İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/75 K.2024/1400
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/75
KARAR NO : 2024/1400
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/02/2018 (Dava) - 30/09/2021 (Karar)
NUMARASI : 2018/279 Esas - 2021/786 Karar
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 03/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 03/10/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2021 tarihli 2018/279 Esas ve 2021/786 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacılar aleyhine İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2017/16283 sayılı dosyası ile kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatıldığını, takibe konu olarak 11/12/2014 keşide tarihli 20/10/2017 vadeli,135.000,00 USD'lik senet gösterildiğini, davalının icra takibinden önce takibe konu senet hakkında İzmir 4. ATM'nin 2017/935 D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, mahkemenin davacı şirket hakkında " ... Tic. Ltd. Şti temsilen atandığı yönünde kanaat uyandıracak şekilde senette bir ibare bulunmadığı gibi şirket kaşesi de olmadığından " davacı şirket açısından ihtiyati haciz talebinin reddine, diğer davacı açısından kabulüne karar verdiğini, bunun üzerine davalı tarafça icra takibinin başlatıldığını, davacı şirketin 28/06/2012 tarihinde tasfiyeye girdiğini, halen tasfiyenin devam ettiğini, bu sebeple davacı şirket için yapılacak tebligatın tasfiye memuru olan ... adına ... Mah. ... Cad. ... no: ... ... adresine yapılması gerekirken şirketin adresine TK'nun 35. Maddesine göre yapılarak tebligatın usulsüz olarak kesinleştirildiğini, dava konusu senedin tanzim tarihinin 11/12/2014 olduğunu, o tarihte davacı şirketin tasfiye halinde olduğunu, şirketi temsile yetkili kişinin tasfiye memuru olduğunu, ayrıca dava konusu senette davacı şirketin kaşesi olmadığını ve şirketin ünvanı üstüne atılmış bir imza bulunmadığını, senette yalnızca davacı ...'un imzasının bulunduğunu, davacının şirket ortağı ve tasfiyeden önceki müdürü olduğunu, davacı şirketin tasfiye memuru olan ...'nun davacının sürekli yurt dışında olması nedeniyle tasfiye işleminin yavaş gittiğini, şirketin tasfiyesi için imzaya ihtiyacı olduğunu belirterek davacı ...'un Türkiye de bulunduğu tarihte kendisinden bir kaç tane boş kağıda imza attırarak kağıt aldığını, tasfiye memurunun bu kağıtları şirketin diğer ortağından da aldığını, bu kişiyi tanık olarak dinletmek istedikleri, tasfiye memurunun daha sonra boş kağıda imza atılmış evrakları kendi ablası olan davalı ...'na verdiğini, davalının da boşa imzalı kağıdın üstünü bilgisayarda senet gibi düzenlediğini, her iki davacıyı da borçlu gibi göstererek icraya verdiğini, tasfiye memuru ve davalı hakkında boş atılmış imzanın irade dışında doldurulması ve nitelikli dolandırıcılık suçları ile ilgili olarak savcılığa suç duyurusunda bulunulacağını, davacının kayıtları incelendiğinde böyle bir ticari ilişkinin olmadığının çok net ortaya çıkacağını, davacı ... açısından da davalı ile arasında bir ilişki bulunmadığını, davacının yaklaşık 50 yıldır İsviçre de kendi işi olan bir kişi olup maddi durumunun iyi olduğu ve davalıdan borç para almasının söz konusu olmadığını, davalının icra takibine konu yaptığı senette davacı şirket hakkında da takip başlattığını, bunun usül ve yasaya aykırı olduğunu, takibe konu senet dikkatlice incelendiğinde davacı şirketin adının yazılı olduğu yerde imza bulunmadığını, imzanın senette diğer borçlu gözüken ... adına atıldığını bu nedenle şirket hakkında kambiyo takibi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirketin icra tehdidi altında olup mal varlığına haciz konulduğunu, icranın devamının telafisi güç ve imkansız zararlar doğuracağını belirtmiş, takibe konu senetten dolayı davacıların borçlu olmadığının tespitine, % 20 icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı mirasçısı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, süre yönünden reddinin gerektiğini, davacıların öncelikle İzmir 2. İHM' nin 2018/132 E. Sayılı dosyasında gecikmiş itiraz, borca itiraz nedenlerine dayalı olarak dava açtıklarını, tedbir taleplerinin reddedildiğini ve 18/04/2018 tarihinde davanın reddine karar verildiğini, davacının borçlular aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, asliye ticaret mahkemesinin borçlulardan ... ... Ltd. Şti hakkındaki ihtiyati haciz talebini reddettiğini, borçlu ... hakkında ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararının İzmir 2. İcra Müd' nün 2017/16283 E. sayılı takip dosyasına konu edildiğini, takipte tasfiye halinde bulunan şirketin tüm adreslerine ödeme emri gönderildiğini aynı şekilde diğer borçlu ...' un da bilinen tüm adreslerine ödeme emri gönderildiğini, davacı borçluların ısrarla senette imzanın tek olduğunu, borçlu sayısının 2 olduğunu, bu nedenle borçlunun ... olduğunu, ... ... Ltd. Şti' nin borçlu olmadığını iddia ettiğini, iddiaların doğru olmadığını, borçlu kısmında yer alan her iki borçluyuda kapsayacak şekilde senette imza bulunduğunu, şirketin borçlanması için senet metni üzerinde kaşenin olmasına gerek bulunmadığını, senetteki imzanın hangi borçluya yakıştırılacağının davacının insiyatifine bırakılamayacağını, tasfiye memuru olan ...' nun tasfiye memurluğundan alınması, yeni tasfiye memuru atanması, yeni atanan tasfiye memurunun vekaletname vermesi işlemlerinin usulüne uygun olmadığını, davacı borçluların senetteki imzanın ...' a ait olduğunu, senetteki imzanın beyaza imza olduğunu, bir kaç tane boş kağıda ... tarafından imza atıldığını ve müvekkili vefat eden ...' nun bilgisayarda boşa imzalı kağıdın üstünü senet gibi düzenlendiğini iddia ettiklerini ve bu hususun şahit ile ispat edilmek istendiğini belirtiklerini, iddianın kabulünün mümkün olmadığını, iddianın niteliği gereği şahit dinletilmesinin mümkün olmadığını, şahit dinletilmesine muvafakat etmediklerini, davacı borçluların imzaları inkar etmemek ile birlikte senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ifade ettiklerini, davacıların iddialarında boşa imzayı açıkça kabul etmelerine göre beyaza imza atan sonuçlarına katlanır kuralı gereğince iddialarını yazılı belge ile ispat etmeleri gerektiğini, mahkemece 13/03/2018 tarihinde İzmir 2. İcra Müd' nün 2016/16283 E. sayılı dosyasında İİK' nin 72/3. Maddesine göre icra veznesine girecek paranın dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiğini, davacının talepleri arasında icra dosyasının her iki borçlusunu da kapsar nitelikte ihtiyati tedbir talebi bulunmadığını, davacının yalnızca şirket için ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, ... yönünden talep olmadığını, mahkemenin talepten fazlaya hükmettiğini, tedbiri kabul etmediklerini belirterek davanın reddine, % 20 icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece,''...Davanın KABULÜ ile, dava ve İzmir 2. İcra Müd' nün 2017/16283 E. sayılı dosyasında takip konusu edilen 11/12/2014 keşide, 20/10/2017 ödeme tarihli 135.000,00-USD bedelli bono dolayısıyla davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, Takibin davacı yönünden derhal DURDURULMASINA, Takip konusu alacak üzerinden hesaplanacak % 20 kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine...'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin vermiş olduğu tedbir kararı ile ilgili davacı borçlular tarafından teminat yatırılmadığını, ihtiyati tedbir kararı uygulanmadığını, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığının vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararına taraflarınca itiraz edildiğini, Mahkemece itirazları sonunda ... için verilen tedbir kararının kaldırıldığını, şirket ile ilgili tedbir kararının kaldırılması isteminin reddedildiğini, ret kararının taraflarınca BAM'a gönderilmesinin istendiğini, BAMnin vermiş olduğu kararda itirazın bir kısmını kabul ederek davacı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından yatırılacak paranın dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir konulması şeklinde 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin karar verdiğini, davacı "beyaza imza attığını" , boşa imzasının üstünün anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu söylediğini, bu iddiası doğru olmadığı gibi yerleşik Yargıtay kararları gereği(19.Hukuk Dairesi 1992 / 11886 -1993/8720) bu hususu yine yazılı belge ile, iddia olunan belge ile aynı düzeyde, kuvvette bir belge ile kanıtlanmak zorunda olduğunu, ..., ... Ltd. Şti. senet tanzim tarihinde şirketin yetkilisi olup şirket adına borçlandırıcı işlem yapabilme şirketi temsil etme yetkisinin olduğunu, İzmir 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/132 E. - 2018/320 K. Sayılı ilamının davacı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından istinaf mahkemesine gönderildiğini, BAM 8. Hukuk Dairesi 06.03.2019 tarihli 2018/2161 E., 2019/645 K. Sayılı ilamıyla 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin kararına yapılan itirazları reddettiğini, BAM kararının davacı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından temyiz edildiğini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2019/6225 E. 2020/3872 K. Sayılı 04.06.2020 tarihli olarak onandığını, İzmir 2. İcra Hukuk Mahkemesi kararının temyiz safhasından da geçerek 04.06.2020 tarihinde kesinleştiğini, davacının yazılı belge ile ispat etmesi gereken hususlarda şahit dinletmek istediğini davanın mahiyeti gereği şahitle ispat edilebilecek bir dava olmadığını, davacının İcra Mahkemesine açtığı davada, dava dilekçesinde senet metninin altında yer alan imzanın hangi borçluya ait olduğu konusunda da beyanda bulunmadığını, itiraz etmediğini, imzaya itiraz süresi (beş gün) içinde yapılması gereken itiraz yapılmadığını, gecikmiş itiraz taleplerinin de reddedildiğini, davacının İcra Mahkemesinde açtığı davada usulüne uygun itiraz da yapılmadığını, bonolarda keşideci ismi zorunlu unsur olmayıp bono üzerinde atılan imzaya istinaden borçlu aleyhine takip yapılabileceğini, bonodaki imzanın borçlu adına atılmadığına ilişkin itiraz sebebi İİK.madde 169 ve devamı maddelerine göre borca itiraz olarak 5 günlük yasal sürede bildirilmesi gerektiğini, davacının borca itirazı süresinde olmadığından ; ... Ltd Şti ile ilgili itirazlarının da dinlenemeyeceğini, süresi içinde imzanın hangi borçluya ait olmadığı konusunda bir bildirim, itiraz bulunmadığını, davaya konu icra takip tarihinin 19/12/2017 olduğunu, icra takibinden bu yana 4 yıl geçtiğini, müvekkilinin alacağına kavuşamadığını, davacının haksız ve hukuki davaları nedeniyle tahsil gerçekleşmediğini, 09/09/2021 tarihli duruşma da yerel mahkemenin ... hakkındaki davanın tefriki ile İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi başka esasına kaydının yapılması kararı verdiğini, ... ile ilgili davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/598 Esasta kayıtlı olarak devam ettiğini, davacının İzmir 8. İcra Hukuk Mahkemesinde borca itiraz, memur muamelesine şikayet vb. nedenlerle dava açtığını, tedbir istediğini ve davacının talepleri gereği takibin ... Açısından tedbiren durdurulmasına karar verdiğini, aynı mahkemenin itirazları sonucunda verdiği tedbir kararını kaldırdığını, davacı ... Ltd.Şti.açısından verilmiş olan takibin durdurulmasına yönelik tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini istediklerini belirterek icra takip dosyasının tedbiren durdurulması kararının kaldırılmasına, verilen kararın kaldırılmasına , kötü niyet tazminat yönünden ve diğer hususlarda verilen kararın kaldırılarak talebin/davanın reddine, dava süresi boyunca icranın geri bırakılmasına karar verilmesini, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kambiyo senetlerine özgü takibe dayanak senet nedeni ile menfi tespit istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları gereği usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır (HMK m.114/1-d). Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen kişinin veya kural olarak vekilinin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından (dava konusunun ölenin malvarlığına ilişkin olması ve dava sonunda verilecek hükmün olumlu veya olumsuz bir şekilde mirasçıların haklarını etkilemesi durumunda) davaya devam edilebilir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, TMK.’nun 28/,I maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir.
Bir davada taraf ehliyeti dava şartlarından (HMK m. 114/1-d) olup taraf ehliyeti ise medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olmakla mümkündür (HMK m. 50). Medeni haklardan yararlanma, yani hak ehliyeti tam ve sağ doğum koşuluyla ana rahmine düşme anında başlayıp, kişinin ölümüne kadar devam eder (TMK m. 28). Aynı şekilde kural olarak ölü kişi aleyhine dava açılması halinde davanın mirasçılara yöneltilmesine de olanak yoktur. Zira yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, ölü kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Esasen dava açarken davacının davalının bu ehliyet durumunu araştırması beklenir.
Davanın 20/02/2018 tarihinde açılmış olduğu, davalı ...'nun ise dava tarihinden önce 25/01/2018 tarihinde vefat etmiş olduğu, davalının tek mirasçısı olan oğlu ... vekilinin İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/16283 esas sayılı dosyasına sunduğu 14/02/2018 tarihli beyan dilekçesi ile alacaklı ...'nın vefat ettiğini belirterek mirasçının UYAP sistemine alacaklı olarak kaydının yapılmasını talep ettiği, ayrıca dilekçe ekinde mirasçılık belgesini sunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda dava tarihinden önce vefat eden davalı ...'nın mirasçısının icra dosyası kapsamında bu hususta bilgi vermiş olmasına rağmen davacının gereken özeni göstermeyerek dava tarihinde taraf ehliyeti bulunmayan ... hakkında dava açmış olduğu; davacı kendisinden beklenen tüm çaba ve özeni göstermediği, davalının sağ olup olmadığını tespit edilememiş olmasının mazur görülebilir bir hataya dayanmadığı, icra dosyası kapsamı nazara alınmaksızın davanın açıldığı tarihte pasif husumet ehliyeti olmayan ... hakkında hüküm kurulduğu anlaşıldığından kararın kaldırılması gerekmiştir.
Mahkemece gerekçeli kararda; davalı ...'nun dava tarihinden önce 25/01/2018 tarihinde vefat ettiği belirlenmiş ve davacı tarafça ölü kişi aleyhine dava açılmış ise de; 6100 sayılı HMK'nun 114/1/d maddesinde taraf ehliyetinin dava şartlarından olduğunun belirtildiği, HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca mahkemece dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği ancak dava şartı noksanlığının giderilmesinin mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verilip bu süre içerisinde eksiklik giderilmediği takdirde dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği, kural olarak dava tarihinden evvel ölmüş kişiye karşı dava açılamayacağı, davalı ...'nun dava tarihinden 1 ay kadar önce vefat ettiği, davacı tarafça yanılgı sonucu ...'na karşı dava açıldığı, davacı vekilinin mirasçı ... adına dava dilekçesinin tebliğini de talep ettiği, bu husus göz önüne alındığında davaya ... mirasçısı ... hakkında devam edilmesinin gerektiği belirlenerek mirasçıya gerekli tebligat yapılmış olduğu belirtilmiş ise de; dosya kapsamına göre, yukarıda da belirtildiği üzere alacaklının mirasçısı ... vekili alacaklının vefatı hakkında dava tarihinden önce icra dosyasında bu hususta bilgi vererek mirasçılık belgesini sunmuş olduğundan, davacının kendisinden beklenen tüm çaba, özen ve önlemleri almasına rağmen davalının sağ olup olmadığını tespit edememiş ya da tespit edememe durumunun bir yanılgıya dayanmış olması halinin dosya kapsamında mevcut olmadığı, mahkemenin bu husustaki değerlendirmesinin yetersiz ve eksik olduğu anlaşılmıştır.
Kabule göre de;
- 6100 Sayılı HMK 297/1 maddesinde, kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 1. fıkrasının (b) bendine göre kararda "Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini" gösterilmesi gerekir. Mahkemece , 09/09/2021 tarihli celsede davanın davacı ... yönünden tefrik edilerek mahkemenin yeni esasına kaydının yapılmasına karar verilmiş olduğu halde, yasaya aykırı şekilde karar başlığında isminin davacılar arasında davacı olarak gösterilmiş olduğu, bu husus usul ve yasaya aykırı olup ayrıca gerekçe ve hüküm kısmı yönünden karışıklığı neden olduğu anlaşılmıştır. Ancak belirtilen husus mahallinde düzeltilebilecek bir hususa ilişkin olduğundan kararın kaldırılmasını gerektirmemiş eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
-Her ne kadar davalı mirasçısı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiş ise de, dava konusu senede atılan imzanın davacı şirketi kapsayıp kapsamadığı hususunun tespitinin ancak yargılama sonucunda anlaşılabileceği; karşı oy gerekçesinde de isabetli olarak belirtildiği üzere, ... tarafından bonoya atılan imzanın şirkete atfen atılıp atılmadığı, sadece adı geçeni veya kendisi ile birlikte şirketi borç altına sokup sokmadığı hususları yargılamayı gerektirdiği gibi yine adı geçenin düzenleme tarihinde şirketi temsile yetkili olup olmadığının davalı tarafından da bilinemeyeceği, dava konusu bonoya ilişkin ihtiyati haciz talebinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 08/12/2017 tarih 2017/935 D. İş sayılı kararı ile davacı şirket yönünden reddedildiği halde dava konusu takibe girişmiş olmasının tek başına takibin haksız ve kötü niyetli olarak başlatıldığı şeklinde değerlendirilemeyeceği, alacaklının hukuki değerlendirme ve nitelemeleri doğru yapmasının yapmasının beklenemeyeceği, ayrıca dosya kapsamında alacaklının kötüniyetini gösterir başkaca bilgi ve belgenin de bulunmadığı anlaşılmakla, talebin reddi yerine kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1)-a)-4) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı mirasçısı ... vekilinin yukarıda açıklanan hususlara ilişkin olmak üzere istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN KABULÜ ile; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/09/2021 tarihli, 2018/279 Esas ve 2021/786 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK' nın 353/(1)-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Dava dosyasının HMK'nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre istinaf edenin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 03/10/2024