İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/53 K.2025/159
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/53
KARAR NO: 2025/159
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 23.09.2024 tarihli ara karar
NUMARASI: 2024/519 Esas
DAVA: Genel Kurul Kararının İptali
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; TTK'nın 449. maddesi gereği şirket yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra, davaya konu genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 23.09.2024 tarihli ara kararıyla; "... HMK'nın 389. Maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. " Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Kanun hükmü, tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu düzenlemiştir. Buna göre, genel kurul toplantısında alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun, davacı tarafça yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmekte olup dava dilekçesi ile ekinde sunulan belgelerle genel kurul toplantısında alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun yaklaşık olarak ispat edilemediği..." gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Haklarındaki güven ilişkisi sarsılan yönetim kurulu üyelerine genel kurulun anılan kararına konu yetkilerin, ki bu yetkilerin kapsamına dair de herhangi bir açıklama yapılmadığını, yetki verilmesinin kabul edilebilir nitelikte olmadığını, anılan bu kararın gerek oydan yoksun olan Yönetim Kurulu üyelerinin kararda oy kullanmaları sebebiyle muhalefet şerhinde belirttikleri yönetim kurulu üyeleri hakkındaki güven ilişkisinin sarsılması sebebiyle icrasının geri bırakılmasına yönelik tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup kararın kaldırılması gerektiğini, Huzurdaki davaya emsal olarak; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde huzurdaki davanın davacısı müvekkili ...'ın davacı olduğu, davalı ... SANAYİ VE TİC. A.Ş.'nin davalı olduğu davada, 13.09.2023 tarihli genel kurulda anılan içerik olarak emsal 6 numaralı karar için, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 26.04.2024 Tarih, 2024/470 Esas, 2024/622 Karar sayılı kararını sunduklarını ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiğini, 22.05.2024 tarihli genel kurulda alınan 9 numaralı genel kurul kararı ile buna bağlı genel kurul kararları doğrudan telafisi imkansız zararlara sebebiyet verebilecek nitelikte olup aksi yöndeki tespitlerin kabul edilemez olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 05.10.2023 tarihli, 2023/1727 Esas - 2023-1562 Karar sayılı kararını da eklediklerini, Genel kurul toplantılarında muhalefet şerhi koydukları ve işbu davaya konu ettikleri kararların dürüst resim ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, dolayısıyla tedbir talebinin reddi bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, TTK'nın 445’te belirtilen iptal sebeplerinden birinin de dürüstlük kuralına aykırılık hali olduğunu, TTK'nın 445.maddesinde kullanılan “dürüstlük kuralı” ibaresi ile TMK m.2 bütünüyle kastedildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarih, 2010/6-404 E. ve 2010/533 K. sayılı kararında aynen şu açıklama bulunduğunu, huzurdaki davada yaklaşık ispat net bir şekilde sağlandığını, bu sebeplerle müvekkilleri açısından telafisi mümkün olmayan sonuçların doğmaması için mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, Yönetim Kurulu üyelerinin rekabet etmeme yükümlülüğünün yargılama boyunca devamına ve anılan Genel Kurulda alınan 9 numaralı karar ile buna bağlı kararların yürütülmesinin geri bırakılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, davalı şirketin 22.05.2024 tarihli genel kurullarında alınan 2, 3, 4, 5, 6, 8 ve 9 numaralı kararların yokluğu ile butlanın tespitine; istinaf başvurusu ile dava konusu genel kurulunun 9 numaralı kararlarının ihtiyati tedbir yoluyla yürütmesinin geri bırakılması talebinin reddine dair verilen 23.09.2024 tarihli ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; davacılar vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır. HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir.Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesinde, ihtiyati tedbir talep edilmiştir. Dava dilekçesinde, şirketin 22.05.2024 tarihli genel kurullarında alınan 2, 3, 4, 5, 6, 8 ve 9 numaralı kararlarının batıl olduğunun tespiti istenilmiş, ayrıca 9 nolu TTK'nın 395-396 maddeleri kapsamında yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin kararın batıl olduğunun tespitine veya iptalleri talep edilmiş olup, dilekçe içeriğinde alınan bir kısım kararların yeterli nisapla alınmadığı da ileri sürülmüştür. İlk derece mahkemesince tedbir talebi değerlendirilerek yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği belirlenmiştir. TTK'nın 436. maddesinde oydan yoksunluk hâli düzenlenmiştir. Belirtilen maddede, " Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. (2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." düzenlemesi bulunmaktadır. Belirtilen yasal düzenleme ile bu düzenlemenin değerlendirildiği Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.05.2023 tarih ve 2022/668 Esas 2023/3398 Karar sayılı ilamı ile dosyada bulunan 22.05.2024 tarihli genel kurul tutanağı birlikte değerlendirildiğinde; genel kurulun 9. maddesinde ise yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerine göre yetki verildiği, bu kararın 684.000 olumlu oy ve 216.000 adet olumsuz oyla ve oy çokluğu ile alındığı anlaşılmıştır. Olumlu oy kullananlar dikkate alındığında şirkette yönetim kurulu üyesi olan ..., ... ve ... tarafından da olumlu kullanılan oylarla alındığı anlaşılmaktadır. Bunun dışında yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'nun anne-kız oldukları anlaşılmaktadır. TTK nın 436(1) maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri kendilerine ,eşi ,alt ve üst soyuna ....yönelik kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. Bu halde davacının red oyu kullandığı dikkate alındığında , yönetim kurulu üyelerine verilen izin bakımından davacı iddiası nedeniyle yaklaşık ispatın sağlandığının kabulü gerekmektedir. Bu nedenle, dava konusu genel kurulun 9. maddesiyle alınan karar bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu görülmüştür. Tutanak içeriği ve yasal düzenlemenin birlikte değerlendirilmesinde TTK'nın 449 ile HMK'nın 389 vd. maddelerindeki kararın yürütülmesinin geri bırakılması koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu 23.09.2024 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılmasına, Dairemizce tedbir talebi hakkında yeniden karar verilmesine, bu kapsamda davacılar vekilinin 22.05.2024 tarihli genel kurulun 9. maddesiyle yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395-396 maddeleri uyarınca izin verilmesine dair karara yönelik tedbir talebinin kabulü ile anılan maddenin yöneticiler bakımından yürütülmesinin geri bırakılmasına karar vermek gerekmiştir. Dairemizce verilen tedbir kararı bakımından, genel kurul tutanağı içeriği, açık yasal düzenlemeler gözetilerek, HMK'nın 392. maddesi uyarınca takdiren teminat alınmamıştır.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 391, 353/1.b.2 ve TTK'nın 449. maddeleri uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu 23.09.2024 tarihli ara kararının 9 numaralı gündem maddesi yönünden düzeltilmek üzere kaldırılarak ihtiyati tedbir talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin HMK'nın 389 ve TTK'nın 449. maddeleri uyarınca kısmen kabulü ile 22.05.2024 tarihli genel kurulun 9. maddesiyle yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395-396 maddeleri uyarınca izin verilmesine dair kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına, 2-HMK'nın 392. maddesi uyarınca genel kurul toplantı tutanağı içeriği ve kararın mahiyeti ile konuyu düzenleyen mevzuat hükümleri uyarınca, takdiren teminat alınmasına yer olmadığına,3-Kararın HMK'nın 393. maddesi uyarınca davacı vekiline tebliği üzerine anılan maddede gösterilen süre içinde kararın uygulanmasının talep edilmesi hâlinde, ihtiyati tedbir kararının Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesi ve kararın yerine getirilmesiyle ilgili diğer işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,4-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,b-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,c-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 04.02.2025
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f ve 391/3. maddeleri uyarınca karar kesindir.