İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2022/1017 K.2024/165
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/1017
KARAR NO: 2024/165
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 15/2/2022
NUMARASI: 2014/1144 (E) - 2022/120 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 6/2/2024
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sürücü ...'nın yönetimindeki ... plakalı taksinin seyir halinde iken, arkadan çarptığı kavşakta kırmızı ışıkta durmak zorunda kalan davalı ...'ın yönetimindeki ... plakalı taksinin savrularak karşıya geçmeye çalışan müvekkili davacı ve üç yakınına çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde 10.000 TL maddi tazminatın davalılar müştereken ve müteselsilen tahsiline; 70.000 TL manevi tazminatın ise davalılar ..., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ..., ..., ... Sigorta AŞ, ..., ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davalı sigorta şirketleriyle anlaşarak sulh olan davacı tarafın maddi tazminat alacağının kalmadığını, birbirlerinden yargılama gideri ve vekâlet ücreti istemlerinde bulunmadıkları gerekçesiyle, maddi tazminat davasının reddine; 5.000 TL manevi tazminatın davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ve ... ile davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 1.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davacının diğer ve fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; gerekli önlemleri almayıp kazaya neden olan davalı araç sürücülerinin davranışları ile oluşan sakatlığın günlük yaşamdaki etkisi dikkate alındığında, hükmolunan manevi tazminat miktarının hakkaniyete aykırı olduğunu; kazadan sonra bir yıl yatalak kalan, aktif çalışma yaşamı sona eren ve 11 adet platin takılan sol ayağı yürümesine engel olan davacının üçüncü kişilerin sürekli bakımına gereksinim duyduğunu, manevi tazminatın tutarının belirlenmesi hâkimin takdirini bırakılmış olmakla birlikte hükmedilen tutarın manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerektiğini; müvekkili davacının yaralanmasına ilişkin raporun, Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından yüzeysel incelemeye dayalı olarak düzenlendiğini, dosyaya sunulan engelli sağlık kurulu raporunda müvekkilinin vücut fonksiyon kaybının %30 olduğu bunun belirtilmesine karşın, hükme esas alınan ATK raporunda ise meslekte kazanma gücünü kayıp oranın %4, iyileşme süresinin ise olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiğini; davacının kusurunun bulunmamasına karşın, asli kusurlu davalının 1000 TL, tali kusurlu davalının ise 5000 TL manevi tazminat ödemesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın oluşumunda davanı ...'ın kusurunun bulunmadığını; kısmen kabul edilen manevi tazminat kararında sehven asli kusurlu ve tali kusurlu taraflar karıştırılarak karara yansıtıldığını; karara dayanak bilirkişi raporunda kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'nın %75 oranında asli, ... plakalı araç sürücüsü ölen ...'ın ise %25 oranında tali kusurlu olduğu, dolayısıyla araç maliki davalı müvekkili ...'ın da kusurunun %25 olduğunun değerlendirilmesine karşın, tarafların kusur durumuna bağlı olarak verilen kararda, %75 asli kusurlu davalı ... plakalı araç sürücüsü ... ile ...'ın ödemesi gereken manevi tazminatın 1.000 TL, %25 tali kusurlu müvekkili ... ve araç sürücüsü ...'ın ödemesi gereken manevi tazminat miktarının ise 5.000 TL olarak hükümde yer aldığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararını kaldırılmasın talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmayan müvekkili davalı ...'ın ticari aracını uzun dönem kira sözleşmesi ile davalı ...'e kiraya verdiğinin ve bu nedenle aracın işleteninin ... olduğunun kanıtlanmış iken, adı geçenin hüküm kısmında davalı olarak yer verilmeden, sorumluluğu bulunmayan müvekkili aleyhine hüküm kurulduğunu; sürücünün kusurundan dolayı araç sahibinin sorumluluğuna gidilmesine ve uzun dönem kira sözleşmesine bilirkişi raporunda değinilmiş olması dikkate alınarak, kiracı ...'in sorumlu tutulması gerekirken, müvekkili aleyhine karar verildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yargıtay 12'nci Ceza Dairesinin 20/2/2019 gün ve 2017/5502 (E) - 2019/2299 (K) sayılı ilamıyla onanarak kesinleşen davalı sürücüler ... ve ...'ın taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan mahkûmiyetine ilişkin İstanbul 29'uncu Asliye Ceza Mahkemesinin 5/3/2015 gün ve 2014/188 (E) - 2015/90 (K) sayılı kararına dayanak bilirkişi raporunda davacı ...'in kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı, kazadan önce araçların durması gereken noktadan yaklaşık 7 metre ileride duran, bilahare yayaların geçişini engellediğinden ötürü geri manevraya başladığı sırada diğer sürücü ...'nın yönetimindeki ... plakalı taksinin çarpmasına maruz kalan davalı sürücü ...'ın ikinci derecede, yaklaşmakta olduğu kavşağa hızlı girerek, dur çizgisini yaklaşık 7 metre geçtiği için geri manevra yapmakta olan davalı sürücü ...'ın yönetimindeki ... plakalı taksiye çarpan ... plakalı taksi sürücüsü ...'ın kazanın oluşumunda birinci derece kusurlu olduğu belirtilmiş; hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davacı ...'in kusursuz, davalı sürücü ...'nın %75, davalı sürücü ...'ın ise %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, böylece davalı sürücülerin yönetimindeki taksilerin kaza sırasındaki konumları ve sürücülerinin davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının; yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde; dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişiler kurulu raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiş; dayanak yönetmeliğe açıkça yer verilmemiş olmakla birlikte, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri uyarınca düzenlendiği değerlendirilen davacının yaralanmasına ilişkin Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin, 19/9/2017 tarihli Engelli Sağlık Kurulu Raporunda, travma sonrası stres bozukluğu tanısıyla, tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %30 olarak belirtildiği, ATK 2'nci İhtisas Kurulunun 24/8/2020 gün ve 11164 sayılı raporunda ise davacı ...'in 31/3/2013 günü geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre meslek grup numarası 1 kabul edilerek E Cetveline göre meslekte kazanma gücünden %4 oranında kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin ise 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtilmesi, böylece farklı yönetmeliklere göre düzenlenen raporlar arasında çelişki bulunduğundan söz edilemeyeceğinin anlaşılması karşısında, davacı vekilinin bu konuya yönelen istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu ... Taahhüt AŞ ile düzenlediği 11/7/2012 başlangıç, 17/7/2013 bitiş tarihli "Plaka Komisyon Hizmet Sözleşmesi" başlıklı belge ile dava dışı kiracı ... ile dava dışı komisyoncu ... Taahhüt AŞ arasında akdedilen "Plaka Kira Sözleşmesi" başlıklı belgelerin, her zaman düzenlenmesi olanağının bulunması yanında, düzenleyen taraflar dışındaki üçüncü kişileri bağlayıcı nitelik taşımadığından, trafik sicilinden ... plakalı taksinin maliki olduğu anlaşılan davalı ...'ın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 3'üncü maddesinde ön görülen karine uyarınca işleten olarak kabul edilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir. Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır. Diğer yandan TBK'nin 61'inci maddesi uyarınca, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. KTK'nin 88'inci maddesinin 1'inci fıkrası gereğince de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacı ile davalı sürücüler ve işletenlerin dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporundan anlaşılan kusur oranlarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre davacı lehine yetersiz (az) manevi tazminata hükmolunması, davacının yaralanmasına kusurlarıyla neden olan davalı sürücüler ile işletenlerinin, hükmolunan manevi tazminatın tamamından müteselsil sorumlu tutulmaları gerektiğinin gözetilmemesi yerinde görülmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:I-Davalılar ... ve ... vekillerinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurularının, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, II-Davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesinin kararının, HMK'nin 353/1-b/2'nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1-Maddi tazminat davasının reddine, 2-Manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 50.000 TL manevi tazminatın davalılar ..., ..., ... ve davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ve ...'tan trafik kazasının meydana geldiği 31/3/2013 günüden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı ...'e verilmesine, 3-Maddi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 80,70 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 1.366,20 TL karar ve ilam harcından mahsubuna, 4-Manevi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.415,50 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin yatırılan karar ve ilam harcından artan 1.285,50 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 2.130 TL karar ve ilam harcının davalılar ..., ..., ... ve davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 5-Maddi tazminat davası yönünden tarafların lehine ve aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Dairemizin hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 10'uncu maddesinin 1'inci fıkrası ile 13'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarına göre belirlenen 17.900 TL maktu vekâlet ücretinin,davalılar ..., ..., ... ve davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, vekille temsil edilen davacı ...'e verilmesine, 7-Dairemizin hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 10'uncu maddesinin 2'nci fıkrası ile 13'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca reddine karar verilen manevi tazminat miktarına göre belirlenen 17.900 TL maktu vekâlet ücretinin, davacı ...'den tahsil edilerek, vekille temsil edilen davalılar ..., ... ve ...'ya verilmesine, 8-Davacı tarafından harcanan 1.500 TL bilirkişi ücreti, 2.191,60 TL tebligat posta masrafı, 24,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.715,90 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve ret oranına (50.000/80.000) göre hesaplanan 2.322,43 TL yargılama giderinin davalılar ..., ..., ... ve davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, 9-Davalı ... tarafından sarf edilen posta ve tebligat gideri 226 TL'den ibaret yargılama giderinden, davanın kabul ve ret oranına (50.000/80.000) göre hesaplanan 84,75 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı ... üzerinde bırakılmasına, 10-Davacı tarafından peşin ödenen ve manevi tazminat davasında hükmolunan karar ve ilam harcından mahsubuna karar verilen toplam 1.285,50 TL karar ve ilam harcının davalılar ..., ..., ... ve davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı ...'e verilmesine, 11-Harcanmayan gider avansının HMK'nin 333 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,
III-İstinaf incelemesi bakımından; 1-Davacı ... tarafından peşin yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından geri verilmesine, 2-İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle davacı tarafından harcanan posta gideri 30 TL, istinaf kanun yolu başvuru harcı 220,70 TL olmak üzere toplam 250,70 TL yargılama giderinin, davalılar ..., ..., ... ve davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı ...'e verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90 TL karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 85,40 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 342,20 TL karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davalılar ... ve ... tarafından istinaf başvurusu nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince, kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 6/2/2024