İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi E.2022/3302 K.2024/246

🏛️ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/3302 📋 K. 2024/246 📅 27.02.2024

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/3302
KARAR NO : 2024/246
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/05/2022
NUMARASI : 2022/476 Esas 2022/392 Karar
DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil
KARAR TARİHİ : 28/02/2024
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 27/05/2022 tarih 2022/476 Esas 2022/392 Karar nolu kararı karşı, istinaf yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olup dosya heyetçe incelendi;
I.DAVA:
Davacı vekili özetle; muris ...'nin, davacı ve davalının annesi olup 14.12.2020 tarihinde vefat ettiğini, murisin vefatından sonra ekte sunulan 05.01.2021 tarihli Aydın 3. Noterliğinin 114 yevmiye nolu mirasçılık belgesinden anlaşılacağı üzere davacı ile birlikte davalı ve babaları olan ...'nin mirasçı olduğunun tespit edildiğini, veraset ilamında belirtildiği üzere murisin terekesinin 8 pay kabul edilerek, 3 payının davacı ..., 3 payının davalı ..., 2 payının ise dava dışı ...'ye ait olduğunu, murisin sağlığında 22.10.1996 tarihinde eşi ... ile birlikte 1/2 hissedar olarak Aydın Ticaret Sicil Memurluğuna kayıtlı olan ...ni kurduğunu, şirketin kuruluş sermayesinin 3.000.000.000-TL olduğunu ve murisin 1/2 hissedar olması nedeniyle 1.500.000.000-TL sermaye koyduğunu, şirketin kurulmasından kısa bir süre sonra 2000 yılında muris ...'nin 1.500.000.000-TL sermaye karşılığı 60 payını (1/2 hissesini) oğlu 1975 doğumlu olan ...'ye bedelsiz olarak devrettiğini, murisin hissesini satma konusunda herhangi bir ihtiyacı bulunmadığını, şirket hissesinin satışının yapıldığı 2000 yılı itibarıyla her hangi bir şekilde paraya ihtiyacı bulunmadığını, muris, şirket hisseninin davalıya devrini gerçekleştiğinde 66 yaşında olduğunu, yaşı ve malvarlığı itibariyle maddi durumu oldukça yerinde olduğunu, öncelikli olarak davalının 1/2 hissedar olduğu ... Şirket'nin hisse devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak üzere muris'in 1/2 hissedarlığına karşılık gelen 1.500.000-TL sermayeli 60 adet hissenin davacının miras payı oranında olmak üzere davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 27/05/2022 tarih 2022/476 Esas 2022/392 Karar nolu ilamı ile; " Açılan davada HMK'nun 114/1-c maddesinde düzenlenen göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF:
A. İstinaf yoluna başvuranlar:
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B. İstinaf Sebepleri:
Davalı ; davacı tarafın iddiası, muris muvazaası olduğunu, davacı taraf, dava dilekçesinin tamamında ve ayrıca istinaf dilekçesinde de davasının muris muvazaası iddiasına dayalı iptal davası olduğunu beyan ve kabul ettiğini, bu hususta bir uyuşmazlık olmadığını, nitekim Davacı taraf, TBK 19.maddeye dayanmasını da bu gerekçe ile izah etmekte; müteveffa anne ...'un, davacı kızından mal kaçırmak kastı ile hareket ederek, aslında devretmek niyetinde olmadığı hisselerini bu amaçla yani mirastan mal kaçırma kastıyla davalı oğluna devrettiğini iddia etmekte, bu nedenle görünürdeki işlem ile gizli işlemin hukuksuz olduğunu, bu ana sebep (muris muvazaası) nedeniyle TBK 19.madde koşullarının incelenmesi gerektiğini, ileri sürdüğünü, işte tram bu noktada İstinaf Mahkemesi'nin olduğu yol açtığı hukuki karışıklık, TBK 19'a göre ayrı bir inceleme yap diye kararı bozması ve bu sebeple ticaret mahkemesinde ayrı bir dosya oluşturulmasına yol açtığını, deyim yerindeyse muris muvazaası iddialı ana dava bölünerek çoğalmıştır. Böyle bir sonucu davacı taraf da beklememekte olduğunu, çünkü bölünerek çoğalan ve Aydın ATM'de devam eden 2022/475 E. sayılı genel muvazaa davasında davacının genel muvazaa iddiası olmadığını, o davada sayın Mahkeme TBK 19.hükümlerine göre inceleme yapacaktır ancak davacı tarafın TBK 19.maddeye dayanma sebebi muris muvazaası olduğunu, davacı taraf muris muvazaası iddiası dışında TBK 19.madde kapsamında incelenmesi gereken başkaca tek bir iddia ileri sürmediğini, gerçekten de davacı taraf, müteveffa annenin kendisine borcu olduğunu ve bu borçtan kurtulmak amacıyla hisseleri oğluna devrettiğini ya da benzeri bir alacak verecek iddiasını ileri sürmemekte olduğunu, bu durumda, Aydın ATM'de debvam eden 2022/475 E. sayılı davada Mahkeme'nin muris muvazaası araştırmasına girmeden TBK 19.madde incelemesi yapması mümkün görünmemekte olduğunu, çünkü, aldatma kastı muvazaanın zorunlu unsurlarındandır. (Atamulu, 43; Eren, 368.). Bu davada ispat edilmesi gereken şey, aldatma kastının olup olmadığını, hissesini devreden anne ile hisseyi satın alan oğul davacıyı aldatmak istemişler midir? Davacı taraf bu soruya muris muvazaası iddiası ile cevap verdiğini, muris muvazaası iddiası dışında bir dayanağı olmayan davada, Sayın Mahkemenin 2022/475 E. Sayıı genel muvazaa davasında ara karar oluşturarak istediği tüm belgeler (ticaret sicil evrakları, mali durum araştırması vb.) zaten görevsizlikle gönderilen mahkemede, muris muvazaası ana iddiasına dayalı olarak araştırılacağını, tarafların bu davada sunacağı deliller, tanık beyanları, hepsi muris muvazaasının varlığını ya da yokluğunu ispat amaçlı olacağını, bu sebeple, terk bir dava konusu ile ilgili iki ayrı mükerrer yargılamaya yol açılmaması ve birbirleriyle çelişkili olması kuvvetle muhtemel kararların ortaya çıkmaması için, muris muvazaasına yönelik davanın da Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi ve hatta muris muvazaası davası ile genel nitelikli muvazaa davacının böyle bir iddiasının olmadığını tekrar hatırlatmak isteriz davaları birleştirilmesi gerektiğini beyanla istinaf başvurumuzun kabulü ile Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.05.2022 tarih ve E:2022/476, K: 2022/392 sayılı kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C.Gerekçe:
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme:
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı şirket hissesinin devrine ilişkin işlemin iptali ile pay oranında tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk:
2.1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 341-360 maddeleri
2.2. 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı
2.3.Türk Medeni Kanunu 706 madde
2.4.Türk Borçlar Kanunu 237 madde
2.5.Tapu Kanunu 26 madde
3. Değerlendirme:
01/04/1974 tarihli 1/2 sayılı içtihatı birleştirme kararı, miras bırakanın üzerinde tapuda kayıtlı olan taşınmazların miras bırakan tarafından aslında bağış olduğu halde satış biçiminde temlik edilmesi durumunda uygulama olanağı bulur. İçtihatı birleştirme kararları kapsamları ile sınırlı gerekçeleriyle yol gösterici ve sonuçları ile bağlayıcı kararlar olduğundan tapuda yapılan temlikler dışındaki işlemler yönünden belirtilen içtihatı birleştirme kararı uygulanamaz. Ancak, böyle hallerde genel muvazaa hükümlerinin uygulanması gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 19 maddesi ile genel muvazaa düzenlenmiştir. Mirasçı sözleşmenin tarafı olmadığından sözleşmenin muvazaalı olarak yapıldığı iddiası her türlü delille kanıtlanabilir. Özellikle, resmi sicillere bağlı tutulan malların muvazaalı devrinde TBK'nın 19.maddesinin uygulanabileceği ve muvazaa iddiasının araştırılabileceği, yasal ve yargısal uygulama gereğidir. Şirket hisselerinin devri yönünden TBK'nın 19.maddesi kapsamında değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Davacı şirket payının devrinin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığını ve muris muvazaası nedeni ile iptal talebinde bulunduğunu beyan etmiş, TBK'nın 19.maddesindeki muvazaa kapsamında değerlendirme yapılması gerektiğini beyanla talepte bulunmuştur.
Muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı davalara bakma görevi asliye hukuk mahkemelerine ait ise de, genel muvazaa hükümlerine göre açılan muvazaalı şirket payı devri işleminin iptali ile miras payı oranında tesciline ilişkin TBK'nın 19 maddesine dayalı olarak açılan davalara bakma görevi asliye ticaret mahkemelerine aittir.
Önceki dairemiz kararında belirtildiği gibi, ilk derece mahkemesince, muris muvazaası hukuksal nedeni ile açılan davanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedildiği, davaya bakmakla görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğundan görevsizlik kararı verildiği, dolayısı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Dosya içeriğine, davanın niteliğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre; ilk derece mahkemesince verilen ara karar usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
V. KARAR:
Açıklanan Sebeplerle;
1 - Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 27/05/2022 tarih 2022/476 Esas 2022/392 Karar nolu ilamına karşı davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2 - Alınması gereken 427,60 TL karar harcından, istinaf kanun yoluna başvuru sırasında yatırılan 80,70 TL nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın istinaf yoluna başvuran davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3 - İstinaf yoluna başvuru giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
4 - İstinaf gider avansından kalan kısmın yatırana iadesine,
5 - Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 28/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.