İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/1474 K.2025/1540
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1474 Esas
KARAR NO : 2025/1540
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/05/2025
NUMARASI : 2025/271 Esas, 2025/415 Karar
DAVA: GENEL KURUL KARARININ İPTALİ (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)
KARAR TARİHİ: 20/11/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı dava dilekçesi ile; davalı kooperatif yönetim kurulunun 18.11.2012 tarih ve 26 sayılı kararıyla müvekkilinin üyelikten ihracına karar verildiğini, kararın TK'nın 21/2. maddesi uyarınca müvekkiline tebliğ edildiğini, Kooperatifler Kanunu gereğince ihraç kararının, müvekkilinin bildirdiği en son adrese tebliğ edilmesi gerekirken, müvekkilinin mernis adresine tebligat yapıldığını, kooperatifin 2012 yılında çıkardığı ihtarnamelerin müvekkilinin kooperatife bildirdiği adrese tebliğ edildiğini, ayrıca TK'nın 21/2 maddesi uyarınca tebligat yapılması için öncelikle bilinen adrese, bilinen adres olmadığı takdirde mernis adresine normal tebliğ yapılması gerektiğini, bu nedenle ihraç kararının müvekkilinin mernis adresine doğrudan TK'nın 21/2 fıkrası gereği tebliğ edilmesinin usulsüz olduğunu, kaldı ki haber kağıdının adresin kapısına yapıştırılmaması ve müvekkilinin tebligatta adı geçen komşusunun bulunmaması nedeniyle yapılan tebligatın yine usulsüz olduğunu, müvekkilinin ihraç kararından kooperatif hakkında açtığı davada, kooperatifin verdiği cevap dilekçesinin tebliği ile öğrendiğini, bu nedenle ihraç kararının tebliğ tarihinin, öğrenme tarihi olan 20.11.2014 tarihi olarak kabulü gerektiğini; müvekkiline parasal yükümlülüklerini yerine getirmesi için çıkartılan ihtarnamelerin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtarnamelerde belirtilen alacağın sebebinin anlaşılamadığını ve rakamların farklı olduğunu, müvekkilinin kooperatife borcu bulunmayıp bu konuda açılan davalar derdest iken ihraç kararı alınmasının mümkün olmadığını, borç ve yükümlülüklerini yerine getirmeyenin davalı kooperatif olduğunu, kooperatifin geçmiş ve şimdiki yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında zimmet ve irtikap suçlarından açılmış dava bulunduğunu ileri sürerek davacının kooperatif üyeliğinden ihracına ilişkin kararın iptalini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davacı vekili cevabında; ihraç kararının davacının üye kayıt defterindeki bilinen adresine tebliğ edildiğini, 11.01.2012 tarihli ilk ihtarnamenin de bu adrese tebliğ edildiğini, TK'nın 21/2. fıkrasına göre usulüne uygun bir tebligat yapıldığından, yeniden aynı maddeye göre tebligat çıkartılmadığını, buna göre ihraç kararının tebliğinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde dava açılmadığından davanın reddi gerektiğini, davacının 2002 yılından sonra genel kurullara katılmadığını, 2005 yılından bu yana da aidat ve borçlarını ödemediğini, uzun süre yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve genel kurullara katılmayan davacının üyelik hakkından zımnen vazgeçtiğinin kabulü gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ
Mahkemece; ihraç kararının davacının kooperatif kayıtlarında yer alan adresinde tebliğ edildiği, bu nedenle ihraç kararına dair tebliğin usulüne uygun olmadığı iddiasının yerinde olmadığı, mali yükümlüklerini yerine getirmeyen davacıya çıkartılan ihtarların yasa, anasözleşme ve Yargıtay kararlarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Dairemizin 2024/1680 Esas, 2025/498 Karar sayılı kararı ile;"..HMK'nın 142. maddesi uyarınca, hak düşürücü süre itirazının tahkikate başlamadan önce çözümlenmesi, varlığının kabulü halinde de işin esası hakkında karar verilmemesi gerekir. Anılan düzenlemelere göre bir davanın hem hak düşürücü süre, hem esas yönünden reddi usul kurallarına aykırıdır...Somut davada ilk derece mahkemesi ihraç kararının usulüne uygun tebliğ edildiğini kabul etmişse de, karar bu yönden herhangi bir gerekçe içermemektedir. Ayrıca ihraç kararının usulüne uygun kabul edilen tebliğ tarihi 22.11.2012 olup, bu tarihin kabulü halinde, ihraç kararının iptali için üç aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra, 2014 yılında dava açılmıştır. Diğer taraftan ilk derece mahkemesi ihraç kararının tebliğini usulüne uygun kabul etmesine rağmen, bir yanda da işin esasına yönelik olarak, ihtarların usulüne uygun ve ihraç kararının yerinde olduğunu kabul ederek davanın reddine karar vermiştir. Buna göre mahkemece HMK'nın 142. maddesi gereğince, ihraç kararının usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği tartışılarak tebliğ usulüne uygun ise hak düşürücü süre yönünden davanın reddedilmesi ve işin esası hakkında karar verilmemesi, tebligat usulsüz ve dava süresinde açılmışsa ise işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, davanın hangi nedenle reddedildiği anlaşılmayacak şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır." denilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ
Mahkemece kararın kaldırılmasından sonra yapılan yargılama sonucunda; ihraç kararının davacının kooperatif kayıtlarında yer alan ve bizzat davacının da ceza dosyasında bildirdiği adrese usulüne uygun olarak 22.11.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davacının üç aylık hak düşürücü geçtikten sonra ihraç kararının iptalini talep ettiği gerekçesiyle hak düşürücü sürede açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin kooperatife bildirdiği adresin Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde bulunan adresi olduğunu, önceki ihtarların müvekkilinin bu adresine tebliğ edilmesine rağmen, ihraç kararının kooperatife bildirilmeyen adreste tebliğ edildiğini, mernis adresine doğrudan TK'nın 21/2. maddesine göre tebligat yapılamayacağını, öncelikle bilinen adrese tebligat yapılması, bu adresin tebliğe elverişli olmaması halinde mernis adresine tebligat çıkartılması gerektiğini, müvekkilinin kooperatife tüm ödemelerini yaptığını, ihtarnamelerin usul ve yasaya aykırı olduğunu, iki ihtarnamede talep edilen tutarların birbirleri ile çeliştiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, 3 aylık hak düşürücü sürede dava açılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulu karar vermiş ise, çıkarılan ortak kararın kaldırılması için genel kurula başvurabileceği gibi doğrudan mahkemede itiraz davası da açabilir. Ortağın yönetim kurulu kararına karşı genel kurul nezdinde kararın kaldırılması veya mahkeme nezdinde itiraz davasını kararın tebliğinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açması gerekir (Kooperatifler Yasası m.16). İhraç kararına ilişkin tebligat Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği hükümlerine göre, ortağın kooperatifçe bilinen en son adresine yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şu kadar ki, kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması mümkündür. (TK.m.10)TK'nın 21/1 fıkrası; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır" hükmünü düzenlemektedir.Somut uyuşmazlıkta ihraç kararının davacının kooperatifte kayıtlı bilinen adresine tebliğe çıkartıldığı, muhatabın adreste bulunmaması nedeniyle tebliğ olunacak evrakın, o yerin muhtarına teslim edildiği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnamenin gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırıldığı, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini için komşuya da haber verildiği gözetildiğinde, TK'nın 21/1 fıkrasına uygun olarak yapılan tebligatta usule aykırılık görülmemiştir. Kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması mümkün olduğundan, bir ve ikinci ihtarnamelerin muhatabın işyerinde tebliğ edilmesi, usulüne uygun olan ihraç kararının tebliğini, usulsüz haline getirmemektedir. Bu durumda ihraç kararının davacıya 22.11.2012 tarihinde tebliğ edilmesi, davacının üç aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 2014 yılında dava açması karşısında ilk derece mahkemesinin hak düşürücü sürede açılmayan davanın reddine karar vermesinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi görüşüyle dosya heyetin takdirine sunulur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/271 Esas, 2025/415 Karar sayılı ve 29/05/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzer