İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1524 K.2025/194
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1524
KARAR NO:2025/194
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:09/02/2021
NUMARASI:2015/469 Esas - 2021/148 Karar
DAVA:Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/02/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin müşterilerine ait bir kısım paket ve kargonun taşınması hususunda davalı Kooperatifle arasında “Tek seferlik emtia taşıtma sözleşmesi” akdedildiğini, kargo ve paketlerin ... plakalı çekici ve ... plakalı dorse ile taşınması ve sürücüsünün de müteveffa ...'ın olması hususunun sözleşme hükmü olarak kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin müşterilerine ait paket ve kargo yüklü çekici ve dorse ...’ın tam kusuru ile trafik kazası yaptığını, paket ve kargoların telef olduğunu, sürücünün olay yerinde vefat ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye göre taşınan emtianın taşıma esnasında zarar/hasar görmesi halinde diğer tarafların kusursuz sorumluluğunun bulunduğunun hüküm altına alındığını, müvekkilinin, araç içinde bulunan emtia/kargo sahibi müşterilerine 132.372,00-TL tutarında hasar tazmini ödemesi / taşıma ücretine ilişkin cari hesaptan tenzili yaptığını, bir kısım müvekkilinin müşterisinin hasar tazmin taleplerinin henüz neticelenmediğini, incelemesinin halen devam ettiğini, vuku bulan trafik kazasında sürücü ...'ın vefat ettiğini, kazanın vuku bulmasında sürücünün tam kusurlu olduğunu, bu bakımdan müvekkili şirketin uğradığı zarardan mirasçıların sorumlu olduğunu bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, müvekkilinin müşterilerine ödediği 132.372,00-TL’nin 11/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsil tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava konusu itibariyle alacak davası olup davanın davalının ikametgahı mahkemelerinde açılması gerekmekte olduğundan davanın yetkisiz yer mahkemesinde açıldığını, söz konusu davanın “Tek seferlik emtia taşıtma sözleşmesi” kapsamında meydana gelen trafik kazası sebebiyle alacak davası olduğunu, müvekkili kooperatifin iş bu sözleşmenin tarafı olmadığını, müvekkilinin bu davada taraf sıfatı bulunmadığından husumet yönünden davanın reddi gerektiğinden davaya itiraz ettiklerini, müvekkili ile davacı şirket arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını, müvekkilinin araç maliki olmadığını, müvekkilinin zarara sebebiyet veren kazada sorumlu ve kusurlu olmadığını, davacı şirketin "Tek seferlik emtia taşıtma sözleşmesi” kapsamında bir taşıma anlaşması yapması durumunda öncelikle bu taşımaları sigorta kapsamına alarak üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmesi gerektiğini, yine kusuru ve davacının ödediğini beyan ettiği zararın fahiş ve gerçekleri yansıtmadığı bakımından kabul edilebilir bir tarafı olmadığını, öncelikle yetki itirazlarının kabul edilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ..., ...ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Davaya yetki itirazında bulunduklarını, kazanın vuku bulduğu yerin Bakırköy sınırları içerisinde olmadığını, ayrıca müvekkillerinin adresinin Manisa olup davanın yetkili ve görevli Manisa Mahkemesi’nde çözümlenmesi gerektiğini, müvekkillerinin mirası reddettiğini, işbu davada hukuki sorumluluklarının bulunmadığını bu nedenle müvekkilleri açısından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili cevaba cevap dilekçelerinde özetle: Huzurdaki davanın taşıma sözleşmesinden doğan tazminat/hasar davası olduğunu, taraflar arasında akdedilen “Tek seferlik emtia taşıtma sözleşmesi ”nin 6. maddesi ile ihtilaf halinde Bakırköy Mahkemelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığını, taşıma sözleşmesinin tarafının davalı kooperatif olduğunu, taşımanın yapıldığı kamyonun davalı kooperatif tarafından çalıştırıldığını, müvekkilinin müşterilerine yaptığı ödemeleri gösterir vesaiklerin delil listesi ekinde klasör olarak mahkemeye ibraz edildiğini, ibraz edilen iki klasör tazmin belgesi ve müvekkilinin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde müvekkili şirketin müşterilerine 132.372,00-TL tutarında ödeme yaptığının açık bir şekilde tespit edileceğini, huzurdaki davanın mevzuu trafik kazasından kaynaklanan tazminat değil, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan, taşıma esnasında hasar gören emtianın bedeli olduğunu, mirasın reddi durumunda miras, söz konusu kararı veren mahkeme tarafından iflas kurallarına göre tasfiye edileceğini, bu tasfiye sonucunda bir miktar artar ise artan tutarın mirası reddeden mirasçılara verileceğini,dolayısıyla davalılar terekenin tasfiyesinden kalan miktar üzerinde hak sahibi olduğunu, yetki itirazının haksız olduğunu, davalıların mirasın reddi istemini hüküm altına alan Manisa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak mirasın tasfiyesinin istenilmesini ve atanacak temsilciyle davaya devam olunmasını talep etmiştir.Davalı ...Kooperatifi vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle: 4721 sayılı Kanun'un 51. Maddesi gereği müvekkilinin merkezinde dava açılmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin araç maliki olmadığını dolayısı ile kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, sözleşmede kooperatif kaşesi bulunmadığı gibi imzaların da kooperatif yetkililerince atılmadığını, kabul etmemek kaydıyla sürücünün bu sözleşmeyi imzalamış oması halinde dahi kooperatif adına sözleşme imzalama yetkisi bulunmadığını, taşıma işleminden müvekkilinin haberi, izni ve aracılığının bulunmadığını, davacının ödediğini iddia ettiği miktarın fahiş olduğunu, taşınan mallar içinde zarar görenlerin ortada olmadığını, davacı tarafça zarar gören malların ortaya çıkartılmasını, bu mallar ortaya çıktıktan sonra zararın hesaplanması gerektiğini, ayrıca zarar gören malların tamiri mümkün olabileceği gibi tamiri mümkün olmayanların hurda olarak da değerinin hesaplanması gerektiğini, meydana gelen hasarın sadece kazadan kaynaklanmayıp vinçle kazalı aracın inşaat çukurundan çekilmesi sırasında eşyaların dökülmesi suretiyle meydana geldiğinin de hesaplamada dikkate alınmasını açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporları içeriğine göre; davacı şirketin müşterilerine ait bir kısım paket ve kargonun İstanbul'dan İzmir'e taşınması hususunda 09/05/2014 tarihli tek seferlik taşıtma emtia sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin taraflarının taşıtan ... A.Ş. ile taşımacı ... Koop. Olarak belirtildiği, taraflar arasında yetki ve son hükümler başlıklı bölümde Bakırköy mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı, sürücünün Kooperatif dışındaki davalıların murisi ... olduğu, 11/05/2014 tarihinde gerçekleşen trafik kazası neticesinde muris ...'ın vefat ettiği, dava dışı müteveffanın Karayolları Trafik Kanununun madde 52/a-b "hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak" ve madde 51 "hız sınırlarına uyma zorunluluğu" maddelerini ihlal etmesi nedeniyle %100 oranında asli kusurlu olduğu, davacının trafik kazası ile oluşan hasar sonucunda dava dışı kişilere C/H mahsubu ile 132.944,54-TL, peşin ödeme olarak banka yoluyla 4.199,31-TL olmak üzere 137.143,85-TL ödeme yaptığı, araç sahibinin dava dışı ... isimli şahıs olduğu, Kooperatif adına düzenlenecek evrakın muteber olması veya kooperatifi bağlaması için temsile yetkili kişilerden ikisinin kooperatifin unvanı altına imzalarını koymaları gerektiği (Kooperatifler Kanunu 58, 59, 60 ,61. Maddeleri, Anasözleşme 46. Madde, Kooperatifler Kanunu 98. Madde yollamasıyla Türk Ticaret Kanunu 370/1 ve 372/1. Maddeleri), sözleşmede taşıyıcı olarak belirtilen unvanın altında kaşe bulunmadığı, tek imza bulunduğu ve bu imzanın kooperatifi temsile yetkili kişilerden olup olmadığının tespit edilemediği, davalı kooperatifin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davacının akdi taşıyıcı ve dava dışı müteveffanın fiili taşıyıcı olduğunun belirlendiği, davalılar ..., ... ve ...'ın mirası reddetmiş olmaları nedeniyle davada pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı kanaatine varılmış olup davanın davalı ... bakımından kabulüne, diğer davalılar bakımından reddine karar vermek gerekmiş, taleple bağlılık ilkesi gereği 132.372,00-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... (...) ...'den tahsil edilerek davacıya verilmesine,"karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın, davalı kooperatif yönünden pasif husumet sebebiyle reddine karar verilmesinin hiç bir şekilde haklı ve hukuki olmadığını, dosya içeriği ile bağdaşmadığını, davalı kooperatifin, taşımanın yapıldığı aracın işleteni olduğunu, keza, davalı kooperatif ile huzurdaki davının konusu olan taşıma ile ilgili olarak akdedilen tek seferlik taşıma sözleşmesinin aynısından onlarca taşıma sözleşmesi yapıldığını, hatta aynı araç ile yapılan başka bir taşıma için de tek seferlik taşıma sözleşmesi yapıldığını ve davalı kooperatifin, aynı araç için taşıma ücreti faturası keşide ettiğini, huzurdaki davanın konusu olan taşıma sebebiyle, davalı kooperatifin taşıyıcı olduğu ve hasardan sorumlu olduğunun son bilirkişi raporu ile beyan ve mütalaa olunmasına rağmen ilk derece mahkemesinin önceki raporlara itibar ile hüküm tesis ettiğini, dolayısı ile ilk derece mahkemesinin, huzurdaki davada, davalı kooperatif yönünden aynen kabulüne karar vermesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile reddine karar verdiğini, bu itibarla da bu hususa yönelik ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosya içeriği yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, huzurdaki davanın, davalı kooperatif yönünden aynen kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, taşıma sözleşmesi kapsamında hasar gören emtia zararını taşıtanlarına ödeyen akdi taşıyıcının ödediği tazminatı fiili taşıyıcıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davalı ... ve davalılar ...,... ve ... hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine davalı ...hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf konusu uyuşmazlık temelde ...'nin pasif husumetinin bulunup bulunmadığı ve davalılar ..., ... ve ... lehine hükmedilen vekalet ücretinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi gereği zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Öncelikle vurgulama gerekir ki; taraf sıfatı mahkemece resen gözetilmesi gereken hususlardandır. Yargıtay HGK'nın 27.11.2013 gün ve 2013/439 Esas ve 2013/1595 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere;Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.Mahkemece toplanan deliller ile; davalılar ..., ... ve ...'ın muris ...'ın mirasını Manisa 1. Sulh Hukuk mahkemesinin 17/03/2015 tarih ve 2014/639 E. 2015/317 K. Sayılı dosyası ile reddetmiş oldukları anlaşılmakla haklarındaki davanın ... mirasçıları sıfatıyla açılmış olması nedeniyle haklarındaki davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Davacı taraf dava dilekçesinde 2 numaralı davalı olarak herhangi bir mirasçı ismi zikretmeden"... mirasçıları"nı taraf olarak göstermiştir. Dava açıldıktan sonra mahkemenin verdiği yetki ile Bakırköy 40. Noterliğininden 04/08/2015 tarihnide mirasçılık belgesi almıştır. Bahsi geçen mirasçılık belgesinde... mirasçılarının mirası reddettiklerine dair herhangi bir şerh yoktur. Davalılar ..., ... ve ... vekili davaya cevap dilekçesinde müvekkillerinin mirası reddettiklerini beyan etmesi üzerine dosyaya celp edilen Manisa 1. Sulh Hukuk mahkemesinin 2014/639 E. 2015/317 Karar numaralı 17/03/2015 tarihli kararı ile mirası red vakıası davacı tarafça bilinir hale gelmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince mirası redden davalılar hakkında tebligat çıkarılarak husumet yöneltilmesinde davacının bir kusuru bulunmamakla bu davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli olmamıştır.Davalı ...'nin pasif husumetine yönelik istinaf sebepleri yönünden yapılan değerlendirmede; davacı şirketin müşterilerine ait bir kısım paket ve kargonun İstanbul'dan İzmir'e taşınması hususunda 09/05/2014 tarihli "emtia taşıtma sözleşmesi (tek seferlik)" imzalandığı, sözleşmenin taraflarının taşıtan... A.Ş. ile taşımacı ... Koop. olarak belirtildiği, davacı beyanı ile sözleşmenin sürücü vefat eden sürücü...' tarafından imzalandığı, davalı kooperatifçe sözleşme üzerindeki imzaların kooperatifi temsile yetkili kişilere ait olmadığı, ayrıcı KK ve ana sözleşme gereği iki imza ile kooperatifin temsil edildiği belirtilerek davacı ile taşıma sözleşmelerinin bulunmadığı, pasif husumetlerinin olmadığı savunulmuştur.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 58. Maddesinde"Ana sözleşme ,Genel Kurula veya Yönetim Kuruluna kooperatifin yönetimini ve temsilini kısmen veya tamamen kooperatif ortağı bulunmaları şart olmayan bir veya birkaç müdüre veya yönetim kurulu üyesine tevdii edebilir "şeklinde düzenlenimştir.Bilirkişi kök raporunda uyarınca adına düzenlenecek evrakın muteber olması veya kooperatif bağlaması için, kooperatifi temsile yetkili kılman kişilerden ikisinin,kooperatifin unvanı altına imzalarının bulunması gerekli olduğun (K.K.58,59, 60,61, anasözleşme madde 46, ayrıca K.K.madde 98 yollamasıyla TTK madde 370/1,372/1). kooperatif adına kimliği bilinemeyen bir kişinin imzaladığı 09/05/2014 tarihli “(Tek Seferlik) Emtia Taşıma Sözleşmesi” nin, bu imzanın kooperatifi temsile yetkili kişilerden birine ait olduğu tespit edilse bile, hukuki anlamda kooperatif tüzel kişiliğini bağlamayacağı ek raporunda ise esasen müteveffa sürücü ...'ın sürücü olduğu gibi taşıma işini bizzat üstlenen kişi olduğu, bu kişinin davalı kooperatifi temsil yetkisinin bulunmadığı, davalı kooperatifçe düzenlenmiş; navlun sözleşmesi, taşıma sözleşmesi, taşıma senedi, taşıma irsaliyesi veya taşıma faturası bulunmadığı sürece davalı kooperatifin taşıyıcı sıfatının bulanmayacağı görüşü bildirilmiştir. Dosyaya kazandırılan 24/11/2020 havale tarihli raporda ise: davacı tarafça dosyaya sunulan faturaların davalı kooperatif kaşesi ve şablonuna sahip olması, kooperatif tarafından veya kooperatifin fatura kesmeye tarafları yetkilendirmiş olabileceği kanaatini uyandırdığından davalı kooperatifin sürecin akdi taşıyıcısı olarak değerlendirilebileceği görüşü bildirilmiştir.Davacı taraf davalı kooperatifin husumetinin bulunduğuna yönelik olarak; taraflar arasında 2014 yılında yapılan taşımalara ilişkin 62 adet kaydın bulunduğu muavin defter sureti, 6 adet fatura sureti ve bir adet dava dışı... tarafından imzalanan ve aynı kooperatif adına yapılan sözleşme örneği sunarak taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu şeklide yürütüldüğünü, başka bir ifadeyle araç sürücülerinin kooperatif adına sözleşme imzaladıklarının kooperatifinde bu sözleşmelere uygun olarak kendilerine fatura düzenlediğini, bedellerini tahsil ettiğini yüzlerce işlemin bu şekilde yapıldığını ileri sürmektedir.Davacının iddiasına delil olarak sunduğu faturalardan 1 adedinin kazaya karışan ve taşımayı yapan ... plakalı aracın yaptığı taşımaya ilişkin olduğu kaydının fatura üzerinde bulunuğu, ancak o faturanın dayanağı sözleşme sunulmadığından sözleşmeyi kimin imzaladığı denetlenemediğinden uyuşmazlık konusuna emsal olarak görülmemiştir. Davacının sunduğu ... tarafından imzalanan sözleşme örneği sunulmuş, ancak bu sözleşmeye dayalı düzenlenmiş fatura örneği sunulmamıştır. Başka bir anlatımla doğrudan doğruya şoförün imzalayıp kooperatifin ticari uygulama haline getirdiği ve diğer tarafın güvenini kazanmış bir uygulama bulunduğuna dair emsal sözleşme ve sözleşmeye ait fatura sunulmamıştır.Hukukumuzda temsilcinin yetkisi yoksa yetkisiz temsilden bahsedilir.Temsil olunanın onay vermesi halinde işlem geçerlidir.Onay verilinceye ya da onay verilmediği anlaşılıncaya kadar işlem askıdadır. Onay geriye etkili olarak hüküm doğurur. Onay bir irade beyanıdır. Temsilciye veya üçüncü kişiye karşı beyanda bulunulabilir. Muhataba ulaşmasıyla sonuç doğar. Şekle bağlı değildir. Onay verilmezse işlem hükümsüzdür. Onay verilinceye kadar işlem askıdadır. Bu aşamada temsil olunan işlemle bağlı değildir ancak 3. kişi işlemle bağlıdır.Somut uyuşmazlıkta dosyaya toplanan deliller ile şoför...'ın yetkisiz temsilci olarak hareket ettiği, kooperatif tarafından sözleşmeye onay verildiğine dair herhangi bir delil elde edilemediği, bu durumda davalı kooperatifin sözleşme ile bağlı olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. İstinaf edenin sıfatına göre kazanılmış haklara riayet edilerek hüküm kurulması gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece Pasif husumet bulunmadığı gerekçesi ile kurulan hükümlerde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte davalılar ..., ... ve ... lehine vekalet ücreti takdiri isabetli olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın davalı ... bakımından KABULÜ ile; 132.372,00 TL nin 11/05/2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... dan tahsil edilerek davacıya verilmesine,2-Diğer davalılar bakımından davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile REDDİNE,3-Alınması gerekli 9.042,33-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 2.260,59-TL harcın mahsubuyla bakiye 6.781,74-TL harcın davalı ... (...) 'den alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yapılan 27,70-TL başvurma harcı, 2.260,59-TL peşin harç, 607,00 TL posta/tebligat gideri, 5.100,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.995,29-TL'nin davalı ... (...)'den alınarak davacıya verilmesine,5-Davacının yargılamada kendisini vekille temsil ettirmesi nedeniyle yürürlükteki AAÜT gereğince hesap edilen 16.525,34- TL vekalet ücretinin davalı ... (...)'den alınarak davacıya verilmesine,6-Davalı ... Kooperatifi yargılamada kendisini vekille temsil ettirmeleri nedeniyle yürürlükteki AAÜT 7/2. maddesi gereğince hesap edilen 4.080,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...ne verilmesine, 7-Davalılar ..., ... ve ... yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Davalılar ..., ... ve ... tarafından yatırılan vekalet harcı 4,10-TL, vekalet pulu 6,50-TL, 24,40-TL posta - tebligat masrafı olmak üzere toplam 35,00-TL'nin davacıdan alınarak davalılar ..., ... ve ...'a verilmesine,9-Karar kesin olduğundan HMK 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının ilgilisine iadesine, 10-İstinaf yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL ile istinaf aşamasında yapılan posta ve tebligat gideri 55,00 TL olmak üzere toplam 217,10 TL yargılama masrafının davalılar ..., ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.20/02/2025