Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/90 K.2025/111

🏛️ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/90 📋 K. 2025/111 📅 23.01.2025

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .....
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : .....
KARAR NO : .....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ : 28/11/2024
NUMARASI : ........ Esas
İSTİNAF EDEN DAVACI : .......
VEKİLİ : Av......
DAVALI : ........ ..... .
VEKİLİ : Av......
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 23/01/2025
YAZIM TARİHİ : 24/01/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ........ Esas sayılı dosyası ile açılan ticari şirket davasında 28/11/2024 tarihinde tesis edilen ara karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu 09/08/2024 tarihli 2022-2023 yıllarına ilişkin genel kurulunda alınan 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 nolu kararların TTK Md.449 uyarınca yürütmesinin durdurulmasına, şirketin halen denetim organı olmaması sebebi ile TTK Md.530/2 nazara alınarak TTK Md.439/2 uyarınca davalı şirkete özel denetçi atanmasına, şirket yönetim kurulunun yetkilerinin kaldırılarak şirkete yönetici kayyım atanmasına, aksi kanaat mevcut ise yönetim kurulunun yetkilerinin sınırlandırılarak şirkete denetim kayyımı atanmasına tedbiren karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda; "..Davalı şirkete özel denetçi tayin edilmesi, yönetim kayyımı veya denetim kayyımı atanması ya da davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin bir kısım yetkilerinin kısıtlanmasına yönelik talep açısından yapılan değerlendirme;
HMK'nun 389/1 maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
İş bu dava, davalı şirketin yönetim kurulu kararları ile genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespiti ve ayrıca genel kurul kararlarının iptali davasıdır. Davacı tarafça yukarıda belirtilen tedbir taleplerine münhasır olarak açılmış bir dava bulunmadığından ve yürürlükteki mevzuatta, genel kurul veya yönetim kurulu kararları dava edildiği takdirde ilgili şirket yönünden Mahkemece gereken tedbirlerin alınacağına dair bir düzenleme bulunmadığından, bahse konu tedbir taleplerinin reddi gerekmiştir.
Davalı şirketin 09/08/2024 tarihli genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulmasına yönelik talep açısından yapılan değerlendirme;
6102 sayılı TTK'nın"Kararın yürütülmesinin geri bırakılması" başlıklı m. 449/1 hükmünde "Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Bir genel kurul kararı aleyhine iptâl davası açılması, dava karara bağlanıp hüküm kesinleşinceye kadar kararın geçerliliğini etkilemez. Bu nedenle yasa, uygulanması şirket açısından giderilmesi imkansız zararlara sebebiyet verecek kararların yürütülmesinin mahkemeden durdurulmasını talep etme olanağı tanınmıştır. Kanunda yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra karar verileceği düzenlenmiş olup, burada amaç hakimin yönetim kurulu üyelerine, kararın uygulanmasının somut olarak ne gibi zararlar getireceğini sormasıdır. Hâkim, kararın uygulanmasının geri bırakılıp bırakılmaması kararını, bu görüşlerin ve bu bağlamda sunulan kanıtların ışında değerlendirecektir (Bkz. Poroy, Reha/ Tekinalp, Ünal/Çamoğlu, Ersin: Ortaklıklar Hukuku - I, 14. Bası, İstanbul 2019, s. 612, No: 749).
Yukarıda anılan madde uyarınca, mahkemeye bu hususta takdir hakkı tanınmış olup hâkim, yönetim kurulunun görüşü ve sunulan kanıtlar çerçevesinde durum ve şartların gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Mahkeme bu yöndeki değerlendirmesinde takdir hakkını kullanırken, ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümler olan 6100 sayılı HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanabilir. Hâl böyle olunca, genel kurul kararının iptâli istemi ile açılan davalarda kararın uygulanmasının geri bırakılması halinde doğacak sonuçların olabildiğince iyi değerlendirilmesi ve ona göre karar verilmesi gerekir (Bkz. Moroğlu, Erdoğan: Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 8. Bası, İstanbul 2017, s. 323).
6100 sayılı HMK’nın onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi, 389. madde başlığında "Geçici Hukuki Korumalar" olarak vasıflandırılış ve aynı maddenin birinci fıkrasında “mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep, verilecek karar ve içereceği hususlar ile takip edilmesi ve yapılması gerekli usul işlemleri açıklanmıştır.
6100 sayılı HMK m. 390/3 hükmünde tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Madde gerekçesinde ise, HMK m. 390/3 hükmündeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir..
Bu açıklamalardan sonra somut talebe dönüldüğünde;
Dava ve talep konusu genel kurula ilişkin yapılan çağrı ile toplantı ve karar nisapları yönünden dosyadaki mevcut verilere göre bu aşamada şeklen bir usulsüzlük görülmediği, mevcut delil durumu itibariyle ihtiyati tedbir için gereken yaklaşık ispat koşullarının sağlanmadığı, her ne kadar talep dilekçesinde davalı şirketin bir önceki (01/04/2023 tarihli) genel kurul kararlarının Konya Bam 6. Hukuk Dairesinin ... Esas, 2023/... Karar sayılı kararı ile yürütmesinin durdurulduğu belirtilerek emsal gösterilmiş ise de, söz konusu BAM kararında finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesi talebine rağmen bu konuların da görüşülüp karara bağlandığı gerekçesiyle bir tedbir kararı verildiği, dava konusu genel kurulda ise bu yönde bir erteleme talebinin bulunmadığı, finansal tablolar ve faaliyet raporlarının görüşüldüğü ve davacı tarafından muhalefet şerhli olarak olumsuz oy kullanıldığı, muhalefet şerhinde belirtilen hususların ve dava dilekçesindeki diğer iddiaların yargılamayı ve teknik bilirkişi incelemesini gerektirdiği, değişen hal ve şartlara göre dosya kapsamında yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunulabileceği, fakat mevcut durum itibariyle ihtiyati tedbir için gereken yasal koşulların henüz sağlanmadığı sonuç ve kanaatine varılarak talebin reddine ilişkin aşağıdaki hükmün tesisi gerekmiştir." gerekçesiyle, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının red gerekçesinin dairemizin ... Esas sayılı kararına aykırı olduğunu, tedbirin sadece finansal tablolara ilişkin olarak verilmediğini, yönetim kurulu faaliyet raporunun kabulü, yönetim kurulunun ibrası, huzur hakkına ilişkin kararlar ile finansal tablolara ilişkin kararların yürütmesinin durdurulmasına karar verildiğini, BAM kararının kesin delil niteliğinde olduğunu, mahkemece kesin nitelikteki kararın hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde hüküm tesis edildiğini, zira tedbir kararları mevcut iken, tedbir kararlarının sebep ve sonuçlarını ve tedbir hükmünü yok eder şekilde 2019-2020-2021 yıllarına ilişkin hesaplar esas ve baz alınmak sureti ile davaya konu kararlar ile; 2022-2023 yılları faaliyet raporları, 2022-2023 yılları finansal tabloları ile gelir gider tablolarının tanzim edildiğini, yine aynı şekilde 2022-2023 yılları için azınlık hakkı sahibi hissedar müvekkilinin kâr payı hakkını kötüniyetle engellemek amacı ile bilançoda kâr olarak gösterilen 16.211.352,71 TL ve enflasyon muhasebesi uygulanmak sureti ile olumlu farklardan 112.788.647,29 TL olmak üzere 129.0000.000 TL sermaye artışı yapılmak sureti ile sermayenin 130.000.000 TL'ye artırıldığını, faaliyet raporunun kabul edildiğini, yönetimin ibra olunduğunu, 2019-2020-2021 yılları ile ilgili olarak kesinleşen tedbir kararları yürürlükte iken geçmiş yıllar kârlarının sermayeye ilave edilemeyeceğini, bu hususta YK'nun yetkisinin sınırlandırıldığını, dava konusu 9.8.2024 tarih ve 5 nolu karar ile YK Başkanının ibra olunduğunu, ibra olunan yönetici Hakan Ünlüer'in dava konusu 7 nolu ara kararı ile tekrar YK’na seçildiğini ve kuruluştan bu yana yönetime huzur hakkı verilmeyen davalı şirkette, tüm bu yasaya aykırı iş ve işlemleri yapan yönetim kuruluna 2024 için aylık 50.000 TL, 2025 için 75.000 TL, 2026 için 100.000 TL huzur hakkı verilmesine ve YK üyelerinin yurtiçi ve yurtdışı giderlerinin şirketten karşılanmasına karar verildiğini, YK Başkanı oğlunun Atakan ÜNLÜER’in çokluk oyu ile ibra olunduğunu, TTK Md.436/1 hükmü gereğince YK başkanını ibra eden çokluk oy hakkı sahibinin YK Başkanı’nın oğlu olup, oy hakkından yoksun olduğunu ve ibra kararının da bu manadan açık yasaya aykırılık sebebi ile iptalinin gerektiğini, yasa, esas mukavele ve dürüstlük kuralına aykırı eylemler ve dava konusu kararlar nazara alındığında kararların uygulanmasının telafisi güç ve imkânsız zararların doğmasına, şirketin ve hissedar müvekkilinin açıkça zararına sebebiyet vereceğini, mahkemece tedbir taleplerinin eksik değerlendirildiğini, hukuki koruma tedbir taleplerinden sadece kararların yürütmesinin durdurulması talebinin reddedildiğini, ancak taleplerinin hukuki himaye tedbiri olarak kararların yürütmesinin durdurulması, özel denetçi atanması şirket yönetim kurulunun yetkilerinin kaldırılarak şirkete yönetici kayyım atanmasına ilişkin olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesince verilen kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı tarafından davalı şirketin yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının butlanının tespiti ve iptali talepli açılan davada butlanı ve iptali istenen genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması, şirkete özel denetçi atanması, şirket yönetim kurulunun yetkilerinin kaldırılarak şirkete yönetim kayyımı veya denetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir talep edilmesi üzerine ilk derece mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda davacının tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiği, davacının davalı şirkette %10 pay sahibi olduğu anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın Kararın yürütülmesinin geri bırakılması başlıklı 449- (1) maddesi; ''Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.'' şeklindedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesinde '' Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. '' hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 390. maddesinde de '' İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. '' düzenlemesi bulunmaktadır.
Dava dosyasındaki mevcut delillerin incelenmesinde; ilk derece mahkemesinin davacının ihtiyati tedbir talebi ile ilgili delilleri değerlendirmesi sonucunda varmış olduğu kanaate göre ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli yasal koşulların oluşmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/01/2025 tarihinde oy çokluğu ile HMK'nın 362/1.f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
(muhalif)
.....
MUHALEFET ŞERHİ: Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talep eden davacının, tedbir talebinin reddine ve Dairemiz çoğunluk görüşünde de mahkemece tedbir talebinin reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığından bahisle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
Öncelikle, ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafın, tedbiren davalı şirkete özel denetçi atanması, şirket yönetim kurulunun yetkilerinin kaldırılarak şirkete yönetim kayyımı atanması aksi halde yönetim kurulunun yetkilerinin sınırlandırılarak şirkete denetim kayyımı atanması taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki sayın heyetin çoğunluk görüşüne katılmaktayım.
Ancak, Daire çoğunluk görüşünde de belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde '' Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.'' hükmü düzenlenmiştir.
HMK'nın 390. maddesinde ''İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. '' hükmü yer almaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 449. maddesinde de '' ''Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.'' düzenlemesi bulunmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafça, davalı şirketin dava konusu 09.08.2024 tarihli, 2022-2023 yılı genel kurulunda alınan 3,4,5,6,7 ve 8 no'lu genel kurul kararlarının TTK'nın 449. maddesi uyarınca yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesinin talep edildiği,
Davacı tarafça, davalı şirketin 01.04.2023 tarihli, 2019-2020-2021 yılı genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemi ile Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında açılan davada da genel kurulda alınan kararların yürütmesinin durdurulmasına, şirket yönetim kurulunun yetkilerinin kaldırılarak şirkete yönetim kayyımı atanmasına aksi kanaatte olunması halinde yönetim kurulunun yetkilerinin sınırlandırılarak şirkete denetim kayyımı atanmasına karar verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne karar verilerek davalı şirketin dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına, diğer tedbir taleplerinin reddine, davalı tarafın itirazı üzerine de itirazın reddine karar verildiği, kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Dairemizin ... E- ... K. sayılı ilamı ile, davalının istinaf isteminin kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına ve davalı tarafın ihtiyati tedbir talebine yönelik itirazının kısmen kabulü ile, ihtiyati tedbir kararının davalı şirketin 01.04.2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan 1,2,7 ve 8 no'lu kararlar yönünden kaldırılmasına, diğer maddelere yönelik itirazın ise, reddine ve bu itibarla, genel kurul toplantısında alınan 3 no'lu yönetim kurulunun 2019-2020-2021 yılları faaliyet raporlarının kabulü, 4 no'lu 2019-2020-2021 finansal tabloların kabulü, 5 no'lu yönetim kurulunun ibrası, 6 no'lu yönetim kurulu üyelerine verilecek huzur hakkının kabulüne ilişkin kararların yürütülmesinin tedbiren geri bırakılmasına karar verildiği,
İşbu dava konusu genel kurul toplantısında alınan 3 no'lu kararda 2022-2023 yılları yönetim kurulu faaliyet raporunun onaylanması, 4 no'lu kararda 2022-2023 yıllarına ait finansal tabloların onaylanması, 5 no'lu kararda yönetim kurulu üyelerinin ibrası, 6 no'lu kararda yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücret ve huzur hakkı, 7 no'lu kararda yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ve sürelerinin belirlenmesine ilişkin kararların alındığı anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında, gerek davacı taraf iddiaları, mevcut dosya ve delil durumu itibariyle ihtiyati tedbir talebinin kabulü için yaklaşık ispatın sağlandığı ve gerekse de davalı şirketin daha önceki faaliyet yılına ilişkin yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların tedbiren durdurulmasına ilişkin olarak verilen ilk derece mahkemesi kararı ve Dairemiz ilamı nazara alındığında, işbu kararlarla da bağlantılı olup, alınan kararları etkileyecek mahiyette olan dava konusu genel kurul toplantısında alınan 3,4,5,6 ve 7 no'lu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gibi, bu kararların dışında dava konusu genel kurul toplantısında alınan 8 no'lu sermaye artırımına gidilmesi ve ana sözleşmenin sermaye başlıklı 6. maddesinin değiştirilmesine ilişkin kararın da yürütülmesinin geri bırakılmasına ve açıklanan nedenlerle, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafın, tedbir talebinin kısmen kabulü ile davalı şirketin dava konusu genel kurul toplantısında alınan 3,4,5,6,7 ve 8 no'lu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına, davalı şirkete özel denetçi atanması ile şirket yönetim kurulunun yetkilerinin kaldırılarak şirkete yönetim kayyımı atanması aksi halde yönetim kurulunun yetkilerinin sınırlandırılarak şirkete denetim kayyımı atanmasına ilişkin tedbir taleplerinin ise, reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, talep eden davacı vekilinin ihtiyati tedbir taleplerinin tümünü reddeden ilk derece mahkemesi kararını yerinde gören sayın heyetin aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.
Üye ...
e-imzalıdır