İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2021/973 K.2024/534

🏛️ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 📁 E. 2021/973 📋 K. 2024/534 📅 14.03.2024

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/973
KARAR NO : 2024/534
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15.01.2021
NUMARASI : 2012/209 Esas 2021/29 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 14.03.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 14.03.2024
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.01.2021 tarih 2012/209 Esas 2021/29 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacılar vekili, ... San ve Tic. A.Ş.'nin ..., ..., ... ve ... T.A.Ş. Ve ...'tan muhtelif krediler kullandığını, davalılar ..., ... ile ... (..), dava dışı ... San. Tic. A.Ş. ve dava dışı ...'ın kredi sözleşmelerini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, borçlu ... şirketinin kullandığı kredilerin ödenmemesi üzerine kredi hesaplarının kat edilerek ilgili şirket ve kefiller hakkında icra takibi başlatıldığını, bir kısım borçlar ödenmiş olmakla birlikte bir kısmının ödenmediğini, alacaklı bankaların ...'ye devredilmesi nedeniyle banka alacaklarının ... tarafından takip edilmeye başlandığını, bu alacakların ... tarafından ... Şirketine devredilmesi nedeniyle, müvekkillerinin müteselsil kefil ... mirasçıları olarak ... Yönetim A.Ş.'ye 23.07.2010 tarihinde 504.979 USD ödeme yaptıklarını, BK 488/2 maddesi uyarınca müteselsil kefiller arasında kanunu müteselsilliğin söz konusu olduğunu, bu nedenle davalı kefillerin müteselsil kefil sıfatı ile hisseleri oranında davacılara karşı sorumlu olduğunu, hissesinden fazla ödeme yapan müvekkillerinin de diğer kefillere rücu hakkının bulunduğunu, müvekkillerinin asıl borçlunun borçlarını ödediklerini, borcu ödemeyen asıl borçluya borcun tamamı için müteselsil kefillere paylı miktar kadar rücu hakkına sahip olduğunu, bu nedenle İzmir 9. İcra Dairesinin 2011/7405 Esas sayılı dosyası üzerinden asıl borçlu şirket hakkında 505.000 USD ana para, 43.542 USD faiz olmak üzere toplam 548.542 USD, müteselsil kefil ... hakkında 181.588 USD ana para 15.655 USD faiz olmak üzere toplam 197.223 USD, ... hakkında 141.840 USD ana para 12.238 USD faiz olmak üzere toplam 154.078 USD'nin tahsili için icra takibine girişildiğini, davalıların takibe itirazı üzerine takibin durduğunu iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalı ...'nun 157.728 USD ana para ile ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizin tahsili, davalı ... ...'nun 125.934 USD ana para ile ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizin tahsili bakımından davalıların borca itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 18.11.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava değerini davalı ... yönünden 162.703 USD, davalı ... yönünden 141.839 USD'ye yükseltmiştir.
CEVAP : Davalılar vekili, müvekkillerinin imzaladıkları belirtilen kefalet sözleşmelerinin 1991 ve 1994 yıllarında imzalandığını, bu sözleşmelere dayanılarak 1994 ve 1995 yıllarında icra takipleri yapıldığını, alacaklı bankalar tarafından daha sonra müvekkilleri hakkında işlem yapılmadığını, icra dosyalarının takipsizlik nedeniyle müracaata kaldığını, takiplerin müracaata kaldığı tarihin üzerinden 10 yılı aşkın sürenin geçtiğini, bu nedenle müvekkilleri hakkında kefalet sözleşmeleri ile sözleşmeleri dayanak alan icra takipleri 10 yıllık takip zaman aşımına uğradığından dolayı müvekkillerine karşı alacaklı bankaların veya haleflerinin müracaat haklarının kalmadığı, davacıların ... A.Ş.'ne ödeme yaptıklarını bildiren 23.10.2010 tarihi itibarı ile kefaletten kaynaklanan borcun zamanaşımına uğramış olduğunu, alacağın zamanaşımına uğraması nedeniyle ödeme yapan davacıların talepte bulunma haklarının olmadığını, davacıların aynı zamanda ... ve San. A.Ş.'nin sahibi ve yönetim kurulu üyeleri olduklarını, bu şirketin de borçtan sorumlu olduğunu, davacıların asıl amacının ... San. A.Ş'nin borçtan kurtulması olduğunu, fakat kefil ... mirasçısı olarak ödeme yaptıklarını, ... mirasçısı sıfatı ile ödeme yapılmış ise de, kefil ...ın davacılardan başka mirasçısının da bulunduğunu, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğunu, 4 mirasçı olmasına rağmen 3 mirasçı tarafından dava açıldığını, bu nedenle davacıların terekeyi temsil yetkisi bulunmadığını, aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığını, ... ile ilgili olarak dava dosyasına üç adet kredi sözleşmesi ibraz edildiğini, bu kredi sözleşmelerinde müvekkili ...na ait gözüken imzaların bu kişiye ait olmadığını, davacıların mirasçısı ... tarafından atıldığının tahmin ettiklerini, bu banka tarafından girişilen icra takibinin 1998 yılında takipsizlik nedeniyle düştüğünü, ... alacağı ile ilgili olarak girişilen icra takibinin takipsiz kalarak düştüğünü, bu banka ile imzalanan 02.11.1990 tarihli kredi sözleşmesinde davacıların murisi ...ın kefaletinin bulunmadığını, ve 10.10.1990 tarihli kredi sözleşmesinde müvekkili ...nun imzasının bulunmadığını, ... alacağı ile ilgili bildirilen 4. İcra Müdürlüğünün 1994/5959 ve 1999/6303 sayılı dosyalarda ... A.Ş.nin borçlu olmadığını, bu dosyaların dava konusu kefalet akdi ile ilgisinin olmadığını, müvekkili ...'nun kayınpederi ... ile beraber ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin başka borçlarına da kefil olduklarını, ... A.Ş.'nin ...'tan kullandığı kredilere kefil olduğundan dolayı ...nun ... İli, ... Mah. ... Ada ... parsel ... nolu bağımsız bölümünün İzmir 4. İcra Dairesinin 1998/7263 Esas sayılı dosyasından satıldığını, bu nedenle müvekkilinin ödediği bedelin 1/2 sinin davacılardan takas ve mahsup edilmek üzere talep ettiklerini, ayrıca ... A.Ş. ile ... A.Ş.'nin ...ndan kullandığı kredilere ... ile birlikte ...'nun kefil olduğunu, ... kredi alacağına karşılık müvekkili ...nun Alaşehir'de sahip oldukları arazilerin 1998/9365 Esas sayılı dosyasından satılarak tahsilat yapıldığını, ... dosyalarındaki kefaleti nedeni ile ... mirasçılarından kefalet oranında takas mahsup talep ettiklerini ileri sürerek, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine, davacıların davasının kabulü halinde müvekkillerinin kredi sözleşmelerindeki kefaletlerinden kaynaklı yapmış oldukları ödemelerin alacaktan takas ve mahsubuna, davanın esastan reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların ... mirasçıları olduğu, ancak ... mirasçılarından ...'ın davada yer almadığı, ...ın 16.02.2011 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacıların kaldığı, dolayısı ile dava tarihi itibarı ile ...'ın davacılar dışında mirasçısı bulunmadığı, bu nedenle davalılar vekilinin davacıların husumet ehliyetine sahip olmadığı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı; mahkemece, davalıların zamanaşımı defileri nedeniyle 5411 Sayılı kanunun geçici 16. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna dair iddia ciddi görüldüğünden, bu konuda Anayasa Mahkemesine başvurulduğu, Anayasa Mahkemesinin 04.06.2014 tarihli 2014/85 Esas 2014/103 Karar sayılı kararı ile 19.10.2005 günlü 5411 Sayılı Bankacılık Kanununu geçici 16. maddesinde yer alan ''zamanaşımı'' sözcüğünün Anayasaya aykırı olduğunu ve iptaline, geçici 16. maddesinde yer alan ''zamanaşımı '' sözcüğünün iptaline karar verildiği; 5411 sayılı yasanın 141. maddesinde ''bu kanundan kaynaklanan fon alacaklarından kaynaklanan dava ve takiplerde zaman aşımı süresi 20 yıldır.'' hükmüne yer verildiği, 5411 sayılı yasanın 168. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 18.06.1999 günlü 4389 sayılı Bankalar Kanununa 12.12.2003 günlü 5020 sayılı kanunun 20. Maddesi ile eklenen ek-3 maddesinde de bu kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ve bu kanuna göre hazine alacağı sayılan alacaklara ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu; dolayısıyla 4389 sayılı kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde 10 yıl olan zamanaşımı süresinin 4389 sayılı kanuna eklenen ek-3 madde ile yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihinden itibaren 20 yıl olduğu, fon alacaklarında zaman aşımı süresinin 20 yıl olduğu kuralı ilk kez 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı kanunun 141 maddesi ile değil mülga 4389 sayılı kanuna eklenen ve 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ek-3 maddesi ile getirildiği, bu maddenin yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihinde henüz 10 yılını doldurmamış tüm fon alacaklarına ilişkin zaman aşımı süresi 20 yıla uzadığından bu alacaklılar yönünden zamanaşımı süresinin bitmiş olduğundan söz edilemeyeceği, 26.12.2003 tarihinden önce 10 yılını doldurup 01.11.2005 tarihinde henüz 20 yılını doldurmayan alacaklara ilişkin zamanaşımı süresinin geçici 16. madde ile 20 yıla uzadığı, eldeki dava konusu alacaklar bakımından, banka alacaklarına ilişkin takip tarihine göre 26.12.2003 tarihi itibariyle ile 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, davacıların ödeme yaptığı 23.07.2010 tarihi itibarı ile 20 yıllık zaman aşımı süresinin geçmediği, davalıların zamanaşımı def'i ve zamanaşımına uğramış bir alacağın ödendiği savunmasının yerinde olmadığı; Davalı ... ... ile akdedilen üç adet kredi sözleşmelerindeki imzaya itiraz ettiği, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin 26/12/2016 tarihli raporunda; ... tarafından düzenlenmiş borçlusu ... AŞ olan 5.000.000-TL bedelli, 1.323.675-USD bedelli ve 1.430.000-TL bedelli genel kredi sözleşmelerindeki imzaların ...'nun eli ürünü olduğunun bildirildiği, davacıların murisi ... ile davalıların ... San ve Tic AŞ 'nin ..., ..., ... ..., ...'dan kullandıkları kredilere kefil oldukları, krediden kaynaklanan borçların bir kısmının ödenmediği, bankaların icra takiplerine giriştiği, sonraki süreçte bu kredi alacaklarının ...'ye ve ondan da ... Yönetim AŞ'ye devredildiği, davacıların müteselsil kefil ... mirasçısı sıfatıyla ... Yönetim AŞ'ye 23/07/2010 tarihli 550.000-USD ödeme yaptığı, yapılan ödemenin 270.503-USD'sinin ...'a olan borç, 79.456-USD'sinin ...'a olan borç, 107.301-USD'sinin ...'a olan borç, 47.719-USD'sinin ise ...'a olan borçtan kaynaklandığı, ... ve davalıların ... San ve Tic AŞ'nin söz konusu bankalarla akdettiği genel kredi sözleşmelerine kefaletleri ve kefalet limitlerine göre bilirkişi kurulunun 05/06/2015 tarihli gerekçeli raporunda ortaya konulduğu üzere ... mirasçısı davacıların müteselsil kefil sıfatıyla yaptığı ödeme nedeniyle müteselsil kefil davalılardan ...'na 162.703-USD, ...'na 141.839-USD rücu edebileceği kanaatine varıldığı; davalı ...'nun ... ile birlikte ... AŞ'nin borçlarına kefil olduğu, kefaleti nedeniyle ... ili, ... ilçesi, ... Mah., ... ada, ... parsel, ... nolu bağımsız bölümünün İzmir 4. İcra Dairesi'nin 1998/7263 esas sayılı dosyasından satıldığını, bu nedenle ...'nun ödediği bedelin 1/2'sinin diğer kefil ... mirasçılarından takas ve mahsup edilmek üzere talep ettiği, davacılar vekili tarafından itiraza uğramayan bilirkişi raporuna göre söz konusu taşınmazın satış tutarından davacılara rücu edilecek tutarın 2.731,87-TL olduğu, işlemiş faiz tutarının 4.720,29-TL olup toplam tutarın 7.452,16-TL olduğu, davacının alacağı USD cinsinden olmakla bu tutar davanın konusu takip tarihi itibariyle 1,00-USD =1.6598-TL efektif satış kuru ile USD'ye çevrildiğinde 4.489,79-USD olduğu, bu tutarın davacıların ...'ndan varlığı kabul edilen 162.703-USD'den takas nedeniyle mahsubu sonrasında davacıların ...ndan talep edebilecekleri alacaklarının 158.213,21-USD olduğu; ...'nun takas talebine konu ettiği İzmir 4 İcra Dairesi'nin 1998/9365 esas sayılı takibine konu genel kredi sözleşmesi bulunamadığından bu konuda ...'nun ödeme belgeleri sunulmadığından bu dosyayla ilgili takas talebinin ise değerlendirilemediği; davacıların müteselsil kefil sıfatıyla yaptıkları ödeme nedeniyle müteselsil kefil ...'ndan 158.213,21-USD, müteselsil kefil ...ndan 141.839-USD alacak taleplerinin haklı olduğu sonucuna varılarak; davanın kısmen kabulüne, davalıların İzmir 9 İcra Dairesi'nin 2011/7507 esas sayılı takibinde borca itirazlarının kısmen iptaline, asıl borçlu ... San ve Tic AŞ ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı borçlu ...'ndan 158.213,21-USD'nin davalı borçlu ...'ndan 141.839,00-USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre faiziyle fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının tahsili bakımından takibin devamına, fazlaya dair itirazın iptali isteminin reddine, alacak yargılamayı gerektirdiğinden ve likit olmadığından şartları oluşmayan inkar tazminatı talebinin reddine, davanın reddolunan kısmı yönünden davalıların şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, icra inkar tazminatı istemlerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bu yönden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin imzaladığı belirtilen kefalet sözleşmelerinin 1991 ve 1994 yılları arasında imzalandığını, kredi sözleşmelerine dayanılarak verilen borçların bankaların 1994 yılında keşide ettikleri ihtarnameler ile muaccel olduğunu, bu sözleşmelere dayanılarak muaccel olan borçlarla ilgili olarak 1994 ve 1995 yıllarında icra takipleri yapıldığını, müvekkilleri hakkında alacaklı bankalar tarafından sonrasında işlem yapılmadığını, müvekkilleri hakkındaki icra takiplerinin takipsizlik nedeniyle müracaata kaldığını ve takipsizlik üzerinden de 10 yılı aşkın süre geçtiğini, bu nedenlerle müvekkilleri hakkındaki kefalet sözleşmeleri ile sözleşmelere dayanak olarak yapılan icra takiplerinin on yıllık takip zamanaşımına uğradığından dolayı müvekkillerimne karşı alacaklı bankaların veya haleflerinin müracaat haklarının bulunmadığını, davacıların alacağı temlik alan dava dışı ... Yönetim A.Ş.'ye 23.07.2010 tarihinde ödeme yaptıklarını, müvekkillerinin kredi sözleşmelerindeki kefaletten kaynaklanan borcunun davacıların ödeme yaptıkları tarihte zamanaşımına uğramış olduğunu, alacağın zamanaşımına uğraması nedeniyle alacaklıların müvekkiline karşı takip yapma haklarının bulunmadığını, davacıların 5020 sayılı Bankalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 27. maddesi ile 4389 sayılı Kanuna (Bankalar Kanunu) eklenen ek madde 3 ile Kanundan kaynaklanan fon alacakları ile kanuna göre hazine alacağı sayılan alacaklara ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu, yine 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 141 maddesine göre de bu kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu belirterek zamanaşımı itirazlarının reddini talep ettiklerini, 5020 sayılı Kanunun 26.12.2003 gün 25328 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, kanunların kural olarak yürürlüğe girdikleri tarihten sonra meydana gelen olaylara uygulandığını, dava konusu alacakların 1994 yılında muaccel olduğunu, zamanaşımı savunmasının 1994 yılında yürürlükte olan kurallar dikkate alınarak sonuçlandırılması gerektiğini, bu nedenle 5020 sayılı Bankalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 27. maddesi ile 4389 sayılı Bankalar Kanununa eklenen ek madde 3'ün olayda uygulanamayacağını, ilk derece mahkemesinin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesinin 5411 Sayılı Bankacılık Kanununu geçici 16. maddesinde yer alan ''zamanaşımı'' sözcüğünü iptal ettiğini, bu karardan sonra dava konusu takipler açısından 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının ve dava konusu takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıla uzayacağının kabulünün Anayasa Mahkemesi kararının yok sayılması anlamına geldiğini, ilk derece mahkemesince zamanaşımı defi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden işin esasına girilmesinin HMK'ya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının gerekçeli ve denetime elverişli olmadığını bilirkişi raporunda asıl alacaklı olan ... Yönetim A.Ş.'nin kayıtlarının esas alındığını, bilirkişi raporunda, kredi ve kefalet sözleşmelerinin imza tarihleri, imzalanan kredi ve kefalet sözleşmeleri nedeniyle kredilerin hangi tarihlerde kullandırıldığı, kredi kat ihtarnamelerinin keşide ve tebliğ tarihleri, hangi kredinin hangi icra takip dosyasında takip konusu yapıldığı, icra takip dosyalarının açılış tarihleri, icra dosyalarına itiraz edilip edilmediği, edilmiş ise itirazın iptali/kaldırılması davası açılıp açılmadığı, açıldı ise tarihi, mahkeme kararının kesinleşme tarihi, icra dosyalarına ödeme yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise kim tarafından yapıldığı icra dosyalarının takipsiz bırakıldığı tarihler konusunda hiçbir bilginin yer almadığı, imza incelemesi bakımından incelemeyi yapanların adli tıp uzmanı ve fizik mühendisi olduğunun belirtildiği, grafoloji alanında uzman olup olmadıkları hakkında hiçbir açıklamada bulunulmadığı, herhangi bir belgedeki imza yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı konularında yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca, yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve incelemenin gerektirdiği cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması gerektiğini, takas mahsup talepleri yönünden satışın 2005 yılında yapıldığını, takibin ise 2012 yılında yaklaşık 7,5 yıl sonra yapıldığını, enflasyon nedeniyle paranın değer kaybettiğini, paranın verlldiği tarihteki alım gücü ile iade tarihindeki alım gücü çok farklı ve adaleti denkleştirmeyecek oranda az olduğunu, bu nedenle Yargıtay Kararlarında bir miktar paranın iadesi halinde iade edilecek miktar belirlenirken denkleştirici adalet düşüncesi gereği ödenen bedelin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, davacıların murislerinin müşterek ve müteselsil kefili bulunduğu ve ...na devredilen banka kredi borçlarını ödemeleri üzerine, ödedikleri tutarın diğer müşterek ve müteselsil kefillerden rücuen tahsili amacıyla başlattıkları icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davada, dava dışı asıl borçlu ... San ve Tic. A.Ş. tarafından ..., ..., ..., ... T.A.Ş. ve ...'tan genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullanılan ve geri ödenmeyen kredi borçları nedeniyle, alacaklı bankaların ...'ye devredilmesi ve ... tarafından bu alacakların dava dışı ... Yönetim A.Ş.'ye devredilmesi üzerine, davacıların müteselsil kefil ... mirasçıları olarak bu şirkete 23.07.2010 tarihinde ödedikleri toplam 504.979 USD'nin, dava dışı asıl borçlu şirket ve diğer kefillerden payları oranında rücuen tahsili amacıyla başlatılan İzmir 9. İcra Dairesinin 2011/7405 Esas sayılı icra takibine davalıların itirazlarının iptali, takibin devamına karar verilmesi talep edilmiş; davalı tarafça 1991 ve 1994 yıllarında imzalanan kefalet sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarının 10 yıllık zamanaşımına uğradığı, alacaklı bankaların veya haleflerinin davalılara müracaat haklarının kalmadığı, davalı ...'nun kayınpederi olan müteveffa ... ile beraber dava dışı ... A.Ş.'nin ...'tan kullandığı kredilere kefil olduğu, kendisine ait taşınmazın bu borca istinaden icra yoluyla satıldığı, bu bedelin bedelin 1/2'sinin davacılardan takas ve mahsup edilmesi gerektiği savunulmuştur.
İlk derece mahkemesince, 5411 sayılı yasanın 141. Maddesi ve bu yasanın 168. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 18.06.1999 günlü 4389 sayılı Bankalar Kanununa 12.12.2003 günlü 5020 sayılı kanunun 20. Maddesi ile eklenen ek-3 maddesi gereğince fon alacaklarından kaynaklanan dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu, dava konusu banka alacaklarına ilişkin takip tarihine göre 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, davacıların ödeme yaptığı 23.07.2010 tarihi itibariyle 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin 26.12.2016 tarihli raporuna göre ... tarafından düzenlenmiş borçlusu ... A.Ş. olan 5.000.000-TL bedelli, 1.323.675-USD ve 1.430.000-TL bedelli genel kredi sözleşmelerindeki imzaların davalı ...'nun eli ürünü olduğu; davalı ...'nun ... ile birlikte ... AŞ'nin borçlarına kefil olduğu, davalıya ait taşınmazın satış tutarından davacılara rücu edilecek tutarın işlemiş faizi ile birlikte toplam tutarın 7.452,16-TL olduğu, bu tutarın davalı ...'nun borcundan takas nedeniyle mahsubu sonrasında davacıların bu davalıdan 141.839-USD, davalı ...'ndan 158.213,21-USD alacak taleplerinin haklı olduğu sonucuna varılarak, davanın bu tutarlar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi asıl ve ek raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, rücuya konu tazminatın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şeklline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, alacağın varlığı ve miktarı konusunda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğinden icra inkar tazminatı koşullarının oluşmamasına, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar yönünden istinaf karar harcı olan 37.098,78 TL'den peşin alınan 9.274,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 27,824,28 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14.03.2024