İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2025/1186 K.2025/1334

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1186 📋 K. 2025/1334 📅 09.10.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1186
KARAR NO : 2025/1334
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/04/2025
NUMARASI : 2025/168 Esas - 2025/267 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket Yönetim Kurulu tarafından 28.11.2022 tarihinde muris Hüseyin ...’in şirketteki payı, mirasçılarının miras hisseleri oranında pay defterine işlendiğini, davalı şirket, Beyoğlu 15. Noterliğinin 21.03.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarıyla şirket ortağı olan muris Hüseyin ...’in mirasçıları arasında miras taksim sözleşmesi olmadan Şirket Yönetim Kurulu tarafından 28.11.2022 tarihinde mirasçıların miras hisseleri oranında paylarının sehven pay defterine işlendiği, bu nedenle miras taksim sözleşmesinin bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde Şirkete sunulması ihtar edildiğini, davalı şirketin bu ihtarına karşı, müvekkili davacılar tarafından Üsküdar 12. Noterliğinin 18.04.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle verilen cevapta: 6102 sayılı TTK’nın 494/2. maddesinde yer alan hüküm gereğince ortağın ölümü halinde payların mülkiyetinin kendiliğinden mirasçılara geçmekte olduğu, kaldı ki, 4721 sayılı TMK’nın 676/1. maddesi uyarınca mirasçıların fiili (elden) taksim yoluyla da paylaşım yapmalarının mümkün olduğu, muris Hüseyin ...’in tüm mirasçılarının da kendi aralarında şirketteki paylarının fiilen taksimine karar verdikleri ve bu amaçla şirkete yaptıkları başvurunun şirket yönetim kurulu tarafından kabul edilerek mirasçıların paylarının pay defterine işlendiği, mirasçılar tarafından herhangi bir itiraz olmadığı halde Yönetim Kurulunun tek taraflı olarak harekete geçmesinin tamamen taraflar arasında görülmekte olan davalardan kaynaklanan husumete dayalı kötü niyet ve keyfi bir tutumdan başka bir şey olmadığı, 13.12.2023 tarihinde şirket pay defterindeki pay oranları esas alınarak tüm hissedarların katılımıyla yapılan Olağanüstü Genel Kurulda da ne Şirket Yönetim Kurulu üyelerince ne de mirasçılar tarafından mirasçılar arasında taksim bulunmadığı yönünde herhangi bir itiraz da bulunulmayarak taraflar arasındaki taksimin varlığının söz konusu Genel Kurul sırasında da teyit edildiği, bu nedenlerle Yönetim Kurulu tarafından mirasçıların pay defterindeki paylarının taksim sözleşmesi olmadığı gerekçesiyle silinmesinin yönetim kurulu üyelerinin hukuki ve cezai sorumluluğunu gerektireceği ifade edileceği, bu ihtarnameye karşın, davalı şirket Yönetim Kurulunun 03.04.2024 tarih ve 2024/4 sayılı kararıyla muris Hüseyin ...’in mirasçıları arasında miras taksim sözleşmesi olmadan Şirket Yönetim Kurulu tarafından 28.11.2022 tarihinde mirasçıların miras hisseleri oranında paylarının sehven pay defterine işlendiği ve yapılan ihtara rağmen miras taksim sözleşmesinin ibraz edilmediği gerekçesiyle pay defterinde muris Hüseyin ...'in mirasçıları adına olan önceki kaydın iptal edilerek murisin toplam 98.000 adet payının Hüseyin ... terekesi olarak kayıt edilmesine karar verildiğini, söz konusu Yönetim Kurulu kararı, butlanla malul olduğundan dolayı aşağıda belirtilen gerekçelerle işbu kararın butlanla sakat olduğunun tespiti, dava konusu Yönetim Kurulu TTK'nın 391.maddesi uyarınca batıl olduğunu, Yönetim Kurulunun payların mirasçılara geçişinde taksim sözleşmesi bulunmasını öngören kararı, TTK'nın 494/2. maddesinde düzenlenen pay sahiplerin haklarını ihlal eden veya kısıtlayan nitelikte olduğunu, daha önce vefat etmiş şirket hissedarlarının hisseleri de taksim sözleşmesi aranmadan pay defterine işlendiği halde davacıların murisleri açısından yapılan miras taksim sözleşmesinin varlığının aranması, TTK'nın 391/1-a maddesinde öngörülen eşit işlem ilkesine aykırı bir durum olup bu yönüyle de batıl olduğunu, Miras Hukuku açısından da ortada şirket payları üzerinde kısmi ve fiili bir paylaşım söz konusu olduğundan artık şirket payları tereke kapsamından çıkmış olup dava konusu yönetim kurulu kararı 4721 sayılı TMK'nın 676. maddesine de aykırı olduğunu, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/466 Esas sayılı dava dosyasında görülmekte olan benzer nitelikteki haklı nedenle şirketin feshi davasında yerel mahkemece ve istinaf mahkemesince verilen kararlar da daha önce yapılan pay defterine işlemenin hukuka uygun olduğu tescil edildiğini, diğer taraftan, mirasçılardan hiç biri tarafından buna ilişkin herhangi bir itiraz da bugüne kadar yapılmadığını, 13.12.2023 tarihinde şirket pay defterindeki pay oranları esas alınarak tüm hissedarların katılımıyla yapılan Olağanüstü Genel Kurulda da ne Şirket Yönetim Kurulu üyelerince ne de mirasçılar tarafından mirasçılar arasında taksim bulunmadığı yönünde herhangi bir itiraz da bulunulmadığını, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığınca düzenlenen 21.11.2022 tarih ve 1362968 sayılı yazıda da muris Hüseyin ...'in şirketteki hisselerinin varislerine intikalinde bir sakınca bulunmadığı ifade edildiğini, Yönetim kurulu kararlarının butlanla sakat olduğuna ilişkin davanın her bir paydaş tarafından ve her zaman açılabilmesi mümkün olduğunu, butlanın tespiti davasının açılması belirli bir süreye tabi olmayıp her zaman açılabileceğini, her bir pay sahibinin dava açma hakkı bulunmadığını, davalı şirket Yönetim Kurulunun 03.04.2024 tarih ve 2024/4 sayılı kararının TTK'nın 391. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ortaklarından Hüseyin ... 14.06.2022 tarihinde vefat ettiğini, Hüseyin ... mirasçıları olarak Havva ..., Hande ..., Halim ..., Edizhan ... ve Eliz ... kaldığını, 26.12.2022 tarihinde şirket pay defterinin 9,10,11,12,13. sayfalarına Hüseyin ... mirasçıları olan Havva ..., Hande ..., Halim ..., Edizhan ... ve Eliz ... pay sahibi olarak kayıt edildiğini, şirket yönetim kurulu, pay defterine yapılan kaydın taraflarca sunulmuş bir miras taksim sözleşmesi olmadan yapıldığını fark edince 21.03.2024 tarihinde Beyoğlu 15 Noterliği ... yevmiye numarası ile ihtarname keşide ederek davacılardan taraflar arasında yapılmış olan miras taksim sözleşmesini sunması istenildiğini, süresinde davacılar tarafından bir miras taksim sözleşmesi sunulmaması üzerine 03.04.2024 tarihinde yönetim kurulu tarafından alınan karar ile şirket pay defterine kayıtları Hüseyin Delliismail mirasçıları olarak yapıldığını, Türk Ticaret Kanunu 500. maddesi hükmü gereğince yapılan söz konusu işlem davacılara ihtarname yolu ile bildirildiğini, davada, davacılar tarafından müvekkili şirket yönetim kurulu tarafından alınmış olan 03.04.2024 tarihli kararın butlan ile sakat olduğunun tespiti talep edildiğini, davacıların Türk Medeni Kanunu 640. maddesi hükmü gereğince taraf ehliyeti bulunmadığını, davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığı için davanın reddinin gerektiğini, muris Hüseyin ... mirasçısı olarak, Havva ..., Hande ..., Halim ..., Edizhan ... ve Eliz ... mirasçı olarak bulunduğunu, huzurdaki dava tüm mirasçılar tarafından açılmadığını, tüm mirasçılar tarafından açılmayan davanın reddinin gerektiğini, Yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince Anonim Şirketlerde ortağın vefatı sonrasında hisseleri doğrudan mirasçılara intikal etmeyip, miras taksimine kadar tereke adına kayıtlı olduğunu, müvekkili şirket Yönetim Kurulu Kararı Türk Ticaret Kanunu 500.maddesi uygun olarak alındığını, davacıların taraf ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddini, müvekkili şirket Yönetim Kurulunun 03/04/2024 tarih 2024/4 sayılı yasaya ve Yargıtay içtihatlarına uygun olarak alınmış olması nedeni ile davacıların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açtıkları davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "İstinaf kararı sonrasında yapılan yargılamada; Taraf vekillerine, davalı şirket Yönetim Kurulunun 28.11.2022 tarihli murisin payının, mirasçıların miras hisseleri oranında pay defterine tesciline ilişkin başvuru evrakları, Yönetim Kurulu Kararı ve yine bu karar uyarınca oluşturulan pay defteri ve pay oranları uyarınca 13.12.2023 tarihinde yapılan genel kurul haziran cetveli, toplantı tutanağı ve davaya konu Yönetim Kurulu Kararını sunmaları için süre verilmiş, davacı taraf birtakım belgeler sunmuş ise de, bu belgeler içinde istinaf kararında belirtilen yazılı taksime eşdeğer bir belge veya beyana rastlanılmamıştır. Davalı şirket vekili 15/04/2025 tarihli dilekçesinde, 22.03.2022 tarihli şirket yönetim kurulu kararı gereğince yönetim kurulu üyelerinden Hüseyin ... başkan ve Nuri ... başkan yardımcısı olarak şirketi temsile yetkili kılındıklarını, 22.03.2022 tarihli yönetim kurulu kararından da anlaşılacağı üzere şirket yönetim kurulu (2) kişiden oluştuğunu, Hüseyin ...'in vefatı sonrası Nuri ... tek yönetim kurulu üyesi olarak kaldığını, Yönetim kurulunun tek üyesi olan Nuri ..., Veraset ve Harçlar Vergi Dairesinden alınmış sakınca yoktur yazısına istinaden 28.11.2022 tarihinde almış olduğu karar ile davalıları hisseleri oranında şirket pay defterine kayıt ettiğini, Hüseyin ... mirasçılarının tamamı tarafından şirket pay defterine kayıt edilmeleri için yapılmış bir başvuru bulunmadığı gibi, yönetim kurulu üyesi Nuri ...'in tek başına bu kararı alma yetkisi de bulunmadığını, davacıların pay defterine işlenmesine ilişkin alınan 28.11.2022 tarihli karar, yönetim kurulu kararının iki kişi tarafından alınması gerekirken; tek kişi tarafından alınmış olması nedeni ile yok hükmünde olduğunu beyan etmiştir. Netice olarak yapılan değerlendirmeye göre, istinaf kararı sonrasında davacı tarafça sunulmuş yazılı taksim sözleşmesi veya buna eşdeğer bir belge sunulmamış olması ve davalı vekilinin açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, istinaf kararı uyarınca MK 2 ile bağdaşır şekilde yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir durum olmadığı belirlendiğinden, mahkememiz önceki kararı gerekçesinde de açıklanan hussular ve istinaf kararı sonrasında yapılan işlemler ile de araştırılacak başka bir husus kalmadığı anlaşılmakla davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Anonim şirketlerde ortağın hissesinin ölüm halinde mirasçılarına doğrudan geçmeyeceği yönünde ileri sürülen kabulün hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinin 4/a maddesinde ve 04.06.2024 tarihinde vermiş olduğu beyan dilekçesinde ayrıntılı olarak ifade edildiği üzere; mülga 6762 sayılı TTK’da sadece limited şirketlerde payın paydaşın ölümü halinde kendiliğinden mirasçılara intikal edeceğine ilişkin hüküm bulunmakta olup ancak, 6102 sayılı TTK’da limited şirketler için getirilen aynı hüküm (TTK m. 596/1) bu kez anonim şirketler için de getirildiğini, böylece, artık anonim şirketler yönünden de paydaşın ölümü halinde kendisine ait pay mirasla birlikte kendiliğinden kanuni miras paylarına göre bölünerek mirasçılara geçtiğini, diğer taraftan, özel norm-genel norm uygulamasında özel normun önceliği ilkesi uyarınca TTK'nın anonim şirketlerde payın ölüm halinde mirasçılara kendiliğinden geçeceğini öngören TTK'nın 494/2. maddesi, TMK'nın iştirak halinde mülkiyet kuralına göre özel norm olarak uygulanması gereken kural olduğunu, yerel Mahkemenin kararında atıfta bulunulan BAM kararında ileri sürülen mirasın intikalinin TMK'nın miras hükümlerine tabi olacağı yönündeki görüşün de hiç bir yasal ve haklı bir tarafı da bulunmadığını, kaldı ki, Mahkemenin kabulü doğrultusunda olayda TMK'nın miras hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilse bile, şirket payları üzerinde kısmi ve fiili bir paylaşım söz konusu olduğundan artık şirket payları tereke kapsamından çıkmış olup dava konusu yönetim kurulu kararı 4721 sayılı TMK'nın 676. maddesine de aykırılık teşkil ettiğini, İstanbul 21. ATM'nin 2023/466 E. sayılı dava dosyasında görülmekte olan benzer nitelikteki haklı nedenle şirketin feshi davasında yerel mahkemece ve istinaf mahkemesince verilen kararlar da daha önce yapılan pay defterine işlemenin hukuka uygun olduğu tescil edildiği halde bu husus, Mahkemece dikkate alınmadığını, diğer taraftan, mirasçılardan hiçbiri tarafından pay defterine yapılan kayda yönelik herhangi bir itirazın yapılmamış olması da mirasçılar arasında fiili bir taksimin varlığını gösteren önemli bir bulgu olduğu halde Mahkemece bu husus göz ardı edilmiş esasen, 13.12.2023 tarihinde şirket pay defterindeki pay oranları esas alınarak tüm hissedarların katılımıyla yapılan Olağanüstü Genel Kurulda da ne Şirket Yönetim Kurulu üyelerince ne de mirasçılar tarafından mirasçılar arasında taksim bulunmadığı yönünde herhangi bir itiraz da bulunulmadığını, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığınca düzenlenen 21.11.2022 tarih ve 1362968 sayılı yazıda da muris Hüseyin ...'in şirketteki hisselerinin varislerine intikalinde bir sakınca bulunmadığı ifade edildiğini, davalı Şirket yönetim kurulu da söz konusu yazıyı dikkate alarak murisin payını mirasçılarının adına pay defterine işlediğini ancak, gelinen aşamada aradan yaklaşık 2 yıl gibi bir süre geçtikten sonra davalı Şirket yönetim kurulu bu kez tamamen keyfi bir şekilde ve yukarıda belirtilen kanun hükümlerine aykırı bir şekilde sırf davacılar tarafından açılan davalarda mahkemenin kararını etkilemek üzere böyle bir karar aldığını, Davalı Şirketin bu eylemi TMK'nın 2. maddesinde öngörülen iyi niyet kuralının gereği olan hakkın kötüye kullanılması yasağı ve çelişkili davranma yasağının da ihlali anlamına geldiği halde, Mahkemece bu durum dikkate alınmadan karar verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, anonim şirket yönetim kurulu kararının butlanı davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, mirasçılar arasında taksim sözleşmesi bulunup bulunmadığı ve 03/04/2024 tarihli yönetim kurulu kararının butlanla malul olup olmadığı noktasındadır.Davalı şirketin ortağı Hüseyin ... 14/06/2022 tarihinde vefat etmiştir. Bunun üzerine davalı şirketin 28/11/2022 tarih ve 2022/14 sayılı yönetim kurulu kararı ile murisin hisselerinin mirasçıları adına pay defterine kaydedilmesine karar verilmiş ancak, 03/04/2024 tarih ve 2024/5 sayılı yönetim kurulu kararı ile mirasçıların paylarının pay defterine miras taksim sözleşmesi olmadan kaydedilmiş olması nedeniyle mirasçıların pay defterinden çıkarılmasına ve pay defterine Hüseyin ... terekesi olarak kaydına karar verilmiştir.Davacı tarafça, 03/04/2024 tarih ve 2024/5 sayılı yönetim kurulu kararının mirasçılar arasında kısmi ve fiili taksim bulunduğundan butlanla malul olduğunun tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi üzerine Dairemizce eksik inceleme nedeniyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine yeniden yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararında da belirtildiği gibi anonim şirketlerde ise paylar, paydaşın ölümü halinde, limited şirketlerin aksine, kendiliğinden mirasçılara intikal etmez. Bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya MK’nun 2. maddesi ile bağdaşır şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulması gerekir(Yargıtay 11. HD'nin 28/04/2022 Tarih ve 2021/6102 E. 2022/3535 K. Sayılı kararı).Davalı şirketin 28/11/2022 tarih ve 2022/14 sayılı yönetim kurulu kararı ile murisin hisselerinin mirasçıları adına pay defterine kaydedilmesine karar verildikten sonra yapılan 13/12/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına hazirun cetveline göre muris Hüseyin ...'in tüm mirasçıları katılmıştır. Anılan genel kurul toplantısında davacılar arasında yer almayan mirasçı Halim ... ve Ediz Han ... dahil hiç bir mirasçı hazirun cetveline, dolayısıyla pay defterindeki intikale itiraz etmemiştir. Bu haliyle mirasçıların, hazirun cetvelini imzalamak suretiyle, veraset ilamındaki hisselere göre mirasçılara yapılan intikale muvafakat ettiklerinin kabulü gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 391. Maddesi; "(1) Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlar batıldır.” şeklinde düzenlenmiştir.Buna göre, davalı şirketin dava konusu 03/04/2024 tarih ve 2024/5 sayılı yönetim kurulu kararı payları miras yoluyla edinen paydaşların haklarını kısıtlayan nitelikte olup, butlanla maluldür. Bu nedenle, ilk derece mahkemesi davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davacı tarafça sunulmuş yazılı taksim sözleşmesi veya buna eşdeğer bir belge sunulmamış olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KABULÜNE,2-Davalı ... İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 03/04/2024 tarih ve 2024/5 sayılı yönetim kurulu kararının butlanla malul olduğunun TESPİTİNE,3-Karar ve ilam harcı başlangıçta peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacıların yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 427,60 TL, peşin harç 427,60 TL, posta ve tebligat gideri 356,00 TL olmak üzere toplam 1.211,20 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama masrafının kendi üzerinde bırakılmasına,6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacılar vekilince yatırılan istinaf karar harçlarının istem halinde kendilerine ayrı ayrı iadesine,b-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 1.683,10 TL, posta ve tebligat gideri 330,00 TL olmak üzere toplam 1.983,10 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak bu davacı tarafa verilmesine,c-Davacılar tafından fazladan yatırılan İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harçlarının istemleri halinde 3.366,20 (1683,10 TL*2)'nin davacı tarafa iadesine,9-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025