İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2021/1952 K.2025/896
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1952
KARAR NO: 2025/896
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/05/2021
NUMARASI: 2018/1326 Esas - 2021/394 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2025
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeni yabancı şirket adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın Türkiye'de bulunduğu esnada, davalıların işleteni, sürücüsü ve ZMM sigortacısı bulunduğu ... plaka sayılı araçla çarpışması neticesinde meydana gelen 11/07/2017 günlü trafik kazasında hasarlandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücüsü ...'in tam kusurlu olduğunu ve kazadan hemen sonra müvekkiline ait araç sürücüsü olan ... tarafından ... A.Ş. Trakya şubesine götürülmüş ise de, kendisine bu model Türkiye'ye henüz gelmediğinden tamirinin Türkiye'de yapılmasının mümkün olmadığının söylenmesi üzerine, aracın Almanya'da ki ... servisine götürülerek ekspertiz incelemesi yaptırıldığını, söz konusu raporda aracın tamiri için gerekli harcamanın 82.415,04-TL olacağı, bu masrafında aracın sıfır değerini aşacağı açıklanarak arabanın pert olduğunun bildirildiği ve müteakip aracın hurdası Almanya'da satılarak hurda bedeli olarak müvekkili şirkete 40.320,00-Euro ödendiğini, eldeki dava açılmadan önce davalı ... şirketine başvuruda bulunulmuş ise de sonuç alınamadığını, bu suretle vekil edeninin mal varlığında yaklaşık 20.000,00-Euro kayıp meydana geldiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 17.000,00-Euro hasar bedelinin fiili ödeme tarihindeki kur karşılığına denk gelen TL karşılığının (ZMM sigortacısının sorumluluğu teminat limiti olan 33.00,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini ve hüküm altına alınan tazminatlara ilişkin olarak sigorta şirketi bakımından başvuru tarihi olan 07/08/2018 tarihinden, diğer davalılar bakımından da olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını istemiş; müteakip UYAP aracılığıyla dosyaya sunulan 15/03/2021 işlem tarihli ıslah dilekçesi ile de fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsil talepli 17.000,00-Euro karşılığı 108.190,00-TL talepli davalarını bilirkişi raporu doğrultusunda 23.280,00-Euro'ya ıslah ettiklerini (1 Euro =9,04-TL karşılığı olan 210.452,00-TL) açıklayarak, 33.000,00-TL'lik tutarın tüm davalılardan, bu tutarı aşan kısmında diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunarak, davacı talebinin zaman aşımına uğradığını, ayrıca müvekkilinin Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen 11/01/2018 günlü Sağlık Kurulu raporundan da anlaşılacağı üzere "bipolar bozukluk, psikotik belirtili manik atak" rahatsızlığına sahip olduğunu, bu raporun vekil edeninin yargılandığı Gökçeada Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/199 Esas sayılı dosyası kapsamında temin edilen bir rapor olduğunu, yargılama neticesinde söz konusu bu rapora dayanılarak vekil edeninin ceza ve fiil ehliyetine sahip olmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına hükmolunduğunu, dolayısı ile akli melekeleri yerinde olmayan ve ayırtım gücüne sahip olmayan bir kişinin bu halinden yararlanılmak suretiyle ele geçiren yani aracı hırsızlayan bir kişinin tam kusuruyla meydana gelen kaza nedeniyle vekil edeninin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğini, ayrıca davacı taleplerinin fahiş olduğunu, bir başka ülkenin ekonomisi ve gerçeklerine göre uğradığını iddia ettiği zararı istemesinin hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 2019/702 Esas-2019/999 Karar sayılı ilam gereğince davalı ...'in vasisi olduğu anlaşılan ... ise; yargılama oturumlarına katılmamış, dava ile ilgili yazılı veya sözlü herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları, olayla ilgili olarak Gökçeada Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen 2017/218 Esas sayılı ceza yargılamasına ilişkin dava dosyası, Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/1154 Esas-2019/1067Karar ve 2019/732 Esas-2019/999 Karar sayılı ilamları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; Gökçeada Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/218 Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan 08/05/2018 tarihli ihbar yazısı üzerine Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/1154 Esas sayılı dosyası ile vesayet dosyası açıldığı, vesayet davasının yargılaması sırasında temin edilen Edirne 1. Sultan Murad Devlet Hastanesi Başhekimliğinin 29.08.2019 tarih ve 2019/4702 sayılı Sağlık Kurulu Raporunda kısıtlı adayının sağlam olduğu ve vasi tayini gerekmediğinin bildirilmesi üzerine mahkemece 14.11.2019 tarih ve 2018/1154 Esas, 2019/1067 Karar sayılı ilamla kısıtlı adayı ... için vesayet talebinin reddine karar verildiğinin görüldüğünün açıklanmasını müteakip;
"11.07.2017 tarihinde davalı ... şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı, davalı ... adına kayıtlı, davalı kısıtlı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile dava dışı ...'ün sevk ve idaresindeki HB-SK 453 plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, davacı şirkete kayıtlı araçta kaza nedeniyle maddi hasar meydana geldiği, Kusur yönünden yapılan değerlendirmeye göre; kazanın meydana gelmesinde ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in % 100 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'ün kusursuz olduğu, Hasar yönünden yapılan değerlendirmeye göre; 11.07.2017 tarihinde meydana gelen kazaya ait trafik kazası tespit tutanağındaki tespitlerin dava konusu ... plakalı araçta meydana gelen hasar ile uyumlu olduğu ve hasar durumunun kazanın oluş şekline, alınan darbelere uygun olduğu, dava konusu ... plakalı ... markalı, 2016 model otomobilin Almanya koşullarında kaza tarihi itibari ile dava konusu kaza öncesindeki serbest piyasa koşullarındaki piyasa rayiç değerinin 63.600 EURO ve kaza sonrası sovtaj değerinin 40.320 EURO olabileceği, dava konusu ... plakalı araçtaki toplam hasarlı parça, malzeme ve işçilik tutarının 82.415,04 EURO olabileceği, aracın rayiç ve sovtaj değeri dikkate alındığında, aracın tamirinin Almanya şartlarında ekonomik olmayacağı, aracın pert-total kabul edilebileceği, dava konusu ... plakalı araçta meydana gelen toplam zarar tutarının kaza tarihi itibari ile 23.280 EURO olabileceği,Kaza tarihinde davacı şirkete ait araçta meydana gelen maddi zarardan davalılardan kısıtlı ...'in haksız fiil nedeniyle, davalı ...'nın araç maliki/işleteni olması nedeniyle 2918 sayılı KTK 3, 85/1-son, 91/1 maddesine istinaden, davalı ... şirketinin ise 2918 sayılı KTK 93/1 maddesine istinaden kaza tarihinde cari ZMMS poliçesi limiti ile sınırlı olmak kaydı ile müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davacı şirket tarafından dava değerini yabancı para cinsinden gösterilerek ve harcı yatırılarak dava açıldığı, yabancı para cinsinden dava açılmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla; davanın kabulü ile ıslah ile artırılmış 23.280 Euro'nun davalı ... şirketinin kaza tarihinde cari ZMMS poliçesi limiti ile sınırlı olmak kaydı ile 33.000,00 TL'lik kısmın davalı ... yönünden başvuru tarihini takip eden 8 iş gününün tamamlandığı 20.08.2018 temerrüt tarihinden, diğer davalılar ... ve ... yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... şirketinin poliçe limitini aşan bakiye kalan kısmın ise 395 sayılı Kanunun 4/a maddesine göre fiili ödeme tarihinde Devlet Bankalarınca o yabancı para cinsi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesi..." gerektiği şeklindeki gerekçeyle; -Davanın KABULÜ ile: -Islah ile artırılmış 23.280 Euro'nun; -Kaza tarihinde cari ZMSS poliçesi limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile 33.000,00 TL'lik kısmın, davalı ... yönünden temerrüt tarihi olan 20.08.2018 tarihinden, diğer davalılar ... ve ... yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, -Davalı ... şirketinin poliçe limitini aşan bakiye kalan kısmın ise fiili ödeme tarihinde Devlet Bankalarınca o yabancı para cinsi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, karar verilmiştir.Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; araç maliki vekil edeninin olay tarihinde fiil ve ceza ehliyetine sahip olmadığının, Trakya Üniversitesi'nden temin edilen 11/01/2018 günlü raporun düzenlenmesine neden olan ceza yargılamasına ilişkin dosyanın getirtilip incelenmesiyle dahi tespiti mümkünken, bu yöndeki savunmaları üzerinde durulmadan ve müvekkilinin sahip olduğu özel durum itibariyle işleten sıfatına haiz olup olmadığı hususunda da herhangi bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde asıl zarar sorumlusu olan araç sürücüsü davalıyla birlikte sorumluluğu yoluna gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik olup; Dairemize hitaben sunduğu 16/03/2023 günlü dilekçe ile de; Sağlık Bakanlığı Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne ait 02/03/2023 günlü ekteki Sağlık Kurulu raporundan da anlaşılacağı üzere müvekkilinin eldeki davaya konu kaza tarihine çok yakın bir tarihte (26/08/2017) fiil ve ceza ehliyetine sahip bulunmadığının tespit edildiğini, her ne kadar Sulh Hukuk Mahkemesi'nce müvekkilinin rapor tarihi itibariyle kısıtlanmasına gerek olmadığı kabul edilmiş ise de, bu durum geçmişteki fiil ehliyeti yokluğunu ortadan kaldırmayacağından son sunulan rapor doğrultusunda davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen araç hasarına dayanarak açılmış, maddi tazminat isteğine ilişkindir.Davacı yabancı şirkete ait ... plaka sayılı araçla, davalı ...'nın maliki olduğu ... plaka sayılı aracın karıştığı 17/07/2017 günlü çift taraflı trafik kazasında ... plaka sayılı aracın hasarlandığı, aynı zamanda iş bu aracın sürücüsünün ve eşinin de yaralandığı, kazaya sebebiyet veren araç sürücüsünün ... plaka sayılı aracı sevk ve idare eden davalı ... olduğu ve talep konusu olayla ilgili olarak Gökçeada Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde görülerek yasa yolu denetiminden de geçmek suretiyle 04/04/2022 tarihinde kesinleşen 2017/218 Esas-2021/71 Karar sayılı ceza yargılamasına ilişkin dava neticesinde, ... plaka sayılı araç sürücüsü olan sanık ...'in tam kusurlu olduğu kabul edilerek cezalandırılması cihetine gidildiği ve ... plaka sayılı araçta kaza anında araç sürücüsünden başka ... isimli çocuğun bulunduğu ve bu kişinin araç malikinin oğlu olduğu dosya kapsamından ve UYAP sorgusundan anlaşılmakta olup; somut olayda kazaya sebebiyet veren araç maliki davalı, fiil ehliyetine sahip olmadığını ve aracının bu durumdan yararlanılarak bilgisi ve rızası dışında alındığını ileri sürerek; işleten sıfatı bulunmadığını savunmaktadır.İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır.2918 sayılı KTK'nın 85/1 maddesinde ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Aynı maddenin son fıkrasında da araç işleteninin aracın sürücüsünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu bildirilmiştir. Açıklanan tüm bu yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere motorlu araç işleteninin sorumluluğu bir tehlike sorumluluğu olup, kusursuz sorumluluk halidir. Yani kazayı yapan aracı kullanan kişi başka bir kişi olsa bile aracın üçüncü kişiye verdiği zarardan araç maliki, araç sürücüsünün kusurundan kendi kusuru imiş gibi sorumlu olmakla, fiil ve ceza ehliyetine sahip olmadığını ileri sürerek, hukuki sorumluluktan kurtulması kural olarak olanıklı değildir. Ne var ki; 2918 KTK'nın çalınan ve gasp edilen araçlarla ilgili 107/1 maddesinde "Bir motorlu aracı çalan veya gasp eden kimse işleten gibi sorumlu olur. Aracın çalınmış veya gasp edilmiş olduğunu bilen veya gereken özen gösterildiği takdirde öğrenebilecek durumda olan aracın sürücü de onunla birlikte müteselsilen sorumludur. İşleten, kendisinin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin aracın çalınmasında veya gasp edilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse sorumlu tutulamaz. İşleten sorumlu olduğu durumlarda diğer sorumlulara rücu edebilir." denilmektedir. Görülmekte olan davada; araç maliki davalı tarafından, aracının fiil ehliyetine sahip olmamasından yararlanılarak ele geçirildiğini ve bu suretle hırsızlandığını iddia ettiğine göre mahkemece; aracın araç sürücüsü tarafından nasıl ele geçirildiği, bu fiilin araç malikinin bilgisi ve rızası dışında olup olmadığı, eğer araç malikinin bilgisi ve rızası dışında edinilmiş ise aracın ele geçiriliş şekline göre araç malikine yükletilebilecek herhangi bir kusur bulunup bulunmadığı, aracın ele geçirilmesinde araç malikine atfedilebilecek bir kusur olduğu sonucuna varılması halinde de araç malikinin var olduğu ileri sürülen özel sağlık durumunun bu kusuru ve dahi rızayı ortadan kaldıracak nitelikte bir sağlık engeli oluşturup oluşturmadığı hususlarında yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan ve daha da önemlisi taraf ve yasa yolu denetimine imkan verecek nitelikte usulüne uygun gerekçe oluşturulmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmaktadır.Bundan ayrı; istinaf yasa yoluna başvuran davalı ...'nın 05/08/2023 tarihinde (istinaf aşamasında) hayatını kaybettiği tespit edilmiştir. Bilindiği üzere; dava şartı niteliğindeki taraf teşkili sorunu istinaf edenlerin sıfatı ve istinaf nedenleriyle bağlı olmaksızın, öncelikle ve kendiliğinden irdelenmelidir. Dava devam ederken, taraflardan birinin ölümü halinde HMK'nun 28/1 maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığını da etkileyen davalar, tarafın ölümüyle konusuz kalmaz. Ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 55.maddesi hükmüne göre de; "Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar davalar ertelenir. Bununla beraber hakim gecikmesinde sakınca bulunan hallerde talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verilebilir." Somut olaya dönüldüğünde; dosya kapsamından davalı ...'nın (T.C:...) istinaf aşamasında yani yargılama devam ederken hayatını kaybettiği ve bu suretle adı geçen davalı bakımından vekalet ilişkisinin de sona erdiği anlaşılmaktadır.Az yukarıda açıklandığı üzere, taraflardan birinin davanın açılmasından sonra ölümü halinde o tarafın taraf ehliyeti ortadan kalkacağından, ölü kişi hakkında hüküm verilmesi mümkün değildir. Diğer bir anlatımla, bir davanın yargılaması sırasında taraflardan birinin ölümü halinde mirasçılarının mevcut usul hukuku ilişkisine halef oldukları kabûl edilmek gerektiğinden ve ölüm olgusu ile yasal taraf değişikliğinin meydana gelmiş olduğundan davanın ölen kişinin mirasçıları tarafından ya da onlara karşı yürütülebilmesi için davadan usulen haberdar edilmeleri gerekir.Hal böyle olunca; ilk derece mahkemesince öncelikle yargılama sırasında hayatını kaybettiği anlaşılan davalı ...'nın yasal mirasçılarının usulüne uygun şekilde davaya dahil edilmelerinin sağlanılması, taraf teşkiline ilişkin eksiklikler ikmal edildikten sonra, davalı ... mirasçı/mirasçılarına müteveffanın olay tarihinde fiil ehliyetine haiz olmamasından yararlanarak aracının hırsızlandığına ilişkin iddiası bakımından varsa diğer delillerin sunulabilmesi için mehil ve imkan verilmesi ve ondan sonra toplanan ve toplanacak deliller değerlendirilerek, 2918 sayılı KTK'nun 107.madde koşullarının istinaf yasa yoluna başvuran davalı müteveffa araç maliki lehine gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi ve varılacak tüm hukuki sonuçların nedenleriyle ret ve üstün tutulması konusunda taraflar nezdinde ve yasa yolu denetimine imkan sağlayacak şekilde gerekçe yazılmak suretiyle taraflar arasındaki uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/4-6 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve yargılamanın devamı sırasında ölen davalı ... mirasçılarının davaya katılımı sağlandıktan sonra yukarıda açıklanan biçimde yargılama ve değerlendirme yapılarak uyuşmazlık hakkında (kazanılmış haklara halel gelmeyecek biçimde) yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davalı ... vekili vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2021 tarih ve 2018/1326 Esas - 2021/394 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/4-6 madde hükmü uyarınca kaldırılmasına,2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ... tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davalı ...'ya iadesine,4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/06/2025