkememizde görülen dava, davalı şirketin 21.02.2023 tarihli 2021 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda alınan “Divan kurulu seçimi ile başkanlık divanına toplantı tutanaklarını imzalama yetkisi verilmesi” konulu (1) numaralı kararın (“Genel Kurul Kararı”) TTK m. 445 vd. uyarınca yokluğunun tespiti, aksi halde iptal edilmesi talebine ilişkindir.Uyuşmazlık konusuna göre mahkememizce açıklığı kavuşturulması gereken husus, miras paylaşımı yapılmadan yönetim kurulu kararı ile payların taksim edilmesinin Türk Medeni Kanunun 640. Maddesine aykırı olup olmayacağı, Türk Ticaret Kanununun 494/2 ve 596. Maddelerine göre işlem yapılmış olmasının özel ve öncelikli hükümler olduğu gerekçesinin yerinde olup olmadığının belirlenmesidir.TTK madde 494/2'ye göre; "Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya
cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte
devralana geçer.
"
TTK madde 596 ya göre ; " (1)Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın,
esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer. (2) Şirket, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için, şirketin, payları kendi veya
ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesi şarttır".
TMK madde 640'a göre; "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır. Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler."
Dosyaya sunulan bilgi ve belgeler kapsamında, davacının da mirasçıları arasında olduğu ...'nun davalı şirkette %16 pay sahibi olduğu, ölümü ile veraset ilamı uyarınca payların mirasçıları adına intikal
ettirildiği ve pay defterinin düzenlendiği görülmüştür.Davalı taraf, TTK'nın 494. Maddesinin TMK'nın 640. Maddesine göre özel hüküm
olduğu savunmasında bulunmuştur.
Mahkememizce, ileri sürülen iddia ve itirazlar, dosyaya sunulan mütalaa ve emsal kararların bir bütün halinde ele alınması neticesinde TTK m. 494/2 hükmünün TMK m. 640 hükmüne göre özel düzenleme içermediği, bu sebeple anonim ortaklık paylarının miras yolu ile intikalinde birden fazla mirasçının bulunması halinde elbirliği mülkiyetinin doğmayacağı görüşünün ve payların mirasçılar arasında herhangi bir mutabakat aranmaksızın şirket tarafından miras payları oranında mirasçılar adına pay defterine kaydedilebileceği yönündeki tespit ve değerlendirmelerin yerinde olmadığı zira, mirasın paylaşımı sonrası hak sahibi olan kişinin pay defterine
kayıt edilmesi gerektiği, TMK'nın 640. Maddesi uyarınca birden fazla mirasçı olması halinde elbirliği ile
tasarruf şartının bulunduğu, bu şekilde bir tasarruf işlemi yapılması mümkün olmadığında terekeye temsilci tayinini işlemlerinin yapılması gerektirdiği ortadadır.
Somut olayda mirasın paylaşılmamış, davalı şirkette kimin hisse sahibi olacağı henüz belli olmadığından ölen ortağın paylarının temsili için bir temsilci atanması gerekirken, yönetim kurulunun,
mirasçıların iradelerinin yerine geçerek paylaştırma yapılması açıklanan gerekçelerle yerinde olmayıp alınan karar batıl olduğundan,
kararın batıl olduğunun tespitine ve pay defterinin düzeltilmesine yönelik olarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak düzenlendiği üzere;
1-Davanın kabulü ile, davalı şirketin 21/02/2023 tarihli 2021 yılı olağan genel kurulu toplantısında alınan 1 nolu kararın iptaline,
2-Alınması gerekli 269,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 89,95 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 385,40 TL toplam harç ile yargılama aşamasında yapılan tebligat, posta ücreti 191,25 TL olmak üzere toplam 576,65 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.29/12/2023
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır