İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2023/122 K.2025/1203

🏛️ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/122 📋 K. 2025/1203 📅 18.09.2025

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/122
KARAR NO : 2025/1203
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22.09.2022
NUMARASI : 2019/763 E. - 2022/719 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 18.09.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 18.09.2025
İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.09.2022 tarih 2019/763 E. - 2022/719 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin kardeşi ve murisi olan ...'nin 14.05.2018 tarihinde .... ..Kooperatifinden kredi talebinde bulunduğunu, kooperatifin anlaşmalı olduğu ....Bankasından 20 taksitle ve 3 aylık periyotlarla ödemek koşulu ile 115.000,00 TL değerinde kredi çektiğini, bu kredinin teminatı olmak üzere bankanın çalıştığı sigorta acentesi tarafından hayat sigortası yapıldığını, kredi borçlusu ...'nin 01.10.2018 tarihinde vefat ettiğini, hayat sigortasının başlama tarihinin 29.05.2018 olduğunu, 1 yıllık süre ile yapıldığını, sigortalının ölüm tarihinin ise 01.10.2018 olduğunu, sigorta şirketinin hayat sigortası kapsamında kalan borcu ödemekle mükellef olduğunu iddia ederek, müvekkilinin mirasçı sıfatıyla borçlu olmadığının tespitine, bugüne kadar ödenmiş olan 23.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren kredi sözleşme temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacının murisinin esnaf (tacir) olduğunu, kullandığı kredinin ticari mahiyette olduğunu, bu kredinin dava dışı ...Kooperatifi'nin kefaleti ile kullandırıldığını, daha sonra dava dışı ... A.Ş.'den 29.05.2018 tarihinde “Esnafa Hayat Sigortası” isimli 1 yıllık poliçe düzenlendiğini, ancak müşterinin aynı gün içerisinde karar değiştirerek sigorta yapılmasını istemediğini, prim ödemesi yapmayacağını beyan ettiğini ve aynı gün saat 14.52'de şube ATM'sinden hesabındaki o tarih itibarıyle kullanılabilir olan tüm bakiyeyi nakit olarak çektiğini, bu şekilde gelişen süreç sonrası TTK'nın sigortalara dair hükümleri ile Hayat Sigortaları Genel Şartları amir hükümleri doğrultusunda, poliçe tanzim tarihinden itibaren 30 gün içerisinde prim ödenmediğinden sigorta poliçesinin (sözleşmesi) herhangi bir ihtara gerek olmadan kendiliğinden geçersiz hale geldiğini, bu sebeplerle muris ...'nin 01.10.2018 tarihinde vefatının ardından vefat tarihinde yürürlükte olan bir sigorta poliçesi olmadığından mirasçılarına sigortadan ödeme yapılmasının söz konusu olmadığını, murisin prim ödemesi yapmaması nedeniyle sigorta mevzuatı uyarınca hayat sigorta poliçesinin baştan hükümsüz hale geldiğini, davanın hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, müteveffa ...'nin 14.05.2018 tarihinde imzalamış olduğu Kredi Çerçeve Sözleşmesi'ne istinaden....Bankası A.Ş. .... Şubesi tarafından 16.05.2018 tarihinde .... Kooperatifi Kefaletiyle Hazine Faiz Destekli İşletme Kredisi kullandırıldığı ve 115.000,00 TL olarak kullandırılan kredinin murisin vadesiz TL hesabına aktarıldığı, kullandırılan kredi ile ilgili belgeler arasında sigorta yapılacağına dair herhangi bir ibare olmadığı, kredi kullandırım tarihinde yapılan bir sigorta bulunmadığı, müteveffa adına 29.05.2018 tarihinde 23253690 Sertifika Numarası ile Esnaf Hayat Sigorta Sözleşmesi kapsamında 1 yıl süreli borcu kadar açıklamalı 880,00 TL prim ödemeli Hayat Sigortası Poliçesi düzenlendiği ancak sigorta ile ilgili imzalanmış herhangi bir imzalı belge bulunmadığı, müteveffaya ait hesap hareketleri incelendiğinde uyuşmazlığa konu poliçenin düzenlenme tarihi ve sonrasında 880 TL prim tutarının tahsil edilmesi için yeterli bakiyenin hesapta bulunmadığı, uyuşmazlığın geçerli bir sigorta poliçesi olup olmadığı noktasında toplandığı, banka kayıtlarına göre 01.10.2018 vefat tarihi itibariyle kredi ile ilgili herhangi bir ödeme yapılmadığı ve 16.08.2018 tarihli ilk taksitin gecikmede olduğu, bu durumda 01.10.2018 vefat tarihi itibariyle kullandırılan krediden kaynaklanan banka alacağının 117.242,72 TL olduğu, banka kayıtlarına göre 15.10.2019 dava tarihine kadar davacı tarafından toplam 16.310,07 TL ödeme yapıldığı, kredinin kullanıldığı tarihte yapılan bir sigorta bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, hayat poliçesinin kredi tahsisi için şart koşulduğunu, sigorta sözleşmesinin müteveffanın krediyi kullandığı tarihten sonra yapıldığını, bu süre zarfında hayat sigortası priminin ödenmediğinin fark edilmediğini, bu durumun da bankanın basiretli tacir olarak davranması yükümlülüğüne uygun olmadığını, kredi tahsis aşamasından sigorta işlemlerinin yapılması ve takibi açısından sorumlu olacak kişi-kurumun banka olduğunu ve edimini layıkı ile yerine getirmeyen bankanın kusurundan dolayı mirasçının zarar gördüğünü, müvekkilinin ödeme yükümlüsü olmadığı bir bedelden sorumlu tutulduğunu, müteveffanın ilk taksitinin 16.08.2018 olduğunu, 01/10/2018 tarihinde vefat ettiğini, davalının hayat sigortası yapılmadan kredinin onaylanmayacağı bankacılık gerçeği ve geleneğine bağlı iş ve işlemler yapması gerekirken hayat sigortası poliçesini yaptırmış olmasına rağmen devam işlemlerini yerine getirmediğini, krediyi çektiğinde 61 yaşında olan müteveffanın küçük esnaf-bakkal olduğunu ve kooperatif ve banka yetkililerinin yönlendirmesi kadar bilgi sahibi olabilceğini, müvekkilinin murisin vefatından sonra toplam 53.652,24 TL ödeme yaptığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :Dava, davacının miras bırakanı tarafından .... Kooperatifi aracılığıyla davalı bankadan kullanılan kredinin teminatı olarak düzenlendiği iddia olunan hayat sigortası poliçesi kapsamında, davacının kredi borcu nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, dava tarihine kadar ödenmiş tutarın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgeler, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ve hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, davacının miras bırakanı ile davalı sigorta şirketi arasında düzenlenmiş geçerli bir sigorta poliçesinin bulunmadığının tespit edilmiş olmasına, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
İstinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.