İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2024/1208 K.2024/1883

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1208 📋 K. 2024/1883 📅 19.12.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1208
KARAR NO:2024/1883
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:20/03/2024 tarihli asıl karar ile 12/06/2024 tarihli ek karar.
NUMARASI:2022/1007 E. - 2024/269 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı, davalı mirasçılar vekilince yapılan istinaf başvurusunun reddine dair verilen ek karara karşı, davalı mirasçılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin kuyumculuk sektöründe kullanılan ... makinalarının Türkiye Satış mümessilliğini yaptığını taraflar arasında ticari ilişki olduğunu davalı adına 04/02/2015 tarihli 419.999.00USD bedelli fatura düzenlediğini, davalının ödeme yapmaması üzerine ... sayılı dosyasında takibe geçildiğini, davalının takibe herhangi bir borcunun olmadığından bahisle itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ve takibin devamı ile %20 den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; Davacıdan 4 adet makina satın aldığını ödemelerin senet karşılığı yapıldığını ve taraflar arasındaki borç ilişkisinin bittiğini,borç ilişkisi bittikten sonra davacı tarafın takibe konu faturayı icra takibine koyduğunu , ödemelerin 2014 yılının başlarında başladığını usul ve yasalara aykırı olarak düzenlenenen faturanın davalıya tebliğ edilmediğini, davalının faturadan icra takibi ile haberdar olduğundan bahisle itiraz ettiğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tarafların kabulünde olduğu üzere, ticari satım sözleşmesi nedeniyle davalı davacıya 60 adet sıralı bono vermiştir. Davalı, bonoların bir kısmını banka havalesiyle ödediğini, ... sayılı dosyasında takibe konu edilen iki adet bononun çalışanları tarafından banka havalesiyle ödendiğini, kalan bonoların da elden ödenerek, bono asıllarının alındığını savunmuştur. Satım sözleşmesi ilişkisinde davalı tarafından borca karşılık bono verilmiş olması, borcun yenilenmesi olmadığı gibi, salt bononun verilmesi ile satım bedelinin ödenmiş olduğu kabul edilemez. Davacı taraf da satım sözleşmesi nedeniyle kıymetli evrak aldığında, bu kıymetli evrakları kambiyo senetlerine mahsus yolla takibe konu edebileceği gibi temel ilişkiye dayalı olarak da talepte bulunabilir. Ancak bu halde, senet asıllarının nerede olduğunun bildirilmesi ve senet asıllarının sunulması gerekir. Zira satım sözlemesi nedeniyle düzenlenen bonoların asıllarının davacıda olması halinde, bu davada verilecek kararla mükerrer tahsilat yapılabilecektir.Davalı, bir kısım bonoları elden ödeyip bono asıllarını aldığını savunduğuna göre, mahkememizce aydınlatma yükümlülüğü çerçevesinde tarafların ellerinde bulunan senet asıllarının ibrazı istenmiş olup, ibraz olunan senet asılları dosyaya alınmıştır. Bir kambiyo senedinin aslının borçlunun elinde olması ödemeye karinedir.Bono aslının davacının elinde olması, ayrı bir ödeme olgusu ispatlanmadığı sürece, bonodan kaynaklı borcun ödenmediğini gösterir. Bonoların davacının elinde olmaması halinde ise, davacı aksini kanıtlamadığı sürece bono bedellerinin ödendiğine delalet eder. Çünkü, bedellerini ödeyerek bonoları alan borçlunun bu bonoları muhafaza etmesi beklenmez. Bonoların davacı tarafından ibraz edilememesi halinde davalının ödeme savunmasının benimsenmesi, davacı aksini ispatlamadığı takdirde ödeme savunmasına itibar edilmesi gerekir. Zira, kambiyo senetlerinde alacak hakkı, senede bağlıdır. Borcunu ödeyip senet aslını alan borçlunun senedi imha etmesi beklenen bir davranış olup, senet asıllarını ibraz etmemesi, davalı aleyhine sonuç doğurmaz. Çünkü, yukarıda belirtildiği üzere, senedin davalının elinde olmaması, ödemeye karine oluşturur. Davalı tarafından davacıya ödeme amaçlı olarak verildiği belirtilen 60 adet sıralı bonodan 16 adet, 122.000 USD bedelli bono aslı, davalı tarafça da 43 adet bono aslı mahkememize ibraz edilmiş olup davacı tarafından ibraz edilen bono aslı toplamı 122.000 USD'nin ödenmemiş olduğu kanaatine varılmıştır. Davalının 13/01/2023 tarihinde vefat ettiği UYAP kayıtlarından tespit edilmiş olup, davacı vekili tarafından davalıya ait veraset ilamının sunulduğu, mirasçılara duruşma gününü bildirir tebligat çıkarılmış olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile... sayılı icra dosyasında davalının asıl alacak 122.000-USD'lik kısmı yönünden itirazının iptaline, takibin 122.000-USD asıl alacak üzerinden (... sayılı dosyası nedeniyle tahsilde tekerrür olmayacak şekilde) devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağı 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince 1 yıl vadeli USD hesaplarına uygulanan değişen oranlarda faiz uygulanmasına, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebini kabulü ile asıl alacağın %20'si oranında 91.256-TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş..." gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, ... sayılı icra dosyasında davalının asıl alacak 122.000 USD'lik kısmı yönünden itirazın iptaline, takibin 122.000 USD asıl alacak üzerinden (... sayılı dosyası nedeniyle tahsilde tekerrür olmayacak şekilde) devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağı 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince 1 yıl vadeli USD hesaplarına uygulanan değişen oranlarda faiz uygulanmasına, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebini kabulü ile asıl alacağın %20'si oranında 91.256-TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı mirasçılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İlk derece mahkemesinin 12.06.2024 tarihli ek kararıyla; "...Mahkememizce gerekçeli karar ilamı her ne kadar davalı mirasçıları dışında ayrıca davalı vekili olarak Av. ...i'ye tebliğ olunmuş ise de, davalı muris ...'ın 13/01/2023 tarihinde vefat ettiğinin davacı vekilince Mahkememiz dosyasına ibraz olunan mirasçılık belgesinden anlaşıldığı, Av. ... tarafından mirasçıların vekili olduğunu gösterir vekaletnamenin ise 11/06/2024 tarihinde, (UYAP sistemi üzerinden istinaf dilekçesinin ibraz olunduğu gün) mahkememiz dosyasına sunulduğu, böylelikle Mahkememizce Av. ...'ye gerekçeli kararın tebliğ edildiği esnada mirasçıların vekili olduğunu gösterir vekaletnamenin Mahkememiz dosyasına ibraz olunmadığı anlaşılmakla, davalı vekili olarak Av. ...'ye 29/05/2024 tarihinde tebliğ olunan Mahkememiz gerekçeli kararın tebliğine yönelik tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakta olup;Mahkememiz gerekçeli kararının, davalı muris ...'ın mirasçıları olan ...'a, 27/05/2024 tarihinde, mirasçı ...'a 25/05/2024 tarihinde, mirasçı ...'a 25/05/2024 tarihinde tebliğ olunduğu; Davalı mirasçıları vekili tarafından istinaf dilekçesinin ise, 11/06/2024 tarihinde UYAP sistemi üerinden ibraz olunduğu, böylelikle yasal süresi geçtikten sonra istinaf talebinde bulunulduğu anlaşılmakla, HMK.346 maddesi gereğince yasal süresi içerisinde bulunulmayan istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.." gerekçesiyle, HMK'nın 346. maddesi uyarınca davalı mirasçıları vekilinin istinaf başvurusunun reddine, karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı mirasçılar vekili, 12.06.2024 tarihli ek karara karşı verdiği istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verildiğini, mahkeme tarafından istinaf taleplerinin reddedildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ...'ın vefatından sonra davanın mirasçılar adına takip edilmeye devam edildiğini, mahkemece bu konuda herhangi bir itirazda bulunulmadığını, vekaletname sunmak üzere süre verilmediğini, ayrıca mahkemenin 4 nolu celsesinde de davalının mirasçıları adına davayı takip ettiklerini bizzat beyan ettiklerini, bunun üzerine mirasçılar adına tüm duruşmalara katılım sağlandığını, gerekçeli kararın ise tarafına tebliğ edildiğini, bunun üzerine ise yasal süre içerisinde istinafa başvuru yapıldığını, miras bırakanın vefat etmiş olduğunu, mahkeme tarafından yapılması gerekenin taraflarına vekaletname sunmak üzere süre verilmesi olduğunu, ancak mahkemece gerekli işlemler yapılmadan müvekkillerinin istinaf kanun yollarına başvuru haklarının ellerinden alındığını, e-tebligatın usulsüz olduğu gerekçesinin ise tamamen hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki UYAP'ta tarafının mirasçılar vekili olarak dosyaya eklendiğini, böyle bir hak verilip daha sonradan da bu hakkın ellerinden alınmasının hukuka, mantığına aykırı olduğunu, bu sebepler ile istinaf isteminin reddi kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, esasa ilişkin ise dava konusu faturaların müvekkillerinin miras bırakanına tebliğ edilmediğini, bilirkişi raporunda faturaların hangi tarihte kime teslim edildiği ile ilgili dosyada veri bulunmadığından faturaların davacı tarafından davalıya verilip verilmediğinin ispata muhtaç olduğunu, muris ile davacı arasındaki ticari ilişkiye dayanan alacağın senet üzerine kurulduğunu, murisin davacıdan KDV'sini kullanma adına fatura istemesine rağmen fatura kesilip tebliğ edilmediğini, murisin haberi olmadan takip başlatıldığını, usul ve yasaya aykırı fatura düzenlendiğini, fatura içeriğinin gerçeği yansıtmadığını, muris tarafından elden ödenen senetlerin raporda yer almasına rağmen göz önünde bulundurulmadığını, toplamda 335.000,00 USD makine bedelinin ödendiğini, borç ilişkisinin bittiğini, davacının müvekkili muris ve oğlu hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/221 Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını, yargılamanın 3.celsesinde şirket çalışanının makine sattıklarını, ödenmeyen senetlerin miktarının 90.000,00 DOLAR olduğunu beyan ettiğini, davacının şikayet dilekçesinde tek tek alacaklı oldukları senetleri belirttiğini, buna ilişkin şikayet dilekçesi ve celse tutanağının dosyaya sunulduğunu, yapılan görüşmede şirket alacağının 90.000,00 USD olduğunun beyan edildiğini, sonraki görüşmede ise alacaklarının 250.000,00 USD olduğunun beyan edildiğini, alacaklarını mahkeme kararına istinaden arttırdıklarını, salt fatura düzenlemenin kişiyi borçlu kılmayacağını, faturanın tebliğ edilmediğini, makine kurulum belgelerinden de anlaşıldığı üzere fatura tarihinde mal tesliminin söz konusu olmadığını, irsaliyeli faturanın bulunmadığını, 2014 yılında kurulumu yapılan ve ödemeleri başlanan makinelere ilişkin usulüne aykırı olarak 2015 yılında müvekkilinden habersiz fatura düzenlendiğini, davacı tarafça dava açılırken senet asıllarının sunulmadığıni, süresinden sonra sunulan senet asıllarının delil olarak kullanılmasına muvafakat etmemelerine rağmen mahkemece senet asılları esas alınarak karar verildiğini, kararın hatalı olduğunu iddia ederek, 12.06.2024 tarihli istinaf isteminin reddine ilişkin kararın kaldırılarak esas karara yönelik istinaf başvurularının kabulüne, asıl kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin faturadan kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı mirasçılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İlk derece mahkemesince 12.06.2024 tarihli ek kararla, davalı mirasçılar vekilinin istinaf başvurusunun yasal süresi içinde olmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 346. Maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiş, bu ek karara karşı, davalı mirasçılar vekili tarafından, yasal süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davalı ...'ın 23.01.2023 tarihinde vefat ettiği, vefatı sonrasında davacı vekili talebi üzerine davalı mirasçılarına ilişkin olarak 29.12.2023 tarihinde Beşiktaş ... Noterliğinde mirasçılık belgesinin çıkarıldığı, dosya içerisine veraset ilamının ibrazı ile mirasçılara tebligatların gönderildiği, mahkemenin 18.10.2023 tarihli celsesinde, davalı vekilinin müvekkilinin vefat ettiğini, mirasçılar adına tebligat yapıldığı takdirde mirasçıların vekaletnamesini ibraz ederek davayı takip etme ihtimallerinin bulunduğunu belirttiği, mahkeme tarafından aynı celsede davalı mirasçılar adına dava dilekçesine ekli duruşma gününün tebliğine karar verildiği, 29.12.2023 tarihli veraset ilamı sonrasında davalı murisin mirasçılarına tebligatların gönderildiği, 27.12.2023 tarihinde tebligatın yapılmış olduğu, yapılan tebligatlarda 20.03.2024 tarihli duruşma günü ve saatinin belirtildiği, söz konusu duruşma gün ve saatinde davalı mirasçılardan herhangi birinin duruşmada hazır olmadığı, kendilerini vekille temsil ettirmedikleri, davalı muris mirasçısı olarak Av.... tarafından duruşma tarihinde 20.03.2024 saat 09:44'te mazeret dilekçesinin sunulduğu, dosya içerisine davalı mirasçılara ait herhangi bir vekaletname ibraz edilmediği, buna ilişkin açıklamaya da yer verilmediği, mahkeme tarafından 20.03.2024 tarihli duruşmada davanın kısmen kabulüne dair yukarıdaki gerekçelere istinaden karar verildiği, duruşma zaptında davalı muris vekiline ait mazerete herhangi bir şekilde yer verilmediği, 20.03.2024 tarihli gerekçeli kararda, murisle birlikte vekilinin karar başlığında gösterildiği, ayrıca mirasçılarının da gösterilmiş olduğu, ölen davalının vekalet ilişkisinin ölümle sona erdiği dikkate alınmaksızın kararın muris vekili olarak Av....'ye 29.05.2024 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ sonrasında adı geçen avukat tarafından yasal süre içerisinde 11.06.2024 tarihinde muris mirasçıları adına kararın istinaf edildiği, dilekçe ekinde 14.02.2023 tarihli mirasçılara ait Zeytinburnu Noterliğinde düzenlenen vekaletname örneğinin mevcut olduğu, mahkeme tarafından, tebligatın avukat adına gönderilmesinin geçerli olmayacağı, vekaletnamenin istinaf dilekçesi ile birlikte ibraz olunduğu gerekçesiyle mirasçılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 346. maddesi gereğince reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2021/5 Esas, 2023/2 karar ve 28.04.2023 tarihli ilamında da vurgulandığı üzere, Anayasanın 36,40/2 ve HMK'nın 297.maddelerinde yer alan düzenlemeler dikkate alındığında, mahkemelerin kararlarında ilgililere, başvurulabilecek kanun yollarını, başvuru mercilerini ve başvuru sürelerini sadece göstermeleri yeterli olmayıp aynı zamanda doğru olarak göstermeleri de Anayasal ve yasal gerekliliktir. Bu sayede bireylerin Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve bu çerçevede adil yargılanma hakkı tesis edilmiş olacaktır. Mahkemenin sebep olduğu hata nedeniyle usul kurallarının mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacak şekilde katı uygulanmaması gerekir. 6100 sayılı Kanun'un genel gerekçesine bakıldığında, tüm hükümlerin düzenlenmesinde, tarafların ve ilgililerin hak arama özgürlüğünü genişleten, yargılama sırasındaki haklarını en iyi şekilde teminat altına alan ve yargı organlarının yüceliği ve saygınlığını koruyacak ilkelere yer verildiği ve kanun koyucunun bu anlayışla düzenleme yaptığını göstermektedir.Somut olayda, yargılama aşamasında vefat eden davalı ile vekili arasındaki vekalet sözleşmesinin TBK'nın 513. maddesi gereğince sona erdiğinin kabulü ile davalı mirasçılarına davanın tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanmış olmasına rağmen karar başlığında bu husus gözden kaçırılarak muris vekili olarak gösterilen avukata tebligat yapılmıştır. İstinaf dilekçesini sunan vekil adına hüküm tarihinden önce muris mirasçıları tarafından verilmiş olan vekaletnamesi mevcuttur. İçtihatta belirtilen gerekçeler ve özellikle mahkeme tarafından yapılan hatalı işlem dikkate alınarak davalı mirasçılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekirken 12.06.2024 tarihli istinaf isteminin reddine dair ek kararın yerinde olmadığı kanaatine ulaşılarak, işin esasının incelenmesi gerekmiştir. Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı satıcının takip konusu bakiye fatura alacağından dolayı alacak iddiasını ispat edip edemediği, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı ile senet asıllarının dosyaya geç teslim edilmesinin davalı tarafça muvafakat gösterilmemiş olmasının sonuca etkisinin olup olmayacağı ile kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, taraflar arasında 2014 yılında 4 adet makine alımı için sözlü anlaşmaya varıldığı, davalı iş yerine makinelerin kurulumunun yapıldığı, davacı şirketin kuyumculuk sektöründe kullanılan ... sistem makinelerinin Türkiye'deki satış mümessilliğini yaptığı, davalının ... adı altında işletme sahibi olduğu, ticari alış veriş sonucunda 4 adet makine bedeli olarak 450.000,00 USD alacağa karşılık 60 adet kambiyo senedi ile 2 adet fatura düzenlendiği, davacı tarafça kambiyo senetlerinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla öncelikle ... sayılı dosyasında takip başlattığı, davalı borçlu tarafından icra takibine karşı imza itirazında bulunulduğu, imza itirazı sonucunda bilirkişi raporu ile davalının oğlu tarafından imzaların atıldığı, taraflar arasında teamül haline gelen uygulamanın şirketi bağlayacağı gerekçesiyle Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1477 Esas, 2018/919 Karar ve 20.11.2018 tarihli kararı ile davalının imza itirazının reddedildiği, davalı hakkında ağır ceza mahkemesinde yargılamanın mevcut olduğu, davacı alacaklı tarafça davalı adına 04.02.2015 tarihli toplam KDV dahil 419.999,00 USD bedelli fatura düzenlediği, faturanın asıl tutarının 355.932,00 USD olduğu, irsaliyeli faturada teslim alan kısmında imzanın mevcut olmadığı, davacı şirket tarafından kambiyo senetlerine özgü başlatılan icra takibine karşı davalı borçlunun itirazı üzerine bu kez bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla davalı hakkında ... sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlattığı, takip sebebi olarak 04.02.2015 vade tarihli faturanın gösterildiği, takip tarihinin 30.01.2017 olduğu, takip talebinde fatura alacağı ile birlikte işlemiş faiz ve tahsilatlarının ayrı ayrı gösterildiği, sonuç olarak 239.748,09 USD'nin tahsilinin talep edildiği, alacak tutarının Türk Lirası karşılığının takip talebinde gösterildiği, davalı borçlu vekili tarafından söz konusu takibe itiraz edildiği, itiraz dilekçesinde borcun olmadığının belirtildiği, davacı vekili tarafından İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.Tarafların dosyaya delillerini ibrazı ve ilgili delillerin celbi sonrasında taraflara ait ticari defter ve kayıtlar ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir.18.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirkete ait defterlerin usulüne uygun şekilde tutulduğu, davalı defterlerinin işletme usulüne göre tutulduğu, tasdiklerinin yapıldığı, davacı ticari defterlerine göre takibin başlatıldığı tarihte 521.624,57 TL bakiye cari hesap alacağının görüldüğü, senetlerin senet giriş kayıtlarının yapıldığının görüldüğü, bono teslim tutanakları ile ... Bankas...Şubesine teslim edildiği, davacı yanın sunmuş olduğu banka kanalı ile yapılan ödeme dekontları incelendiğinde toplam 201.000,00 USD'nin davalıdan ödeme şeklinde alındığı, sonuç olarak 60 adet senet meblağı 450.000,00 USD ve 201.000,00 USD banka dekontu ile tahsil edilen 249.000,00 USD kalan tahsil edilmeyen senet meblağının olduğunun belirtildiği, bunun yanı sıra davacı ticari defterlerinde toplam 62.650,00 TL ödemeler yapıldığı, davalı ticari defterlerinde 18.049,75 TL bedelli ve 1.007.999,47 TL bedelli 15.01.2015 ve 04.02.2015 tarihli faturaların kaydının görülmediği, davalı yanın sunmuş olduğu senet ve banka makbuzları incelendiğinde toplam 45 adet keşide edilen senet karşılığında belirtildiği şekilde 335.000,00 USD senet olduğu, bunun 104.000,00 USD'lik kısmının elden ödenerek senetlerin alındığının belirtildiği, senet fotokopilerinin dosya içerisinde olduğu, davalı yanca sunulan belge karşılığı toplam 335.000,00 USD ödemenin görüldüğü, 28.03.2014 tarihli teknik servis formunda makinenin monte edildiği, 11.04.2014, 26.06.2014 ve 18.07.2014 tarihlerinde olmak üzere ticari satım konusu makinelerin teslim edildiği, kurulumunun yapıldığı, sonuç olarak taraflar arasında yazılı sözleşmenin olmadığı, makinelerin kurulumunun tamamlandığı, faturaların davalı defterlerinde kaydının görülmediği belirtilmiştir.Davacı vekili rapora beyan dilekçesinde; davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, kambiyo senetlerine özgü başlatılan takibe imza itirazı üzerine , bakiye fatura alacağı için takip başlatıldığını, davalı hakkında yapılan suç duyurusu sonucunda Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/221 Esas sayılı davada, resmi belgede sahtecilik, kamu kurumu ve kuruluşları, tüzel kişilikleri aracı kullanılması suçlarından sanık olarak yargılandıklarını, bilirkişi tarafından teknik servis formlarının incelendiğini, makine kurulumlarının yapıldığını, formlarının davalı tarafından imzalandığını belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 26.09.2018 tarihli duruşmada davalı vekili zapta geçen beyanında; makine kurulum belgeleri altındaki imzalara bir itirazlarının olmadığını, malların müvekkiline teslim edildiğini, ödemelerin yapıldığını, takip konusu faturadaki malların makine kurulum belgelerine konu mallar olduğunu ancak borcun ödendiğini, icra hukuk mahkemesinde imza itirazlarının olduğunu, mal bedellerini senetle ve elden ödediklerini, tamamını dosyaya sunduklarını beyan etmiştir. Mahkemece, dairemizin kaldırma kararı sonrasında kaldırma gerekçeleri dikkate alınarak gerekli incelemeler yapılmıştır. Bu doğrultuda, davacı vekili tarafından bono asıllarının icra müdürlüğü kasasında muhafaza edildiğinin belirtilmesi üzerine ... bono asıllarının gönderilmesi için yazılan müzekkere neticesinde bono asılları mahkemeye gönderilmiş ve kasaya alınmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin mevcudiyeti konusunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Satım konusu dört adet makinenin davalı iş yerine teslim edildiği ve kurulduğu dosya içerisindeki makine kurulumuna ait teknik servis formları ile birlikte davalı vekilinin 26.09.2018 tarihli duruşma zaptına geçen beyanı ile tartışmasız hale gelmiştir.HMK'nın 190. maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu,TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut davada takip konusu, bakiye fatura alacağıdır.Fatura düzenlenmesi tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmamakla birlikte davalı tarafça fatura bedeline konu olan makinelerin teslim alındığı ve kurulduğu ikrar edildiği gibi dosyadaki bilgi ve belgelerden de bu konuda herhangi bir tereddüt mevcut değildir. Bu aşamada davalı tarafın faturayı tebliğ alıp almadığının ispatında herhangi bir hukuki yarar olmayacaktır. Nitekim davalı taraf savunmasında ürün bedellerini ödediğini belirtmiştir. Bu durumda, ödeme iddiasını ispat külfeti davalı tarafa geçmiş olduğundan buna yönelik iddiasını ispatla mükelleftir. Ancak Dairemizin kaldırma kararı sonrasında, davalının ödendiği savunmasında bulunduğu senet asıllarının davacı tarafça aynı alacakla ilgili olarak başlatılan ve davalı imza itirazı üzerine duran icra takip dosyasının bulunduğu icra daire kasasında olduğu anlaşılmıştır. Yani senet asılları davacı alacaklı elinde olduğu için takip başlatmıştır. Senet asılları dosyaya celbedilerek incelenmiş ve kasaya alınmıştır. Söz konusu senet bedellerinin ödendiği davalı tarafça ayrı bir ödeme olgusu ile ispatlanamamıştır. Senet asıllarının dosyaya sonradan ibrazı için davalı tarafın muvafakatına gerek yoktur. HMK m.216/1 de, belgenin sadece örneğinin mahkemeye verildiği durumlarda mahkemenin kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine belgenin aslının verilmesininde isteyebileceği belirtilmiştir. İddia edildiği gibi sonradan delil ibrazı anlamı taşımamaktadır.Diğer taraftan, davalı murisin sanık sıfatı ile yargılandığı ceza dosyasında ki tanık beyanının yazılı belge ile ispatı gereken davada delil olarak değerlendirilmesine yönelik istinaf nedenleri de yerinde değildir. Davalının takibe konu edilen bakiye fatura bedelini ödediğini ispat edemediği sonucuna varılarak, davanın kabulüne ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı mirasçılar vekilinin 12.06.2024 tarihli ek karara karşı istinaf başvurusunun kabulü ile ek kararın kaldırılması suretiyle davalı mirasçılar vekilinin asıl karara karşı istinaf başvurusunun yapılan incelemesinde, davalılar vekilinin asıl karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davalı Mirasçılar vekilinin 12.06.2024 tarihli ek karara karşı istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin 12.06.2024 tarihli ek kararının kaldırılarak asıl karara yönelik istinaf başvurusunun incelenmesi sonucunda; davalı mirasçılar vekilinin 20.03.2024 tarihli asıl karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca esastan reddine,2-Davalı mirasçılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 23.438,86 TL istinaf nispi karar harcının davalı mirasçılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,4-Davalı mirasçılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 19.12.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.