İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2024/28 K.2024/1123
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/28
KARAR NO: 2024/1123
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/09/2023
NUMARASI: 2019/630 Esas - 2023/587 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/07/2024
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; Davacı ile davalı ...’un kardeş olduklarını, 1995 yılında %50-%50 hisse ile .....Ltd. Şti.ni kurduklarını, kurulduğu yıl içinde alınan taşınmazın , 1997 yılında tuzla organize sanayi bölgesindeki D5 arsa üzerine şirket gelirinden ödenerek arsanın davalı adına alındığını, 2001 yılında Tuzla Organize Sanayi Bölgeside ... parseldeki bir gayrimenkulün alındığını, bu gayrimenkulde inşa edilen yeni yönetim binasında kurulan uygulama labaratuvarının makinalarının ve ekipmanlarının masraflarının yarısının davacı talebi üzerine langro firması tarafından karşılandığını, bu alımın davacı adına yapılması gerekirken davalı tarafından gizlice şirket adına yaptırıldığını, 2002 yılında davalı adına kayıtlı gayrimenkule karşılık İstanbul İli, Ataşehir İlçesi ... Mah. ... pafta ... ada ... parselde bir arsa satın alıp sekiz dairelik bir bina yaptığını, inşaatın davacının1.800.000 euroyu bulan ve şirkete aktarılan komisyon ve bonuslarından gelen para ile yapıldığını,2005 yılında temsilciliğini yaptıkları ürünlerin eşdeğerlerini üretmek üzere ... San. Ltd Şti.nin kurulduğunu, davalının müşaviri ...’ı göndererek 4 -5 adet A4 kağıdının altına gelecek şeklide "ortak ...-imza ortak ...- imza" yazılı ve ... tarafından imzalanmış olarak getirilirek evrak imzalatıldığını, bu kağıtların daha sonra şirket sermaye artışlarında davacının haberi olmadan kullanıldığını,davacı hissesinin %50 den %33 e düşürüldüğünü, davalının hakim hissedar haline geldiğini, mevcut durumda davacının ... %34 hisseye sahip olduğunu, davalı ...'un her iki şirkette bulunan %50 payın üzerindeki hisselerin iptali ile bu oranda davacı adına tesciline,her iki şirketin feshine, haklı sebeplerin ağırlığını feshi gerektirmemesi halinde duruma uygun ve kabul edilebilir çözüm yöntemi olarak ortaklığın asimetrik olarak bölünmesine, buna da karar verilmez ise payın gerçek değerinin ödenerek davalının ortaklıktan çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.
TEFRİK; Mahkemece; 14.10.2020 tarihli oturumda; tarafların pay oranlarına ilişkin uyuşmazlığın çözümüne bağlı olduğunun anlaşılması üzerine, mahkemece resen davalı ...'un her iki şirkette bulunan %50 üzerindeki hissesinin iptali ile bu oranda davacı adına tescili talepli dava tefrik edilerek iş bu dosya üzerinden sadece bu uyuşmazlığın yargılaması yapılmıştır.
CEVAP: Davalılar Vekili; Davacının, dilekçesinde müvekkil ...'un adına kayıtlı tüm taşınmazların ortaklıkla birlikte feshine karar verilmesini talep ettiğini, davacının 2007 ve 2008 yıllarındaki hisse değişimlerini o gün dava edercesine kendi hisselerinin %50'ye çıkarılmasını ve müvekkili üzerinde bulunan %50'nin üzerindeki hisselerin iptalini istemesi, her halükarda 5 yıl içerisinde açacağı iptal davası ile talep edilebilecek bir uyuşmazlık iken, aradan 12 yıl geçtikten sonra bunun ileri sürülmesi mümkün bulunmadığını, davacı yan, her ne kadar dava dilekçesinde müvekkilini uzlaşmaz anlaşmaz olarak addetmekte ise de, davaci ile eş dost ve akrabaların araya girmesi ile yapılan sözleşmeler ile kendisine hakkı olmayan tavizler verildiğini, davacının daha fazla hak elde etmek için çaba sarf ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece,alınan 28/02/2022 tarihli ATK raporunda,inceleme konusu belgenin imzadan faydanılarak oluşturulduğunu gösterir teknik bir bulgu saptanamadığı şeklinde rapor sunulduğu, davacının her iki davalı şirkette de hisse oranlarının %50 - %50 olduğunu iddia ettiğini,davacının ... Ltd. şirketinde ortaklık payının %33 ve ... Sanayi A.Ş. de ortaklık payı oranının %5 olarak göründüğü ancak ... A.Ş. nde ... Ltd. Şti” nin ortaklık payı oranı %89 olduğundan bu pay içerisinde davacının payının 1.780.000 x %33 = 587.400-TL sına karşılık geldiği, davacının doğrudan ve dolaylı olarak ... San. A.Ş'deki pay tutarının 100.000+587.400 = 687.400 TL ve bu tutarın 2.000.000- TL tutarındaki sermaye içerisindeki oranının %34,37 olarak hesaplandığı,10.05.2007 tarihli genel kurul kararının geçersizliği yada iptali gibi bir durum söz konusu olmadığı sürece, tarafların şirketteki ortaklık paylarının tespitinin başka bir yolu olmadığı gibi, bu kararın varlığına rağmen, bu karara uygun şekilde tesisi edilen ortaklık paylarının kural olarak iptalinin istenemeyeceğini, davacının, talebine konu payları, 05.04.2007 tarihli ortaklar genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararına istinaden, aslen iktisap ettiği, iş bu kararın boş kâğıtlar imzalatılarak, sermaye artırımı kararının alındığı iddia edilmişse de, bu konu ile ilgili C.Başsavcılığına yapılan şikayet sonucunda olayın hukuki uyuşmazlık çerçevesinde kaldığından bahisle takipsizlik kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, karar tarihinden itibaren geçen süre boyunca sessiz kalındıktan sonra bu iddianın ileri sürülmesinin MK 2.maddeye aykırı olduğu, kaldı ki iş bu dosyada sunulan deliller çerçevesinde bu olgunun ispat edildiğinin söylenemeyeceği, yine 10.05.2007 tarihli genel kurulda alınan kararın geçersizliği noktasında ileri sürülen bu sermaye artırımında, ortaklar cari hesabının kaynak olarak kullanılması olduğu iddiasının ispatlanmadığı, geçersizliği kanıtlanamayan 10.05.2007 tarihli genel kurul kararına aykırılık teşkil edecek şekilde, bir ortağa ait pay iptali ile diğer ortak adına tesciline karar verilmesinin hukuka uygun olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı vekili; davanın tarihinin 08.11.2019 olduğu, savcılık soruşturması tamamlanmadan dava açıldığını, takipsizlik kararının 23.12.2019 tarihinde verildiği, vekili olmayan müvekkile bu takipsizlik kararı 2020 yılının başlarında tebliğ edildiği,itirazlar üzerine halen Adalet Bakanlığı'nda incelemesi devam ettiğini, mahkemenin bu dosyanın akıbeti dahi sorulmadığını, mahkemece 10.05.2007 tarihli genel kurulda alınan kararın geçersizliği noktasında ileri sürülen bu sermaye artırımında ortaklar cari hesabının kaynak olarak kullanılması iddiasının ispatlanmadığının kabulünün doğru olmadığını, sermaye artırımında kullanılan bedelin "ortaklar cari hesabından olup olmadığının" tespit edilmeden hüküm verilmesinin doğru olmadığını, 10.05.2007 tarihli genel kurul toplantısının geçerli olup olmadığı T.T.K'.nda düzenlenen şartlar yerine getirilerek toplanıp toplanılmadığının araştırılmadığını, toplantının müvekkilin daha önce imzaladığı kağıtlar üzerinden veya imzası taklit edilerek yapıldığını ileri sürdüğünü, alınan bilirkişi raporlarının yeterli olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.2-Davalılar vekili; davacının birden çok talebini aynı davada açtığını, mahkemece tefrik kararı verildiğini, şirketlerin feshi aynı mahkemenin 2020/811 esasına, ...'un şahsi malları ile ilgili dava ise 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/340 esas sayılı dosyasında halen derdest olduğunu, eldeki bu davanın şirketlerde ki %33 paylarının %50'ye çıkarılması olarak devam ettiğini,davacı payının %33'den %17 arttırılarak %50'ye çıkarılması için talep olunan %17'nin değerinin tesbit edildiğini, harcın tamamlanması ve ikmal edilmesi için talepte bulunduklarını ancak taleplerinin reddedilerek nispi ücreti vekalet yerine maktu ücreti vekalet verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak nispi vekalet ücreti takdir edilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Eldeki dava; şirket feshi davası ile birlikte açılan ancak bilahare tefrik edilerek davalı ... adına kayıtlı olan hisselerin %50 sinin davacı adına tesciline ilişkindir. Dava başlangıçta fesih davası ile birlikte maktu harç ile açılmış, tefrik kararından sonra ise tamamlanmamıştır. Davacı tarafça iki ayrı şirkette paylarının davalı ile eşit olduğunun tespiti, davalının %50 yi aşan payların davacı adına tescili talep edilmiş olup, dava niteliği gereği nispi harca tabi bir davadır. HMKnın 120-(1) maddeye göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Harçlarla ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir. Harçlar Kanunu harç alınması veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden gözetilmesini ve harcın yatırılmaması halinde ise ne gibi işlemler yapılacağını 30 ve 32. maddelerinde hükme bağlanmıştır. Konuya ilişkin olan Yargıtay 11 HD nin "esas no: 2015/1146 karar no : 2015/8056 10.6.2015 tarihli ilamında "Bu itibarla, mahkemece nisbi harca tabi işbu davada nisbi harcın dava konusu edilen davalı paylarının dava tarihindeki değeri üzerinden hesaplanması gerektiği göz önünde bulundurularak, hisselerin değeri tespit edilip, harç tamamlattırıldıktan sonra işin esasına girilerek bir karar vermek gerekirken, anılan husus nazara alınmaksızın maktu harç ile davanın görülüp sonuçlandırılması doğru olmamıştır." denilmiştir.Açıklanan nedenlerle; davaya konu davalı ... adına kayıtlı payların iptali, davacı adına kaydı talepli dava nispi harca tabi olup, harcın tamamlanması halinde davanın kabul veya red durumuna göre dava değeri üzerinden tarafların yargı giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluğu doğacaktır. Öncelikle davacı adına kaydı istenilen payların dava tarihindeki değeri üzerinden eksik peşin harcın tamamlatılması gerektiği hususu gözetilmeden davanın esasına girilerek karar verilmesi doğru bulunmamış, harca ilişkin eksikliğin resen incelenmesi gerektiği gözetilerek; davacının esasa ilişkin istinaf nedenleri incelenmeksizin kararın kaldırılmasına eksik harç ikmal edildikten sonra esasa girilmek üzere dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/09/2023 Tarih 2019/630 Esas - 2023/587 karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Taraflarca yatırılan (davacı 269,85-TL, davalılar 269,85-TL) peşin istinaf karar harçlarının yatıran tarafa istek halinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/07/2024