İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2024/841 K.2025/525

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/841 📋 K. 2025/525 📅 17.04.2025

T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2024/841
KARAR NO:2025/525
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:19/12/2023
NUMARASI:2017/1168 Esas - 2023/1037 Karar
DAVANIN KONUSU:Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/04/2025
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R:Davacı vekili asıl ve birleşen davaya ilişkin dava açan dilekçesinde; 03/08/2015 kaza tarihinde davalı ...'a ait, davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM Sigortalı ... plakalı özel halk otobüsünün, davalı sürücüsü ...'in direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle kazaya karıştığını, kaza neticesinde araçta yolcu olarak bulunan müvekkili ...'nun yaralanarak malul kaldığını, kazanın oluşumunda araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL kesin ve geçici iş görememezlik maddi tazminatıyla, 5.000,00-TL bakım, yol giderlerine ilişkin tazminatın tüm davalılardan, 200.000,00-TL manevi tazminatın davalı işleten ve sürücüden kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Asıl ve birleşen davada, davalı ... Şirketi vekili ve davalı ... vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, davalı ..., usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davaya ilişkin yapılan yargılama sonucunda; "trafik kazasının oluşumunda davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, araçta yolcu olan davacının; kazanın oluşumunda her hangi bir kusurunun bulunmadığı, 03/08/2015 tarihinde meydana gelen kazada davacının %5 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacak ve iyileşme (iş göremezlik) süresi olay tarihinden itibaren 1 (bir) aya kadar uzayabilecek şekilde yaralandığı, davacı tarafın tazminat alacaklarının belirlenmesine ilişkin yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim olunan raporun hükme esas alınacak nitelikte olduğu, davacının yaralanmasına bağlı 5.529,26-TL maluliyet ve 3.400,00-TL tedavi gideri alacağının bulunduğu, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle; Asıl dava yönünden;1-Davacı-mirasçılarının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 5.529,26-TL maluliyet ve 3.400,00-TL tedavi gideri alacağının davalı sigorta şirketi yönünden 20/07/2016 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacı-mirasçılarına verilmesine,2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, Birleşen dava yönünden;1-Davacı-mirasçılarının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 5.529,26-TL maluliyet ve 3.400,00-TL tedavi gideri alacağının davalılar ... ve ... mirasçılarından 03/08/2015 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... mirasçılarından tahsili ile davacı-mirasçılarına verilmesine, 2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,Davacı-mirasçılarının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... mirasçılarından tahsili ile davacı-mirasçılarına verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, vefat eden davacının mirasçılarının avukatı ve vefat eden davalı ... mirasçılarının avukatı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı ... mirasçılarının vekilinin istinaf nedenleri; hükmedilen manevi tazminatın davacı taraf için tatmin edici, davalı taraf yönünden ise caydırıcı olmadığı, manevi tazminatın az olduğu, hususlarına ilişkindir.Davalı ... mirasçılarının vekilinin istinaf nedenleri; davacının kazadan çok sonra vefat ettiği, bu nedenle mirasçıları yararına iş göremezlik tazminatına ve tedavi gideri alacağına hükmedilemeyeceği, destek tazminatı alacağının belirlenerek buna göre karar verilmesi gerektiği, maddi tazminat yönünden vekalet ücreti bölünerek iki ayrı vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, vekalet ücretinin sigorta şirketinin sorumluluğunda olduğu, tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, tek kalemde maddi tazminata ve tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, kazada yaralanan şahsın kaza öncesi maluliyetlerinin düzenlenen raporda gözetilmediği, kaza ile illiyetli arazlarının belirlenerek ona göre maluliyetinin tayin ve tespitinin yapılmadığı, kazada yaralanan şahsın özürlü/engelli maaşı alıp almadığının, yaşlılık aylığı alıp almadığının, sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı alıp almadığının belirlenmesi ve destek tazminatının buna göre hesaplanması gerektiği, davalı tarafın delilerinin toplanmadığı, ... dan kayıtların ve ödemelerin sorulmadığı, tanıkların dinlenmediği, kararın eksik incelemeye dayalı olarak verildiği, davacı tarafın tazminat taleplerini somutlaştırmadığı, manevi tazminatın fahiş olarak belirlendiği, kararın kaldırılması gerektiği, hususlarına ilişkindir.Dava; trafik kazasına bağlı cismani zarar sebebiyle iş göremezlik tazminatı ve tedavi gideri ile manevi tazminat isteğine ilişkindir.Dosyada yapılan incelemede;Mahkemenin 2016/838 esas sayılı dosya kapsamında davacı ... tarafından, davalılar ..., ... ve ... Şirketi aleyhine, trafik kazasına bağlı cismani zarar sebebiyle iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ve manevi tazminat istemiyle dava açıldığı,Mahkemece bu davanın ilk celsesinde davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın tefrikine karar verildiği ve tefrik edilen davanın mahkemenin 2017/781 esas sırasına kaydının yapıldığı,Davalı ... Şirketi hakkında yargılamaya devam olunan ... esas sayılı dava dosyasında, 2016/838 Esas, 2017/684 Karar sayılı ve 04/07/2017 tarihli kararı ile, dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, bu karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, istinaf incelemesinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce yapılarak 2017/1736 Esas, 2017/697 Karar sayılı ve 12/10/2017 tarihli karar ile, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verildiği ve davanın mahkemenin ... esas sırasına kaydedildiği,Davaları sigorta şirketinin davasından tefrik edilerek mahkemenin 2017/781 esas sırasına kaydedilen davalı ... ve ... hakkındaki davaya ilişkin yapılan yargılamada, 2017/781 Esas, 2017/733 Karar sayılı ve 17/07/2017 tarihli kararı ile, davaya bakma hususunda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, bu karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 2019/961 Esas ve 2019/862 Karar sayılı ilamı ile, mahkemece verilen görevsizlik kararının; müteselsil sorumlular hakkındaki yargılamanın birlikte yapılması gerektiği gerekçesiyle kaldırılmasına karar verildiği, Dairemizin açıklanan kaldırma kararından sonra davanın mahkemenin 2019/271 esas sırasına kaydedildiği ve 2019/271 Esas, 2019/782 Karar sayılı ve 18/06/2019 tarihli kararı ile davanın; mahkemenin 2017/1168 esas sayılı (Sigorta Şirketi hakkındaki davayla) dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği,Özetle ve öz olarak; müteselsil sorumluların tamamı hakkında açılan davanın, bir kısım müteselsil sorumlular yönünden tefrik edilmesinden sonra yeniden birleştirildiği ve hukuki durumun davanın ilk açıldığı ana avdet ettiği anlaşılmıştır. Yine dosya kapsamına göre, davacı ...'nun 17/10/2020 tarihinde, davalılardan ...'ın 13/05/2018 tarihinde ve yargılama devam ederken vefat ettiği, davanın; mirasçıların katılımı sağlanarak sürdürülüp sonuçlandırıldığı anlaşılmıştır.Davanın safahatına ilişkin yapılan açıklamadan sonra istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde; (1)Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 8 ve 28. maddelerine göre, her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir ve taraf ehliyeti, çocuğun sağ olarak bütünüyle doğduğu anda başlar, ölümle sona erer. Bu nedenle, ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur.Dava tarihinden önce ölmüş kişi adına dava açılamayacağı gibi dava tarihinden önce ölmüş kişiye karşı açılmış olan bir dava, o kişinin mirasçılarına tebligat yapılmak suretiyle, mirasçılara karşı da sürdürülemez.Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. (4721 sayılı TMK m. 28/1) Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için, bir ayrım yapmak gerekir.Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır; bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilir. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler.Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir (6100 sayılı HMK.m. 55) Öte yandan; yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de kural olarak sona erer (TBK.m.43/1, 513/1) Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. (-bkz. Yargıtay 3. HD'nin 2022/5891 Esas, 2022/7383 Karar sayılı ilamı-) Açıklamalardan sonra somut olaya gelince; az yukarıda belirtildiği üzere, davacı ... 17/10/2020 tarihinde, davalılardan ... ise 13/05/2018 tarihinde ve yargılama devam ederken vefat etmiştir. Mahkemece; mirasçıların mal varlığına ilişkin bulunan uyuşmazlık konusunun niteliği gözetilerek, vefat eden davacının ve davalının mirasçılarının davaya katılımı sağlanarak mirasçılar tarafından yetki verilen vekillerin iştiraki ile yargılama sürdürülüp sonuçlandırılmış olup, açıklanan dava koşulu yönünden yargılamada bir noksanlık bulunmadığı anlaşılmıştır.Dava koşuluna ilişkin açıklamalardan sonra, davalı ... mirasçılarının maddi tazminata ilişkin istinaf nedenlerine gelince; İlk derece mahkemesince istinaf eden davalı ... mirasçıları aleyhine asıl ve birleşen davada 5.529,26-TL maluliyet ve 3.400,00-TL tedavi gideri alacağına hükmedilmiş olup, toplam 8.929,26-TL maddi tazminata hükmedilmiştir. 29906 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6773 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2.madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00-TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalarda ilk derece mahkemesince verilen karar kesin olup, hüküm tarihi olan 2023 yılı itibariyle kesinlik sınırı 17.830,00-TL'ye çıkartılmıştır.HMK'nın 346/1.maddesi hükmü uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının miktarı itibariyle kesin olduğu durumlarda usulden red kararının yerel mahkemesince verilmesi gerekli ise de, temyiz merciine de aynı yetkinin tanındığı 01/06/1990 gün ve 1989/03-1990/04 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı da gözetilmek suretiyle, davalı ... mirasçılarının vekilinin istinaf dilekçesinin ve isteminin; HMK'nın 346/1 ve 352. maddeleri gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kesin ve bu nedenle istinafı kabil kararlardan olmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, sonuç ve kanaatine varılmıştır. (2)6098 sayılı TBK'nın 56/1.maddesinde "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir" düzenlemesine yer verilmiştir. Kişilik hakları, kişinin yaşamı, sağlığı, vücut ve ruh bütünlüğü ile toplum içindeki yerini koruyan haklar olup, bunlar fiziki, duygusal ve sosyal kişilik değerlerini içermektedir. Dolayısıyla hukuken korunan ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü zarara uğrayan kişilerin de manevi tazminat talep etme hakkı bulunduğu kuşkusuz olup, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu belirgin olduğundan, vefat eden davacı yararına (-vefat edenin sağken manevi tazminat davası açtığı ve bu suretle tazminat hakkının mirasçılarına geçeceği gözetildiğinde-) manevi tazminata hükmedilmesini gerektirir yasal koşulların oluştuğu konusunda duraksamamak gerekir.Ne var ki; anılan madde hükmüne göre; takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hal böyle olunca; kazanın meydana geldiği tarih (-03/08/2015-), kazanın oluş şekli, kusur durumu (-vefat eden kazanın oluşumunda kusursuzdur-), yaralanmanın niteliği, vefat edenin yaşına göre yaralanmasının sonraki yaşamına etkisi, kaza tarihindeki paranın alım gücü, tarafların dosyaya yansıyan sosyo-ekonomik durumları ve manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması ancak tatmin duygusuna ulaşılacak kadar olması gereği ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde; mahkemece vefat eden davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının yerinde olduğu (çok yada az olmadığı) anlaşılmakla, davacı mirasçıların vekilinin ve istinaf eden davalının mirasçılarının vekilinin bu hususa temas eden istinaf başvurularının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak; yukarıda (1) nolu maddede açıklanan hususta davalı ... mirasçılarının vekilinin istinaf başvurusunu HMK'nın 346/1 ve 352. maddeleri gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kesin ve bu nedenle istinafı kabil kararlardan olmaması nedeniyle usulden reddine, (2) no lu maddede açıklanan sebeplerle istinaf eden davalı mirasçıların vekilinin ve davacı mirasçıların vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Açıklanan nedenlerle,1/Karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı; yukarıda (1) nolu maddede açıklanan sebeple davalı ... mirasçılarının vekilinin istinaf başvurusunu HMK'nın 346/1 ve 352. maddeleri gereğince usulden reddine, (2) no lu maddede açıklanan sebeplerle istinaf eden davalı mirasçıların vekilinin ve davacı mirasçıların vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince ayrı ayrı esastan reddine, 2/İstinaf eden davacı taraftan 18/01/2024 tarihli sayman mutemet alındısı ile alınan 1.169,40-TL başvuru harcının talebi halinde davacı tarafa iadesine, 18/01/2024 tarihli sayman mutemet alındısı ile alınan 427,60-TL, 10/01/2024 tarihli sayman mutemet alındısı ile alınan 427,60-TL nin toplamı 855,2-TL den alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı olan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 239,8-TL nin talebi halinde davacı tarafa iadesine, 3/İstinaf eden davalı taraftan alınması gereken 1.707,75-TL istinaf karar ve ilam harcından, istinaf başvurusu sırasında alınan 579,43-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.128,32-TL karar ve ilam harcının istinaf eden davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5/İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer giderlerin taktiren yapan üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.17/04/2025