İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2024/2430 K.2024/2086
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2024/2430
KARAR NO: 2024/2086
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
ARA KARAR TARİHİ: 15/05/2024
NUMARASI: 2024/339 Esas (Derdest Dosya)
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 04/12/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi ara kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; 04.03.2024 tarihinde davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış ... plakalı aracın çarpması sonucu müvekkil ...'in yaralandığını, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00.TL maddi tazminatın (belirsiz alacak davası) 300.000,00.TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kazaya karışan ... plakalı araç ile müvekkilin yaralanmasına sebebiyet veren sürücü davalı adına kayıtlı menkul ve gayrimenkuller üzerine üçüncü şahıslara devrini önlemek amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile davalının menkul ve gayrimenkullerinin somut olayda uyuşmazlık konusu olmadığı sebebiyle tedbir talebinin reddedilmesi halinde ise İcra İflas Kanunu'nun 257 vd. Maddelerine göre ihtiyati tedbir zımnında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 15/05/2024 tarihli ara karar ile "... dava konusunun alacak istemi olduğu anlaşılmakla, HMK 389. Maddesi gereğince ihtiyati tedbirin sadece 'uyuşmazlık konusu hakkında' verilebilmesi karşısında aracın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir talebinin reddine " dair karar verilmiştir. Mahkemece 17/05/2024 tarihli ara karar ile, "...Eldeki davanın trafik kazasına dayalı açılan maddi ve manevi tazminat davası olarak açıldığı, davacının sunmuş olduğu hastane tedavi evrakları, alınan ifade ve beyanlardan trafik kazası nedeniyle şimdilik miktarı belirli olmasa da zarara dayalı alacakların haksız fiil günü muaccel olduğunun kabul edildiği anlaşılmakla, talep edilen maddi tazminat tutarı olan 10.000,00 TL üzerinden ihtiyati haciz talebinin kabulüne, manevi yönden talep edilen ihtiyati haciz talebinin reddine..." dair karar verilmiştir. 15/05/2024 tarihli karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığının incelenmesinde; HMK'nın 389 ve devamı maddeleri gereğince mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde ihtiyati tedbirin, dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden istenebileceği, talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden karar verilebileceği düzenlenmiştir. HMK'nın 389. maddesi gereğince taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Ancak özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, a.g.e., s. 877). İhtiyati tedbire ilişkin yasal düzenleme, dava konusu, dava dilekçesindeki talep, dosyadaki deliller ve İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde dava ile para olarak tazminat talep edildiğinden ve üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilen malvarlığı uyuşmazlık konusu olmadığından, İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. İhtiyati haciz talebi bakımından değerlendirme yapıldığında; İİK'nun 257/1. fıkrasına göre “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hüküm gereğince alacaklı, bir para alacağı için ancak vadesinin gelmesi hâlinde ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nun 258/1. fıkrası gereğince “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur…” Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi gerekmez. Bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Başka bir anlatımla ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması yeterlidir. Davacılar tarafından iddia olunan zarar, haksız fiilden kaynaklandığından, tazminat, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2019/2782 Esas ve 2019/11935 Karar 12/12/2019 tarihli kararı) Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı, davacının yaralanmasına ilişkin hastane belgeleri ve diğer deliller ile yaklaşık ispat kuralına göre değerlendirme yapılmak suretiyle maddi tazminat yönünden ihtiyati haciz talebinin 17/05/2024 tarihinde değerlendirildiği ve kısmen kabul kararı verildiği anlaşıldığından istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas numarası ve ara karar tarihi belirtilen İlk Derece Mahkemesi ara kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.04/12/2024